Serhan Şeşen ölüm kararını kendi verdi
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Serhan Şeşen ölüm kararını kendi verdi

Beyin ölümü gerçekleşen Serhan Şeşen için “fişi çekme” kararı ailesine kalmıştı. Ancak 26 yaşındaki Serhan bu zor kararı ailesine bırakmadı; kalbi bugün saat 14.30’da durdu.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 10:30 TSİ 04 Aralık 2008 Perşembe

İSTANBUL - Alınan bilgiye göre, Alman Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde yaşam destek ünitesine bağlı olarak izlenmekte olan “Grup Gündoğarken”in solisti Burhan Şeşen’in oğlu 26 yaşındaki Serhan Şeşen, saat 14.30’da kalp durması sonucu öldü.
Haberin devamı

Yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayetiyle İstanbul Maltepe’deki Özel Sema Hastanesi’ne giden Serhan Şeşen’e ilk önce grip teşhisi konulmuştu.

26 yaşındaki Şeşen, ertesi gün tekrar fenalaşınca yanlış teşhis konulduğu ortaya çıkmıştı.

Serhan Şeşen’in ileri derece menenjit olduğu ve beyninde apse oluştuğuna karar verilmişti.

Serhan Şeşen, ailesinin isteği üzerine Alman Hastanesi’ne sevk edilmişti. Bu hasteneden yapılan açıklamada Serhan Şeşen’in beyin ölümünün gerçekleştiği açıklanmıştı.

Öte yandan, Sağlık Bakanlığı, ihmal iddialarını araştırmak için inceleme başlattı.

DR. UZAN: KALBİN DURMASI BEKLENEN SONUÇ
Alman Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Cengiz Uzan, “Grup Gündoğarken”in solisti Burhan Şeşen’in oğlu Serhan Şeşen’in kalbinin durduğunu, bunun, beyin ölümü gerçekleşen vakalarda beklenen bir sonuç olduğunu söyledi.

Cengiz Uzan ile Yoğun Bakım Ünitesi uzmanı Tülin Erdem, Serhan Şeşen’in vefatına ilişkin Alman Hastanesinde basın toplantısı düzenledi.

Tülin Erdem, Serhan Şeşen’in, yoğun bakımdaki destek tedavisi devam ederken saat 14.30’da gelişen kalp durmasıyla vefat ettiğini bildirmekten “derin üzüntü” duyduğunu belirterek, ailesine ve dostlarına baş sağlığı diledi.

Başhekim Yardımcısı Uzan ise “beyin ölümü gerçekleşen durumlarda hastanın bu şekilde en fazla ne kadar yaşayabileceği” yönündeki soru üzerine, şunları söyledi:

“Bu süre tam olarak belli değil, hastaya göre değişebilir. Hayati organlardan önce solunum yolu etkilenir, ama solunum yolunu solunum destek tedavisiyle devam ettirebilirsiniz. Fakat kalp bölgesi etkilendiğinde buna yapabilecek bir şeyiniz yok. Merkezin tamamen etkilenmesi kalp durmasına neden olur.”

Uzan, 30 Kasım Pazar günü hastanelerine gelen Şeşen’in, 60 saat yoğun bakımda kaldığını ifade ederek, “Hastanemize geldiğinde zaten hastanın beyin ölümü gerçekleşmişti. Bugün de Serhan Şeşen’in kalbi durdu. Bu tür vakalarda beklediğimiz bir sonuçtur” şeklinde konuştu.

“Diğer hastanede bir ihmal söz konusu muydu?” şeklindeki soru üzerine de Uzan, o konuda bir yorum yapmalarının uygun olmadığını söyledi.

Uzan, “Yoğun bakımda Şeşen’e müzik dinletildi mi?” sorusunu da “Evet, dinletildi. Ailenin böyle bir talebi olmuştur ki bu onların en doğal hakkıdır. Maalesef hasta hiçbir tepki vermedi” şeklinde yanıtladı.

Serhan Şeşen’e, yarın savcılık incelemesinin ardından ailesinin isteği üzerine otopsi yapılacağı öğrenildi.

Serhan Şeşen’in beyin ölümü gerçekleşti


EKŞİ SÖZLÜK’TE SERHAN İÇİN YAZILANLAR
En yakın dostumun kuzeni olmasından kaynaklı oldukça eski bir arkadaşlığımız vardı kendisiyle. Bodrum Bağla’da pikaplarıyla sabahlara kadar müzik yapması, eski Fender gitarı, Protools set up’ı, ps2’deki motosiklet yarışı oyunları, Nil Karaibrahimgil’in tur otobüsünden uçarak inişi gibi artık acı bir tat veren hatıraları günlerdir aklımda, özellikle de gece olduğunda. Vahim olansa bu gencecik insanın hayatını bitiren artık her kim ya da kimlerse herhangi bir yaptırıma uğrayacaklarından emin olamıyor olmam, her ne kadar Serhan’ı geri getirmeyecek bile olsa.

Serhan, arada muhabbet etmekten daha fazlasını hiç yapmadığım Serhan, Kadıköy Anadolu’nun en eğlenceli günlerinin ciddi bir kısmının o kadar eğlenceli olmasının sebebi Serhan, o şirin göbeğini erittikten sonra verdikleri ilkokul konserine uzun batik bir anvelop etekle çıkan Serhan, ilk yazdığım hikayelerde küçük de olsa bir yeri olan Serhan, benim çocukken varlığıyla sevindiğim Serhan... Kadıköy Anadolu’yu sevme sebeplerim arasında olan bir insan, kendisi şanssız ve başka birileri beceriksiz olduğu için şimdi bir yatakta öylece yatıyor ve bekliyor yani, bu mudur?




Hiçbir zaman ölmemesi hatta yaşlanmaması gereken bir insandı. Gözümün önünde hala, şimdiki Duru Tiyatro olan eski Kadıköy Anadolu tiyatro salonunda Santana Smooth’u çaldığı gün... İçeri girdim, -sanırım öğrenci birliği seçimleri, Kalfest zamanı falandı, Eclipse tayfasıyla takılıyorlardı. İnanılmaz bir insandı, hayran olunacak biriydi. Cümlelerim toparlanamıyor...
Dünya güzeli gözleri, inanılmaz kendine güvenli, kıvırcık saçları, gazelleri... İnanmakta zorlanıyorum, kabul edemiyorum. İstemediği hiçbir şeyi yapmazdı o.
Çok fazla sohbetimiz yoktu, uzaktan laf atıp duruyordu, çamlıkta karşılıklı sigara içiliyordu. Böyleydi. Gene de biliyordum. Kendine güveni nemrutluk derecesindeydi bazen, ama onu sevdiren de buydu bence. Ölmemeliydi. Ölmemeliydi.

Hayatımda “iyi ki tanımışım” dediğim bikaç insandan biri. Kendisi ve dünya tatlısı Deniz’iyle hayatınıza girdiği andan itibaren vazgeçilmeziniz olur. Her ne kadar kendinizce nedenlerden dolayı aramaya çekinip geri dursanız da gecenin bi körü arayıp kendini hatırlatır ve unutulmadığınızı gösterir bu güzel insan.

Nesine kahrolacağımı bilemediğim kişi. Genç yaşta hayatını kaybetmesine mi yoksa doktor hatası iddialarına mı? Siz söyleyin kardeşler.

Beyin ölümü gerçekleştiğinde...
İyileşecek biliyorum. Benim tanıdığım Serhan öyle kolay kolay pes etmez iyileşecek ve sevdiklerini kucaklayacak. H büyük bir ihtimalle bana bi ton küfür saydırır biliyorum! Haklıdır da ağzına sağlıktır!. Nolur dayan Serhan Tanrı’nın iyilik melekleri omuzlarında olsun.

Benzer bir acıyı yaşadıktan sonra, TV’de haberlerini görünce çok üzüldüğüm sınıf arkadaşım. Bütün bunların genç yaşta yaşanması çok zor.

Bir arkadaşımın doğum gününde tanımıştım. Enerjikti, mizah duygusu ve muhakemesi ile dikkatimi çekmişti. O gece orada tanıştığım pek çok insandan aklımda en çok kalan kişi olmuştu.

Özel hastanelerin bazılarındaki vurdumduymazlığa, ticarethane mantığına ve “doktor” önlüğü giymiş kasaplara çok sevdiğim bir yakınımı kurban verdikten sonra ölümüyle, beni bir kez daha isyana sürüklemiş gencecik insan... İddialara göre adamakıllı teşhis konmuyor, tetkik ve tedavi yapılmıyor, üstüne de yanlış tedavi uygulanıyor, sonra da pişkinlikle, vay efendim “bu kadar büyütülecek bir şey mi?” deniyor!

Gencecik çocuk öldü, bitti hayatı. ailesinin canı gitti, umutları bitti. bu kadar mı kolay insanın yaşamını hiçe saymak, buruşturup çöpe atmak; bu kadar mı ucuz insan hayatı? Bu insanlar armut gibi ağaçta mı bitiyor? Pamuk arasındaki fasulye gibi kolay mı yetişiyor? Daha bilmediğimiz, duymadığımız ne dolaplar dönüyor acaba? Sağlık bakanı’nın açıklamaları ve akabinde icraatlarını merakla bekliyorum.

Aradan yıllar geçmiş kendisi ile arkadaşlığım kontağım tamamen kopmuş olmasına rağmen başına gelenleri okuduktan sonra içim burkuldu, başka türlü bir üzüldüm. Yüzde 5 şansı kaldı, beyin ölümü gerçekleşti, son 72 saat karar ailenin gibi haberler acı verir nitelikte, yeri göğü sallayacak bir depremin ön sarsıntıları gibi.. Babasının böyle bir anda üzgün olduğu kadar öfkeli olmak zorunda olması herhalde bir babanın yaşayabileceği en kötü şey. Medyada çıkan haberler iddialar falan gene korkunç.. Hani ölüm insanı haliyle üzer de bu başka türlü bir üzdü ya. Ne kadar seveni varsa sabırlar diliyorum.

Bu yargılanmanın sonucuna göre uygun görülürse meslekten men, ya da uygun görülen ceza uygulanır. eğer adli mahkemelerde dava açılırsa hiç bir sonuç alınamaz çünkü tıbbi olaylarda karar alma yetkisi sadece onur kuruluna aittir. İstanbul Tabip Odası’nda ilgili sağlık hukukçularının bu olaya gereken ilgiyi gösterecekleri aşikardır.

Gidişiyle, hayata dair yine binlerce şeyi sorgulatan ve ardında koskocaman boşluk hissi bırakan bir melekti Serhan. Her şey sanki bir muamma ve ben olanlara hala inanmıyorum...

Sadece bir zamanlar babasının yaptığı TV 8’deki programda ona yardımcı olmasıyla tanıdığım ama en az bir arkadaşım veya tanıdığımın başına gelmiş gibi bir üzüntü yaşadım haberini duyunca. Serhan’ın yaşadığı olayı bu ülkede çoğu insanın ne yazık ki yaşadığına eminim. O kadar okudum tabiki para kazanmak benim de hakkım mantığında olan doktorlardan çok yaptığı işin bilince olan ve yapacağı en küçük bir hatanın bir insanın canına mal olacağının farkında olan doktorlar ihtiyaç var.

Yürek dağlayan genç müzisyen. Ne olur bir mucize olsa da şu son 72 saatte ve yine babanla müzik yapsan.

Yaşamdan ne beklediğimden emin olamıyorum bu ülkede. Büyüyorum, hayaller kurmaya başlıyorum ve can bu kadar ucuzlamışken, hiç bir şeyin anlamı kalmıyor. Gerçek gibi gelmiyor yaşananlar... Her şey ya bir illüzyon, ya da koskoca bir yalan.. ve bize yutturuyorlar, önümüze hedefler koyuyorlar, sanki ölmekten başka amacımız varmış gibi.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Vedat Sertkaya  - Konya
06 Aralık 2008, Cumartesi 09:55  
Yazık ki biz millet olarak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz.Doktorların bu olayda hatası yok.Her menenjit düşünülen hastaya kafa içi basınç artışı bulgusu yoksa lp yapılır.Rutin tomo çekilmez.Doktorlar da aynen böyle yapmış.Nerede burada hata? Yurtdışındaki eğitimden dem vurulmuş ki ayıptır.Ne biliyorsunuz yurtdışındaki eğitim hakkında.Türkiye"de 7 yıl lisans eğitimi ardından en azı 5 yıl olan doktora eğitimi almanız gerekiyor aynı mertebe için.Neyi kıyaslıyorsunuz önce ona bir bakın.Lütfen bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.

Melis Ata  - Yurt Dışı
05 Aralık 2008, Cuma 15:09  
yurt disinda tip egitimin alabilmek icin en azindan 4 yillik bir lisans egitimi almaniz gerekiyor ve ondan sonra en azindan 7 Sene Universte okumaniz gerekiyorki Doktor ismini alasiniz!Türkiyede herkez Doktorum diye geciniyor, bence böyle bir sorumluk tasiyan bir meslekte egitim zorlastirmali. Bir Doktor nasil böyle hatalar yapar,devlet derhal diplomasina el koymaliki birdaha baska bir yerde böyle hatayi yapmasin! Dünyada eb önemlisi INSAN HAYATI ! ve bu konuda COK önemli!!

Halis  - Yurt Dışı
05 Aralık 2008, Cuma 00:06  
Amerika"da tıp eğitimi alabilmeniz için öncesinde 4 yıllık bir lisans eğitim almanız gerekiyor. Benzer bir uygulama Türkiye"de uygulanmalı. Nedenine gelince Türkiye"de ki tıp eğitiminin ezbere dayalı olduğunu düşünüyorum. Örnek olarak 4 yıllık mühendislik okumuş biri, bunun üzerine tıp eğitimi aldığı zaman ezber yerine öğrenmeye ve anlamaya daha yatkın olacaktır. Ayrıca, sadece gercekten doktor olmak isteyenler bu mesleği sececektir bu sekilde. Bu sistemin doktorların sorumluluk duygularını da arttıracagını düşünüyorum.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları