Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 68i, sevdiği bir meslekte çalışmıyor, işini sevenlerin oranı ise yüzde 32. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu eğitimini aldıkları işlerde çalışmazken, yüzde 56lık bir kesim, eğitimini aldığı meslek dışında bir meslek yapıyor. Ancak, eğitim düzeyi yükseldikçe alınan eğitim ve yapılan meslek arasındaki uyum artıyor. Eğitimini aldığı meslekte çalışanların oranı ise yüzde 44.
Katılımcıların yüzde 73ü özel sektörde çalışmak isterken, kamu sektöründe çalışmak isteyen yüzde 17lik kesim ise kamu sektörünü ömür boyu iş garantisi olarak nitelendiriyor.
Özel sektörde çalışılmak istenen kurumların başında yüzde 55lik tercih oranıyla holdingler, grup şirketleri ve büyük ölçekli firmalar geliyor. İkinci sırada ise yüzde 24 ile orta ölçekli şirketler yer alıyor. Fark etmez diyenler yüzde 14, küçük ölçekli şirketleri tercih edenler ise yüzde 7lik bir kesimi oluşturuyor.
Araştırma, özel sektörde, çalışılmak istenen kurumun ortaklık yapısı konusunda ise katılımcıların yüzde 31i yerli sermayeli şirketleri, yüzde 21i yabancı sermayeli global şirketleri, yüzde 19u ise yabancı ortaklığı olan şirketleri tercih ediyor.
Yenibiris.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu da, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi:
Çalışmak, insanın mutluluğundaki en önemli faktörlerden biri. Mutlu çalışanlar hem kendileri hem de çalıştıkları firma için verimli olabiliyorlar. Bu nedenle gençlerin, gelişme çağlarından itibaren gerek üniversite gerekse meslek seçimi konularında bilinçlendirilmeleri ve mezun olduktan sonra hangi alanlarda iş bulabileceklerini iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bu noktada başta ebeveynler olmak üzere eğitim kurumlarına ve eğitmenlere çok iş düşüyor. Farklı bir alanda uzmanlaşmak isteyenlerin ise, üniversite yılları ile eş zamanlı olarak ilgi duydukları konularda çeşitli yan eğitimler almaları, hatta staj programlarına katılmaları önem taşıyor. Ancak ne yazık ki ülkemizde, doğru istihdam politikaları uygulanmıyor. Bu nedenle de arz ve talep sağlıklı bir şekilde dengelenemiyor.
İŞ ARAYANLAR SADECE İŞSİZLER DEĞİL
Araştırmaya göre, iş arayan katılımcıların yüzde 48i, gelecek üç ay içinde iş bulacaklarına dair ne ümitli ne de ümitsiz , onları yüzde 23lük payla biraz ümitliyim, yüzde 16 ile çok ümitliyim ve yüzde 10 ile pek ümitli değilim diyenler izliyor. Katılımcıların yüzde 3lük bir kesimi hiç ümitli olmadığını dile getiriyor.
Araştırma sonuçlarına göre, iş arayanlar sadece işsizler değil. Kariyer planlarından endişe duyan, çalıştığı kuruma güvenmeyen ya da uzun vadede aynı iş yerinde çalışmak istemeyen pek çok kişi de iş arıyor.
Çalışmayıp iş aradığını belirtenler yüzde 43 oranındayken, çalışıyorum ama aktif olarak iş arıyorum diyenlerin oranı yüzde 33. İşimi kaybetme ihtimaline karşı iş görüşmelerine gitmeye başladım cevabını verenlerin oranı ise yüzde 22. İş aramayıp yeni fırsatları merak edenler ise yüzde 1lik bir orana sahip bulunuyorlar.
Ceylan Kılıçlıoğlu, mali krizin, iş piyasasındaki taşları da yerinden oynattığı ve etkilerini hissettirdiğini ifade etti.
Küresel mali kriz nedeniyle şirketlerin insan kaynakları politikalarını gözden geçirdiğini belirten Kılıçlıoğlu, şunları kaydetti:
Araştırma sonuçları, iş arayanların umut ve beklentileri ile işsiz kalınan dönemde neler yaptıklarına dair ipuçları da veriyor. Ancak iş arayanların, bu süreci yetkinliklerini ve kişiliklerini tanımak için kullanmaları büyük önem taşıyor. İş arayanlar işsizliği bir karamsarlık süreci olarak görüp kendilerini dış dünyaya kapatmamalı, bu süreyi kendini geliştirmeye ayırarak, iş bulma konusunda avantajlı duruma geçmeyi hedeflemeliler.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |