Eskişehirde annesine ait evde ele geçirilen silah ve patlayıcıların bireysel hatası sonucu bulunduğunu belirten Emek, 1991 ve 1993 yılları arasında komando birliğinde görev yaptığını, Güneydoğuda yıllarca PKK ile savaştığını kaydetti.
Bu dönemde komando birliğinde görev yaparken Kanas ve Kaleşnikof marka silahların kendilerinde olmadığını, bu bölgede ve Irakın kuzeyinde girdikleri çatışmalarda ele geçirdikleri silahları kullandıklarını ifade eden Emek, göreve giderken bu silahlarla birlikte el bombalarını da güvenlik nedeniyle yanlarında taşıdıklarını anlattı.
Emek, ele geçirdikleri malzemeler ile kendi envanterlerinde bulunan silahları, mayın ve tuzaklardan korunmak, örgütün barınaklarını imha etmek ve şehit vermemek amacıyla kullandıklarını, 1993te Özel Kuvvetler Komutanlığına tayini çıkınca da bu malzemeleri yanında getirdiğini bildirdi.
İLAÇLAR UNUTKANLIK YAPTI
Irakın kuzeyinden dönerken düzenlenen Çelik adlı operasyonda, Cudide göğsünden ağır yaralandığını ifade eden Emek, bu nedenle 1,5 yıla yakın bir süre tedavi gördüğünü anlattı.
Kullandığı ilaçların dalgınlık, unutkanlık yaptığını kaydeden Emek, fiziksel sorunları dolayısıyla yaşadığı uzun nekahat sürecinde, PKK ile çatıştığı dönemde el koydukları ve kendisinde kalan silah ile patlayıcıları teslim etmenin aklına gelmediğini savundu.
Emek, 1996da Genelkurmay Seferberlik Dairesine bağlı olarak Muğlaya tayini çıkınca, bu malzemeleri Eskişehirde annesine ait eve taşıdığını ifade ederek, Eskişehirde anneme ait evde ele geçirilen silah ve patlayıcıları operasyon bölgesinden aldım. Hiç kimseye göstermedim, kimsenin de bunlardan bilgisi yok. Terör örgütü suçlaması kabul edilebilir, hazmedilebilir değil, vücuduma aldığım yaradan daha ağır gelmektedir diye konuştu.
PATLAYICILARIN ÖMRÜ GEÇTİ
Emek, bu silah ve patlayıcıların 15 yıldır kullanılmadığını, bakımlarının yapılmadığını ve 11 yıldır da annesine ait evde bulunduğunu anlatarak, bu tür malzemelerin özel koşullarda depolanması gerektiğini, kendisindekilerin ise uygun koşullarda korunmadığı için raf ömrünün çoktan bittiğini savundu.
Söz konusu silah ve patlayıcıların 1977, 1978 ve 1984 yıllarına ait olduğunu, TNTnin ise 1950den kaldığını ve oksitlenip tahrip etkisinin kaybolduğunu belirten Emek, ele geçirilen patlayıcı ve el bombalarının bir kısmının adli emanete, bir kısmının TSKya iade edildiğini, bir bölümünün de imha edildiğini kaydetti.
Emek, bu malzemelere ilişkin raf ömrü gibi ihtiyaç duyulacak tüm tespitlerin mahkemece yapılmasını isteyerek, bu patlayıcıların 1995 yılı öncesine ait olup olmadıklarının belirlenmesini talep etti. Bu malzemelerin etki alanı yüksek, kaba silahlar olduğunu belirten Emek, şehirde kullanılabilecek özelliği bulunmadığını söyledi.
ŞENOCAK İLE İŞ DOLAYISIYLA TANIŞTIM
2004te Ankarada görev yaparken ordudan emekli olduğunu ve evlendiğini dile getiren Emek, iş hayatına atıldığı dönemde sanıklardan Muzaffer Şenocak ile tanıştığını, ancak verimli çalışamayınca kırgın olarak ayrıldığı Şenocakı 3 yıla yakın süredir görmediğini anlattı.
Emek, terör örgütüne yönelik çalışmalar ile bazı askeri şahısların uygunsuz davranışlarının tespiti, devletin bekası ve güvenliği için yapılan çalışmaların iddianameye konulduğunu öne sürdü.
Mensubu olmakla gurur duyduğu TSK ve Özel Kuvvetler Komutanlığının şaibe altına alınmaya çalışıldığını savunan Emek, asıl gladyonun, Özel Kuvvetlere iftira atanlar olduğunu iddia etti.
JANDADAKİ ŞEMA VE KROKİLER
Emek, ticari faaliyetleriyle ilgili ajandasındaki şema ve krokilerin, iddianamede suç unsuru olarak yer aldığını ileri sürerek, Orgeneral Eşref Bitlisi taşıyan uçağın düşmesinde sabotaj ihtimali bulunduğunu, elektromanyetik dalgalar ve uçak düşürülmesiyle ilgili okuduğu kitaplardan bilgilenme amacıyla notlar aldığını ve bunların da iddianameye konulduğunu savundu.
İddianamede yer alan bazı şemaların ticari amaçlı olduğunu ve bunların askeri alışkanlığından dolayı yaptığı karalamalardan oluştuğunu ifade eden Emek, TSKnın verdiği emirler doğrultusunda görev yaptığını dile getirdi.
CUMHURİYET VE DANIŞTAY SALDIRILARI
Ümraniyede el bombalarının bulunduğu 12 Haziran 2007den 2 gün sonra, eşi ve annesiyle gittiği umre ziyaretinden döndüğünü ifade eden Emek, şunları söyledi: El bombalarının bulunduğunu gazetelerden duydum. Örgüt içerisinde yer alsam, şahıslarla ilişkim olsa, Eskişehirde anneme ait evde unuttuğum silahlar ile Ankarada evimde çıkan belgeleri imha eder, bulundurmazdım. Bu belgelerin Ergenekonla ilişkisi yok. Bende bulunan askeri belge ve bilgiler görev yaptığım döneme aittir. Emekli olduktan sonra bilgi ve belge bulundurmadım. Bu tür patlayıcılar, belgeler dokümanlar ikametgahta saklanmaz, hücre evlerinde bulunur. Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay eylemleriyle ilgili aleyhimde sunulacak hiçbir delil yok. İddianamede belirtilen saçma sapan, hurafelerle dolu örgüt eğer gerçekten varsa benim fikri yapımla uyuşmaz.
GAZİ KANLI TERÖRİST OLAMAZ
Emekli Binbaşı Fikret Emek, terör örgütü ithamının kendisine çok ağır geldiğini, bir gazinin acımasız, eli kanlı terörist olamayacağını söyledi.
Kızının doğumunu beklerken gözaltına alındığını ve cezaevindeyken kızının dünyaya geldiğini belirten Emekin, Anne dediğim kutsal birinin evinde unuttuğum bana ait silah ve patlayıcıların bulunması manevi zarar vermiştir derken duygulandığı ve sesisin titrediği gözlendi.