Liberation gazetesinin eski genel yayın yönetmeninin sabah saatlerinde kelepçelenerek ve hakaret edilerek gözaltına alınması Fansayı karıştırdı. Ülkede basın özgürlüğünün azaldığına dair tartışmalar yapılıyor.
PARİS - Fransanın önde gelen gazetelerinden Liberationun eski genel yayın müdürü Vittorio de Filippisin, cuma günü basit bir iftira davası kapsamında sabah erken saatlerde evinden kelepçelenerek ve çocukları önünde kendisine hakaret edilerek alınıp polisler tarafından mahkemeye götürülmesi, siyaset dünyası ile basın sendika ve örgütlerinin sert tepkisine neden olmaya devam ediyor.
SAAT 6DA KAPINIZ ÇALIYORSA GELEN SÜTÇÜ OLMALI Olaya en sert tepki Liberation gazetesinden geldi. Gazete, başyazısında, Winston Churchillin demokrasi için iyi bir tanımlaması vardı. Bu rejimde sabah saat 6da kapınız çaldığında gelenin sütçü olduğundan emin olabilirsiniz derdi. Arkadaşımız Vittorio de Filippisin kapısı saat 6:40ta çalındı. Ama gelen sütçü değildi ifadeleri kullanıldı. Bu tür olayların Fransada bayağılaştığına vurgu yapan gazete, polisilerin, özellikle yoksul, az eğitim görmüş veya yabancılara karşı hor görücü ve kaba davranışını parmakla gösterdi.
Vittorio de Filippis, 2006 yılında, genel yayın yönetmeni olduğu Liberation gazetesinin internet sitesinde yayınlanan bir haber yüzünden suçlanıyordu. Söz konusu haber telekom operatörü bir firmanın sahibi hakkındaydı. De Filippis, 28 Kasım Cuma günü kendisini mahkemeye götürmek için evine gelen sivil polisler tarafından kelepçelenmiş, çocukları önünde kendisine hakaret edilmiş ve götürüldüğü mahkemenin bodrumunda da iki kez soyularak aranmıştı.
Olay gerek iktidar gerekse muhalefet partileri tarafından skandal olarak yorumlanıyor.
Kültür ve iletişim bakanı Christine Albanel, olayın derhal aydınlatılmasını istedi. İktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) sözcüsü Frederic Lefevbre olayı sürrealist olarak tanımladı. Ana muhalefetteki Sosyalist Partinin eski kültür bakanı Jack Lang, ülkem adına utanç duyuyorum dedi.
GAZETECİLERİN EN FAZLA GÖZALTINA ALINDIĞI ÜLKE Tüm basın sendikaları tek bir ağızdan olayın basın ve ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığını dile getiriyor ve sessizliğini koruyan adalet bakanınından tatmin edici bir açıklama bekliyorlar.
Paris merkezli Sınır Tanımayan Muhabirler örgütü RSF ise Fransanın Avrupada gazeteciler hakkında en fazla soruşturma açılan ve gazetecilerin en fazla gözaltına alınan ülke olduğuna dikkat çekiyor.
AFP ŞİKETE DÖNÜŞMEYİ PROTESTO EDİYOR Fransız Haber Ajansı AFP çalışanları da, hükümetin, ajansı özel sektöre açma planlarına ve iktidar partisi üyesi politikacıların ajansın yeterince iktidar lehinde haber yapmadığına dair eleştirilere, internet üzerinde dört dilde bir dilekçeyi imzaya açarak yanıt verdiler. AFP çalışanları söz konusu politikacıların ajansın iktidar partisinin basın açıklamalarını yeterince yansıtmadığına dair eleştirilerine karşı SOS AFP adlı bir girişim oluşturarak, internet üzerinde bir protesto dilekçesini imzaya açtılar. Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Almanca yayımlanan dilekçede, statülerinde değişiklik yapılarak AFPnin hissedarlara açık anonim bir şirkete dönüştürülmek istenmesi protesto ediliyor.
Ülkede pazar günleri yayımlanan Journal du Dimanche gazetesi çalışanları da, gazetenin cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozyye yakınlığıyla bilinen patronunu, cumhurbaşkanı ve hükümet hakkındaki haberlere aşırı derecede müdahale etmekle suçluyorlar. Journal du Dimache gazetesi çalışanları tarafından gazetenin sahibi, ünlü Fransız işadamı Arnaud Lagarderee gönderilen bir mektupta, gazete yönetimi, Sarkozy ve hükümeti hakkındaki haberler konusunda sistematik olarak taraflı davranmakla suçlandı. Gazete çalışanları, gazete yönetiminin cumhurbaşkanı ve hükümet ile arasına mesafe koymadığını, bu durumun da okuyucuların tepkisine neden olduğunu ve gazete satışlarını düşürdüğüne dikkat çekiyorlar.
KAMUYA AİT KURULUŞLARA REKLAM YOK Fransız hükümetinin kamuya ait radyo ve televizyon kanallarında Ocak 2009dan itibaren kademeli olarak reklamların kaldırılmasını öngören yasa tasarısı da bu kanallarda çalışanların tepkisine neden oluyor. Kamu kanalları çalışanları, reklam gelirlerinin nasıl telafi edileceğinin netleşmediğini, bunun da işten çıkarmalara yol açabileceğini söylüyorlar. Mecliste görüşmeye başlanan yasa tasarısının değiştirilmesi için muhalefet partileri 800den fazla değişiklik önergesi hazırladılar.
Fransa, merkezi Pariste buluınan Sınır Tanımayan Muhabirler (RSF) adlı kuruluşun, son dünya basın özgürlüğü klasmanı listesinde 35inci sırada geliyor. 2002 yılında yayımlanan listede 11inci sırada yer alan Fransa, özellikle gazetecilerin haber kaynaklarının gizli tutulmasına yönelik ihlaller nedeniyle eleştirilmekte.
Fransız devleti bir üniversite gazetesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle geçen hafta AİHM tarafından para cezasına da mahkum edildi.
Çağdaş ve Batı Demokrasileri olarak
bildiğimiz Ülkelerde 11 Eylül
olaylarından bu yana adeta büyük
değişimler yaşanmaktadır,elbette
Fransa"daki bu ve benzeri olaylar buna
sadece birer örnektir,ancak öyle
zannediyorum ki GLOBAL KRİZİN yarattığı
ve yaratacağı Sosyal ve Siyasal
neticeleri ve bu neticelerin zamanla
bölgesel savaşları tetikleme ihtimali
ile diğer gerilimlere sürüklenme
ihtimalleri DÜNYADA VE BİLHASSA BATILI
DEMOKRASİLERİ VE ÖZGÜRLÜKLERİ CİDDİ
ANLAMDA SARSABİLİR VE TEHLİKEYE
DÜŞÜRÜR,DEVLET ELİ İLE VEYA TOPLUMSAL
REAKSİYONLAR İLE TOTALİTER VE FAŞİZMİ
ANDIRAN UYGULAMALAR ARTABİLİR???