İSTANBUL - Ruşen Çakır: 9 Kasımda Alevi mitingi yapıldı Ankarada, çok etkili oldu. Ertesi gün kabine toplantısında bu mesele konuşulmuş ve bir an önce hazırlıklara başlanması söylenmiş. Ama arada bir takım olaylar gelişti ve Başbakan Erdoğan ABDye gitti. Daha sonra Devlet Bahçelinin de açılım yapmasıyla beraber Hükümet resmen bu konuda Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu ve Alevi kökenli milletvekili Reha Çamuroğlunun inisiyatifinde bu açılımı resmen başlatma kararı aldı. Bu süreç için bizimde duyurduğumuz cemevlerinin ibadethane kabulü, Alevi dedelerine maaş bağlanması ve Alevilerin bir bakanlık bünyesinde -bu Kültür Bakanlığı muhtemelen ya da Başbakanlıka bağlı bir birimde temsili gibi hususlar- hükümetin kabul edebileceği noktalar olarak görünüyor. Ama bunun en önemli özelliği şu: Hükümet, Meclisteki ve Meclis dışındaki siyasi partilere gidecek, tüm Alevi kuruluşlarıyla temasa geçecek nelerin yapılması gerektiğiyle ilgili. Önümüzdeki hafta bu konuda çok yoğun temaslar başlayacak.
Esra Sert: Yapılan miting ne kadar etkili oldu bu kararda? MHPnin açılımı da bir etki etti mi?
Ruşen Çakır: Esas belirleyici miting oldu. Aslında Reha Çamuroğlunun Başbakan danışmanlığından istifası AKPnin Alevi açılımından vazgeçtiği yorumlarına neden olmuştu. AKP yanlısı medyada da tartışıldı ve eleştirildi. Ama mitinge beklenenin üzerinde bir katılım oldu ve hiçbir olay çıkmadı ve ilk defa Aleviler taleplerini dile getirdiler. Hükümet hemen ardından bu süreci kendi içinde tartışmaya başladı. Bu arada kamuoyunda da tartışmalar oldu ve bu tartışmaların ışığında MHPnin de araya olumlu bir şekilde girmesiyle beraber Hükümet artık buna resmen el atma gerektiğini, daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiği sonucuna varmış oldu. Ki fiilen bu süreci başlatmış durumdalar. Başbakan Hindistandan geldikten sonra bunun işaretlerini o da verecek anladığım kadarıyla. Hatta Başbakan Erdoğanın bizzat kendisinin bazı temaslarda bulunması bile söz konusu olabilir.
Esra Sert: CHP ve AKP tabanı ekseninde durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ruşen Çakır: AKP tabanı bir yerden sonra sorun değil. Zaten hazırlanmıştı buna. MHPnin de evet demesiyle AKP rahatladı. Çünkü Sünni-muhafazakar kesime hitap eden iki temel parti var: AKP ve MHP. MHP bu açılıma evet dedikten sonra AKPnin tabanından korkusu büyük ölçüde gitmiş durumda. Şu anda kilit parti bence CHP. Zaten bu konuda çalışan kişiler de CHPnin bu sürece olumlu katkı vermesi durumunda bu sürecin hızla sonuç alıcı şekilde gelişeceğini söylüyorlar. Ama gerekli yasaları çıkartabilecek çoğunluğa zaten hükümet sahip, MHPnin ve DTPnin de büyük ölçüde destek vereceğini varsayabiliriz. Yasal düzenlemelerin sorun olmadan çıkacağını öngörebiliriz ama burada Hükümet bir konsensüs oluşturmak istiyor. Mümkün olduğu kadar Alevilerin büyük bir çoğunluğunu işin içine katmak, onların onayını almak istiyor. Burada tabi çok zorluklar çıkacak. Ama hükümet cemevlerinin ibadethane kabulüne, dedelere, görevlilere maaş bağlanmasına ve Alevilerin bir birimde temsiline çok sıcak bakıyor, bunlar önemli eşikler.
Esra Sert: CHPnin nasıl bir tepki vereceğini belki şimdiden söylemek güç ama geleneksel olarak Aleviler CHPnin tabanı... Nasıl bir tavır sürpriz olmaz?
Ruşen Çakır: CHP iki şey yapabilir... Biri gözü kapalı bir şekilde karşı çıkabilir, diğeri de gerçekten bu konsensüs sürecine, mutabakat sürecine dahil olabilir. Ben ikincisinin olabileceğini düşünüyorum. Çünkü yerel seçimlere girilirken Alevi taleplerini MHPnin kabul ettiği, hükümetin de kabul etmeye hazır olduğunu deklare ettiği bir yerde CHPnin şu ya da bu nedenle işi yokuşa sürmesi yerel seçimlerde CHPyi zor durumda bırakabilir. Bu nedenle CHPnin de bu sürece bir şekilde dahil olacağını söyleyebiliriz... Zorluklar çıkabilir, tartışma uzayabilir ama bir şekilde CHP sürece girer. Çünkü bu eşikler, cemevleri, dedeler ve temsil gibi sorunları hükümet kabul ettikten sonra, hükümet bu noktaya geldikten sonra artık çok da fazla itiraz edecek fazla bir şey olamaz. En fazla istismar diyebilirler. Ama CHPnin de çarşaf açılımını düşünürsek bu noktada hızlı bir şekilde bir takım noktalara gelinebilir. Ocak ayında Muharrem ayı yaşanacak, Aleviler için önemli bir ay. Belki o zamana kadar bile bir takım somut sonuçları görebiliriz.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevi karşıtı bir kurummuş imajından rahatsız oluyor ve bu anlamda bunu sonuna kadar zorlanması gerektiğini söylüyorlar. Ama kendileri bunu üstlenmek istemiyorlar. Bu formülle Diyanet dışında bir birim formülü Diyaneti de rahatlatır. Tabi ki Diyanet İşleri Başkanlığının ve değişik uzmanlarının bir takım eleştirileri, rahatsızlıkları olabilir. Ama sonuç olarak bu sürece Diyanetin karşı çıkmayacağını, tam tersine buna büyük ölçüde destek vereceklerini söyleyebiliriz.
Esra Sert: Alevi dernekleriyle, temsilcilikleriyle de görüşülecek. Bu taleplere baktığnıızda talepleri tatmin edici buluyor musunuz Aleviler açısından? Ek talepleri olabilir mi?
Ruşen Çakır: Tabi ki farklı farklı talepler dillendirenler var. Çok büyük bir tartışma olacaktır ama tartışma daha derli toplu, sonuç alıcı bir şekilde olacaktır. Daha önceki tartışmaların hepsi aslında bir nevi hiçbir ucu bir yere varmayan tartışmalardı. Şimdi somut olarak yasal bir takım düzenlemeler yapılacak, bu artık net bir şekilde ortada. Bu yasal düzenlemeler içinde bir pazarlık süreci başlayacak. Ben temsil diyorum, sen temsil diyorsun gibi tartışmalar başlayacak. Bunlar zor süreçler, kesinlikle öyle ama son günlerdeki miting sonrası atmosfer büyük ölçüde üzüm yemek değil bağcıyı dövmek perspektifinin terk edildiğini ve Alevilerin de büyük ölçüde sonuç alıcı girişimler içinde olduklarını gösteriyor. Tabi bu arada zorunlu din derslerin meselesi var, bu da süreç içinde tartışılacak ve sonuca bağlanacaktır. Eğer Hükümet iyi niyetli bir şekilde angaje olursa, ki ilk işaretler bunu gösteriyor, bu süreç zor da olsa tamamlanabilecek. Alevilerin bir statü kazanacaklarını, cemevlerinin bir statü kazanacağını, meşhur cami mi, cemevi mi? tartışmasının sona ermekte olduğunu söyleyebiliriz.