İnsanı merkez alan kitapta McGrath, Amerika üzerinden kötülük ve yıkımı gösteriyor, üç dönem üzerinden anlattığı New York hikayeleriyle kayıp, acı, hatırlama gibi kavramları kullanıyor.
Darağacının Kurulduğu Yılda, Amerikan Bağımsızlık Savaşında New Yorku kuşatan İngilizlere başkaldırdığı için idam edilen bir annenin öyküsü oğlunun gözünden dile getiriliyor.
Julius adlı öykü, ticaretin baş döndürücü bir hızla geliştiği 19. yüzyıl New Yorkunda geçiyor. Acımasız bir tüccarın oğlunun, babasının kente akın eden göçmenlere karşı önyargıları yüzünden, tutkuyla sevdiği kıza kavuşamayışının hikâyesi anlatılıyor.
Yıkıntı Alanı ise bir 11 Eylül öyküsü. Dünya Ticaret Merkezinin yerle bir edilişinin yarattığı derin travma, bir psikiyatrist ile bir hastayı yüz yüze getirir.
(...) Kadınla tanışmadan önce olup bitenleri anlatmasını sağlamanın ne kadar güç olacağını görüyordum; yani 11 Eylülden önce, hepimizin hayatında, hızla bir sınır noktası, daha doğrusu öncesinde dünyanın bir masumiyet ve berraklık ve sağlık cilasıyla parlar göründüğü bir zaman noktasından önce. Sonrasındaki herşeyin karanlık, eziyet verici ve anlaşılmaz göründüğü, ilerideki daha büyük karanlıkların belirtilerinden başka hiçbir şeyin olmadığı bir nokta. (Kitaptan)