Ergenlikteki beslenme çocukları bile etkiliyor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Beslenme

Ergenlikteki beslenme çocukları bile etkiliyor

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler, ergenlik döneminde sağlıksız beslenenlerin, çocuklarının kronik hastalıklara yakalanmasına zemin hazırladığını söyledi.


 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

AA
Güncelleme: 15:16 TSİ 14 Kasım 2008 Cuma

ANTALYA - I. Antiaging ve Estetik Tıp Kongresi için Antalya’ya gelen Prof. Dr. Tanju Besler, kişilerin sağlıklı yaşamının, ebeveynlerinin doğurganlık hatta ergenlik dönemlerindeki beslenme şekilleriyle doğrudan ilişkili olduğunu bildirdi.
Haberin devamı

Beslenmenin insan yaşamında büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Besler, “Beslenme, üzerimize giydiğimiz bir gömlek değil. Bugün bunu giyerim, yarın diğerini diye bakamayız. Sağlıklı bir yaşam sürmek ve sağlıklı çocuklara sahip olmak için tüm besinlerden dengeli şekilde almalıyız” dedi.

Tek bir besine dayalı, enerjisi kısıtlanan beslenme şekillerinin hem bireyleri hem de doğacak çocuklarını olumsuz etkileyeceğini ifade eden Prof. Dr. Besler, “Ucube diyetlere itibar edilmemesi” gerektiğini vurguladı.

Süt ve süt ürünleri, et, tahıl ürünleri ile meyve ve sebzenin dengeli tüketilmesini öneren Prof. Dr. Besler, “Beslenme, kişinin ihtiyaçlarını mutlaka karşılamalıdır. İnsan yaşamının herhangi bir dönemindeki beslenme ve enerji yetersizliği, o bireyin veya çocuğunun hastalıklara yakalanma riskini artırıyor” diye konuştu.

Vücudun koruma sisteminin etkinliğini artıran demir, kalsiyum, çinko gibi minerallerin de alınması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Besler, doğru bir beslenmenin çok önemli olduğunu, en ideal besinin bile tek başına tüketilmesi halinde, kişide ve ileride dünyaya gelecek bebeğinde hastalık riskini artırdığını söyledi.

KRONİK HASTALIKLAR
İnsanların yaşamlarının tüm dönemlerinde dengeli beslenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Besler, “Doğurganlık yaşındaki beslenme yetersizlikleri fetüsün gelişimini olumsuz etkilerken, doğurganlık çağı öncesindeki kötü beslenme bu kişinin ileride doğacak bebeklerinin hipertansiyon, diyabet, metabolik sendrom gibi kronik hastalıklara yakalanma riskini artırıyor” dedi.

Çeşitli araştırmalarla kronik hastalıkların, bireylerin anne ve babasının çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıklarıyla ilintili olduğunun kanıtlandığını bildiren Prof. Dr. Tanju Besler, kadın ve erkeğin ergenlik yaşı öncesi evrelerindeki beslenmesinin, ileride olacak bebeklerinin diyabet, tansiyon, metabolik sendrom gibi kronik hastalıklara yakalanma riskini etkilediğini kaydetti.

Özellikle protein alımının önemine işaret eden Prof. Dr. Besler, yetişkinlikte görülen kronik hastalıkların, fetal temelleri olduğunu vurguladı. Doğurganlık dönemindeki protein yetersiz beslenmenin fetüsün gelişimini olumsuz etkilediğini belirten Besler, şöyle devam etti:
“Hayatının bir döneminde protein yetersizliğiyle karşılaşan bireylerin bebeklerinin kronik hastalıklara yakalanma riski daha yüksek. Ergenlik ve sonrasında kadın ve erkeğin sağlıklı beslenmesi şart. Ergenlik döneminde protein yetersiz beslenenler, çocuklarının kronik hastalıklara yakalanmasına zemin hazırlıyorlar.”

Proteinin hayvansal kaynaklı olmasının kalitesini artırdığını söyleyen Prof. Dr. Besler, buna karşın bitkisel ve hayvansal kaynaklı besin maddelerinin en azından yarı yarıya tüketilmesi gerektiğini vurguladı.

BEYNİN GELİŞMEMESİ VE ÖZÜRLÜ BEBEK
Prof. Dr. Tanju Besler, kadın ve erkeğin doğurganlık dönemi önce ve sonrası kötü beslenmesinin yıllar sonra doğacak bebeklerinde özürlü ya da beyni gelişmeyen bebeklerin doğumuna kadar ciddi klinik tablolara neden olabileceğine dikkati çekti.

Ergenlik ve sonrasında portakal, mandalina, greyfurt, kavun, karpuz, fasulye, brokoli, ıspanak, fındık gibi birçok besinden karşılanabilen folik asitten günde 400 mikrogram tüketilmesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Besler, “Doğurganlık çağındaki bireyler folik asit yetersiz beslenirse çocuklarında nöral tüp yetmezliği olur ve sinir sistemi gelişmez. Bu da beynin gelişmediği tablolara neden olabilir” diye konuştu.

Doğurganlık çağında iyot tüketiminin önemine de işaret eden Prof. Dr. Besler, iyot yetersiz beslenen bireylerin özürlü bebek dünyaya getirme riskinin büyük olduğunu ifade etti.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları