Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora ikili görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, Geçmişte ülkede çeşitli çatışma ortamları yaşandı. Dünde İstanbulda bir vatandaş PKK sempatizanı gruba pompalı tüfekle kendince müdahale etti. Bu konuda vatandaşlara ne tavsiye ediyorsunuz? sorusuna şu karşılığı verdi:
Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ediyorum. Fakat tabi bu sabır nereye kadar olacak. Bunun da endişesi içerisindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kast ederseniz hayatına kast ettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri böyle bir imkanı varsa, o da kendini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bu bir sevktir. Düşünün şimdi size diyorlar ki Şu meydanı ben sana vermem izin istiyorsun. Miting mi yapacaksın kardeşim. Miting yapılacak meydanlar belli. Gidersin bu meydanda demokratik hakkını kullanırsın, mitingini yaparsın. Ama Hayır ben istediğim meydanda yaparım dersen kusura bakmayın istediğin yerde yapamazsın. Şimdi düşünün çocukları kullanıyorlar. 6-7 yaşında, 10-11 yaşında çocuklar, 15 yaşında gençler. Ve bu gençler geliyorlar düşünün benim semtim Beyoğlu, orada Dolapdereden Taksime çıkan o dar yollarda lastikler yakıldı. Orada bu halkın yaşadıklarını düşünün. Evlerinden kaçışanları gördüm ben, bu olacak iş mi Allah aşkına. Bunun insanlıkla ne alakası var? Bunun demokrasi mücadelesiyle ne alakası var? Bunun özgürlük mücadelesiyle ne alakası var? Bu terörün tam manasıyla mahalle aralarına girmek suretiyle, halkı tahrik, halkı bu noktada ne yazık ki böyle bir çalışmanın içerisine sokmaktan başka bir yol değil, iyi bir yol değildir.
GENÇLERE SESLENİYORUM: BU OYUNA GELMEYİN
Gençlere seslenmek istediğini ifade eden Erdoğan, Bu oyuna gelmeyin. Bakın 10 yıl, 15-20 yıl sonra Biz nasıl aldatıldık diye dert yanarsınız. Ama iş işten geçmiş olur. Geçmişte aynı şeyleri bu ülke yaşadı. 60lı yıllarda birçoğu bunu yaşadı dedi.
O dönemin insanlarının, karşılıklı mücadele ettikleri insanlarla kol kola olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:
Ortaklıklar kurmuşlar, Biz nasıl bu oyuna geldik, nasıl bu tezgaha geldik diye şimdi bunu konuşuyorlar. Şimdi dikkat ediyorum, çıkarıyorum arşivleri bakıyorum ki aynı oyun bu gün yine tezgahlanıyor. Bu oyuna gelmeyelim. Gençlerimizi bu işe kurban etmeyelim. Onun için de yazılı ve görsel medyaya bu noktada çok büyük iş düşüyor. Bunun için de özellikle terör örgütünün propagandasını yapacak yollardan kaçınmaları lazım. Bunun özellikle hatırlatmak istiyorum.
ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ DEĞİL
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, Hafta sonu Van ve Hakkarideydiniz. Bir çok gerilim yaşandı. Özellikle bazı kesimlerin, bir siyasi partinin siyasi demeçleri ile oradaki tansiyonu yükseltmesini neye bağlıyorsunuz? sorusuna şu yanıtı verdi:
Bizim değerlendirmelerimiz şunu gösteriyor; bölgede özellikle yaklaşan yerel seçimler sebebiyle, alternatif bir siyasi gücün olmaması ve bu tür tehditlerle orada yalnız kalma gayretine yönelik bir adım olarak görüyorum. Tabii bu süreci ne yazık ki provoke eden bir adımdır. Gerek Vanda yapılmak istenen ama istediklerine ulaşamama, bunları iyice sertleştiriyor. Tabii Van, doğuda büyük illerimizden bir tanesi. Geçen dönemde seçim kaybettiler ve bu seçimi kaybedip bu dönemde durum ne olacak? Bunun endişesi içindeler. Tabii dükkanların kepenklerini indirtmek istediler ama Vanlı vatandaşlarım buna asla ilgi duymadı ve kepenkleri indirmedi. İndirmeyince, bu defa oradaki vatandaşların araçlarını yakma yoluna gittiler. Üç, dört vatandaşımızın araçlarını yaktılar, lastikler yaktılar, söndürmeye gelen itfaiye aracını yakma yoluna gittiler. Bazı vatandaşlarımızın alışveriş mağazalarının camlarını kırma yoluna gittiler. Bunlar da yine o belirli partinin mensupları olup, hemen o olaydan sonra o partiye kaçtılar. Sığındıkları yere gidip girdiler. Bu bir gerçeği gösteriyor. Bunun adı demokrasi değil, farklı yöntemlerle oy devşirebilmek. Bunun adı insan hakları değil, farklı yöntemlerle güya insan hakkı talebinde bulunuyormuş gibi bir yola girmek. Bunun adı özgürlük mücadelesi de değil, çünkü özgür olmayan kimse yok ortada.
MALUM PARTİNİN İKİ MİLLETVEKİLİ...
Şu anda Vanda malum partinin 2 tane milletvekilinin bulunduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
Bu iki milletvekilinin, bir tanesi tehditle kapı kapı dolaşıp esnafların dükkanlarını kapatması yolunda çalışmalar yapmak istiyor ama kamera takibini görünce işi bırakıyor. Ve polisimize ağza gelmeyecek hakaretlerle saldıran, yönelen tipler bunlar. Bunlar, düşünün bu ülkede şu anda milletvekili olmuş durumda, böyle kişiler. Ama polisimiz bunlara karşı yine de sabırla tahammül ediyor, sabırla bunların karşında görevini yapmanın gayreti içinde devam ediyor. Çünkü onun tavrına karşı kalkıp da aynı mukabelede bulunsa, onlar bunu da farklı yerlere taşıyabilirler. Ama burada polisimiz aklı selimle hareket ederek, buna yine sabırla tahammül gösteriyor. Hakkaride iki tane hastane ve bunun yanında birçok okulun açılışını yaptık. 24 trilyon sadece eğitimde Hakkariye yaptığımız yatırım. Bu hastanenin biri Yüksekovada. Biz orada açılış törenlerini yaparken, Yüksekova ilçesinin içinde de ne yazık ki bölücü terör örgütü, malum partinin elemanlarıyla orada bazı gösterilere girdiler. Biz oradan Hakkari Merkeze girdiğimizde, arkadan gelen konvoyda basın mensupları vardı, araçlarını çevirerek taşladılar. Bu taşlar camı çerçeveyi indirip bir basın mensubu arkadaşımızın başına gelebilirdi, ağır yaralanmasına ve ölümüne neden olabilirdi. Daha sonra özel timlere haber vererek özel timler arkadaşlarımızın oradan güvenlik altına alınıp kurtulmasına vesile oldu. Çünkü bunlar insan düşmanı. Bunların insan onuruna, insan hayatına bir defa saygıları yok buradan oy devşirmeye çalışıyorlar. Atılan adımlar hep buna yönelik.
MALUM BELEDİYE
Hakkari Belediyesinin çalışmalarını da eleştiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
Üzülerek dikkat ettiğim bir şey var. Hakkarinin belediyesi malum partinin belediyesidir. Ben partimin kuruluşunda da oraya gittiğimde de sonraki gidişlerimde de hangi Hakkari varsa bugün de aynısı var, yerel yönetimler açısından söylüyorum. Sadece merkezi yönetim olarak yaptıklarımızın dışında bir gelişim, bir değişim söz konusu değil. Bunu da halkımın özellikle dikkatlerine sunmak istiyorum. Bu kadar olaylar oluyor ama hala yazılı görsel medya bu olayları sürekli göstermek suretiyle terör örgütünün reklamını yapıyor. Bunların istediği zaten propagandasını yaptırmak. Bu propagandayı yaptıracağına, Van Meydanında 20-30 bin insan var, ellerinde Türk bayraklarıyla... Gel onları göster, onları niye göstermiyorsun? Yani biz bütün bunlara rağmen bunları yapmışız. Bunu göstereceksin ki moral depolayalım, motivasyon olsun, ama siz sürekli olarak bombalamaları, orada bir tane lastiğin yakılmasını, üç tane aracın yakılmasını göstermek suretiyle menfiden, olumsuzluktan yaklaşırsanız, onların propagandasını yaparsınız. Bunlar da doğrusu bizlerde soru işareti uyandırmaktadır. Bunu da vurgulamak durumundayım.