Köşk’ten Yaşar Kemal’e ödül
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika

Köşk’ten Yaşar Kemal’e ödül

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, bu yıl edebiyat dalında Yaşar Kemal’e, mimari dalında Turgut Cansever’e, müzik dalında ise Dr. Alaeddin Yavaşca’ya verildi.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

AA
Güncelleme: 14:34 TSİ 30 Ekim 2008 Perşembe

ANKARA - Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, kültür ve sanatının yücelmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişiler ile kurumlara, Devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmesinin öngörüldüğü hatırlatıldı.
Haberin devamı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, ödülün, her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatı verdiği ifade edilen açıklamada şöyle denildi: “Bu çerçevede, Doğan Hızlan, Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Mustafa İsen, M. Emin Kuz, H. Gürcan Türkoğlu, H. Ahmet Sever, Zeynep Damla Gürel’den oluşan Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine, Sayın Cumhurbaşkanımız, 2008 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin, edebiyat dalında Sayın Yaşar Kemal’e, mimari dalında Sayın Turgut Cansever’e,müzik dalında Sayın Dr. Alaeddin Yavaşca’ya verilmesini uygun görmüşlerdir. Ödül töreni daha sonra duyurulacak bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Çankaya Yerleşkesi’nde yapılacaktır.”

YAŞAR KEMAL
Asıl adı “Kemal Sadık Gökçeli” olan yazar, 1923 yılında Adana’da doğdu. Küçük yaşta bir kaza nedeniyle bir gözünü kaybeden Yaşar Kemal, 5 yaşındayken babasının Hemite Camisi’nde namaz kılarken öldürülmesine tanık oldu.

Yaşar Kemal, Burhanlı köyü ilkokulunda başladığı ilköğrenimini Kadirli Cumhuriyet İlkokulu’nda tamamladı. Adana’da ortaokula devam ederken bir yandan da çırçır fabrikasında işçilik yaptı.

Kemal, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra Kadirli’nin Bahçe Köyü’nde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük gibi 20’ye yakın işte çalıştı.

Yaşar Kemal, 17 yaşındayken siyasi nedenlerle ilk tutukluluk deneyimini yaşadı. Askerlikten sonra 1946 yılında gittiği İstanbul’da Fransızlar’a ait havagazı şirketinde gaz kontrol memuru olarak çalıştı.

1948’de Kadirli;ye dönen Kemal, bir süre yine çeltik tarlalarında kontrolör olarak çalıştıktan sonra arzuhalcilik yapmaya başladı.

1950’de Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine aykırı eylemde bulunmak savıyla tutuklanan Kemal, bir süre Kozan Cezaevinde yattı. 1951’de salıverilince İstanbul’a gitti.

Yaşar Kemal, kısa bir işsizlik döneminin ardından Cumhuriyet Gazetesinde röportaj yazarlığı ile başladığı gazeteciliği, fıkra yazarlığı ve kurduğu yurt haberleri serisinin yönetimi ile sürdürdü (1951-63). Kemal, 1962 yılında girdiği Türkiye İşçi Partisi’nde Genel Yönetim Kurulu üyeliği, propaganda komitesi başkanlığı ve merkez yürütme kurulu üyeliği yaptı. 1963’te ayrıldığı gazetecilikten sonra kendini bütünüyle roman yazma uğraşına verdi.

1967’de haftalık dergi Ant’ın kurucuları arasında yer alan Yaşar Kemal, sorumlusu olduğu bu derginin yayınları arasında çıkan “Marksizmin Temel Kitabı” adlı yapıttan dolayı 18 ay hüküm giydi. Bu karar Yargıtay tarafından bozuldu.

1973’te Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kuruluşuna katılan Kemal, 1974-75 yıllarında sendikanın ilk genel başkanlığını üstlendi. 1995’te Der Spiegel’de çıkan bir yazısı dolayısıyla İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan Kemal, 20 ay hapis cezasına çarptırıldı, ancak cezası ertelendi.

PEN Yazarlar Derneği üyesi olan Yaşar Kemal, yazarlık yaparak hayatını sürdürüyor.

Birçok kez Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen Yaşar Kemal’in basılan eserleri arasında “Sarı Sıcak (1952)”, “İnce Memed (1955-1969-1984-1987)”, “Teneke (1955)”, “Orta Direk (1960)”, “Yer Demir Gök Bakır (1963)”, “Ölmez Otu (1968)”, “Akçasaz’ın Ağaları / Demirciler Çarşısı Cinayeti (1974)”, “Akçasaz’ın Ağaları / Yusufcuk Yusuf (1975)”, “Yılanı Öldürseler (1976)”, “Al Gözüm Seyreyle Salih (1976)”, “Allah’ın Askerleri (1978)”, “Kuşlar da Gitti (1978)”, “Deniz Küstü (1978)”, “Hüyükteki Nar Ağacı (1982)”, “Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik (1980)”, “Kale Kapısı / Kimsecik II (1985)”, “Kanın Sesi / Kimsecik III (1991)”, “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (1997)”, “Karıncanın Su İçtiği (2002)”, “Tanyeri Horozları (2002)” bulunuyor.

Roman ve öykülerinden yapılan uyarlamalarla çağdaş Türk tiyatrosuna da katkıları olan Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır” adlı eseri, “Uzundere” adıyla 1965’te, “Teneke” adlı eseri yazarın oyunlaştırması ile Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından 1965’te ve “Ağrı Dağı Efsanesi” adlı eseri 1974’te çeşitli tiyatrolar tarafından sahnelendi.

Birçok yapıtı da sinemaya uyarlanan Kemal’in bu eserleri arasında “Beyaz Mendil”i 1955’te Lütfü Akad, “Namus Düşmanı”nı 1957’de Ziya Metin, “Alageyik”i 1959’da, “Karacaoğlan’ın Sevdası”nı 1959’da ve “Ölüm Tarlası”nı 1966’da Atıf Yılmaz, “Ağrı Dağı Efsanesi”ni 1974’te Memduh Ün, “Yılanı Öldürseler”i 1981’de Türkan Şoray, “İnce Memed”i 1984;te Peter Ustinov ve “Yer Demir Gök Bakır”ı 1987’de Zülfü Livaneli yönetti.

TURGUT CANSEVER
Antalya’da 1921 yılında Turgut Cansever, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (DGSA) Yüksek Mimarlık Bölümü’nden 1946’da mezun oldu. 1949’da İstanbul
Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktorasını tamamlayan Cansever, 1947-1951 yılları arasında DGSA’da öğretim üyeliği yaptı.

1951 yılında kendi mimarlık bürosunu kuran Cansever, 1957 yılında İstanbul Belediyesi’nde planlama danışmanı olarak çalıştı ve İstanbul metropolü gelişme biçimi ile ilgili ilk çalışmaları, çözüm alternatiflerini geliştirdi. Cansever, 1957’de İmar Yasası ve İmar İskan Bakanlığı kuruluş çalışmalarına katıldı.

1961’de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü’nün kuruluşunu sağlayan Cansever, İstanbul geçiş dönemi nazım planını hazırlattı. Cansever, 1960’da ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde 2 yarı yıl diploma projesi hocalığı yaptı.

1974-1975’te İmar İskan Bakanlığı’nda danışmanlık ve İstanbul Nazım Plan Bürosu başkanlığı yapan Cansever, 1975-1980 yıllarında İstanbul Belediyesi’nde İstanbul metropol gelişme planında uygulanması öngörülen su, pis su, ulaşım, konut, turizm, koruma, şehir merkez alanları, yeni yerleşmeler, yeni sanayi bölgeleri, liman vs. gibi çeşitli projelerin uygulanması sırasında belediye başkanlığında danışmanlık yürüttü.

Turgut Cansever, mimaride evrensellik ve yerellik, standartlar ve çeşitlilik, mimarinin genetik meseleleri ve tezyinilik konularında teorik görüşlerini uygulamalarında gündeme getirdi.

1980’de Türk Tarih Kurumu binası ve Bodrum’da Ahmet Ertegün evi yenilemesi ile 1992’de M. Öğün, E. Öğün, F. Cansever ile 3 kez “Ağa Han Mimarlık Ödülü”nü
kazandı.

Cansever’in uygulanan diğer eserleri arasında Çengelköy’de Sadullah Paşa Yalısı restorasyonu (1949-1951), Adana Karatepe Açık Hava Müzesi (1957), Salacak’ta Çürüksulu Ahmet Paşa Yalısı, Muharrem Nuri Birgi evi yenilemesi (1968-1971), Burgazada Rafet Ataç Evi (1986-1989), Vaniköy Akın Yalısı (1989-1992), Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü (1988) yer alıyor.

PROF. DR. ALAEDDİN YAVAŞCA
Kilis’te 1926 yılında doğan Yavaşca, Kilis Kemaliye İlkokulu ve Kilis Ortaokulu’nu bitirdikten sonra lise birinci sınıfı yatılı olarak Konya Lisesi’nde başlayıp, 2 ve 3. sınıfları İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayıp 1945’te mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi’ne giriş imtihanını kazanarak Tıp Fakültesine başlayan Yavaşca, 1951’de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi 1. Kadın Doğum Kliniğinde, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil’in yanında Haseki Hastanesinde ihtisasını yapan Yavaşca, 1955 yılında Kadın-Doğum Mütehassısı oldu.

Çeşitli hastanelerde görev yapan Yavaşca, Vakıf Gureba Hastanesi’nde 1969-1976 yılına kadar Kadın-Doğum Kliniği Şefliği yaptı. Bu hastanede olmayan doğum bölümünü kuran Yavaşca, 1976 yılında da boşalmış olan Haseki Hastanesi Kadın-Doğum Kliniği Şefliğine naklen atandı. Bu süreler içinde birçok kadın-doğum mütehassısları yetiştiren Yavaşca, 1985 yılında da aynı hastanenin başhekimi oldu.

Prof. Dr. Yavaşca, 1980 yılında Birleşik Amerika Baltimor şehrindeki Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi’nde “İdarecilik ve Aile Planlama Kursları”nı bitirdi.

Musiki hayatına Kilis’te küçük yaşlarda başlayan Yavaşca, 8 yaşındayken o sıralarda ortaokulda öğretmen olan Zihni Çelikalp’ten batı musikisi keman dersleri aldı.

İstanbul’a geldikten sonra Saadeddin Kaynak, Münir Nureddin Selçuk, Dr. Subhi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mes’ud Cemil, Ekrem Karadeniz, Dede Süleyman Erguner, Dr. Selahaddin Tanur gibi üstatlardan istifade eden Yavaşca, İstanbul Belediye Konservatuarı, İleri Türk Musikisi Konservatuarı, İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosu’nda solist icracı oldu.

Zamanla Türkiye radyolarında ve TRT bünyesinde danışma, denetleme ve repertuvar kurullarında üyelik ve başkanlık dahil önemli görevler alan Yavaşca, 1967 yılından bu yana solistliği yanında koro yöneticiliği de yaptı.

Türk musikisinde devlete bağlı ilk konservatuvarın kurucuları arasında yer alan Yavaşca, 1976’dan itibaren Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın yönetim Kurulunda ve öğretim kadrosunda çalıştı. Yavaşca, konservatuvarın İstanbul Teknik Üniversitesine bağlanmasından sonra teşkil edilen danışma biriminde yer aldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı profesörlüğüne 1990 yılında atanan Yavaşca, sözü geçen konservatuvarın ses eğitimi bölüm Başkanlığını sürdürdü.

“Yaş haddinden emekli olanlar” için çıkartılan yasa dolayısıyla 2005 yılı Nisan ayı sonunda buradan ayrılan Yavasca, Haliç Üniversitesi’nde göreve başladı.

Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca’nın icracılığı yanında 630 civarında beste, semai, kar-ı natık, şarkı, çeşitli saz eserleri, marş, divan, çocuk şarkıları, dini sahada da Mevlevi ayini ve ilahi formunda besteleri bulunuyor.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

ilker  - İstanbul
29 Ekim 2008, Çarşamba 20:39  
onurlu Yaşar Kemal bu ödülü almaz

Gülay Güney  - Adana
29 Ekim 2008, Çarşamba 18:04  
Yaşar Kemal"in kabul edeceğine inanmıyorum.

sercan eroğlu  - Bitlis
29 Ekim 2008, Çarşamba 15:15  
sonunda yaşar kemali görmeyi başardılar ha...

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları