Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün, ödülün, her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatı verdiği ifade edilen açıklamada şöyle denildi: Bu çerçevede, Doğan Hızlan, Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Mustafa İsen, M. Emin Kuz, H. Gürcan Türkoğlu, H. Ahmet Sever, Zeynep Damla Gürelden oluşan Değerlendirme Kurulunun önerisi üzerine, Sayın Cumhurbaşkanımız, 2008 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin, edebiyat dalında Sayın Yaşar Kemale, mimari dalında Sayın Turgut Cansevere,müzik dalında Sayın Dr. Alaeddin Yavaşcaya verilmesini uygun görmüşlerdir. Ödül töreni daha sonra duyurulacak bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Çankaya Yerleşkesinde yapılacaktır.
YAŞAR KEMAL
Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan yazar, 1923 yılında Adanada doğdu. Küçük yaşta bir kaza nedeniyle bir gözünü kaybeden Yaşar Kemal, 5 yaşındayken babasının Hemite Camisinde namaz kılarken öldürülmesine tanık oldu.
Yaşar Kemal, Burhanlı köyü ilkokulunda başladığı ilköğrenimini Kadirli Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Adanada ortaokula devam ederken bir yandan da çırçır fabrikasında işçilik yaptı.
Kemal, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra Kadirlinin Bahçe Köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük gibi 20ye yakın işte çalıştı.
Yaşar Kemal, 17 yaşındayken siyasi nedenlerle ilk tutukluluk deneyimini yaşadı. Askerlikten sonra 1946 yılında gittiği İstanbulda Fransızlara ait havagazı şirketinde gaz kontrol memuru olarak çalıştı.
1948de Kadirli;ye dönen Kemal, bir süre yine çeltik tarlalarında kontrolör olarak çalıştıktan sonra arzuhalcilik yapmaya başladı.
1950de Türk Ceza Kanununun 142. maddesine aykırı eylemde bulunmak savıyla tutuklanan Kemal, bir süre Kozan Cezaevinde yattı. 1951de salıverilince İstanbula gitti.
Yaşar Kemal, kısa bir işsizlik döneminin ardından Cumhuriyet Gazetesinde röportaj yazarlığı ile başladığı gazeteciliği, fıkra yazarlığı ve kurduğu yurt haberleri serisinin yönetimi ile sürdürdü (1951-63). Kemal, 1962 yılında girdiği Türkiye İşçi Partisinde Genel Yönetim Kurulu üyeliği, propaganda komitesi başkanlığı ve merkez yürütme kurulu üyeliği yaptı. 1963te ayrıldığı gazetecilikten sonra kendini bütünüyle roman yazma uğraşına verdi.
1967de haftalık dergi Antın kurucuları arasında yer alan Yaşar Kemal, sorumlusu olduğu bu derginin yayınları arasında çıkan Marksizmin Temel Kitabı adlı yapıttan dolayı 18 ay hüküm giydi. Bu karar Yargıtay tarafından bozuldu.
1973te Türkiye Yazarlar Sendikasının kuruluşuna katılan Kemal, 1974-75 yıllarında sendikanın ilk genel başkanlığını üstlendi. 1995te Der Spiegelde çıkan bir yazısı dolayısıyla İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan Kemal, 20 ay hapis cezasına çarptırıldı, ancak cezası ertelendi.
PEN Yazarlar Derneği üyesi olan Yaşar Kemal, yazarlık yaparak hayatını sürdürüyor.
Birçok kez Nobel Edebiyat Ödülüne aday gösterilen Yaşar Kemalin basılan eserleri arasında Sarı Sıcak (1952), İnce Memed (1955-1969-1984-1987), Teneke (1955), Orta Direk (1960), Yer Demir Gök Bakır (1963), Ölmez Otu (1968), Akçasazın Ağaları / Demirciler Çarşısı Cinayeti (1974), Akçasazın Ağaları / Yusufcuk Yusuf (1975), Yılanı Öldürseler (1976), Al Gözüm Seyreyle Salih (1976), Allahın Askerleri (1978), Kuşlar da Gitti (1978), Deniz Küstü (1978), Hüyükteki Nar Ağacı (1982), Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik (1980), Kale Kapısı / Kimsecik II (1985), Kanın Sesi / Kimsecik III (1991), Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (1997), Karıncanın Su İçtiği (2002), Tanyeri Horozları (2002) bulunuyor.
Roman ve öykülerinden yapılan uyarlamalarla çağdaş Türk tiyatrosuna da katkıları olan Yaşar Kemalin Yer Demir Gök Bakır adlı eseri, Uzundere adıyla 1965te, Teneke adlı eseri yazarın oyunlaştırması ile Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından 1965te ve Ağrı Dağı Efsanesi adlı eseri 1974te çeşitli tiyatrolar tarafından sahnelendi.
Birçok yapıtı da sinemaya uyarlanan Kemalin bu eserleri arasında Beyaz Mendili 1955te Lütfü Akad, Namus Düşmanını 1957de Ziya Metin, Alageyiki 1959da, Karacaoğlanın Sevdasını 1959da ve Ölüm Tarlasını 1966da Atıf Yılmaz, Ağrı Dağı Efsanesini 1974te Memduh Ün, Yılanı Öldürseleri 1981de Türkan Şoray, İnce Memedi 1984;te Peter Ustinov ve Yer Demir Gök Bakırı 1987de Zülfü Livaneli yönetti.
TURGUT CANSEVER
Antalyada 1921 yılında Turgut Cansever, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (DGSA) Yüksek Mimarlık Bölümünden 1946da mezun oldu. 1949da İstanbul
Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde doktorasını tamamlayan Cansever, 1947-1951 yılları arasında DGSAda öğretim üyeliği yaptı.
1951 yılında kendi mimarlık bürosunu kuran Cansever, 1957 yılında İstanbul Belediyesinde planlama danışmanı olarak çalıştı ve İstanbul metropolü gelişme biçimi ile ilgili ilk çalışmaları, çözüm alternatiflerini geliştirdi. Cansever, 1957de İmar Yasası ve İmar İskan Bakanlığı kuruluş çalışmalarına katıldı.
1961de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğünün kuruluşunu sağlayan Cansever, İstanbul geçiş dönemi nazım planını hazırlattı. Cansever, 1960da ODTÜ Mimarlık Fakültesinde 2 yarı yıl diploma projesi hocalığı yaptı.
1974-1975te İmar İskan Bakanlığında danışmanlık ve İstanbul Nazım Plan Bürosu başkanlığı yapan Cansever, 1975-1980 yıllarında İstanbul Belediyesinde İstanbul metropol gelişme planında uygulanması öngörülen su, pis su, ulaşım, konut, turizm, koruma, şehir merkez alanları, yeni yerleşmeler, yeni sanayi bölgeleri, liman vs. gibi çeşitli projelerin uygulanması sırasında belediye başkanlığında danışmanlık yürüttü.
Turgut Cansever, mimaride evrensellik ve yerellik, standartlar ve çeşitlilik, mimarinin genetik meseleleri ve tezyinilik konularında teorik görüşlerini uygulamalarında gündeme getirdi.
1980de Türk Tarih Kurumu binası ve Bodrumda Ahmet Ertegün evi yenilemesi ile 1992de M. Öğün, E. Öğün, F. Cansever ile 3 kez Ağa Han Mimarlık Ödülünü
kazandı.
Canseverin uygulanan diğer eserleri arasında Çengelköyde Sadullah Paşa Yalısı restorasyonu (1949-1951), Adana Karatepe Açık Hava Müzesi (1957), Salacakta Çürüksulu Ahmet Paşa Yalısı, Muharrem Nuri Birgi evi yenilemesi (1968-1971), Burgazada Rafet Ataç Evi (1986-1989), Vaniköy Akın Yalısı (1989-1992), Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü (1988) yer alıyor.
PROF. DR. ALAEDDİN YAVAŞCA
Kiliste 1926 yılında doğan Yavaşca, Kilis Kemaliye İlkokulu ve Kilis Ortaokulunu bitirdikten sonra lise birinci sınıfı yatılı olarak Konya Lisesinde başlayıp, 2 ve 3. sınıfları İstanbul Erkek Lisesinde tamamlayıp 1945te mezun oldu.
İstanbul Üniversitesine giriş imtihanını kazanarak Tıp Fakültesine başlayan Yavaşca, 1951de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi 1. Kadın Doğum Kliniğinde, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgilin yanında Haseki Hastanesinde ihtisasını yapan Yavaşca, 1955 yılında Kadın-Doğum Mütehassısı oldu.
Çeşitli hastanelerde görev yapan Yavaşca, Vakıf Gureba Hastanesinde 1969-1976 yılına kadar Kadın-Doğum Kliniği Şefliği yaptı. Bu hastanede olmayan doğum bölümünü kuran Yavaşca, 1976 yılında da boşalmış olan Haseki Hastanesi Kadın-Doğum Kliniği Şefliğine naklen atandı. Bu süreler içinde birçok kadın-doğum mütehassısları yetiştiren Yavaşca, 1985 yılında da aynı hastanenin başhekimi oldu.
Prof. Dr. Yavaşca, 1980 yılında Birleşik Amerika Baltimor şehrindeki Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesinde İdarecilik ve Aile Planlama Kurslarını bitirdi.
Musiki hayatına Kiliste küçük yaşlarda başlayan Yavaşca, 8 yaşındayken o sıralarda ortaokulda öğretmen olan Zihni Çelikalpten batı musikisi keman dersleri aldı.
İstanbula geldikten sonra Saadeddin Kaynak, Münir Nureddin Selçuk, Dr. Subhi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mesud Cemil, Ekrem Karadeniz, Dede Süleyman Erguner, Dr. Selahaddin Tanur gibi üstatlardan istifade eden Yavaşca, İstanbul Belediye Konservatuarı, İleri Türk Musikisi Konservatuarı, İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosunda solist icracı oldu.
Zamanla Türkiye radyolarında ve TRT bünyesinde danışma, denetleme ve repertuvar kurullarında üyelik ve başkanlık dahil önemli görevler alan Yavaşca, 1967 yılından bu yana solistliği yanında koro yöneticiliği de yaptı.
Türk musikisinde devlete bağlı ilk konservatuvarın kurucuları arasında yer alan Yavaşca, 1976dan itibaren Türk Musikisi Devlet Konservatuvarının yönetim Kurulunda ve öğretim kadrosunda çalıştı. Yavaşca, konservatuvarın İstanbul Teknik Üniversitesine bağlanmasından sonra teşkil edilen danışma biriminde yer aldı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı profesörlüğüne 1990 yılında atanan Yavaşca, sözü geçen konservatuvarın ses eğitimi bölüm Başkanlığını sürdürdü.
Yaş haddinden emekli olanlar için çıkartılan yasa dolayısıyla 2005 yılı Nisan ayı sonunda buradan ayrılan Yavasca, Haliç Üniversitesinde göreve başladı.
Prof. Dr. Alaeddin Yavaşcanın icracılığı yanında 630 civarında beste, semai, kar-ı natık, şarkı, çeşitli saz eserleri, marş, divan, çocuk şarkıları, dini sahada da Mevlevi ayini ve ilahi formunda besteleri bulunuyor.