Gazeteci Sedat Ergin, şunları söyledi:
Biraz şaşırarak izledim. Çünkü hiç alışageldiğimiz bir üslup değildi. Çok kızgındı. Şahsen bu kızgın üslup benim çok tasvip ettiğim bir çizgi değil. Hangi makamda olursa olsun, bir kamu görevlilerinin topluma karşı bu kadar yüksek ses perdesinden konuşmalarını onaylayamam. Sayın komutan, kendi karargahında mahiyetindeki astlarına karşı böyle bir üslup kullanabilir. Kullanır mı kullanmaz mı ona karışamam. Ama bu üslubun topluma karşı, kamuoyuna karşı kullanılmasını çok doğru bulmuyorum. Şimdi ben sayın Başbakanın sert üslubunu her seferinde eleştiren bir gazeteciyim, ama kendimde tutarlı olmam gerekir. Bu tür kızgın üslubu eleştiren bir gazeteci olarak, burada da eleştirimiz sayın Genelkurmay Başkanına da yöneltmek durumundayım. Sayın Genelkurmay Başkanının kendine göre çok haklı nedenleri olabilir. Kendimi onun yerine koymaya çalışıyorum, haklı da. Ama kızgınlığın bu şekilde ifade edilmesi de çok isabetli olduğu kanaatinde değilim.
Ben sadece şunu söyleyebilirim, burası açık bir toplum. Demokrasilerde hiç bir toplum eleştiriden muaf değil. Tamam, terörle mücadelenin hassasiyetini kabul ediyorum ama demokrasinin kaçınılmaz. Demokrasi içinde kalarak terörle mücadele etmek durumundasınız. Aktütün Karakolundaki şehitlerimizin sayın Genelkurmay Başkanının belirttiği gibi bir kahramanlık destanı yazdıklarından da şüphem yok. Ama bu durum karakola yapılan saldırılarla ilgili kamuoyunun zihninde belirmiş olan bazı soru işaretlerini de ortadan kaldırmıyor. Çünkü başlangıçta çoğumuz bu saldırı olduğunda bunun bir istihbarat zafiyetinden kaynaklandığına inanmıştık. Fakat istihbaratın zamanında geldiği bilgisi ortaya çıkınca ister istemez tabii kamuoyunda bazı soru işaretleri ortaya çıktı. Ve önümüzdeki günlerde Kara Kuvvetleri Komutanının bu konuda ne olduğu konusunda bir inceleme yapıldığı anlaşılıyor. Bu incelemenin sonucunun kamuoyuyla paylaşılırsa, belki bu soru işaretleri de giderilir.