ABD hükümetinin açıkladığı son paket, Nobel ekonomi ödülünün son sahibi Paul Krugmanın bir ay önceki yazısında savunduğu görüşlerle paralel ancak kapsamı daha dar.
İSTANBUL - 2008 Nobel ekonomi ödülünü alan ABDli ünlü ekonomist Paul Krugman, ekonomiyi yakından takip edenler için Bushun iktisat politikalarına muhalefetiyle tanınıyor. New York Timesda yer alan köşe yazılarında, mali krizin başından beri ABD hükümetinin kararlarını ve çözüm adımlarını eleştiren Krugman, hükümetin müdahale etmekten kaçınan tavrını değiştirmesi gerektiğini söylüyor. ABD hükümetinin açıkladığı 250 milyar dolarlık son kurtarma planı, Nobel ödüllü iktisatçının, devletin bankalara doğrudan para transfer etmesi gerektiği görüşlerine paralellik gösteriyor. Ancak Krugman daha 1990ların başında İsveçin ya da son günlerde İngilterenin yaptığı gibi daha kapsamlı müdahalelerin gerekli olduğunu düşünüyor.
BİR AY ÖNCE SÖYLEMİŞTİ Krugman, 17 Eylülde yayınlanan köşe yazısında, finans sisteminin tekrar işler hale gelebilmesi için hükümetin müdahale etmesi ve bankalara doğrudan para transfer etmesi gerektiğini söylemişti:
Genellikle Hazine ekonomik zayıflıklara cevap olarak, faizlerin düşürülmesi amacıyla hazine kağıdı satın alır. Ancak, pratikte hazinenin belirlediği faiz zaten sıfır, öyleyse ne yapılabilir?
Özel sektöre borç verebilir, zaten korkunç ölçüde bunu yapıyor. Ama bu, durumun kötüleşmesini engelleyemiyor.
Tek bir çıkış noktası görünüyor; federal hükümet Fannie Mae ve Freddy Mace el koyup, borçlarını garanti altına aldıktan sonra, mortgage faizlerinde keskin düşüş yaşandı. Burada, duymaya hazır olan kulaklara bir ders bulunuyor; mali sistemin tekrar işler hale gelebilmesi için tek yol, hükümetin el koyması olabilir.
ADRES GÖSTERDİ Krugman köşe yazısında çeşitli kapsamlı adımların tartışılmaya devam ettiğini aktarıyor ve bu adımlar için adres gösteriyor:
Bu kapsamlı yaklaşımların ne olacağını kesin olarak bilemiyoruz. Ama İsveçin 1990ların başında mali sistemin büyük bölümüne devletin geçici olarak el koymasını kapsayan kurtarma planı, bu konuda umut vadeden bir kıyaslama olarak ele alınabilir. Washingtondaki politika yapıcıların, bununla karşılaştırılabilir bir kontrol uygulamasına hazır olup olmadığı açık değil. Eğer değillerse, bu mali sistemi kurtarmak adına yapılacak açgözlülüğün sonucunda piyasalarla birlikte hisse senedi sahiplerinin de zarar görmesine neden olacak yanlış bir kurtarma planına dönüşebilir.
Bunun da ötesinde iyi düzenlenmiş bir kurtarma planı çok paraya mal olacaktır. İsveç hükümeti bu amaçla, gayri safi milli hasılasının yüzde dördü olan 600 milyar doları kullanmıştı. Üstelik, hükümet birçok malvarlığını satarak, bu yükün tamamını vergi mükelleflerine yansıtmadı.
ASLOLAN DOĞRU BİÇİMDE EL KOYMA Yapılması gerekenleri yazdıktan sonra Krugmanın iddialı bir de tahmini var. Buna göre, hükümet zaten müdahale etmek zorunda kalacak ama sorun bunun doğru bir biçimde yapılıp yapılamayacağı:
Kurtarma planı umuduyla mızmızlanmanın bir faydası yok. Bugünün Amerikan politik sistemi, Andrew Mellonun Herbert Hoovera verdiği ünlü tavsiyeyi takip etmiyor; çalışanları akışkan hale getir, stokları akışkan hale getir, çifçileri akışkan hale getir, mülkleri akışkan hale getir Büyük el koyma (satın alma) yaklaşıyor; soru bunun doğru biçimde yapılıp yapılamayacağı.
BUSH YAPAMAZ, SONRAKİ HÜKÜMETİ BEKLEMEK GEREK Paul Krugman, daha sonraki köşe yazılarında ciddi bir plana gereksinim olduğunu sık sık yazdı. Ancak bu konuda, mevcut Amerikan yönetiminden pek de umutlu değil. 2 Ekim tarihli Uçurumun Eşiğinde başlıklı yazısında bunu anlatıyor.
Harcamalarda ve istihdamda yaşanan düşüşü geri çevirecek uyarıcı bir ekonomik plana acilen ihtiyacımız var. Ama bu kez yapılacak plan bir başka mucizevi vergi indirimlerinden medet uman değil (burada Bush yönetiminin sık sık gündeme getirdiği çözüm önerilerine eleştiri ve atıf var), doğru yere para harcayacağımız ciddi bir plan olmalı.
Ama bunu Bushun yapacağını düşünmek zor. Bu nedenle de bir sonraki hükümeti beklemek zorunda kalacağız. Seçimlere daha 32 gün (yazının yayınlandığı tarih itibariyle) var ve yeni hükümetin işleri ele alması dört ayı bulabilir. Ama emin olacağımız bir şey varsa, o da bir sonraki hükümetin ekonomi takımı yere daha sağlam basan bir ekip olacak; çünkü Büyük Buhrandan bu yana görülen en büyük mali ve ekonomik krizle yüzleşmek zorunda kalacaklar.
KRİZİN ANALİZİ Nobeli kazandığı açıklanmadan bir gün önce çıkan son yazısında Krugman, finans krizinin bir analizini yapıyor ve çözüm yollarını tekrar açıklıyor:
Krizin nedeni ne? Detayları karmaşık olabilir ama krizin doğası aslında çok basit. Emlak balonunun patlaması, mortgage ödemelerine güvenerek mülk alanların büyük zararlara uğramasına neden oldu. Bu büyük kayıplar, finans kurumlarını büyük borçlar ve küçük sermayelerle ekonominin gereksinim duyduğu kredileri sağlamak için karşılamak zorunda bıraktı. Sorun yaşayan finans kurumları da borçlarını karşılayabilmek ve sermayelerini büyütebilmek için mülk satmaya başladı. Bu ise mülk fiyatlarının daha da düşmesine, buna bağlı olarak sermayelerinin daha da küçülmesine neden oldu.
Ev sahiplerine yapılacak ilk yardım, -çok arzu edilse de- daha önce kötü şartlarla alınan borçların neden olduğu büyük kayıpları telafi edemeyecektir ve bunun şimdiki paniğe etkileri çok yavaş olacaktır. Öyleyse yapılması gereken, daha önceki mali krizlere de uygulandığı gibi, sorunu yetersiz sermaye olgusu üzerinden ele almak ve hükümetlerin elde edeceği ortaklık karşılığında sermaye artırılması için mali enstrümanlar üretmeleri olacaktır.
Bu yarı-millileştirme birçok ekonomistin savunduğu çözüm. Ama ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, 700 milyar dolarlık paketi açıklarken, bunun ancak hata yapıldığında yapılacak olan şey olduğunu ileri sürerek reddetti. Bunun yerine hükümeti, mortgage destekli toksik varlıkları geri almaya çağırdı. Bu çözümü de asla tam anlamıyla ne olduğu belli olmayan teorisine dayandırdı.
ÇÖZÜM OKYANUS ÖTESİNDE Krugman, İngiltere Başbakanı Gordon Brownın, küresel krizin ülkesindeki etkilerine karşı açıkladığı önlemlerin doğru olduğunu belirtiyor. Önceki yazılarında, 1990lardaki İsveç deneyimini örnek veren ünlü iktisatçı, İngiltere hükümetinin açıkladığı son plandan sonra ABDlilere doğru adres olarak yine okyanus ötesini gösteriyor:
Britanya hükümeti doğrudan meselenin merkezine müdahale etti ve Britanya bankalarının verdiği borçların garantilerine arka çıkabilmek için, bankalara kaynak aktarılacağını açıkladı. Böylelikle mali mekanizmaların en önemli bölümlerinden birinin tekrar çalışması hedefleniyor.
Gordon Brownın yaptığı, tüm dünya için gerekli kurtarma eylemini tanımlamak. Britanyadan liderlik etmesi beklenmiyordu. Brown hükümeti, finans krizini doğru anladığını ve ne kadar çabuk hareket edeceğini göstermiş oldu.
Para, bugünün dünyasında en karmaşık
kavramlardan biri. Kavram olarak
çözümlenebilir bir olgu değildir. En
yalın tanımıyla insanın güncel
yaşantısını sürdürmesi için gerekli olan
kalori miktarı ve bunun doğa ile
eşgüdümlü orantısıdır. Kısaca doğada
günde belli ölçüde tavuk
tüketebilirsiniz, bir anda çok fazlası
çatlatır. Karşılık daima doğadır.
Eklemeler: güvenlik, sağlık, eğlence de
uyumlu olmalıdır. Öyleyse küresel
doğanın bozulmasında etken olan bugün ki
sistem çöküntülere uğramaya mahkumdur.
Her müdahale eksik kalacaktır. Dünya
insanı kendisini artık yeniden
tanımlamalıdır.