AK Partinin TBMM Grubunda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadele konusunda şunları söyledi:
Şiddetin dilini, öfkenin dilini tedbit etmeliyiz. Zira ayrıştırıcı bir dille hiçbir meselemizi hal yoluna koymamız mümkün değildir. Meselelerimizi çözecek olan, bu milletin tabiatında, gündelik olan kadim medeniyetimizden neşet eden kardeşlik dilidir. Farklılıklarımız bir ayrışma vesilesi değil, bir zenginlik vesilesidir. Üzülerek ifade ediyorum ki, son dönemde bir iki yerleşim birimimizde yaşanan lokal gerilimlerin kaynağında bu düşmanlık dilinin ip uçları gözlenmiştir. Bu millet, kardeşliği yücelten, komşuluğu neredeyse mukaddesleştiren bir medeniyetin sahibidir. Ancak arızi de olsa bu tür müessif hadiselerin ortaya çıkışında terörle birlikte kendisine yer bulan çatışma ve düşmanlık dilinin izlerini taşımaktadır. Şunu hepimiz bilmeliyiz ki Türkiye Cumhuriyetinin terörle mücadelesi daha da kuvvetlenerek inşallah başarıya ulaşacaktır. İç barışın, kardeşliğin, demokratik hakların, hukukun zedelendiği bir ortam sadece terörün işine yarar. Dolayısıyla yapmamız gereken şey; terör karşısında aklıselimle hareket etmek, kardeşliğimizi en üst seviyede vurgulayan bir dille meselelerimizi konuşmaktır. Açık söylüyorum; Hukuktan vazgeçmeyeceğiz, demokrasiden bir tek geri adım atmayacağız.
İLK YENMEMİZ GEREKEN ÖFKEMİZ
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
Terörle mücadele konusunda Hükümet olarak çalışmalarımızı çok boyutlu bir şekilde sürdürüyoruz. Yapılan terör eylemleriyle bu eylemlerden alınmak istenen sonuçlar, her zaman paralel olmayabiliyor. Hatta zıt yönlerde olabiliyor. Konuyu değerlendirirken, bu gerçeği de aklımızda tutmak zorundayız. Aktütünde askerlerimizin, Diyarbakırda polislerimizin canına kastedenler, aslında bu milletin asırlardır çözülmeyen bütünlüğüne, insanlarımızın dostluk ve kardeşliğine de kastediyorlar. Bu sebeple, ülke ve toplum olarak terörle mücadelede ilk yenmemiz gereken düşman öfkemizdir, öfkemiz olmalıdır. Terör örgütü benim askerime, benim polisime düşman gözüyle bakıyor. Fakat biz şu anda bütün bu bakışlara rağmen suçlu gözüyle bakıyoruz. Neden? Demokrasinin gereği bu. Hukukun üstünlüğü bunu gerektiriyor. İnsani yaklaşım bunu gerektirdiği için bunu yapmak durumundayız.
Sağduyudan, aklı selimden uzaklaşıldığı an terörün tuzağına düşülmüş olacağını belirten Erdoğan, Zaten istenen ve beklenende bu... Terör örgütünün istediği, millet ile devletin arasını açmak değil mi? Biz, devlet-millet nasıl el ele olur bunu göstereceğiz dedi.
KOMPLEKSSİZ ADIMLAR ATIYORUZ
Hükümet olarak başta Irak Merkezi Yönetimi, ABD ve Kuzey Irak Yerel Yönetimi olmak üzere ilgili bütün tarafları içine alan bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
Bu adımlar dün atılmamışsa yanlış yapılmıştır. Böyle önemli konularda ülkeler kompleksli davranamaz. Aksine çözüm yolunda akılcı ve gerçekçi bir biçimde ağırlığını koyar ve hissettirir. Türkiyenin gocunacak hiçbir şeyi yok. Sonuna kadar diplomatik arayışını sürdürür ve masada verilen sözlerin yerine gelmesini muhataplarından ister. Bu, bir zaaf oluşturmaz, aksine güç oluşturur. Devlet ve Hükümet olarak atılması gereken bütün adımları kompleksiz bir biçimde atıyoruz, atacağız. Bu konunun istismar edilmesini de son derece talihsiz buluyoruz. Sağolsun, bazıları çıkıp, Başbakan Amerikada başkanla şöyle konuşmalıydı, böyle konuşmalıydı gibi, 1,5 sene sonra nasihatte bulunuyor. Benim Sayın Başkan Bushla ne konuştuğumu nereden biliyorsun, neler söylediğimi ne biliyorsun? Sadece dünyaya açılmış iki tane cevabı bile, acaba daha önce, çatısı altında bulunduğunuz parti alabildi mi? El pençe divan durmaktan başka ne yaptınız geçmişte? Ama bizler, terör örgütünün ortak bir düşman olduğunu ve anlık bir istihbarat paylaşımının başlatılması sürecinin 5 Kasımda sözünü aldık ve başlattık. O günden bugüne de Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, gayet başarılı bir şekilde bu istihbarat paylaşımını devam ettiriyor. Peki yeterli mi? Hayır, yeterli değil. Şimdi de bunun adımları atılıyor, bunun görüşmeleri yapılıyor. Türkiye, bütün bölgesel denklemlerde istesin ya da istemesin ağırlığı olan bir ülke. Yıllar boyunca bu ülkeyi yönetenlerin yok saymasıyla bu ülkenin dış meselelerinin ortadan kalkmadığını, aksine derinleştiğini, ironik bir hale geldiğini, bir kısmının da kangrene dönüştüğünü biliyoruz. Türkiye çözümsüzlükte çözüm aradığı günleri artık geride bırakmıştır.
Başbakan Erdoğan, Türkiyenin bugünlere, büyük kayıplar vererek ve bedeller ödeyerek geldiğini belirterek, Terörün çözümü siyasettedir, diplomasidedir, yatırımdadır, üretimdedir, kalkınmadadır, ilerlemededir ve elbette bir boyutuyla, terör örgütüyle etkin mücadelededir. Öfkeyle değil, akılla hareket etmeliyiz dedi.