Rehn, Euro 2008deki enerji ve odaklanmanın, AB katılım sürecine de uygulanması konusunda bir kararlılığa ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Türkiyenin ABye gelecekteki katılımının çok tartışıldığını ve tartışmaların muhtemelen sürecin sonrasında da devam edeceğini ifade eden Rehn, bu tartışmaların Türkiyeyi çabalarından vazgeçirmemesi gerektiğini söyledi.
Rehn, AB ile Türkiyenin, ekonomiler ve toplumların bütünleşmesi için aynı doğrultuda çalıştığını, bu süreç içinde katılım öncesinde de Türkiye ve AB arasında enerji, yatırım ve ticaret anlamında bağların oluşturulmaya başlandığını dile getirdi.
Ekonomik bütünleşme konusunda, 2002-2007 yılları arasında Türkiyeye doğrudan yabancı yatırımın 16 kat, AB orijinli yatırımların ise 24 kat arttığını dile getiren Rehn, Türkiyede hala doğrudan yabancı yatırım ve yapısal reformlar konusunda yapılması gerekenler olduğunu kaydetti.
Katılım sürecinin, Türk ekonomisinin üzerinde güçlü bir olumlu etki yarattığını söyleyen Rehn, günlük hayatta da Türkiyenin değiştiğine tanık olduğunu, reformlarla kadın hakları, gıda güvenliği ve temiz çevre konusunda Türk halkının beklentilerine uygun birçok fayda sağlanacağını ifade etti. Rehn, konuşmasına şöyle devam etti:
Katılım sürecinde Türkiyenin reformları yerine getirme konusunda daha hızlı hareket ettiğini görmek istiyorum. Bu yıl bir başka politik krizle uğraşırken değerli bir zaman kaybettik. Komisyon, Anayasa Mahkemesinin parti kapatma davalarını yakından takip ediyor. Temmuzda verilen karar bir krizi önledi ve iktidardaki politik partilerle ilgili yasaların revizyonu ve daha geniş anayasal reform konusundaki acil ihtiyacı aydınlattı.
Muhalefet ve iktidar partilerinin, ABye katılım konusunda ortak bir görüş birliğine varma noktasında büyük bir fırsata sahip olduğunu belirten Rehn, geçmiş deneyimlerin, ABye katılımda başarının, ülkedeki bütün tarafların çabalarına bağlı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Rehn, ABnin siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini, Türkiyede bu konuda bütün çevrelerin katıldığı diyalog ve görüş birliğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Tüm olumsuz gelişmelere rağmen katılım sürecinin devam ettiğini, bu koşullar altında şu ana kadar 8 alanda başlık açtıklarını ifade eden Rehn, yenilerinin de bu sene sonuna doğru açılacağını belirtti.
Bir ombudsman ofisinin oluşturulması reformunun diğer önemli bir konu olduğunu anlatan Rehn, bu ofisin, din ve devlet ilişkileri konusundaki tartışmaların tansiyonunu indirmeye yardımcı olacağını söyledi.
Rehn, ombudsman yasasının Anayasa Mahkemesinde 2 yıldan fazla bir süredir beklediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün Ermenistan ziyaretini cesur bir adım olarak niteleyen Rehn, bunun, iki ülke arasındaki ilişkilerin tam anlamıyla normale dönmesinde tarihi bir fırsat olduğunu bildirdi.
Rehn, Rusya ve Gürcistan arasındaki krizin, Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin önemini ortaya koyduğunu ifade ederek, Kafkaslarda Türkiyenin işbirliği sağlamak konusunda hayati bir role sahip olduğunu, Türk hükümetinin bu süreçte takındığı tavrın kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.
Türkiyede meydana gelen terörist saldırılara da değinen Rehn, AB dayanışmasını göstermek istediğini belirterek, ABnin son şiddet olaylarını lanetlediğini söyledi.