Uğur Dündar: Değerli seyirciler, değerli medya mensupları, kamuoyunun yakından takip ettiği gibi son günlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı sayın Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkan Vekili sayın Kemal Kılıçdaroğlu, arasında çok ağır iddialar, hatta ithamlara varan tartışmalar yaşandı. Her iki deneyimli ve değerli siyasetçinin bu tartışma boyunca kullandıkları üslup gerçekten kendilerine pek yakıştıramadığımız bir üsluptu. Yüce Meclisin çatısı altında demokrasi tarihimizde ve medya tarihimizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu açık oturumun amacı iddiaların belgelerle netleşmesi kamuoyunun bilgilendirilmesi ve zihinlerde oluşan soru işaretlerinin kaldırılması bu amaçla yapıyoruz bu açıkoturumu. Ben tartışma boyunca her iki siyasetçinin siyasi etik sınırlarını zorlamayacaklarını ve kırıcı olmayan bir üslup kullanmaya özen göstereceklerine inanıyorum ve bunu yürekten diliyorum. Ayrıca her ikisinin şahsıma gösterdiği güvene içtenlikle teşekkür ediyorum.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Teşekkür ediyorum böyle bir imkan yarattığınız için, size de teşekkür ediyorum. Biz düello filan yapmayacağız. İkimizde siyasetçiyiz, belli bir adap içinde konuşuruz ve bu adabın dışına da çıkmayacağımızı göreceğiz. Ben bu şeyin hayırlı olmasını diliyorum.
Uğur Dündar: Sayın Kılıçdaroğlu, sizin tartışma öncesi medya ile paylaşmak istediğiniz kamuoyuyla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı efendim?
Kemal Kılıçdaroğlu: Bende size ve sayın Fırata teşekkür ediyorum. Bu toplantı değerli basın mensupları düello toplantısı değil siyasette ahlakı egemen kılma toplantısı olacaktır. Bu toplantıda siyasette yalanın çok uzun ömürlü olmayacağını yine göreceğiz. Bu toplantıda tüyü bitmemiş yetimin hakkının arandığını hep beraber göreceğiz. İzin verirseniz başlayalım.
Uğur Dündar: Sayın Kılıçdaroğlu, ilk iddiası sizin bir dönem kurucusu ve büyük ortağı olduğunu ama daha sonra hem yönetiminden ayrıldığını ve geçen yıl itibariyle ortaklıktan da ayrıldığınız Menas şirketinin hayali ihracat yaptığıyla ilgili iddiasıydı.
Kemal Kılıçdaroğlu: İlk iddiam sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, sizin iftira attığınızı sayın Recep Tayyip Erdoğanın imzasıyla kanıtlarsam ne yaparsınız. İlk iddiam buydu.
Uğur Dündar: O konudan başlayalım buna da geliriz. 5 dakika süre yeter diye düşünüyorum ilk iddiayı dile getirmek açısından...
Kemal Kılıçdaroğlu: Yaşamın boyunca hiç kimseye iftira atamadım iftira sözcüğü benim kitabımda yoktur. Söylediğim her şey mutlaka ama mutlaka belgeye bağlıdır. Ben belgeyi bir fotokopi olarak algılamam mutlaka o belgenin orijinaliyle doğrularım. Hepiniz hatırlarsınız; Şaban Dişli olayını gündeme getirdiğim de bana yine CHP kurumsal kimlik olarak iftira atıyor, Kemal Kılıçdaroğlu iftira atıyor dediler. Deniz Feneri olayını hepiniz biliyorsunuz iftira atıyor deniyor, olay dalga dalga yayılıyor. Almanyanın en büyük dolandırıcılık davasında Mehmet Gürhan ile Ankarada Zekeriya Karaman arasındaki ilişkiyi genel ortaya koydum. Dolayısıyla söylediğim her şey doğrudur, her şeyin belgesi vardır. İftira atmadım. Ben şimdi size bir belge gösteriyorum. Bu belge bir ihbar dilekçesi Başbakanlığın Teftiş Kuruluna yazılan ihbar dilekçesi. Dilekçenin altında Saygılarımla Dengir Mir Mehmet Fırat ismi yazılı. Bu dilekçenin üçüncü maddesini okuyorum. Adı geçen kontrolör mesleğe giriş tarihindeki servet beyanıyla bugünkü servet beyanı karşılaştırıldığında izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğu ve varlığın eşi çocukları ve kardeşleri üzerine de geçirdiği görünecektir. İddia edilecektir demiyor, mal varlığını onların üzerine geçirdiği görülecektir diyor. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat sıradan bir milletvekili değildir Adalet ve Kalkınma Partisinin ikinci adamıdır. Bu dilekçeyi yazarken de herhalde çok düşünmüştür. Bu dilekçe üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu aynı olayı alıyor onaya başlıyor.
Uğur Dündar: Bu dilekçeyi niçin yazdığını sayın Dengir Mir Mehmet Fıratın da açıklamanız gerekir.
Uğur Dündar: Bu dilekçeyi niçin yazdığını sayın Dengir Mir Mehmet Fırata da açıklamanız gerekir. Çünkü o zaman sadece bir gümrük kontrolörünü şikayet etmiş gibi bir düşünce oluşabilir. Her şeyi net bir biçimde belgelendirelim.
Kemal Kılıçdaroğlu: Bu dilekçe, Ukrayna hükümetinin orjinal belgesinin fotokopisi şudur değerli arkadaşlar. Ukrayna hükümeti Türkiye Cumhuriyeti gümrük idaresine yazı yazıyor şurada Menas Dış Ticaretin gönderdiği faturaların sahte olabileceğini ve bunların incelenmesini istiyor. Ve bu çerçevede de olan bu gümrük kontrolörüne intikal ettiriliyor. Bu olaydan sonra sayın Fırat, kontrolör Başbakanlık Teftiş Kuruluna şikayet ediyor sayın Recep Tayyip Erdoğan onay veriyor. Diyor ki, Evet bunu inceleyin, bakalım buradan ne çıkacak. Kendisi kardeşleri küçük çocukları dahil, onlar bütün yakınları yedi sülalesi inceleniyor. Sonunda iki müfettiş arkadaşın vardığı sonuç şu; Müfettişliğimizce yapılacak işlem bulunmadığı bu konuda müfettişliğimizce soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varılmıştır diyor. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğanda Haklısınız diyor. Burada bir şey söz konusu değil. Şimdi bir politikacının bir müfettişe yönelik olarak Sizin mal varlığınızda çocuklarınızın da kardeşlerinizin de üstüne geçirdiğiniz mal varlığınızı ve bu incelendiği zaman görülecektir diye çok açık ve net bir ifade kullandıktan sonra Başbakanlık Teftiş Kurulunda iki müfettişin oylarını vererek ortaya çıkardığı sonuç bu ihbar dilekçesinin fiyasko olduğudur. Şimdi ben şunu sormak isterim. Muhbir ben değilim, şikayetçi ben değilim ama olayın ortaya çıkmasını isteyen sayın Fırat. Ama ortaya çıkan belge bu kontrolör arkadaşımızın kendisine yönelik olarak suçlandığı bütün olaylardan yine Başbakanlık Teftiş Kurulunun iki müfettişi tarafından aklanmış olması. Sadece bu yetiyor mu sayın Fırat bununla da yetinmedi. Bu arkadaşımızı görevini kötüye kullanmaktan ötürü mahkemeye verdi. Ankara 5. Ceza Mahkemesinin kararı arkadaşlar. Kararın bir bölümünü okuyorum. İlgili kontrolör arkadaşın ismini vererek düzenlemiş olduğu raporla müşteki Dengir Mir Mehmet Fıratın kişiliğini hedef alarak bu raporu kasıtlı olarak düzenleyip görevini kötüye kullandığına dair iddiaların dosya da mevcut tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde iddiadan öteye gitmediği ve sanığın bu kasıtla hakaret ettiğini gösterir somut hiç bir delilin mevcut oluşmadığı anlaşılmakla suçtan beraatına karar verilmiştir.
Kemal Kılıçdaroğlu: Şimdi sormak isterim, Kim müfteridir, kim müfteri değildir? Benim söylediklerimin hepsi doğru çıktı. Sadece bir olayda sadece farklı çıktı. Bakın sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, bir televizyon kanalına katıldı. Orada konuşurken bir sanatçının açmış olduğu davayla ilgili olarak Bu dava duruyor dedi sayın Baykalla ilgili ve mahkeme bunu tutuyor, oysa o dava çoktan sonuçlanmıştı. Telefon ettik, düzeltildi. Anında düzeltildi. Arkasından mal varlığıyla ilgili bir olay oldu. O da kızı tarafından düzeltildi. Şimdi değerli arkadaşlar, bir politikacı halkın önüne çıkarken eğer her söylediği cümle arkadan düzeltilecekse o zaman siyaset grubu güven yitiriyor. Biz eğer bir şey söyleyeceksek, belgesini almalıyız, rakamını almalıyız iddiamızı ondan sonara yapmalıyız. O nedenle ben önce bu konuyu gündeme getirdim. Yani sayın Dengir Mir Mehmet Fıratın bana yönelik muhbir suçlamasının doğru olmadığını ama bu çerçevede benim ortaya koyduğum belgelerle bu suçlamaya asıl kimin muhatap olması gerektiğini de sizin taktirinize bırakıyorum.
Uğur Dündar: Sayın Fırat iddiaya karşılık hangi belgelerle yanıt vereceksiniz efendim buyurun.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Ben hiç bir zaman sayın Kılıçdaroğluna muhbir demedim ben müfteri dedim ikisinin arasında fark var. Muhbir ihbar edendir, müfteri iftira atandır. İkisi farklı şeyler. İkincisi, sayın Kılıçdaroğlu, çok öncesinden bir iddiada bulundu, hayali ihracat benim ortağı olduğum bir şirketin hayali ihracat yaptığını söyledi. İkincisi de yine benim ortağım olduğu bir şirketin eroin kaçakçılığı yaptığını iddia etti. Şimdi ben siyasetçi olmanın dışında her vatandaş gibi Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşıyım. Ve Türkiye Cumhuriyeti devleti Anayasasının her vatandaşına vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanma hakkına sahibim. Ben sayın Kılıçdaroğluna bir şey sormak istiyorum; Bu tahkikatı yürüten kişi 2002 seçimlerinde kendi partisinin Diyarbakır aday adayı mıydı? 2007 seçimlerinde yine bu raporu hazırlayan kişi, yine Diyarbakır CHP aday adayı mıydı? Bu iki soruya cevap istiyorum. Eğer adaysa bir kere organik bağ vardır CHPyle, neden yaptığına da sonra geleceğim. Şimdi doğrudur, benim hakkımda iddia haksız bir iddia olduğu kanısıyla ben şikayet hakkımı yetkili merciler nezrinde kullandım. Bundan sonra da kullanırım. Ama bunun tabii diğer belgeleri okuma ihtiyacı hissetmiyor, yalnız belli bir kısmını okuyor ama devamını okumuyor. Aslında tümünü okumak lazım. Ne diyor bu belge? Başbakanlık Teftiş Kurulunun belgesi mal beyanı yönünden bir suç oluşmadı. Fakat haksız yere beni suçladığından dolayı nedenleri çok geniş olarak izah ediliyor mahkemeye sevkine karar verilmesi gerektiğini söylüyor. Demek ki, ben şikayet hakkımı kullanıyorum, bir tahkikat yapılıyor bu tahkikatın benim söylediklerimden birisi uygun bulunmuyor ama diğeri uygun bulunuyor ve mahkemeye sevk ediliyor. Bunu ayrıca bu raporu da veriyorum, bir kez daha okursa memnun olacağım. Ama adı geçen şahıs bu kez kendisi eşi, çocuğu ve kardeşleriyle beraber Ankara Asli Hukuk Mahkemelerine başvuruyor. Diyorlar ki; sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, televizyonda yapmış olduğu konuşmalarda gerekse yapmış olduğu bu ihbarlarda bizim şahsiyetimizi zedelemiştir dolayısıyla tazminat davası açıyorlar. Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacı ismini söylemiyorum davalı Dengir Mir Mehmet Fırat dava manevi tazminat. Ama mahkeme kararı çok enteresan gerekçesi çok enteresan. Aynen şöyle diyor; anayasal hak arama özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Diğer bir ifade ile kişi istediği şekil şartta sırf başkasını zarar vermek için bu hakkını kullanamaz aksi halde bu hakkı kötüye kullanmış sayıldığı kabul edilerek anayasada görülen güvencelerden yararlanamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.2.2005 şu tarihli içtihadında açıklandığı üzere bu hakkın korunabilmesi ve yerinde kullandığının kabul edilebilmesi için şikayet edenin cezalandırılmasını ve sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Sonuç reddine karar veriyor mahkeme masrafları avukat masraflarını da kendisinden tahsiline karar. Eğer mutlaka bir mahkeme kararı aranıyorsa, buyursun mahkeme kararları da burada onu bir inceleme lütfunda bulunurlarsa aynı şeyi burada göreceklerdir. Şimdi bu meselemizle de çok fazla ilgili değil. Ben birisini şikayet etmişim şimdi biz asıl meselemize dönelim. Ben neyle itham ediliyorum; benim şirketimin hayali ihracat yapmış olmasıyla itham ediliyorum. Hangi belgeye dayanarak bu ithamda bulunuyor sayın Kılıçdaroğlu?
Uğur Dündar: Önce siz hayali ihracat yapan şirkette ortak olmadığınızı ve bu hayali ihracat soruşturmasının nasıl sonuçlandığını izah edin.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Önce iddia edeni bir dinleyim ispat etsin benim de bir sözüm var kendisine. Hemen burada bunu ispat edebilirse istifa mektubunu kendinize sunacağım.
Uğur Dündar: Sayın Kılıçdaroğluna mikrofonu veriyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu: 2002 seçimlerinde aday olup olmadığını sordu. Aday adayı olmuş doğrudur. Halka doğruları söyleyeceğiz, doğruların arkasından gideceğiz. Ama bütün bürokratlar CHPden değil, AKPden de aday adayı olanlar vardı. Benim sorduğum soru açık ve net. Sayın Fırat bir düzeltme yaptı Ben müfteriyim, iftira atandır dedi. Eğer Başbakanlık Teftiş Kurulu bir yazı üzerine bir müfettişin bir kontrolörün yedi göbeğini inceleyip mal varlığıyla ilgili bir şey bulamıyorsa ne demektir bu? Tazminat davasını gelince tazminat davalarında yansıma olmaz bir kişiye kesilir diğerlerine olmaz bu da hukukun genel kuralıdır. İddiam şuydu; Dengir Mir Mehmet Fıratın ortağı olduğu Menas Şirketi hayali ihracat yaptı mı, yapmadı mı? Sayın Fırat da Hayır kesinlikle böyle bir şey yok dedi. Şimdi değerli arkadaşlar Menas, Mersinde ihracat yapıyor. İhracat yaptığı içinde KDV iadesi veya destekleme fiyat istikrar fonundan Merkez Bankasında teşvik alıyorlar yani ihracatı devlet teşvike diyor. Bir olay oluyor ihracat yapılıyor fakat ihracattan sonra beklenen dövizler Türkiyeye gelmiyor. Olaya bir arkadaş Hazine Müsteşarlığında Orhan Tur Hazine Kontrolörü olayı soruşturuyor. Sadece Menas bağlamında değil, pek çok büyük bir olayı soruştururken Menas olayını da soruşturuyor. Düzenlediği rapor sonucunda diyor ki, ihracat yapılmış gibi görünüyor ama Türkiyeye dışardan döviz gelmiyor, dövizi iç piyasan topluyorlar, Mersin Serbest Bölgeye götürüyorlar. Mersin Serbest Bölgede yatırılan bir hesaba da yurtdışından döviz geldi diye götürüp Merkez Bankasına veriyorlar, ihracat prim teşvikini alıyorlar. İddia bu. Bu iddia üzerine firma diyor ki, daha sonra bir Gümrük Teftiş Kurulundan bir olay suç bağlamında yani 1918 sayılı yasa bağlamında kaçakçılık bağlamında bir soruşturma daha açıyor Orhan Turun raporuna bağlı olarak. O raporda bu iş, Menas Yönetim Kurulu Başkanına soruluyor. Sizin hakkınızda böyle bir soruşturma açmış sizde aldığınız destekleme fiyat İstikrar Fonu teşviklerini Merkez Bankasına geri verdiniz peki bu hayali bir işlem midir diye. O da diyor ki; Biz bu konuda Merkez Bankasını mahkemeye verdik. Haksız bir işlemle karşı karşıyayız, bu parayı alacağız. İtirazımız yok. Dava açılıyor. Mersin İdare Mahkemesinde açılıyor.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Şüphelilerden Dengir Mir Mehmet Fıratın suç tarihi itibariyle yönetimde olmaması. İki, Abdülkadir Gürüz dışındaki şüphelilerinde yapılan işlemlerde ilgisinin bulunmaması. Abdülkadir Gürüz ile ilgili olarak ise Menas Şirketinin ihraç ettiği mallara ait fatura üzerinde alıcı adresi olarak Polina Gıdanın gösterilmesi savunmada ve bilirkişi raporunda belirtildiği gibi Firmanın alıcı hareket etmesinden kaynaklandı diyor ve davam ediyor. Burada zamanaşımından bu davanın düştüğüne dair tek ibare var mı? Bu belgenin aynısını kendilerine sundum. Zamanaşımından şimdi hayali şeylerle bir yandan siz şu dava Danıştayda bununla ilgili şu karar verilmiş diyeceksiniz, başka kararı göstereceksiniz. Ondan sonrada kalkıp bu kaçakçılık yönünden değil, efendim işte zamanaşımından dolayı dava kapatılmıştır. Peki bu bürokratlar hakkında ne yapılması lazım, zaten bunları terfi ettiler. Lütfen insanlarımızı aldatmayalım. En azından bir özür borcunuz varsa onu söyler, kalkar gidersiniz. Hangi konuyu getirmek istiyorsanız serbestsiniz. Size süre istediğiniz yerden o istediğiniz konularda tartışmaya sizinle her zaman hazırım. Ama lütfen sahte belge göstermeyin. Ve yalan beyanda da bulunmayın. Ben bunu söylemek istemiyordum aslında ama burada bir zamanaşımı yok. Cumhuriyet Savcılığı soruşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor olabilir, savcı hata etmiştir. Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi bunun uygun olduğuna karar veriyor. Şimdi Danıştayın kalkıp 2000 bilmem, 1990daki kararını o dosyaları çıkartın tartışalım sizinle. Çünkü onlar mutlaka yargıya gitmiştir ve yargıda 10 seneyi geçen sürede de neticelenmiş olması lazım. O bakımdan ben bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum. Ama sakın ola bundan sonra bana böyle evrak sallanmasın. Evrak sallanacaksa fotokopileri yapılır; bir tanesi bana, bir tanesi de basın mensuplarına dağıtılır. Biraz sonra sayın Kılıçdaroğlunun göstermiş olduğu Danıştay kararını ve Bölge İdare Mahkemesi kararını inceleyin. Bir de bu davayla inceleyin ikisinin arasın da bir ilişki varsa haklıdır eğer ilişki yoksa bundan sonra inanmayın.
Kemal Kılıçdaroğlu: Menas Şirketiyle ilgili üç tane rapor var. Birisinin tarihi 24 Ekim 2000 numarası 144/9. İkinci rapor 16.16.2004/6 sayılı. Üçüncü rapor 6.12.2006 21-206/7 sayılı rapor. Benim hayali ihracat dolayısıyla tespit ettiği yargı kararları biraz sonra size dağıtacağım rapor, 24 Ekim 2004 tarihli rapordur. Bu rapor gizleniyor. Maliye Bakanlığına gitti, Mali Suçlar Araştırma Kuruluna gitti, ne yaptılar ben bilmiyorum. O rapora özellikle bakın. İddiam neydi;Dengir Mir Mehmet Fıratın büyük ortağı olduğu Menas Şirketi hayali ihracat yaptı mı, yapmadı mı? Buyurun 24 Ekim 2000 tarihli rapor Hayali ihracat yaptı diyor. Ben hiçbir zaman hiçbir toplantıda hiç bir yerde Ukraynaya yapılan ihracatla ilgili bir şey söylemedim. Ben eski hesap uzmanıyım, uzun yıllar bu işlerde çalıştım, vergi denetimi yaptım, hayali ihracat raporları düzenledim. Ama altını çiziyorum; 24 Ekim 200 tarihli raporda Menasın hayali ihracat yaptığı primleri aldığı kanıtlanmış kesinleşmiş mahkeme kararı var, benden daha ne istiyorsunuz? Yani Danıştay kararlarını sizlere dağıtacağız, göreceksiniz onları da. Üçüncü rapor sayın Fırattan tarih ve numarasını aldığım üçüncü raporu ben bilmiyorum. Bana verirse onu da incelerim tabii. Ama orada da tabii kesinleşmiş bir mahkeme kararım var. İtirazımız yok, bakın kesinleşen mahkeme kararına dönük olarak bu mahkeme kararı şöyledir, böyledir. Burada ben onlarla ilgilenmiyorum. Ben yargının kesinleştirdiği hayali ihracatın Danıştay kararıyla kesinleştiği, size bilgiyi raporun ismini tarihini düzenleyen kişiyi Mersin I. İdare Mahkemesinin kararını Menasın yaptığı itirazı itiraz sonucunda Danıştayın kararını açıkladım daha ne açıklayayım.
Uğur Dündar: Bu konuya bir daha geri dönmeyeceğiz. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Peki bana bir şey söyleyebilir mi? Biraz önce hani ilk sorusu vardı ya, hani başbakanın imzasıyla yalanlayacaktı ya kimdi o? Bayram Çolak adına bir arkadaştı değil mi? Peki Bayram Çolakın bu raporu düzenlediğini eğer bilmiyor ise yemin ederse böyle bir dosyayı bilmediğini ve bu dosya üstüne konuşmadığını yemin ederse ben inanıyorum. Biraz sonra dağıtılacak olan rapora bir kez daha dikkatinizi çekiyorum. Üç tane size rapor gelecek. Bu raporların birbiriyle iniltisi var mı yok mu aynı dava mı, ayrı davalar mı? Ve bu davayla yani şimdi biraz sonra alacağınız şuradaki esas olan Gümrük Müsteşarlığının düzenlemiş olduğu ve benim hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bunlarla ilgili mi değil mi? Bayram Çolakın benim hakkımda Menas hakkında düzenlemiş olduğu raporu biliyor mu? Bilmiyor idiyse niye bu kadar çok ilgilendi Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporunu gündeme getirdi. Aslında bununla ilgiliydi ama şimdi arada Mersin Belediyesi fazla bir evrak bulamamış, bunları yollamış kendilerine. Ama o konularda da ne zaman isterse en kısa sürede bir televizyon programında yine aynı modaratörün başkanlığında o konularla da ilgili ayrıca toplanalım ama o belgeler lütfen sahip olsun. Ben bakın ne gibi bir şey konuşacaksam bu belgeyi size takdim ediyorum. Sizde bana bu belgeleri takdim ederseniz böylece bir ihtilaf olmaz, çok kolay hallederiz meseleleri.
Uğur Dündar: Şimdi diğer iddianıza geçelim. Dengir Mir Mehmet Fıratın bir dönem ortağı ve kurucusu olduğu ama geçen yıl sonu itibariyle çok önceden yönetim kurulundaki görevinden ve geçen yıl sonu itibariyle de ortaklığından da ayrıldığını söylediği Menas Şirketinin bir eroin kaçakçılığına adının karıştığını öne sürdünüz. Şimdi bu iddianızla ilgili belgeleri tekrar kamuoyuyla paylaşmanızı rica edeceğim.
Kemal Kılıçdaroğlu: Ben yine 24 Ekim 2000 tarihli raporun Hazine Müsteşarlığından alınıp basın mensuplarına dağıtacağına dair sayın Dengir Mir Mehmet Fırattan söz istiyorum. Hiçbir şeyden korkmadığını söylüyorsa bu raporu getireceğine söz versin.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Siz getirirsiniz tartışırız.
Kemal Kılıçdaroğlu: Çok teşekkür ederim size olay biraz daha aydınlandı. Şimdi gelelim ikinci işe. Benim buradaki iddiam şuydu; Dengir Mir Mehmet Fıratın en büyük ortağı olduğu Menas Anonim Şirketinin ürünlerini yurtdışına götüren TIRda 89 kilo eroinin yakalandı mı, yakalanmadı mı? Sayın Başbakana da istirham ettim acaba bu soruyu sayın Fırata sorabilir misiniz diye. 89 kilo eroinin yakalandığı kesin ne zaman 27 Şubat 2008de. Şimdi değerli arkadaşlar bu olay Vatan gazetesinde yayınlandı manşette Eroin TIRının sırrı diye. Ne zaman 10 Mayıs 2008de. Ben bu haberi okudum, sayın Fıratında açıklamaları vardı oradan ayrıldığını söylüyordu. Dolayısıyla okuduktan sonra herhangi bir şeyde yapmadık yani. Ayrıldıktan sonra eroin çıkar çıkmaz bizim sorunumuz değil, adliye var polis var gereğini yapar. Fakat bir süre sonra elime bir belge geçti değerli arkadaşlar. Belge şu; Gümrükler Genel Müdürlüğüne hitaben yazılmış iadeli taahhütlü postayla gönderilmiş bir belge. Belgenin altında şöyle bir ifade var. Az önce sayın Fıratın söylediği Bayram Çolakın raporunda beraat ettiğini söylüyor doğrudur hiç. Bir tereddüt yok. Bunları yazdıktan sonra diyor ki; İdaremizden yani Gümrük Müsteşarlığından her türlü engelleyici işlemin durdurularak sonucundan yazılı olarak tarafıma bilgi verilmesini rica eder saygılar sunarım. Bu şu anlama geliyor; bizim ürünlerimiz sınırdan geçerken Aramayın artık, biz beraat ettik. Bu çerçevede bize hiçbir engelleyici iş yapmayın diyor. Bir firma diyebilir mi, diyebilir tabii yasal engel yok. Ama burada önemli bir şey var yazının altında Abdülkadir Gürüzden sonra yine büyük harflerle Dengir Mir Mehmet Fırat deniyor, ondan sonra şirketin adını yazıyor. Vekili olarak avukat arkadaşımız imzalıyor. Şimdi elimizi vicdanımıza koyup şu soruyu soralım Ben iktidardaki bir partinin Genel Başkan Yardımcısı isem Menasın Yönetim Kurulunda değilsem. benim adımın Gümrük Müsteşarlığına yazılan bir yazıya kim hangi gerekçeyle koyabilir? Bunun ahlaki bir yönü var mıdır, yok mudur? Bunu alan memur ne diyecek, bir dakika diyecek bu iktidardaki bir partinin çok önemli bir adamı biz bu gelmiş o zaman bizim biraz dikkatli olmamız lazım diyecek. Sayın Fırat, siyasi nüfusunu burada açıkça kullanmıştır. Siyasi nüfusun kullanıldığı yerde aklımıza soru işaretleri geldi. Araştırdık. Sayın Fırat diyor ki Ben 1 Eylül 2007de ayrıldım. Ayrılma yazısı bu değerli arkadaşlar. Daktiloya yazılmış hisselerimi satacağım, ayrılıyorum diyor. Sonra ne oluyor yönetim kurulu toplanıyor Menasın, onlar da diyorlar 1.7.2007de ayrılmıştır diye yönetim kurulu kararı alıyorlar. Karar şu; aradan 8 ay geçiyor, bir gün Vatan gazetesi şunu manşet yapıyor. 9 Mayısta soruyor gazeteci arkadaş, böyle bir TIR yakalandı. Ne diyorsun, ben oradan ayrıldım diyor. Sonra ne oluyor 8 ay sonra 9 Mayısta Mersinde notere gidilip noterde deniyor ki; Ben şu tarihte ayrıldım deniyor. Birinci sorum şu ayrıldığınız niçin 8 ayı geçtikten sonra notere gider, notere gitmek o kadar zor mu? Siz tereddüt etmez misiniz? Sonra ne oluyor ticaret sicil gazetesini de bulduk orada da yayınlanmış hisselerinin devredildiği. Ne zaman 4 Haziran 2008. Bakın değerli arkadaşlar, 1 Eylül 2007 4 Haziran 2008. Şimdi sayın Fırat diyor ki; Efendim, O firmadan ayrıldım. Eğer ayrıldıysanız niye 8 ay bekliyorsunuz da uyuşturucu olayı kamuoyuna yansıdıktan sonra notere götürüyorsunuz hemen. Ve sayın Fırat diyor ki; Efendim diyor, bu işin suçluları bulundu, ağır cezada yargılanıyor, şoför itiraf etti hapistedir. Siz bu güne kadar uyuşturucu baronlarının yakalandığını Türkiye Cumhuriyetinde duydunuz mu? Vanda bir uyuşturucu baronunun silahlı adamlarıyla karakol basıp polislerin burnunu altın kabzalı tabancayla kırdığını biliyor musunuz? Hep beraber bunu yaşamadık mı? Efendim TIR şoförü suçluymuş. Ona şu garanti veriliyor Suçu al üstüne hapishaneye gir; çocuklarının hepsine biz bakarız. Çıktıktan sonra işin hemen hazır, paran da var. Diyeceksiniz ki; sen bunları uyduruyor musun? Hayır Türkiye Büyük Millet Meclisi Uyuşturucu Komisyonunun raporunun bir bölümünü okuyorum size. Niye yakalayamıyorsunuz bu uyuşturucu büyüklerini jandarma narkotikten gelen birine. Diyor ki bizim yakalayabildiklerimiz sadece kuryeler, pazarlamacılar, taşıyıcılar. Onların üzerindekilerin bu olaylarla hiçbir bağlantısı yokmuş gibi görünüyor, çünkü delil elde edemiyorsunuz, veri elde edemiyorsunuz. Hiçbir şekilde kaçakçılığın için yer almıyorlar tamamen geri planda bu işi yönetiyorlar. Bu bütün dünyada böyle bunlar çok varlıklı insanlar çok güçlü insanlar, Baba filmini hepimiz biliyoruz. Biz bu endişemizi dile getirdik. Peki nasıl yakalandı. Gümrükte bir deyim var kırmızı hat, sarı hat, yeşil hat. Yeşil hattaki firmalar hiç aranmazlar onlar geçer. Sarı hattaki firmalar evrakları üzerinde incelenir ve gönderilirler. Kırmızı hattaki firmaların ise tamamı incelenir. Bu olay kırmızı hatta Menas kırmızı hatta olan bir firma. Şimdi ben merak ediyorum; kırmızı hatta olan bir firmayı, Bu hattan çıkarın diye sayın Dengir Mir Mehmet Fıratın adının yer aldığı bir belge var, niçin kırmızı hattan çıkarın derken bunun altına sayın Dengir Mir Mehmet Fırat beyin ismi yazılır. Bu bürokrasi üzerine bizim anlamadığımız ya da benim çok iyi anladığım ciddi bir baskı anlamına gelir. Olay bu, ben sayın Fırat götürdü, kaçırdı demedim. Sayın Fıratın söylediği açıklamalar vardı Kılıçdaroğlunun iddialarını ispat etmesine lüzum yok, şüphe uyandıracak deliller ortaya koyarsa milletvekilliğimden derhal istifa edeceğim. Ama yalanlar ortaya koyarsa biliyorum ki, milletvekilliğinden istifa etmez. Ben bir müfteriyim, aşağılık adamım desin kendisini bağışlayacağım. Benim söylediklerimin tamamı belgeye dayanıyor asla bir tane belgesi yok.
Uğur Dündar: Sayın Fırat.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Benim adımın yer aldığı yazıyı rica edebilir miyim?
Uğur Dündar: Bu son bölümdür sonra belki birer dakikayla sınırlı kalarak karşılıklı konuşmaya imkan sağlamayı düşünüyorum.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Şimdi birinci ben Menasın yüzde 30 ortağıydım. Şimdi dolayısıyla ortaktım. Şimdi bir şey sormak istiyorum ben şu tarihte hissemi şu kadar bedelle sattım ve bedelini aldım diyorum. Bunu yönetim kurulu kararına işliyorlar. Bunun notere gitme sebebi şu tarihine bakarlarsa Vatan gazetesinde söylediği yayının yapıldığı aynı gündür. Ben yurtdışındaydım. Vatan gazetesinin Ankara temsilcisi bana ulaştı, böyle bir olay olduğunu bundaki şeyin ne gibi bir durum olduğunu sordu. Hemen Menasa telefon ettik, noter tasdikli; çünkü karara defteri zaten daha evvel noter tasdikli ama alınan suretinde noter tarafından tasdik ettirilerek doğrudan doğruya Vatan gazetesi Ankara Temsilciliğine gönderilmesini rica ettim. O tarih ondan dolayıdır. Şimdi acaba doğru mu, değil mi? Eğer zahmet edip onu da sorsaydı var orada. Ben orada havale mektuplarını gösterdim. Ben o tarihte sattığımla ilişkili 300 bin doların bankadaki hesaplarıma Türkiye Büyük Millet Meclisi İş Bankası hesaplarına geldiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla ben 1.9da ayrıldım. Ayrılmadım diyeyim, acaba ben bunu söylemekle Menas Anonim bu işi mi yapıyor, haşa. Menas Anonim Şirketinin bu işlerle uğraştığı konusunu tenzih ediyorum. Benim ortağım avukat, ben de avukatım. Ben bir kere Menasın hikayesini sizlere anlatmak istiyorum. İkimizde hukuk fakültesi mezunuyuz. Ama ikimiz de geçimizi narenciye üretmekle sağlıyoruz. Narenciye ürünlerini bir tüccara satıyoruz ucuz bazen parasını alırız bazen alamayız. İki arkadaş bir araya geldik Sen de okumuşsun, ben de herhalde ihracatçının yaptığı işi biz de yaparız. Hadi gel bir şirket kuralım dedik. Bir tesis almamız lazımdı, paketleme tesisi. Mersinde bulunan Menas Kooperatifi benim dilim hep orada, oraya gidiyor. Menas Kooperatifinin bir paketleme tesisi vardı, satıştaydı bunu satın aldık. Ve 1993te kuruldu. Yaş sebze meyve ihracatı biz malımızı aylarca dışardan aldığımız malı ihraç etmeye başladık. 1998e kadar ben yönetimdeydim. İmza yetkim yoktu. Ama buna rağmen 1998de seçime gireceğim için Kusura bakma, ortak ben ticaretten ayrılıyorum. Ben bu işi sana devrediyorum. Ama bu arada bir ihracatımız devam ediyor. Sezon Eylül ayında başlar diğer senenin Mart ayında biter. Yarısındayız artık bu işin bu yıl kar zarar birlikteyiz ama bundan sonra kesinlikle ben ortak değilim. Ama bu paketleme tesisimizi var buraya da bir kiralama fiyatı koyalım siz bana bu kirayı ödeyin bundan sonra onu da siz işletin. Ama o gün yapılan ihracattan benim hisseme düşen 500 bin dolarlık bir zarar çıktı. Dolayısıyla ondan sonra hiçbir şekilde ben o kirayı da alamadım, çünkü borçlarıma mahsup edildi. Ancak baktım ki; benim bu arkadaşlarım benden dolayı hiçbir günahları olmamasına rağmen iftiraya uğruyor onun üzerine bu yıl 9. ayda o ortağım olan kişiyle konuştuk. Ortağım Ben bunu satacağım. senin başın beladan kurtulmaz. Benden dolayıdır. O zaman ya sen al, ya ben alayım ya da satalım. Dedi ki ben 800 bin dolar veririm ben de 1 milyon dolara ben alırım. Tamam sen de kaldı. Mersine dönünce bana telefon etti, bu işin başında oğlu var ve hakikatten de işi çok güzel götürüyor. Dedi ki; oğlumla görüştüm 1 milyon ben kabul ediyorum teşekkür ederim dedim. Parayı gönderdiğin gün ben sana satış hissemi göndereceğim çünkü yüzde 5 yüzde 5 iki tane kızımın şeyi var onlarında parasını gönderdiğim zaman dikkat edilirse onlar daha sonraki tarihlerdedir. Banka dekontlarını takip ederseniz hangi tarihte gelmişse para o tarihte biz bunu devrettik. Ama bunlar önemli değil. Menas nakliye filan yapmaz sadece narenciye ihracatı yapar. Ve şu anda da oldukça büyük bir narenciye ihracatçısı. Ben ortak değilim ama ortak farz edelim. Değerli arkadaşlar bir şeyi söylerken ayağınızın yere basması lazım sizin TIRların eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Kardeşim 1500 tane senede araçlık nakliye yapan bir firma bu. Ondan sonrada baron baron diyor aslında baron değilim ben Mirim. Mir bey demektir, bilir kendileri kendi bölgesinde de Mirler vardır. O bakımdan ben hiç bir zaman baron falan olmadım hayatımda. Avukatlıktan para kazandım bütün servetimde oradandır demedim. Benim dedemden babamdan 16. dedemden itibaren gelir. O bakımdan ben rahatım. Şimdi bunu yine biraz sonra siz alacaksınız yapılan bir yoklamada ki bu daha evvel aslında takip edilen bir araç şüpheli bir şoför daha evvel de Kaçakçılık ve İstihbarat Dairesi tarafından takip ediliyor. Yükü yüklüyor şeye gidiyor zaten hemen doğrudan doğru çekiyorlar ve malı çıkartıyorlar içinden. Ne yapıyor iddiaları hazırlıyor mahkemeye gönderiyor Sulh Ceza Mahkemesi tevkif ediyor hala orada mevkuf ikinci duruşması yapılmış üçüncü duruşmasını bekliyor. Burada ifade veriyor ilk yakalandığı andaki ifadeyi veriyor aynısını. Diyor ki; ben Iraka yük götürmüştüm geri dönerken Urfa civarında birileri bana bu yükü yükleyeceklerini söylediler orada Hollandada bunu verdiğim zaman 10-15 bin dolarda bana para vereceklerdi ve beni tehdit ettiler. İfadeler burada. Menas Anonim Şirketinden herhangi bir kişi ifade vermek üzere daha çağırılmamıştır. Ama bunun yanında ben de yeni öğrendim bu yakalanan eroinlerin üzerinde 4 kişinin parmak izi görünüyor. Dolayısıyla hemen bununla ilgili 15 kişinin 30 kişinin parmak izleri alınıp kıyaslanıyor ve onlar hakkında da takipsizlik kararı veriliyor. Çünkü bunların parmak iziyle oradaki parmak izinin uyuşmadığı başka şahıslar olduğu tespit ediyor. Durum bu. Dengir Mir Mehmet Fıratın Menas Anonim Şirketinin aracında eroin çıktı mı? Diyelim ki; basın Finlandiyadan kağıt getiriyorsunuz, geldi. Kapıkule Gümrüğüne aradılar kokain çıktı. Gazete patronları mıdır bunun mesulleri. Şimdi siyaset yapıyoruz diye birilerine iftira atmanın yolu yok. Bakın Vatan gazetesi dediniz doğru. Vatan gazetesi hakkında dava açamadım, çünkü Vatan gazetesinin siz birinci sayfasını okumuşsunuz, devamı sayfasına gitseydiniz şunu okuyacaktınız. Eroin TIRı diyor, benim resmimi de yanına basmış bu işte basının halini görmek için doğru. Ama arkasını çeviriyorsunuz Dengir Mir Mehmet Fırat, 1999da bu şirketten ayrılmıştır diyor doğru değil, yönetimden ayrılmıştım. Bir ilgisi yoktur diyor. Yapılan araştırmada bunun şoför tarafından yapıldığı ve Edirne Cezaevinde tutuklu olduğunu söylüyor. Hemen hemen her cümlesinde beni ve Menası aklıyor. Allahtan korkun ya elinizi vicdanınıza koyun, bir haberi söylüyorsunuz hiç olmazsa mutlaka onun devamını okumuşsunuzdur onu niye söylemekten çekiniyorsunuz. Yani şüphe uyandırsanız doğru, ama şüphe uyandıramamışsanız... Ben üzülüyorum aynı şeyi başka yerlerde devamlı olarak tekrar edeceğim. Bunun aksini ispat etmediğiniz süre içinde bunun bir iftira bir karalama Dengir Mir Mehmet Fırata yönelik bir mekanizma olmadığını partinizin temel anlayışının bu olduğunu ben ileri süreceğim.
Kemal Kılıçdaroğlu: Konuşmama başlarken siyasette ahlakı egemen kılmak için bu toplantıyı yaptığımızı söylemiştim. Sayın Fırat çok önemli bir şey söyledi Şoför şüpheli birisiydi dedi. Düzgün çalışan bir firma şüpheli bir adamı niye çalıştırır, madem şüpheliyse. Ben size yeşil hattan geçen firmaları da söyledim, hiç aranmıyor bunlar. Çünkü yıllardır artık güven telkin etmişler. Menasın kırmızı hatta alınmasını isteyen ben değilim. Menasın hesaplarının incelenmesini isteyende bürokrasi değil. Son inceleme Ukraynadan gelen yazı üzerine Ukrayna hükümeti diyor ki, Burada sahte fatura var. Nitekim çok ilginçtir sayın Fıratta dedi ki, Ukrayna, Rusya buralara yaptığımız ihracatta çift fatura kullanılıyor. Ben merak ediyorum; sayın Fırat çift fatura lafını kullanıyorsa acaba sayın Kemal Unakıtan ne düşünüyor. Siyasette nasıl ahlak temel kuralsa ticarette de öyle olması lazım. Siz ticarette eğer çift fatura olayını hiç çekinmeden çıkıp böyle seslendiriyorsanız sistem bitmiş demektir. Şimdi bizim partimizin tutumunun genelde bu olduğu yönünde bir beyanı da oldu sayın Fıratın Bizim partimizin tutumu siyaset ahlakı egemen kılmak için bütün uğraşları vermektir. Bakın son dönemlerde Şaban Dişli olayı ne oldu çıktı. Siyasette bir ilk yaşandı güzel bir şey değil mi arkadaşlar. Ben sayın Dişli istifa ettiği zaman şu kürsüde kendisine teşekkür ettim. Siyasette düzeyi ahlakı arttırdığımız zaman görüş dünyamız farklı olabilir farklı inançlara farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz ama biz bir şeyi yapmalıyız siyasette ahlakı egemen kılmalıyız. Ben ortağı dahi olsam ne olur dedi sayın Fırat. Geçen bir gazetemizin manşetinde Japonyada dağıtılan bir pirincin küflü olması nedeniyle bakan istifa ediyor. Sayın Fıratta diyor ki; Benim TIRda eğer eroin çıksaydı ben de oranın üyeliği olmaya devam ederdim. Etseydim ne olurdu doğru olmazdı.
Dengir Mir Mehmet Fırat: Anadoluda çok yaygın olan bir fıkrayı şöyle kısaca anlatmak istiyorum. Biliyorsunuz köyde analarımız hamur yoğurup ekmek yaparlar. Kadıncağızda hamur yoğuruyor ve karşısında da eşi oturuyor ama oluyorsa bir gaz kaçırıyor hanımefendi. Ve kocası dönüyor diyor ki ayıp değil mi hoş olmadı. Dönüp sonra diyor ki peki sen geçen sene bizim baltanın sapını niye kırmıştın sen de onun hesabını ver. Şimdi bizim şu konuşmamız biraz ona benzedi. Biraz önce şeyi bitirdik hayali ihracatı bitirdik şimdi gene oraya döndük. Yani çok basit bir özür bu siyaset eğer bir seviye getirmek istiyorsanız bir belge olmadan sakın ola konuşmayın. Bakın sizinle ilgili bir sürü belge var ama hiç bir gün açıklamadım çünkü delil olmadan hiç bir zaman açıklamam. Bu müfteriliktir onun için yapmadım. Araştırırım belgesini bulurum hazırlıklı olurum şöyle ondan sonra çıkarım derim ki siz böyle böyle yapmıştınız. Eğer usulsüzlük ve yolsuzluk nedeniyle istifa gerekiyorsa önce bende kendi partisini soyanların istifa etmesi gerekir di,ye düşünüyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu: Sanıyorum bununla sayın Fırat Anayasa Mahkemesinin verdiği kararı kastetti. Anayasa Mahkemesinin verdiği karar saygılı olduğumuz her zaman söyledik. O harcamaların yapılmadığı anlamında hiçbir belirleme yok, harcamalar yapıldı. Örneğin uçak biletleri alınırken seyahat sırasında CHP genel merkezi denmediği için onu Anayasa Mahkemesi gider olarak kabul etmiyor. Benzer olaylar diğer partilerde de çıktı. Eğer siz bu şekliyle bir suçlamayı gündeme getirirseniz, bu ahlaki değil. Ahlaki olan sizinle ilgili bir iddia varsa ve o iddiaların tamamı burada belgeleniyorsa mahkeme kararlarıyla raporlarla raporların tarih ve numaralarıyla hala siz o belgeleri Bunlar belge değil diye söylüyorsanız doğru değil. Vatandaş kimin doğru söylediğini gayet iyi biliyor.