Şahin, şunları söyledi:
TRTnin bir yol ayrımına geldiğinde, seçeceği bir konu var. Reklamdan çıkmayı bile düşünüyorum ben. Tamamen reklamdan çıkılsın ama bunda bizim son yaptığımız anlaşmaların getirilerine bakarak hareket edeceğiz. Biz Kalan Müzikle bir anlaşma yaptık, mesela müzikten, CDden, DVDden, albümlerden elde edeceğimiz gelir ciddi anlamda bir alan teşkil ederse, biz reklamdan çıkarız.
Çünkü, AGB ölçümleri, her şeye rağmen maniple ediliyor ve biz ondan memnun değiliz. Özellikle, şu son 1-2 haftadır üzerinde ciddi anlamda da oynanıyor diye düşünüyorum. Çünkü bizim her defasında tereddütsüz birinci olan Stadyum programı, 10uncuydu. Bu doğru ölçüldüğünde, hiçbir şekilde 10. gelme ihtimali yok, aşağıdan da baksanız, yukarıdan da baksanız.
O yüzden kesinlikle bir manipülasyon var ve biz bir gün çıkıp, Tamam arkadaş, size güle güle diyeceğiz. Onun zamanını kolluyoruz, bekliyoruz. Bu
şekilde bir algı bizi rahatsız ediyor. Kendilerine de söyledik; Bunu sağlıklı şekilde ölçün, 20. de çıkıyorsak razıyız. Ama siz geleceksiniz, sürekli birinci olan bir programı 10. sıraya koyacaksınız, onun kabulü mümkün değil, biz defa bunu protesto ediyoruz. Hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Yeri geldiğinde uğraşımızı ortaya koyacağız. Bunu nasıl olacak? Reklamlardan da çıkacağız.
TRTnin reklam gelirlerinden sadece 30 milyon YTL elde ettiğini dile getiren Şahin, Bu sadece bize bir canlılık katıyor. Bizim, reklam pastasından büyük pay alalım diye bir hırsımız da yok. İhtiyaç da yok. TRT bir şekilde elektrik faturalarından pay alıyor dedi.
ÇIKTIĞIMIZDA AGB TARTIŞILIR HALE GELİR
AGB ölçümlerinin objektife yakın olması gerektiğini vurgulayan Şahin, TRTnin reklamlardan çıkmasının AGBye de büyük zarar getireceğini söyledi.
Şahin, TRT olarak biz oradan çıktığımızda AGB tartışılır hale gelir ki, bunu hiç kimse düzeltemez. Çok iddialı konuşuyorum. O açıdan AGB yönetiminin bunu mutlak suretle göz ardı etmemesi lazım. TRT olarak yarın AGBden ayrılıyoruz dediğimiz andan itibaren orada 3-5 kanalın dışında kimse kalmaz diye konuştu.
Reyting ölçümlerinin RTÜK veya noter gibi belli denetimde olması gerektiğini ifade eden Şahin, AGBnin toplumdan tekrar vize alması gerektiğini, çünkü bu konuda sadece kendilerinin rahatsız olmadığını, TRTnin çıkması halinde en az 15 kanalın da bu sistemden çıkabileceğini kaydetti.
FARKLI DİL VE LEHÇELERDE YAYIN
Şahin, gelecek yılın Mart ayında hayata geçmesi planlanan ve Arapça, Farsça ile Kürtçe yayın yapacak kanalla ilgili de bilgi verdi.
Çalışmaların devam ettiğini, ancak eleman, mekan, yayın cihazları gibi konularda çeşitli ihtiyaçların bulunduğunu dile getiren Şahin, iki ay kadar önce,
kanalla ilgili Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde anket yaptıklarını anlattı.
Şahin, şunları kaydetti: Farklı dillerde yayın yapma konusu gündeme gelince kıyamet kopuyor. 15 yılım o bölgede geçti. Buna ihtiyaç olduğunu gördüm. Çocuklar okula gitmiyor. Türkçe öğrenemiyor. Kürtçe gazete, dergi olmadığı için de bilgilenemiyor. Terör örgütüne meyilli hale geliyor. Oradaki vatandaşın devletle bir sorunu yok. Hatta, kanalın İstiklal Marşı ile açılıp kapanmasını istiyorlar.
Kürt nüfusu ciddi anlamda ihmal edilmiş, onların ihtiyaçlarını gidermek gerekiyor. Kendi dillerinde Türkiyeyi anlatmak gerekir. Kürtçe yayının sadece Türkiye için yapılmayacağına dikkati çeken Şahin, kanalın yayınının, terör örgütünün yayın organı Roj TVnin de yayın yaptığı Hotbird uydusu üzerinden verilmesinin düşünüldüğünü, programları Irakta, Irakın kuzeyinde, hatta İsveçte oturan Kürtlerin izleyebileceğini ifade etti.