Mahyanın yaklaşık 400 yıllık bir Osmanlı geleneği olduğunu dile getiren Yıldız, günümüzde de ramazan ayına ait bir kültür olarak görüldüğü için sürdüğünü dile getirdi.
1970li yıllarda elektrikçi olarak çalıştığı müdürlükte, mahyaları tamir ederek mahya yapmayı öğrendiğini söyleyen Yıldız, daha sonraki dönemlerde Osmanlı İmparatorluğunun son mahyacısı olan Hacı Ali Ceylanın yanında çıraklık yaptığını ve ardından 1980li yıllarda müdürlük bünyesinde mahya ekibi kurduklarını anlattı.
Ramazan ayına kısa bir süre kala hazırlıklara başladıklarını, 30 yıllık mahya ustası Aziz Tosya ile 4 kişilik ekibinin camilere ilk asılacak mahyaları oluşturduklarını anlatan Yıldız, şu anda Eminönünde Sultanahmet ve Yeni Cami, Eyüpte Eyüp Sultan ve Üsküdarda Cedid Valide Camisine mahya astıklarını ifade etti.
NASİHAT VE MESAJ İÇEREN SÖZLER
Süleymaniye Camisindeki çalışmalar nedeniyle bu yıl bu camiye mahya asmadıklarını kaydeden Yıldız, şu anda Eyüp Sultan Camisinde Yetimleri Koruyun, Sultanahmette En Değerli Miras Ahlaktır, Yeni Camide Cehalet Fakirliktir ve Üsküdardaki Cedid Valide Camisinde de Allahın Emrini Tutuyoruz yazılarının asıldığını söyledi.
Ramazanın gelmesiyle camilere genellikle Hoş Geldin Ramazan, Ya Şehri Ramazan, ayın ortasında Allahın Emrini Tut, On Bir Ayın Sultanı, Oruç Tut Sıhhat Bul, ayın sonunda ise Elveda Ramazan yazılarını astıklarını belirten Yıldız, her camiye ay süresince 4-5 mahya takıldığını anlattı.
Yıldız, Kadir Gecesinde ise Şefaat Ya Allah, Şefaat Ya Resulullah ve La İlahe İllallah yazılarını asacaklarını ifade etti.
Mahyalarda eğitim, sağlık, orucun önemi, yoksullara ve yetimlere yardım, temizlik konularında da nasihat edici ve mesaj verici sözler yazdıklarını bildiren Yıldız, bazı veciz sözlerin dışında zaman zaman yaratıcılıklarını geliştirerek yeni yazılar da hazırladıklarını kaydetti.
1750 MAHYA TAKTI
Her mahyada yaklaşık 100-150 ampul bulunduğunu ve ağırlıklarının 100-150 kilogram civarında olduğunu belirten Yıldız, ışıkların birbirine karışmaması için ampulleri 15er vat taktıklarını anlattı. Yıldız, şunları kaydetti:
Genellikle ayın başında ilk mahyaları asarken zorlanıyoruz. Bir günümüzü alıyor. Ancak sonraki yazılarda ampullerin yerlerini değiştirerek mahyayı oluşturuyoruz. Bu da 3-4 saatimizi alıyor. Yazıların güvenliğini iki minare arasına astığımız halatlar ve makaralarla sağlıyoruz. Ekip olarak güvenliğimiz için de başımıza baret takıyoruz. Mahyaların oranları camilerin büyüklüklerine, minareler arasındaki mesafeye ve caminin önemine göre değişmekte. 35 yıllık meslek yaşamımda yaklaşık 1750 adet mahya taktım.
Mahyanın doğduğu cami olması nedeniyle Sultanahmet Camisindeki yazıların kendisi için daha önemli olduğunu belirten Yıldız, İstanbul dışında Edirnedeki Selimiye ve Bursadaki Ulu camilerine de mahya astıklarını ifade etti.
Yıldız, ramazan ayı dışında Cumhuriyet Bayramında, İstanbulun Kurtuluşu ile Vakıflar Haftasında da mahya astıklarını kaydetti.
MAHYA GELENEĞİ
Türkiye dışında diğer Müslüman ülkelerde bulunmayan mahya geleneği, ramazana renk katıyor.
İlk mahyanın ne zaman kurulduğu tam bilinmiyor. Bir kaynağa göre mahya, II. Selim döneminde (1566-1574), bir diğerine göre ise 1617 yılında Sultanahmet Camisinde ilk kez kullanıldı.
İlk mahya ustası da Fatih Camisi müezzini Hafız Kefevi olarak biliniyor. Bu alanda en büyük usta ise 2 tekne arasına mahya kuran Süleymaniye Camisi mahyacısı Abdüllatif Efendi kabul ediliyor.