13,7 milyar yıl önceki Büyük Patlamadan sonra şartlar oluşturularak kainatın sır perdesi aralanmaya çalışılıyor. Deneylerin sonucunda Güneştekinden 100 bin kat yüksek sıcaklık elde edilecek. Dört temel soruya cevap aranacak.
Deneyin amaçlarından biri de 'Higgs Bozonu'nu bulabilmek. Bozona İngiliz fizikçi Peter Higgs'in adı verilmiş.
PARİS - Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlamadan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için bugün faaliyete geçirildi.
Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor.
Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının dünya görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin olduğunu belirtti.
LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.
Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, Higgs bozonunun izini sürecek. Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.
CERN Müdürü Aymar, Higgsden başka bilinenlerden çok daha ağır, çok daha fazla sayıda parçacık bulunacağını düşünüyor ve Biz bu parçacıklara karanlık madde diyoruz dedi. Aymara göre, LHC kainatın yüzde 23ünü oluşturan bu karanlık maddenin ne menem bir şey olduğunun anlaşılmasını sağlayacak. Bilim adamlarına göre, evrenin yüzde 4ü bildiğimiz maddeden meydana geliyor, kalan bölüm ise karanlık enerjiden ibaret.
LHCb adı verilen üçüncü algılayıcı ya da gözlem istasyonu, Büyük Patlama anında maddeyle eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye gittiğini bulmaya çalışacak. Alice algılayıcısı da kurşun iyonlarının çarpışmasıyla ilgilenecek ve kainatın ilk mikrosaniyeleri sırasında, daha protonlar oluşmadan ortaya çıkan kuark ve glüon çorbasını bir lahza için de olsa yeniden yaratmaya çalışacak.
DÖRT TEMEL SORU Türkiyenin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Hindistan, Rusya ve Japonyanın da iştirak ettiği 3,76 milyar Euroluk proje, minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap bulmaya çalışacak.
Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlamadan hemen sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak.
Higgs bozonu: İstikrarsız karaktere sahip parçacığa, adeta ilahi parçacık gözüyle bakılıyor, zira birçok araştırmacı bu parçacığı teorik olarak inceledi, ama şimdiye kadar hiç kimse onu göremedi. Bozon, onu 1964 yılında tümdengelim (dedüksiyon) yöntemiyle ortaya çıkaran İngiliz fizikçisi Peter Higgsin adını taşıyor. Bozonun varlığını deneyle kanıtlamak, parçacık fiziğinde bilinenleri özetleyen standart modelin eksik halkasını bulmak anlamına gelecek.
Higgs bozonu, kütlenin nasıl kazanıldığının anlaşılmasını sağlayacak. Bazı parçacıkların niçin kütleden mahrum olduğu da böylelikle anlaşılabilecek.
Süpersimetre: Bu kavram, son yılların en esrarengiz keşiflerinden biriyle ilgili. Şöyle ki, görünen madde evrenin sadece yüzde 4ünü oluşturuyor. Kainatın yüzde 23ü karanlık madde, kalan yüzde 73ü de karanlık enerjiden teşekkül ediyor. Bu konunun aydınlatılması; karanlık maddenin, nötralino adı verilen süpersimetrik parçacıklardan oluştuğunu gösterebilecek.
Madde ve antimaddenin esrarı: Enerji maddeye dönüşürken, bir parçacık ve zıt kutuplu elektrik yüküne sahip bir yansıması, bir başka deyişle antiparçacığı oluşuyor. Parçacık ve antiparçacık bir araya gelecek olursa birbirlerini yok ediyor ve enerji ortaya çıkıyor. Mantık, madde ve antimaddenin evrende eşit miktarda bulunması gerektiğini söylese de, antimadde nadir bulunuyor.
Büyük Patlamadan sonra saniyenin binde birindeki şartları yeniden oluşturmak: O sırada madde, kuark ve glüonlardan oluşan bir çeşit yoğun ve sıcak çorba olarak ortaya çıktı. Çorba soğuyup yoğunlaşırken, kuarklar; protonlar, nötronlar ve diğer kompozit parçacıkları oluşturdu. LHC, ağır iyonları birbirleriyle çarpıştırarak bir anlık da olsa, Güneş çekirdeğindekinden 100 bin kat daha yüksek sıcaklık elde etmeye çalışacak. Bu çarpışmalar sırasında kuarklar ortaya çıkacak. Araştırmacılar, serbest kalan kuarkların maddeyi oluşturmak için ne şekilde ve nasıl birleştiklerini gözlemleyebilecek.
SONSUZ KÜÇÜK VE SONSUZ BÜYÜK LHC çarpıştırıcısı hadron ailesinden hidrojen protonlarını, ışık hızının yüzde 99,999uyla 27 kilometrelik tünele fırlatacak. Yerin 100 metre altında saniyede 1 milyar proton çarpışması meydana gelirken, yer üstündeki 3 bin bilgisayar saniyede 100 kadar çarpışmayı analiz edecek. Toplanacak veriler, değişik ülkelerde CERNle bağlantılı araştırma merkezlerine anında iletilecek. Tünel dünyanın en soğuk buzdolabı olacak, zira süper iletken mıknatısları eksi 271,3 dereceye kadar soğutuldu. Eksi 273,15 mutlak sıfır kabul ediliyor. Tünel boyunca sıralanan dört çarpıştırıcı devasa boyutlarda. En büyükleri Atlas, 25 metre çapında, 46 metre boyunda bir silindir. Ağırlığı 7 bin ton kadar. 3 bin kilometreyi bulan kablolarla sarmalanmış halde. Silindirin yerleştirilebilmesi için, 300 bin ton taş ve toprak kazıldı, 50 bin ton beton döküldü. Atlas, bir yıl içinde, dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre Kütüphanesindeki 3 milyar kitaptakinden 160 kat fazla veri toplayacak. Proton huzmesi, 10 saatte tünel içinde 10 milyar kilometre kadar yol almış olacak ki, bu, Yerden Neptüne gidiş geliş mesafesine eşit. Tam yoğunluğa erdiğinde, her proton huzmesi, saatte 1600 kilometre hız yapabilen bir otomobil için gerekli enerjiyi üretir hal gelecek. Çarpışmalar 14 tera elektron volt enerji ortaya çıkaracak. Bu, çok yoğun enerji demek. Bu sayede bir an için de olsa, Güneştekinden 100 bin kat fazla sıcaklıklar elde edilebilecek.
cerndeki deney en az 15 yıl daha devam
eticek ondan sonra kara delik olusmaz
önlem alındı saçmlıkdan baska hiç
bişiy değil
mustafa güzel - Adıyaman
24 Eylül 2008, Çarşamba 12:06
Cern"deki deneyin insanlığa faydalı
olup olmayacağı tartışması 10 yıl önce
bitmişti.Felaket senaryolarını geri
kalmış ülkeler devam ettiriyor(acaba
yeni farkettiklerinden mi?)
Sallama Fikret - Sakarya
11 Eylül 2008, Perşembe 15:44
deneyin yapıldığı akşam gkyüzünde
acaip şimşekler çarğıordu ama sessiz...
gök yüzünün rengi bile değişmişti...
mor bi gök yüzünde bembeyaz göz alıcı
şimşekler çarpıyordu...
Bu şimşekler acaba deneyin sonucundamı
oluştu?