Yurdun değişik yerlerinde, her biri ayrı kültürden doğan gelenekler, ramazan aylarına farklı bir tat katıyor. Ramazan geleneklerinin başında iftar davetleri geliyor. Bu gelenekle evlerdeki sofralar her zamankinden daha şen oluyor.
ANKARA - Yörelerin kendine özgü gelenekleri ise birbirinden ilginç... Farklı gelenekler, yardım severliği öğütlemesi, birlik ve beraberliği sağlaması, dostlukları perçinleştirmesi ile ortak noktada buluşuyor.
Yüzyıllarca sürdürülmüş, ancak son zamanlarda unutulmaya yüz tutmuş bazı gelenekler ise artık belli yaştaki kişilerin aktarımlarıyla birer nostaljiye dönüşmüş. Başta televizyon olmak üzere iletişim araçlarının artması ve daha kolay ulaşılabilir olması, geleneklerin unutulmasına neden olabiliyor.
Her şeye rağmen yüzyıllarca korunan geleneklerin büyük bölümü, yurdun dört bir köşesinde, tüm canlılığı ile sürdürülüyor.
BAFRADA SELE-SEPET ŞENLİKLERİ Samsunun Bafra ilçesinde onlarca yıldır sürdürülen sele-sepet şenliği tüm coşkusuyla ramazan ayına ayrı bir anlam katıyor.
Sele-sepet adıyla bilinen ve ramazan ayının 14. gününü 15ine bağlayan gece düzenlenen etkinlik, ilçe halkının katılımı ile yapılıyor. İftarın ardından başlatılan şenlikte, çocuklar taşıdıkları, sele-sepet adı verilen fenerlerle evleri dolaşarak bahşiş topluyor. Çaldıkları kapıyı açanlar tarafından bahşiş ve çeşitli ikramlarda bulunulan çocuklar gruplar halinde, sele-sepet top kandil, aç kapıyı ben geldim. Ayda yılda bir kere, kapınıza ben geldim şeklinde maniler söyleyerek teravih vaktine kadar mahalleleri dolaşıyorlar.
Her gidilen evde mutlaka bir ikramda bulunulurken, verilen hediyeler taşınan sepetlerde biriktiriliyor.
AMASYADA 150 YILLIK GELENEK Amasyada geçmişi 150 yıldan uzun bir zamana dayanan müzikle iftar açma geleneği sürdürülüyor.
Zamanın Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşanın 1860lı yıllarda bir ramazan günü Amasya Kalesinden davul zurna çaldırmasıyla başladığı bilinen gelenek, bugün belediye bandosunun günün popüler parçalarını çaldığı bir bando şenliğine dönüşürken, kent halkı, bandonun çaldığı popüler parçalar eşliğinde iftar yapıp, sahura kalkıyor.
Kente hakim en yüksek yer olan Harşena Dağındaki Amasya Kalesinde iftardan yaklaşık bir saat önce başlayan konserlerde, günün popüler şarkıları ile Amasyalıları iftara hazırlayan bando, konserlerini sahurda da sürdürüyor.
Genellikle Amasya yöresine özgü parçaların icra edildiği konserlerde, zaman zaman istekler doğrultusunda yılın popüler parçalarına da yer veriliyor.
SİNOPTA HELESA Sinopa özgü bir gelenek olan ve ramazan ayında sellime çıkma ya da diğer adıyla helesa olarak gerçekleştirilen şenliklerin geçmişi tam olarak bilinmiyor.
Bir anlatıma göre, çok eskilerde, kış mevsiminde fırtınadan kaçarak Sinopa sığınan bir geminin tayfaları, haftalarca burada mahsur kalmış. Kumanyaları tükenen tayfalar da kimseden bir şey isteyemedikleri için çaresiz kalınca, sonunda bir filikayla kente çıkıp ellerinde fenerle evleri dolaşıp mani söyleyerek yiyecek istemişler.
Helesanın bu öyküden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise tam olarak bilinmiyor. Ramazan ayının 15inden itibaren düzenlenen etkinlikte gençler, taşıdıkları maket kayıkla sellime çıkıyorlar. İftar sonrası birkaç kişinin taşıdığı ve özenle süslenmiş kayıklar eşliğinde ellerinde fener ve mumlarla mahalleler dolaşılarak bahşiş toplanıyor.
Gençler evlerin kapılarına giderek mani söyleyip bahşiş istiyor. Bahşişler ise bir mendile sarılarak ve düştüğü yer görülsün diye de mendilin ucu yakılarak helesacılara atılıyor.
UNUTULMAYA YÜZ TUTAN GELENEKLER Edirnede Selimiye Meydanında 50 yıl önce ramazan ayında çocuklara yönelik kukla gösterileri sunuluyordu. Yetişkinler ise ceviz ve fındık oyunları oynuyordu. Edirnede geçmiş yıllarda ramazan ayında Selimiye Camiinin minarelerine asılan mahyalar da artık asılmıyor. Ramazanlarda Selimiye Meydanında para karşılığı atlarla gezdirme geleneği ise sürdürülmeye çalışılıyor.
Tekirdağda ramazan ayında havuz başında çalınan sazlar, denizde kayık sefaları, çocuklar için yapılan kukla gösterilerinin yerini şimdi televizyonlardaki eğlence programları aldı. Ramazan eğlenceleri, Tekirdağ Belediyesince kurulan ramazan çadırlarındaki etkinliklerle korunmaya çalışılıyor. Ramazan ayına özel, kahvehanelere getirilen Yemen kahvelerini yudumlayarak yapılan sohbetler, meddah gösterileri, teravihten sonra kurulan dost meclisleri, kumpanyalar unutulan gelenekler arasında.
Kırklarelinde de iftar yemeğinden sonra kurulan dost meclisleri de eskide kalan gelenekler arasında yerini aldı.
İFTAR DAVETLERİ, MİSAFİRPERVERLİĞİN ÖRNEĞİ Kayseride her ramazan ayında canlılığını yitirmeyen geleneğin başında, iftar davetleri geliyor. Özellikle yoksul ailelerin iftara davet edilmesine önem veriliyor.
Sürdürülen ramazan geleneklerinden biri de sahurda davul çalanlara kete, börek ve katmer ikram edilmesi.
Unutulmaya yüz tutan hacivat-karagöz ve ortaoyunu gösterileri, özellikle büyük alışveriş merkezlerinde ve belediyelerin düzenlediği etkinliklerle korunuyor.
KONYADA İFTARİYELİK Konyada sürdürülen gelenekler kapsamında, mahallenin kadınları bir araya gelerek imece usulüyle cami ve mescitlerin temizliğini yapıyor. Ramazan ayında sahurda ve iftarda bolca tüketilen erişte ve yufka ekmek hazırlamak için kadınlar bir araya geliyor.
Konyada ramazan geleneklerinin en önemlisi bekar genç erkeklerin, samimi olduğu barana denilen arkadaşlarını iftara davet etmesi. Bu gelenek kaybolmaya yüz tutsa da bazı yerlerde uygulanıyor.
İftar açmadan önce camide kılınan akşam namazından çıkışta, cemaate iftariyelik ikramı yapılması da Konyada yıllardır yaşatılan gelenekler arasında.
Karaman ve Aksarayda verilen iftar davetleri ile ramazanda sohbet geleneği sürüdürülüyor. Aksarayda kadınlar ramazan ayında imece usulüyle tatlı yapıyor. Bu gelenek yıllardır devam ediyor. Tahinli pideler komşulara ikram ediliyor.
SİVASTA HOROZ ŞEKERİ Sivasta ramazan ayının başlamasıyla birlikte horoz şekerleri de satışa sunuluyor. Köz ateşinde eritilerek şekil verilen horoz şekerleri, Sivasın vazgeçilmez geleneği.
Horoz şekerleri özellikle misafir gidilen evlere ya da oruç tutan çocuklara iftariyelik olarak ikram ediliyor.
Çubuklu tek kalıp şekerler ve içi hava dolu kalıp şekerler halinde satışa sunulan horoz şekerleri tanesi 50-75 YKr ile 1 YTL arasında değişen fiyatlardan satılıyor.
Her yıl sadece ramazan ayında satılan bu şekerler, özellikle çocukların ilgisini çekiyor.
BARTINDA TOPLU DAVET GELENEĞİ Bartında bazı mahalle ve köylerde, her akşam bir kişinin evinde iftar yapılıyor. Mahalle ya da köy sakinleri, iftar daveti verilen evde hazırlıkları topluca yapıyor. Bu gelenek Bartında yıllardır, bir araya gelmenin, kaynaşmanın, yardımlaşmanın vesilesi oluyor.
İftar yemeğinin ardından, ses sistemi kurularak Kuran-ı Kerim okunuyor, ardından çay-kahve ikram ediliyor.
BURSADADAVUL SESİ YERİNE BASTON SESİ Bursanın tarihi semtlerinden biri olan Emirsultan Mahallesinde sahur saatinde davul yerine baston sesi duyuluyor.
Mahallede türbesi bulunan, Hz. Muhammedin 6. kuşaktan torunu olan Emirsultana duyulan saygı nedeniyle uzun yıllar önce başlatılan uygulamayla cami ve türbe çevresinde oturan vatandaşlar, ya zilleri çalınarak ya da kapılarına bastonla vurularak sahura kaldırılıyor.
Ramazan aylarında kentin diğer mahallelerinde sahur saatinde davul sesleri duyulurken, adını Hz. Muhammedin 6. kuşaktan torunu olan Emirsultandan alan mahallede, vatandaşlar, Pilavacı diye anılan Lütfü Büyükbüke tarafından farklı bir yöntemle sahur için uyandırılıyor.
Vatandaşları, kapılarına elindeki bastonla vurarak ya da zillerini çalarak sahura kaldıran ve bunu yaparken, Pilava diye üç kez seslenen 50 yaşındaki Büyükbüke, 38 yıldır Ramazan aylarında bu işi yaptığını, mahalledeki çoğu insanın kendisini Pilavacı olarak tanıdığını söyledi. Baybüke, bu görevi, mahallede daha önce bu işi yapan Kadir Hepanılırdan devraldığını belirterek, Hepanılır, bunu 30-35 yıl yapmış. Emirsultan Hazretlerine saygımızdan, mahallemizde ramazan aylarında diğer mahallelerde olduğu gibi davul çalınmaz. Onun yerine bastonla kapılara vurulur veya ziller çalınır dedi. Emirsultan Mahallesi Muhtarı Nurettin Çakıcı da bu geleneğin yüzyıllar öncesine dayandığını söyledi.
GAZİANTEPTE RAMAZAN KAHKESİ GELENEĞİ Gaziantep ve yöresinde, hemen her evde ramazan kahkesi yapılması geleneği bozulmadı.
Ramazan ayının sonlarına doğru evlerde yöresel yuvalama yemeği yapma telaşı başlıyor. Kadınlar bir araya gelerek, bayramda ikram edecekleri yuvalama ve bayram kahkesi yapıyor.
Gaziantepte çok eski yıllarda ramazan davulcuları, eşeklerle dolaşarak bahşiş topluyordu. Ramazan davulcularına verilen bulgur, simit, pirinç ve şeker, eşeklerin sırtındaki heybelere yükleniyordu. Bugün ise ramazan davulcularına bahşiş olarak sadece para veriliyor.
KİLİSTE RAMAZAN GEREBİÇİ Kiliste ramazan ayının ilk günü, bütün evlerde keşkek yapılıyor. Keşkeğin yapımında kullanılan dövmenin (buğday) insanların midesinde Allahı zikreden tespih görevi yaptığı düşünülüyor.
Geleneksel olarak bayramdan 15-20 gün önce hazırlanmaya başlanan Kilise özgü kahke ve gerebiçler, bayramlaşmaya gelen akraba, eş dost ve misafirlere ikram ediliyor.
TRABZON MUSİKİ TOPLANTILARI Trabzonda ramazan aylarında, vatandaşlar teravih namazından sonra bir araya gelerek musiki toplantıları yapıyor. Kültür ve sanatın ele alındığı toplantılarda, uzun sohbetler yapılıyor. Önceki yıllarda daha yaygın olan bu geleneğin sürdürülmesi son zamanlarda azaldı.
Eski Trabzon evlerinde iftar genellikle evlerin üst katında yapılıyordu. Evlerin giriş katlarında sofralar kurulur, gelenler kimseye görünmeden burada iftarlarını yaparlardı.
GİRESUNDA TÖMBELEK Giresunda ramazan ayında gençler, oluşturdukları gruplarla yörede tömbelek olarak adlandırılan davul-zurna eşliğinde maniler söyleyip, vatandaşları sahura kaldırarak bahşiş alma geleneğini sürdürüyor. Bu gelenek özellikle köylerde çok yaygın.
TARAKLIDA TEMCİT GELENEĞİ Sakaryanın Taraklı ilçesinde Ramazan geleneği olarak Osmanlıdan günümüze kadar uzanan temcit geleneği varlığını sürdürüyor.
Ramazan ayında davulla insanları sahura kaldırmadan önce, kadınları pilav yapmaya davet etmek için genç erkeklerin ferdi veya toplu olarak cami minaresinden sık tekrarlar biçiminde söyledikleri kafiyeli söz ve ilahilere temcit deniliyor. Temcit için gençler temcit grubu oluşturuyor. Çünkü yörede temcide çıkmadan erkekler büyümüş kabul edilmiyor. Temcit merakı, aslında delikanlıların gönlü olduğu genç kıza sesini duyurma fırsatını da verdiği için farklı bir toplumsal işlevi de kendi içinde barındırıyor.
Ramazan ayı boyunca evin hanımı tarafından hazırlanan yemek ve pilavlar için helalleşme amacıyla evin erkeğinin eşine hediye almasına yörede pilavlık alma deniliyor. Eğer evin erkeği hediye almamışsa annesi tarafından uyarılıyor. Temcit Taraklıda dayanışma, farklı açılımları ve işlevleri ile köklü bir ramazan geleneği.
ADANADA GELENEKLER YAŞATILMAYA ÇALIŞILIYOR Adanada gölge oyunu, meddah, orta oyunu, kukla, fasıl ve ramazan şerbeti gibi unutulmaya yüz tutan gelenekler yerel yönetimlerin etkinlikleriyle yaşatılmaya çalışılıyor.
Belediyelerin parklarda kurulan çadırlarda, iftar sonrası eğlenceler düzenleniyor. Gölge oyunu, meddah, orta oyunu, kukla gösterilerinin yanı sıra fasıl grupları, çeşitli sanatçılar da sahne alıyor. Gösterilerde geleneksel giysilerle görevliler, yöreye özgü şalgam, meyan kökünden yapılan ve halk arasında aşlama olarak bilinen şerbetten konuklara dağıtıyor. Bu içecekler, teravih namazı sonrası da hayırsever kişiler tarafından camideki cemaate ikram ediliyor.
Bu arada, iftar sofralarını süsleyen yemekler de komşular tarafından imece usulü ile hazırlanıyor.
ESKİŞEHİRDE MANİ SÖYLEME GELENEĞİ Eskişehirde mani söyleme geleneği özellikle kırsal bölgelerde sürdürülmeye çalışılıyor.
Daha çok köylerde dile getirilen maniler, ramazan ayında ev ziyaretlerinde ve kına gecelerinde söyleniyor.
Kırım göçmenlerinin getirmiş olduğu şın denilen mani söyleme geleneğini köylerde özellikle yaşlılar gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.
KÜTAHYADA KÜPECİK Kütahyada ramazan ayına özgü gelenekler arasında küpecik önemli bir yer tutuyor.
İftar sonrasından yatsı ezanına kadar geçen sürede aynı sokakta oturan çocuklar 5er, 6şar kişilik gruplar halinde kapı kapı dolaşıp bahşiş topluyor. Kapıyı açan kişi, küpecik manisini söyleyen çocuklara para, çerez ya da şeker veriyor. Çocuklar topladıkları para ile satın aldıkları yiyecekleri daha sonra topluca yiyor.
Kentin ramazan gelenekleri arasında en eskilerinden sayılan küpecik manisi şöyle: Hey! Küpecik, küpecik; yağdan, baldan küpecik. Yağ olmazsa bal olsun, ev sahibi sağ olsun. Ev sahibi, evde misin, evde değil dağda mısın? Dağda yılan kışlasın, Allah çocuğunuzu bağışlasın Al yanaklı yenge, merdivenden in de gel. Sarı yirmi beşliği, al da gel, al da gel.
Yalovada uzun yıllar sürdürülen ancak şimdi unutulan geleneğe göre, sahur vakitlerinde davul çalan gençler, Yalovaya özgü maniler söylüyordu. (Ne uyursun uyursun/Uyku da ne bulursun/Al abdesti kıl namazı/Belki cennetlik olursun), kentte en çok bilinen manilerden biri.
Bitliste ramazan ayının belli günlerde yapılan keşkes, kentte yıllardır süren bir alışkanlık.
Malatyada birbirlerine dargın olan kişilerin iftar yemeğinde buluşturulması da gelenekler arasında yer alıyor.
Bilecikte özellikle köylerde ramazan aylarında gençler yüzük ve havlu saklama oyunları oynuyor.