Töreye karşı bir yargıç
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Polis - adliye

Töreye karşı bir yargıç

Töre cinayetlerinde “aile meclisi” koşulunu arayan Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararına sadece kadın kuruluşları tepkili değil. 1. Ceza Dairesi Hakimi Salih Zeki İskender de kararı “Çok tartışılır, münferit ve değişebilir bir karar” olarak değerlendirdi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Salih Zeki İskender'in açıklamaları dairenin kararına "Yargıtay kadınların katillerini koruyor" diye sert tepki gösteren kadın kuruluşlarının yüreğine su serpecek nitelikte.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:29 TSİ 09 Eylül 2008 Salı

İSTANBUL - Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin töre cinayetlerinde ‘aile meclisi kararı’nı şart koşan kararına kadın kuruluşları, “Yargıtay kadınların katillerini koruyor” diyerek sert tepki göstermiş ve kararla töre cinayetlerine yeşil ışık yakıldığı belirtilmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 14 Mart 2008’de oybirliğiyle aldığı ve geçen hafta basına yansıyan kararında imzası bulunmayan ama aynı dairenin üyesi olan hakim Salih Zeki İskender, kararın münferit bir karar olduğunu, ilke kararı alınmadığı için tartışılarak değişebileceğini düşünüyor. “Yargıçları bu konuda eğitmek öyle kolay değil; zamanla olacak bir şey” diyen İskender, ‘aile meclisi’ diye sosyolojik bir kurum olmadığını, yasadaki ‘töre’ ifadesi yerine açıkça ‘namus cinayeti’ denmesi gerektiğini vurguluyor. “Töre konusunda Türkiye’de yayınlanmış tüm yayınlar elimde” diyen İskender, “Feministlerin de yanlışları var” dese de, namus cinayetleri konusunda onlarla aynı görüşte.
Haberin devamı

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 14 Mart 2008’de aldığı ve ANKA’nın yaptığı haberle geçen hafta kamuoyuna yansıyan kararına göre, ‘aile meclisi’nin verdiği karar sonrası cinayet işlendiği ispatlanmazsa, sanıklar ‘töre’ suçundan hüküm giymeyecek ve daha az ceza alabilecekler. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin oybirliğiyle aldığı karar, kadın kuruluşlarınca mevcut yasadan da daha geride olarak değerlendiriliyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Hakimi Salih Zeki İskender’in sözleri, kadın kuruluşlarının yüreğine su serpecek nitelikte: “Bu konuda kendisini son derece eğitmiş yargıçlarımız da var. Bu münferit bir karar ve henüz ilke kararı olarak alınmadığı için bundan sonra alınacak kararlar üzerinde örnek oluşturmayacak. Ben de bu dairenin üyesiyim. Biz 9 kişiyiz; 5 kişi imza atar... Kararda imzam da yok, muhalefetim de yok.”
Hakim Salih Zeki İskender’in NTVMSNBC’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:


‘Töre cinayetlerine yeşil ışık’ tepkisi


‘AİLE MECLİSİ’ DİYE SOSYOLOJİK BİR KURUM YOK
Kadın kuruluşları tarafından bir hayli tepki topladı bu karar.
Sıkıntı nereden kaynaklanıyor?.. Bunu özellikle belirtiyorum; ben o dairenin üyesiyim. Arkadaşlarımı karşıma almak da istemem. Ben bunu Diyarbakır Barosu’nun düzenlediği sempozyumdaki konuşmamda da söyledim. Konferansta dedim ki: Töre nedir? Töreyi kim belirleyecek? Selâm vermek de bir töredir, bayramlaşmak da bir töredir. Adam bayramlaşmadı diye onu öldürürse ne yapacağız, töreden mi cezalandıracağız? Bir kere töre lafı çok muallak bir laf. Yasada olmaması gereken bir şey. Bunlar namus cinayetleridir. Bunlara Batı’da ‘kıskançlık cinayeti’ deniyor. Töreyi kim belirleyecek? Yargıç bilirkişiye mi gidecek? Bunlar son derece muallak kavramlar. Bunun adı, ‘namus cinayeti’ olmalıdır. ‘Aile meclisi’ diye sosyolojik bir kurum yok.Yani iki kişiden oluşan ailede kardeş kardeşi öldürmüş. Bu olayda ailenin başka bireyi olmazsa buna namus cinayeti demeyecek miyiz?

‘Aile meclisi kararı’ denilince sanki aile meclisi resmi bir kurummuş da yazılı bir karar çıkartmazsa kabul edilmeyecekmiş gibi bir sonuç ortaya çıktı.
Sanki NTV gibi bir kurum varmış ortada da, yönetim karar verecekmiş gibi... Karar sayısı kaçtır bunun?


MÜNFERİT VE DEĞİŞEBİLİR BİR KARAR
Yargıçlarımız verdikleri bu kararla 2004’de TCK’da yapılan değişiklikten daha uzağa, geriye düşmüş olmuyorlar mı?
Bunu onlara soracaksınız. Ben kendi kafamdan sorumluyum. Ben kendi kafamdaki tepkimi ortaya koydum. Arkadaşlarımı karşıma almak istemiyorum. Buna karşı elbet direnç var ama, yasa koyucu da hatalı. 2004’te yasa düzenlenirken ‘namus cinayeti’ denmedi, ‘töre saikiyle’ denildi. Ben o komisyonda da vardım. Ama Yargıtay’ın bu kararı münferit bir karardır. Çok tartışılır, değişebilir bir karar. Değişmez değil...

Münferit bir karar diyorsunuz ama oybirliğiyle alınmış?..
Dairenin de bazı kararları böyle olağanüstü tartışılır ve sonra ilke kararına dönüşür. Bu öyle bir karar değil.

“İlke kararına dönüşmedi, değişebilir” diyorsunuz. Bu karar basına yansıdıktan sonra gelen tepkiler üzerine kendi içinizde kararı tartıştınız mı acaba?
Arkadaşlar tatilde zaten. Döndüklerinde konu gündeme gelecektir.


FEMİNİSTLERİN DE YANLIŞLARI VAR
Feministlerin de yanlışları var. Dünyada şiddet yalnız kadınlara dönükmüş gibi... Bir oranlama yaparsanız, şiddetin en uç noktası öldürmedir. Şiddet, toplumun genel diyalektik bir sorunudur.


DOĞU’YA, ORTADOĞU’YA ÖZGÜDÜR DİYE VURGULAMAK IRKÇILIKTIR
Genel diye kanıksamak da olmaz ama...
Kanıksamak değil... Şiddetin her türlüsüne karşı çıkmak lâzım. ‘Bana yönelmeyen şiddet iyidir’ mantığına da düşmemek lâzım. Bu dünyanın sorunudur. Geri kalmış bölgelerde bunu sosyologlar ‘kıt kaynak’ teorisiyle açıklıyorlar. Olayın kökeni aslında ekonomiktir de... Ekonomik gerekçeleri de gözardı etmemek lâzım burada. Bunu yalnız Doğu’ya, Ortadoğu’ya özgüdür, diye vurgulamak ırkçılıktır. Bu Hollanda’da da var, Amerika’da da var. 90 saniyede bir tecavüz gerçekleşiyormuş Amerika’da. Orada buna ‘kıskançlık cinayeti’ diyorlar.

Yargıtay Ceza Dairesi’nin bütün üyeleri erkek mi?
Evet...

Kadın olsalar acaba daha farklı bir bakış açısı olur muydu?
Yok, yok... Benim konuyla ilgili, namus cinayetleriyle ilgili yoğun çalışmam da var. Leyla Pervizat diye bir hanım var. Doktora tezini de okudum.

Vildan Yirmibeşoğlu’nun ‘Toprağa Düşen Sevdalar’ kitabını okudunuz mu?
Okudum, okudum... Türkiye’de yayınlanmış tüm yayınlar elimde. Gözden geçiriyorum. Yani yasada yanlışlık var. Bu karar şimdi böyle çıktı ama ben size 1. Ceza Dairesi’nin başka bir kararını okuyayım. Münferit bir karardır, hâlâ ilke kararı alamamıştır. Güldünya dosyası benim elimden geçti. Orada aile meclisi kararı aranmadı. Tarihi eski olduğu için ‘töre saiki’ maddesi uygulanmadı ama tahrik de uygulanmadı.


AÇIKÇA “NAMUS CİNAYETİ” DEMEK LÂZIM
Yasa maddesi sizce nasıl olmalı?
Açıkça ‘namus cinayeti’ demek lâzım buna.


YARGIÇLARI BU KONUDA EĞİTMEK KOLAY BİR ŞEY DEĞİL
Siz de bu konuda feministlerle aynı görüştesiniz. 2004’teki TCK değişikliklerinde TCK Kadın Platformu’nun da ısrarı ‘töre’ değil ‘namus cinayeti’ denilmesi yönündeydi...
Ben Meclis Adalet Komisyonu’ndaydım bu madde görüşülürken. CHP’li bazı milletvekilleri de öyle havalara fırladılar. Ama bunun neticede bir uygulama boyutu var. Yargıçları alıştırmak kolay değil. Bakın öyle bir noktaya geldik ki, eskiden hep ağır tahrik uygulanıyordu. Meselâ Diyarbakır Barosu’ndaki konuşmamda Diyarbakır mahkemesinin birkaç kararına olağanüstü saldırdım. Namus saikiyle öldürülmüş, ağır tahrik uygulanmış; “Yörenin koşulları” diyor. Kardeşi başka bir erkekle konuştuğu için kardeşini bıçaklanmıştı. Ben o zaman Yargıtay savcısıydım, tebliğimde dedim ki: “Bu, kişi özgürlüğüyle ilgilidir. Burada tahrik uygulayamazsınız.” Mahkemeler de durmadan başka erkeklerle konuştuğu için tahrik uyguluyor. Epeyce mesafe aldık yani. Yargıçları bu konuda eğitmek öyle kolay bir şey değil. Zamanla olacak...

Tartışmaya neden olan karar metni şöyle:

T.C
Y A R G I T A Y
BİRİNCİ CEZA DAİRESİ

Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO: 2007/6700
KARAR NO: 2008/1986
TEBLİĞNAME: 1-B/2007/31750
Kızkardeşi Meryem Sezgen’i kasten öldürmekten sanık Selahattin Sezgen, işbu suça sanık Selahattin Sezgen’i azmettirmekten sanık Aziz Sezgen’in yapılan yargılanmaları sonunda: sanık Selahattin Sezgen’in hükümlülüğüne, sanık Aziz Sezgen’in beraatine ilişkin (GAZİANTEP) İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nden verilen 03.10.2006 gün ve 315/400 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş, sanık Selahattin duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık Aziz hakkında kurulan beraat hükmünün gerekçesine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanık vekilinin sanık Aziz’in suçu işlemediğine dair ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2-Sanık Selahattin hakkında kardeşini töre saiki ile kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Selahattinin kız kardeşini öldürme suçunun sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık vekilinin olayda tahrik bulunduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
../..
sayfa: 2
ESAS NO : 2007/6700
KARAR NO : 2008/1986
TEBLİĞNAME : 1-B/2007/31750
Kardeşe, çocuğa ve gebe olduğu bilinen maktüleye karşı işlenen öldürme suçunun alınan aile meclisi kararı sonucu gerçekleştirildiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, bu nedenle suçun töre saikiyle işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK’nun 82/1-d-e-f maddeleri yerine 82/1-d-k maddeleri uyarınca karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşüncenin aksine (BOZULMASINA) 14.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
C.Erdoğan M.Yalçın Ş.İste E.Karataş S.Akbulut

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

gulen Nizam  - Yurt Dışı
09 Eylül 2008, Salı 12:09  
MaleseTurkiye hala eski kafali.Egitimli insanlarimiz bile!!!!Kadin olarak Turk kadinina cok uzuluyorum bazi seyler degisse bile.Kadinlara turkiye"de hala kotu muamele edildigini dusunuyorum.Uzun sureden beri yurt disinda yasiyorum.Turkiye"yi canim vatanimi cok ozluyorum.Geri kafali bagnaz dusunceli insanlarin kotu kanunlarin oldugu yerde olmak ve yasamak istemiyorum.yurt disinda olmamin birsebebide bu.Iki kiziminda Turkiye"de asla yasamasini ve yetismesini istemiyorum

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları