Töre cinayetlerinde aile meclisi koşulunu arayan Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararına sadece kadın kuruluşları tepkili değil. 1. Ceza Dairesi Hakimi Salih Zeki İskender de kararı Çok tartışılır, münferit ve değişebilir bir karar olarak değerlendirdi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Salih Zeki İskender'in açıklamaları dairenin kararına "Yargıtay kadınların katillerini koruyor" diye sert tepki gösteren kadın kuruluşlarının yüreğine su serpecek nitelikte.
İSTANBUL - Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin töre cinayetlerinde aile meclisi kararını şart koşan kararına kadın kuruluşları, Yargıtay kadınların katillerini koruyor” diyerek sert tepki göstermiş ve kararla töre cinayetlerine yeşil ışık yakıldığı belirtilmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14 Mart 2008de oybirliğiyle aldığı ve geçen hafta basına yansıyan kararında imzası bulunmayan ama aynı dairenin üyesi olan hakim Salih Zeki İskender, kararın münferit bir karar olduğunu, ilke kararı alınmadığı için tartışılarak değişebileceğini düşünüyor. Yargıçları bu konuda eğitmek öyle kolay değil; zamanla olacak bir şey diyen İskender, aile meclisi diye sosyolojik bir kurum olmadığını, yasadaki töre ifadesi yerine açıkça namus cinayeti denmesi gerektiğini vurguluyor. Töre konusunda Türkiyede yayınlanmış tüm yayınlar elimde diyen İskender, Feministlerin de yanlışları var dese de, namus cinayetleri konusunda onlarla aynı görüşte.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14 Mart 2008de aldığı ve ANKAnın yaptığı haberle geçen hafta kamuoyuna yansıyan kararına göre, aile meclisinin verdiği karar sonrası cinayet işlendiği ispatlanmazsa, sanıklar töre suçundan hüküm giymeyecek ve daha az ceza alabilecekler. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin oybirliğiyle aldığı karar, kadın kuruluşlarınca mevcut yasadan da daha geride olarak değerlendiriliyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Hakimi Salih Zeki İskenderin sözleri, kadın kuruluşlarının yüreğine su serpecek nitelikte: Bu konuda kendisini son derece eğitmiş yargıçlarımız da var. Bu münferit bir karar ve henüz ilke kararı olarak alınmadığı için bundan sonra alınacak kararlar üzerinde örnek oluşturmayacak. Ben de bu dairenin üyesiyim. Biz 9 kişiyiz; 5 kişi imza atar... Kararda imzam da yok, muhalefetim de yok. Hakim Salih Zeki İskenderin NTVMSNBCnin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
AİLE MECLİSİ DİYE SOSYOLOJİK BİR KURUM YOK Kadın kuruluşları tarafından bir hayli tepki topladı bu karar. Sıkıntı nereden kaynaklanıyor?.. Bunu özellikle belirtiyorum; ben o dairenin üyesiyim. Arkadaşlarımı karşıma almak da istemem. Ben bunu Diyarbakır Barosunun düzenlediği sempozyumdaki konuşmamda da söyledim. Konferansta dedim ki: Töre nedir? Töreyi kim belirleyecek? Selâm vermek de bir töredir, bayramlaşmak da bir töredir. Adam bayramlaşmadı diye onu öldürürse ne yapacağız, töreden mi cezalandıracağız? Bir kere töre lafı çok muallak bir laf. Yasada olmaması gereken bir şey. Bunlar namus cinayetleridir. Bunlara Batıda kıskançlık cinayeti deniyor. Töreyi kim belirleyecek? Yargıç bilirkişiye mi gidecek? Bunlar son derece muallak kavramlar. Bunun adı, namus cinayeti olmalıdır. Aile meclisi diye sosyolojik bir kurum yok.Yani iki kişiden oluşan ailede kardeş kardeşi öldürmüş. Bu olayda ailenin başka bireyi olmazsa buna namus cinayeti demeyecek miyiz?
Aile meclisi kararı denilince sanki aile meclisi resmi bir kurummuş da yazılı bir karar çıkartmazsa kabul edilmeyecekmiş gibi bir sonuç ortaya çıktı. Sanki NTV gibi bir kurum varmış ortada da, yönetim karar verecekmiş gibi... Karar sayısı kaçtır bunun?
MÜNFERİT VE DEĞİŞEBİLİR BİR KARAR Yargıçlarımız verdikleri bu kararla 2004de TCKda yapılan değişiklikten daha uzağa, geriye düşmüş olmuyorlar mı? Bunu onlara soracaksınız. Ben kendi kafamdan sorumluyum. Ben kendi kafamdaki tepkimi ortaya koydum. Arkadaşlarımı karşıma almak istemiyorum. Buna karşı elbet direnç var ama, yasa koyucu da hatalı. 2004te yasa düzenlenirken namus cinayeti denmedi, töre saikiyle denildi. Ben o komisyonda da vardım. Ama Yargıtayın bu kararı münferit bir karardır. Çok tartışılır, değişebilir bir karar. Değişmez değil...
Münferit bir karar diyorsunuz ama oybirliğiyle alınmış?.. Dairenin de bazı kararları böyle olağanüstü tartışılır ve sonra ilke kararına dönüşür. Bu öyle bir karar değil.
İlke kararına dönüşmedi, değişebilir diyorsunuz. Bu karar basına yansıdıktan sonra gelen tepkiler üzerine kendi içinizde kararı tartıştınız mı acaba? Arkadaşlar tatilde zaten. Döndüklerinde konu gündeme gelecektir.
FEMİNİSTLERİN DE YANLIŞLARI VAR Feministlerin de yanlışları var. Dünyada şiddet yalnız kadınlara dönükmüş gibi... Bir oranlama yaparsanız, şiddetin en uç noktası öldürmedir. Şiddet, toplumun genel diyalektik bir sorunudur.
DOĞUYA, ORTADOĞUYA ÖZGÜDÜR DİYE VURGULAMAK IRKÇILIKTIR Genel diye kanıksamak da olmaz ama... Kanıksamak değil... Şiddetin her türlüsüne karşı çıkmak lâzım. Bana yönelmeyen şiddet iyidir mantığına da düşmemek lâzım. Bu dünyanın sorunudur. Geri kalmış bölgelerde bunu sosyologlar kıt kaynak teorisiyle açıklıyorlar. Olayın kökeni aslında ekonomiktir de... Ekonomik gerekçeleri de gözardı etmemek lâzım burada. Bunu yalnız Doğuya, Ortadoğuya özgüdür, diye vurgulamak ırkçılıktır. Bu Hollandada da var, Amerikada da var. 90 saniyede bir tecavüz gerçekleşiyormuş Amerikada. Orada buna kıskançlık cinayeti diyorlar.
Yargıtay Ceza Dairesinin bütün üyeleri erkek mi? Evet...
Kadın olsalar acaba daha farklı bir bakış açısı olur muydu? Yok, yok... Benim konuyla ilgili, namus cinayetleriyle ilgili yoğun çalışmam da var. Leyla Pervizat diye bir hanım var. Doktora tezini de okudum.
Vildan Yirmibeşoğlunun Toprağa Düşen Sevdalar kitabını okudunuz mu? Okudum, okudum... Türkiyede yayınlanmış tüm yayınlar elimde. Gözden geçiriyorum. Yani yasada yanlışlık var. Bu karar şimdi böyle çıktı ama ben size 1. Ceza Dairesinin başka bir kararını okuyayım. Münferit bir karardır, hâlâ ilke kararı alamamıştır. Güldünya dosyası benim elimden geçti. Orada aile meclisi kararı aranmadı. Tarihi eski olduğu için töre saiki maddesi uygulanmadı ama tahrik de uygulanmadı.
AÇIKÇA NAMUS CİNAYETİ DEMEK LÂZIM Yasa maddesi sizce nasıl olmalı? Açıkça namus cinayeti demek lâzım buna.
YARGIÇLARI BU KONUDA EĞİTMEK KOLAY BİR ŞEY DEĞİL Siz de bu konuda feministlerle aynı görüştesiniz. 2004teki TCK değişikliklerinde TCK Kadın Platformunun da ısrarı töre değil namus cinayeti denilmesi yönündeydi... Ben Meclis Adalet Komisyonundaydım bu madde görüşülürken. CHPli bazı milletvekilleri de öyle havalara fırladılar. Ama bunun neticede bir uygulama boyutu var. Yargıçları alıştırmak kolay değil. Bakın öyle bir noktaya geldik ki, eskiden hep ağır tahrik uygulanıyordu. Meselâ Diyarbakır Barosundaki konuşmamda Diyarbakır mahkemesinin birkaç kararına olağanüstü saldırdım. Namus saikiyle öldürülmüş, ağır tahrik uygulanmış; Yörenin koşulları diyor. Kardeşi başka bir erkekle konuştuğu için kardeşini bıçaklanmıştı. Ben o zaman Yargıtay savcısıydım, tebliğimde dedim ki: Bu, kişi özgürlüğüyle ilgilidir. Burada tahrik uygulayamazsınız. Mahkemeler de durmadan başka erkeklerle konuştuğu için tahrik uyguluyor. Epeyce mesafe aldık yani. Yargıçları bu konuda eğitmek öyle kolay bir şey değil. Zamanla olacak...
Tartışmaya neden olan karar metni şöyle:
T.C Y A R G I T A Y BİRİNCİ CEZA DAİRESİ
Y A R G I T A Y İ L A M I ESAS NO: 2007/6700 KARAR NO: 2008/1986 TEBLİĞNAME: 1-B/2007/31750 Kızkardeşi Meryem Sezgeni kasten öldürmekten sanık Selahattin Sezgen, işbu suça sanık Selahattin Sezgeni azmettirmekten sanık Aziz Sezgenin yapılan yargılanmaları sonunda: sanık Selahattin Sezgenin hükümlülüğüne, sanık Aziz Sezgenin beraatine ilişkin (GAZİANTEP) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.10.2006 gün ve 315/400 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş, sanık Selahattin duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Sanık Aziz hakkında kurulan beraat hükmünün gerekçesine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanık vekilinin sanık Azizin suçu işlemediğine dair ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 2-Sanık Selahattin hakkında kardeşini töre saiki ile kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Selahattinin kız kardeşini öldürme suçunun sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık vekilinin olayda tahrik bulunduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; ../.. sayfa: 2 ESAS NO : 2007/6700 KARAR NO : 2008/1986 TEBLİĞNAME : 1-B/2007/31750 Kardeşe, çocuğa ve gebe olduğu bilinen maktüleye karşı işlenen öldürme suçunun alınan aile meclisi kararı sonucu gerçekleştirildiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, bu nedenle suçun töre saikiyle işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCKnun 82/1-d-e-f maddeleri yerine 82/1-d-k maddeleri uyarınca karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşüncenin aksine (BOZULMASINA) 14.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Üye C.Erdoğan M.Yalçın Ş.İste E.Karataş S.Akbulut
MaleseTurkiye hala eski kafali.Egitimli insanlarimiz
bile!!!!Kadin olarak Turk kadinina cok uzuluyorum
bazi seyler degisse bile.Kadinlara turkiye"de hala
kotu muamele edildigini dusunuyorum.Uzun
sureden beri yurt disinda yasiyorum.Turkiye"yi
canim vatanimi cok ozluyorum.Geri kafali bagnaz
dusunceli insanlarin kotu kanunlarin oldugu yerde
olmak ve yasamak istemiyorum.yurt disinda
olmamin birsebebide bu.Iki kiziminda Turkiye"de
asla yasamasini ve yetismesini istemiyorum