Ermenistanda gündemin başında Ermenistan-Türkiye maçıyla başlayan Cumhurbaşkanı Gülün ziyareti var. Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı Palabıyık dünyanın en zor maçını ve rövanşını NTVMSNBC için yorumladı.
İSTANBUL - 6 Eylülde Ermenistanın başkenti Erivanda oynanacak Ermenistan-Türkiye maçına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gitme kararı kaldı. Muhalefet Gülün bu maça gitmesine şiddetle karşı çıkıyor. Cumhurbaşkanına bir mektup yazan MHPliler, Bu maç uğruna bir adım daha atacak olursanız, ofsayta düşeceksiniz diyor. Yalnız MHP değil, Ermenistanın Türkiyenin ulusal sınırlarını tanımadığını belirten CHPliler de Güle Yukarı Karabağın işgalinin sürdüğünü hatırlatıyor. Ancak Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı Serdar Palabıyık farklı düşünüyor, Cumhurbaşkanı maça gitmeli diyor... Ancak şartları var... Palabıyık, Azerbaycan ve Ermenistan medyasında konunın nasıl tartışıldığını ve Türkiyenin nasıl bir tutum takınması gerektiğini NTVMSNBCye anlattı.
ERMENİ MEDYASI BU MAÇLA YATIP BU MAÇLA KALKIYOR Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün ziyareti Ermenistan ve Azerbaycanda nasıl tartışılıyor? Ermeni medyası aslında son bir buçuk aydır bu maçla yatıp bu maçla kalkıyor. Ermenistan-Türkiye maçı onlar için inanılmaz derecede önemli bir hadise halini aldı. Çünkü ilk kez Türkiyeden bir Cumhurbaşkanı Ermenistanı ziyaret edecek. Ermeni basınında bu konuda farklı yorumlar var: Bazıları bunu Türkiyenin vermiş olduğu bir ödün olarak görüyor. Bazıları ise Türkiyenin cumhurbaşkanının davet edilmesinin bir hata olduğunu düşünüyor. Ayrıca sözde soykırım suçunu işlemiş olan bir ülkenin devlet başkanının ziyaretini hakaret kabul ediyorlar. Bunu belirten yazılar çıktı Ermeni medyasında. Yani Ermenistanda fikir ayrılığı var. Fakat şunu da söyleyebiliriz: Özellikle yeni kurulan hükümet ve başkan Sarkisyan, artık daha ılımlı ve daha yapıcı bir politika izliyor. Popüler tabirle, bunun özde mi sözde mi olduğunu henüz bilmiyoruz. Bunu ilerleyen dönemlerde göreceğiz.
TÜRKİYE ADIMLAR ATARKEN ERMENİSTAN PASİF KALDI 2005 yılında Türkiyenin Ortak Tarihçiler Komisyonu kurma yolundaki adımı Türkiyeyi aktif, Ermenistanı pasif duruma düşürdü. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 14 Mart 2008de Karabağ sorununu çözmeye zorlayan bir karar aldı. Buna benzer başka kararlar da çıktı uluslararası kuruluşlardan. Ermenistanın savunmaya geçmesini hızlandırdı. Türkiye aktif adımlar atarken Ermenistan daha pasif kaldı. Sarkisyan başkan seçildikten sonra bu durumu yine eşitlemek hatta Ermenileri daha avantajlı duruma getirmek için bu tür ılımlı açıklamalara başvurdu. Mesela Moskovada bir açıklama yaparak Tarihçiler Komisyonu fikrine ilke olarak sıcak baktığını beyan etti. Hemen ardından bizim cumhurbaşkanını maça davet etti. Yani Ermenistan uluslararası topluma kendisinin de Ermeni sorununun çözümünde yapıcı taraf olduğunu beyan etme zorunluluğu duydu. Bunlar Türkiyenin aktif politikaları neticesinde oldu. Mesela bazı yabancı parlamentolar soykırımla ilgili en son 2005te kararlar aldı. Bunun 2005ten sonra gidirek azaldığını görüyoruz. Artık yeni parlamentolar yeni kararlar almıyorlar. Dolayısıyla Ermenistanda, Ermeni sorununun ve diğer sorunların ele alınmasında Türkiyeye yönelik bazı açılımların artık gerekli olduğu yönünde bir izlenim oluştu. Özelllikle Sarkisyanda ve yeni hükümette. Cumhurbaşkanının davet edilmesi de bunların bir sonucu.
ERMENİ VE AZERBAYCAN BASINI DA KONUYLA ÇOK İLGİLİ Cumhurbaşkanının ziyaretini taraflar nasıl değerlendirir? Türkiyeden başlayacak olursak... Muhalefet partileri Cumhurbaşkanının maça gitmemesinin daha doğru olacağını belirten açıklamalar yaptılar. Bu açıklamaların yapılmasındaki asıl amaç, Türkiyenin Azerbaycan ile olan ilişkilerinin bozulacağı endişesiydi. Açıkçası bu kaygılar, boş kaygılar değil. Çünkü biz Azerbaycan basınını da takip ediyoruz. Azeriler de tıpkı Ermeniler gibi son dönemde bu konuyla çok ilgililer ve oldukça sinirlenmiş durumdalar. Cumhurbaşkanının Ermenistana gitmesi durumunda neler düşündükleri bazı makalelerde çıktı... Türkiye Azerileri satıyor mu? gibi çok sert başlıklı, çok sert ifadeli makaleler yayınlanmaya başlandı. Yani Azeriler bunu bir tür ihanet olarak görüyorlar. Özellikle Türkiyenin son dönemde yaptığı bir takım atılımları ve Ermenistanla ilişkilerin geliştirilmesi konusunda yapılan bazı açıklamaları da gözönüne alırsak Azeri tarafı olanlara oldukça tepkili. Yani Cumhurbaşkanı Ermenistana giderse Azerbaycanda bunun yankıları büyük olacaktır. Özellikle bu sene Azerbaycanda da başkanlık seçimleri var. Bu olay başkanlık seçimlerinde yoğun bir biçimde kullanılacaktır.
Cumhurbaşkanı Erivana gitmeseydi daha mı iyi olurdu? Bu noktadan sonra özellikle... Bu sefer de uluslararası toplumun tepkisini çekeceğiz. Yani Ermenistan bir jest yapmış ve Türkiye bunu karşılıksız bırakmış olacak. Karşılıklı sorunların çözümünde yapıcı olmayan taraf izlenimini verecek. Ve Avrupa Birliğinin ilerleme raporu Kasım- Aralık aylarında açıklanacak. Orada bile buna atıfta bulunulabileceğini düşünüyorum. Peki ne yapılmalı? Şahsi kanaatimce, Cumhurbaşkanı gitmeden önce, özellikle Azeri tarafa bu maçın Türkiye ile Ermenistan arasında Azerbaycanı dışlayacak veya Karabağ sorununun çözümünün aleyhine olacak bir form almayacağının garantisi verilmeli. Bu tabii diplomatların yapacağı bir şey. Bizim Dışişleri Bakanlığımız bu seyahetten önce bu garantiyi Azeri tarafına net bir dille vermeli. Böylelikle Azeri taraf bunun kendilerinin aleyhine bir girişim olmadığını anlarken, uluslararası kamuoyu da bu jeste Türkiyenin yanıt verdiğini görecek, Türkiyenin sorunların çözümünde yapıcı taraf olduğunu idrak edecektir.
AZERBAYCANIN MUHAKKAK İKNA EDİLMESİ LÂZIM Türkiyede şu ana kadar muhalefet partileri ve kamuoyu ikna edilememişken Azerileri ikna etmek mümkün olabilecek mi? Gerçekten çok zor. Türkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir yakınlaşma, Azeriler tarafından en azından kısa vadede oldukça olumsuz algılanabilir. Bu konuda atılabilecek herhangi güçlü bir adım bile Azerileri rahatsız etmeye yetiyor. Karabağ sorunu hâlâ çok canlı bir sorun. Ermenistan seçimlerinden hemen sonra Karabağda 1994ten sonra ilk kez ölümcül bir çatışma yaşandı. Bu çok ciddi bir sorun ve Karabağ sorununun hâlâ çok sıcak olduğunu gösteriyor. Zaten önce Kosovanın bağımsızlığını kazanması, ardından Osetya ve Abhazya meselelerinin ortaya çıkması, Karabağ sorununun farklı bir boyuta taşınabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla bunun çok dikkatli yürütülmesi lazım. Azerbaycan tarafının muhakkak ikna edilmesi lâzım. Çok zor bir süreç fakat diplomatların bir takım özel heyetler göndererek ve bunu acilen yaparak bu durumun çözülmesi lâzım. Türkiye- Ermenistan maçı, tarihin en kritik maçlarından biri halini aldı neredeyse. Evet, oldukça kritik bir maç.
FUTBOL MÜSABAKASI SİYASİ BİR OLAYA DÖNÜŞTÜ Bu denli tartışmaya neden olan başka bir maç hatırlıyor musunuz? Olay bir futbol müsabakasından siyasi bir olaya dönüştü. Ama futbol olayları genellikle sorun yaşayan ülkeler arasında bir takım temaslar başlatmak için iyi fırsatlardır. Daha önce de bunun çeşitli örnekleri olmuştur. Bu maçı da o çerçevede değerlendirmek lâzım. Bu iyi bir fırsat olabilir ama çok dikkatli manipüle edilmesi gerekir. Ne uluslararası kamuoyunu, ne Ermenistanı ne de Azerbaycanı tedirgin etmeden Türkiyenin bu işin içinden sıyrılması lâzım. Bu da çok hassas bir dengeyi gerektiriyor.
RÖVANŞI: SARKİSYAN TÜRKİYEYE GELSİN Mİ GELMESİN Mİ Maçın berabere mi bitmesi gerekiyor? Gönül ister ki Türkiye kazansın. Aslında maçın sonucunun da bir öneminin olacağını sanmıyorum. Her şey Cumhurbaşkanının gidip gitmemesine odaklandı. Bu maçın rövanşı da Sarkisyanın davet edilmesi ve Sarkisyanın gelip gelmeyeceği... Yani bunun hemen akabinde de bunu tartışmaya başlayacağız. Belki Ermenistan bunu daha çok tartışacak; acaba Sarkisyan da Türkiyeye gitmeli mi diye. Her ne olursa olsun ben bu tür temasların faydalı olacağını düşünüyorum.
altdaki güney azerbaycanlı kardeşim
bizim bir hareketimiz mi sezin
ilginizi çekti.demek türk alemi için
utandırıcı bir şey .bence de kısmen
öyle.ama azerbaycanın kendisi gibi bir
türk devleti olan kuzey kıbrıs türk
cumhuriyetini tanımamasına ne
denir.sence bu daha büyük bir
görmemezlik ve soydaş reddi değil
midir?
R.Arif YAVUZER - Eskişehir
06 Eylül 2008, Cumartesi 17:53
Gitsin-gitmesin yorumlarını okurken,
gitsin diyenlerin yorumlarını hayretle
ve kuşkuyla okuyorum. Sebebleri ve
gerekçeleri tutarsız vede bence yanlı
yazılmış Türk ulusunun geçmiş ve
geleceği ile ilgili hiçde tutarsız
mazeretler beyan olunmu! Eğer bizim
geleceğimiz ve uluslararası
ilişkilerimiz bir maça endeksli ise
vay halimize.... Uluslararası
ilişkiler, uluslararası ilişkilerle
olur. Seni tanımamış ve seni
uluslararası her türlü faliyetlerde ve
programlarda zor duruma düşüren bir
topluluğu nasıl muatap alınır,
sizlerin ve de komuoyunun takdirlerine
bırakıyorum.
Tuğçe - Sakarya
06 Eylül 2008, Cumartesi 16:24
Tüm Türk devletlerini siyasetçilerimiz
sayesinde kendimize küstürdük,Allah
sonumuzu hayır etsin.Gerçekten de
Baykal"ın dediği gibi Gül soykırım
anıtına gidip bir de çelenk koysa
kimse şaşırmayacak.Ayrıca
cumhurbaşkanımız hiç de tarafsız
değil,Gül parlementer sistemimize
uygun bir cumhurbaşkanı değil,keşke
bunu gözü bağlı,sadece kişisel
çıkarlarını düşünen halkımız da
görebilse...