Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanan Org. Işık Koşaner devir teslim töreninde yaptığı konuşmada alt kimlik ve kültürel çeşitlilik söylemlerinin ulus devlete zarar verdiğini söyledi. Koşaner Cumhuriyetin ilkelerine sahip çıkmak iç siyaset değildir dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralan Orgeneral Işık Koşaner, Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkmak iç siyasetle ilgili değildir dedi. Orgeneral Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahındaki devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ulus-devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olduğunu ve olmaya devam edeceğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin, gücünü ve kudretini emrinde ve hizmetinde olduğu Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk ulusundan aldığını ifade eden Orgeneral Koşaner, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ulusunun dışında ayrı bir denetime ihtiyacı da bulunmamaktadır dedi. Orgeneral Koşaner, şunları kaydetti:
Bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek kaydıyla, kültürel zenginliklerin yaşanması için yapılan düzenlemeler, daha fazla demokrasi söylemleriyle toplumsal talepler haline getirilip siyasal alana götürülmeye çalışılmamalı. Kutuplaşma ve ayrılaşmaya meydan verilmemeli ve ülke güvenliği tehlikeye atılmamalıdır. Teröre karşı yürütülen mücadelede ana hedef, örgüte ve destekçilerine terörle hedeflerine ulaşamayacaklarını göstererek başarı umutlarının yok edilmesidir.
Teröre karşı mücadelede uluslararası destek ve işbirliğinin büyük önem arz ettiğini belirten Orgeneral Koşaner; terörü hiç yaşamamış, terörün tanımlamasını bile yapamayan ve olaylara sadece insan hakları ve özgürlükler penceresinden bakarak kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutan ülkelerden bu mücadelede destek beklemenin aşırı iyimserlik olduğunu söyledi. Org. Başbuğ: Terör örgütü kırılma noktasında Orgeneral Koşaner, Türkiye, bu mücadeleyi Irakın kuzeyinde tedbirler alınmasını da sağlayacak girişimlerle kendisi yürütmek ve sonuçlandırmak durumundadır şeklinde konuştu.
Mücadelenin uzun süreli olabileceği düşünülerek, tedbirlerin de uzun süreli düşünülmesi gerektiğini ifade eden Orgeneral Koşaner, güvenlik güçlerinin, görevlerini daha etkin yapabilmek için yasal desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtti.
Silahlı teröristler kadar legal alanda ortaya çıkan silahsız teröristlere ve ayrılıkçılık destekçilerine karşı da tedbirler getirilmesi gerektiğini vurgulayan Orgeneral Koşaner, Terör örgütü mensuplarının ülkeye kolaylıkla giriş çıkışlarını ve pek çok cana mal olan patlayıcı maddelerin ülkeye sokulmasını önlemek amacıyla sınırlarımızda alınan tedbirlere ilaveten kara, deniz ve hava yoluyla ülkemize giriş noktalarında da ilave tedbirler alınmasına ihtiyaç vardır dedi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralan Orgeneral Işık Koşaner, Türkiyenin jeopolitik ve jeostratejik bakımdan küresel güç dengesinin önemli ve kilit bir ülkesi konumunda olduğunu belirterek, Bu özelliği ile küreselleştirilecek model ülke olarak uluslararası arenada rol üstlenmeye zorlanmaktadır dedi.
Orgeneral Koşaner, yaşanılan coğrafya ve karşılaşılabilinecek tehdit ve risklerin, Silahlı Kuvvetleri; yurda yönelik her türlü tehdidi caydıracak, yurdu güvenle savunacak, ülke bütünlüğünü ve ulusal çıkarları koruyacak, çağdaş güç ve kudrette ve yüksek hazırlık durumunda bulundurmayı gerektirdiğini vurguladı. Caydırıcı gücün barışın korunmasının da teminatı olduğuna dikkati çeken Orgeneral Koşaner, şöyle konuştu:
Bu nedenle, tehdit ve risklere karşı süratle ve etkin bir şekilde karşılık verecek bir kuvvet yapısının oluşturulması amacıyla başlatılan çalışmalara devam edilmesi ana hedefimiz olacaktır. Kuvvet yapılanmamız ve teşkilatımız; ülkemizin karşı karşıya bulunduğu simetrik tehditlerin yanı sıra bölücü terör, yıkıcı faaliyetler ve uluslararası terör gibi asimetrik tehdit ve riskler ile ülkemizin coğrafi özellikleri de dikkate alınarak değerlendirilecektir. Süratle gelişen modern teknolojinin sunduğu imkan ve yeniliklerin yakından takibine hassasiyetle devam edilecek, bir kuvvet çarpanı olarak yeteneklerimizin geliştirilmesi daima göz önünde bulundurulacaktır. Modernizasyon projelerimizin zamanında hayata geçirilmesi, zorunlu olduğumuz caydırıcı gücün idamesi ve bekanın sağlanması bakımından hayati önemi haizdir. projelerin planlanan zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilebilmesi için ilgili kurumlar nezdinde azami dikkat gösterilecektir.
Orgeneral Koşaner, teknolojik imkanlar ne kadar gelişmiş olursa olsun, başarının yine de insan faktörüne bağlı olduğu gerçeği ışığında, nitelikli insan gücüne olan ihtiyacın her geçen gün daha da arttığını belirterek, başta her seviyedeki komutanların eğitimi olmak üzere, hiçbir orduda bir eşine daha rastlanmayacak kahraman, cesur ve fedakar Türk Askeri Mehmetçiklerin eğitimlerinin daima en öncelikli eğitim görevi olacağını bildirdi.
Değerli komutanlarının emir ve komutasında olarak, iyi eğitilmiş Mehmetçiğin başaramayacağı hiçbir görev bulunmadığına dikkati çeken Orgeneral Koşaner, TSKnın gücünü, bağrından çıktığı yüce ulusunun ona olan güveninden, inancından ve sevgisinden aldığını belirtti.
Bir şehrin bir meydanında bir şehit cenazesi kaldırılırken, bir başka meydanda davul zurna eşliğinde ve halaylar çekilerek gençlerin askere uğurlanmasının, dünyada örneğinin bulunmadığına dikkati çeken Orgeneral Koşaner, kazanılan her başarıda en büyük payın sahibi olan kahraman Mehmetçiklere komuta etmenin, her komutan için paha biçilmez bir onur ve gurur kaynağı olduğunu kaydetti.
ULUSAL BİRLİK VE GÜVENLİĞE YÖNELİK TEHDİTLER Orgeneral Koşaner, konuşmasında, çok genel bir ifadeyle güvenlik kavramının tehdit algılaması ile başladığını söylemenin mümkün olacağını ifade ederek, güvenlik ve tehdidin karşılıklı ve sürekli olarak birbirlerini tetikleyen iki kavram olduğuna işaret etti.
İki kutuplu dünya düzeninin sonuna kadar güvenliğin; daha ziyade bir ülke silahlı kuvvetlerinin karşı ülkelerde yarattığı tehdit ve buna karşı alınan tedbirler olarak gündeme geldiğini, iki kutuplu dünya düzeninin yıkılmasını müteakip ise oluşan yeni dünya düzeni içerisinde tehdit ve buna bağlı olarak güvenlik algılamalarının da değiştiğini dile getiren Orgeneral Koşaner, sözlerini şöyle sürdürdü:
Güvenlik anlayışındaki bu değişim, dünyayı birbirine yaklaştıran teknolojik gelişmelerin ve bunun etkisiyle ortaya çıkan küreselleşmenin bir sonucu olmuştur. Küreselleşme ile birlikte uluslararası sistemin dengesini bozan yeni tehdit ve riskler de ortaya çıkmış, devletten devlete tek boyutlu algılanan tehdit, asimetrik ve çok boyutlu bir konuma ulaşmıştır. Küreselleşme; güvenlik algılamalarının küresel düşünülmesini gerektirirken, diğer taraftan tehdit ve risklerin de küreselleştiği, ülke hudutlarını tanımadığı ve hegemon güçlerin çıkarları doğrultusunda geliştiği görülmektedir. Uluslararası ekonomik aktörlerin belirleyici rolü, ekonominin ulusal denetimini ve hükümetlerin etkinliğini sınırlandırmaktadır.
GÜÇ, DEVLET DIŞI ORGANİZASYONLARA GEÇİYOR Orgeneral Koşaner, teknolojideki hızlı gelişimin sağladığı iletişim ve ulaşım imkanlarının, devlet sınırlarının kontrolünü daha da güçleştirdiğini belirterek, şunları kaydetti:
Ulus ötesi sosyal ve kültürel hareketler ile etnik çeşitlilik, ulusal birlik ve güvenliği tehdit eder hale gelmiştir. Uluslararası kuruluşlar ve ulus ötesi sivil toplum örgütleri küresel karar alma ve uygulama aşamasında giderek daha etkili olmaya başlamıştır. Küreselleşmenin önünde en büyük engel olarak görülen ulus devlet; ekonomik güdümlemeler, mikro etnik kışkırtmalar, ülkelerin rejimlerini ve düzenlerini yeniden tanımlamalar, ülkelere aşılanan renkli başkaldırılar ve ülke isimlerinin önüne eklenmeye çalışılan sıfatlar ile ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Güç, etki ve denetim devletten, devlet dışı yasal ve yasal olmayan organizasyonlara geçmektedir. İletişimde kazanılan yeni imkanlar ve medya ulus devlet aleyhine kullanılmakta, toplumları ayakta tutan geleneksel değerler ile ahlak ve adalet anlayışının aşındırılmasına çalışılmaktadır. Ülkelerin iç istikrarını bozmaya yönelik etnik ve kültürel hassasiyetler istismar edilmekte, ayrılıkçı hareketler dayatmalara dönüşmektedir. Tehdit ve riskler askeri nitelikten ziyade ekonomik ve sosyo-kültürel nitelik kazanmasına rağmen, askeri tehditten çok daha tehlikeli ve yıkıcı olmaktadırlar. Ancak; demokrasi ve insan hakları gibi çağdaş değerler istismar edilerek çok iyi gizlenebilmektedirler. Ulus devletler adeta demokrasi adına dağılmaya, insan hakları adına da bölünmeye mahkum edilmektedirler.
Türkiyenin jeopolitik ve jeostratejik bakımdan küresel güç dengesinin önemli ve kilit bir ülkesi konumunda olduğuna dikkati çeken Orgeneral Koşaner, şöyle devam etti:
Bu özelliği ile küreselleştirilecek model ülke olarak uluslararası arenada rol üstlenmeye zorlanmaktadır. Bu kapsamda etnik kimlikçilik, cemaatçilik, kültürel farklılık gibi alt kimlikleri ön plana çıkaran girişimlerle ulus devlet yapısı dağıtılmaya çalışılmaktadır. Küresel güçler tarafından kurgulanan ve ülke içi medya, bazı akademik ve sermaye çevreleri ile sivil toplum örgütleri içine yuvalanan post-modern bir tabakanın oluşturduğu propaganda ve etki ağı; ulusal birlik, ulusal değerler ve güvenlik parametrelerinin zayıflatılması ve çözülmesi yönündeki gayretlerini sürdürmektedirler. Ülkemiz, hayati önemdeki sorunlarının çözümü ve hayati çıkarlarının korunmasında dış kaynaklı siyasi ve ekonomik yaptırımlara bağımlı hale getirilmeye çalışılmakta, dayatılan yapısal reformlar yoluyla sürekli baskı ve tehdit altında yıpratılan ve sıkıştırılan bir ülke konumuna düşürülmek istenmektedir. Ülkemizin yumuşak gücünü oluşturacak sivil kabiliyetler geliştirilemediği gibi aksine dış fonlarla yönlendirilen sivil toplum örgütü veya kuruluşu görünümlü unsurlar, bozucu ve yıkıcı özellikleri ile kendileri güvenlik sorunu olmaktadırlar.
LAİKLİK CUMHURİYETİN TEMEL TAŞI Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralan Orgeneral Işık Koşaner, laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm değerlerin temel taşı, Türkiyenin varoluş felsefesi ve anayasal düzenin temelini oluşturduğunu bildirdi.
Orgeneral Koşaner, küreselleşmenin, etkilerine maruz kalan ülkelerin olumlu ve olumsuz olarak algılayabilecekleri hususları ihtiva etmesi nedeniyle, aslında ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu dile getirdi.
İç, bölgesel ve küresel anlamdaki güvenlik algılamaları ile tehdit ve risklerin iç içe geçmiş çok yönlü yapısının, doğal olarak bütün milli güç unsurlarının koordineli bir şekilde kullanılması zorunluluğunu dikte ettirdiğini ve klasik anlamda tehdit ve risklerin iç ve dış olarak algılanmasınını geçersiz kıldığını vurgulayan Orgeneral Koşaner, şöyle konuştu:
Bundan sonra iç ve dış değil, küresel tehdit ve riskler söz konusudur. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) başta olmak üzere güvenlikten sorumlu kurumlar, küreselleşme ile ortaya çıkan tehdit ve risklerin oluşturduğu çeşitlilik ve bunların ulaştığı boyutu dikkate alarak; küresel gelişmeleri ve ülke güvenliğine tehdit oluşturan oluşumları bütün yönleriyle takip etmek, incelemek, değerlendirmek ve oluşacak tehditleri zamanında etkisiz kılacak proaktif yaklaşımlar geliştirmek zorundadırlar. Güvenlik ihtiyacı ve tehdit neyi gerektiriyorsa tereddütsüz yapılmalıdır.
Orgeneral Koşaner, Türkiyenin bütünlüğüne, ulusal birliğine ve siyasal rejimine yönelik çok boyutlu ve giderek artan küresel tehdit, risk ve dayatmalarla karşı karşıya bulunulduğunun bir gerçek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
Bu güvenlik sorunlarına karşın ülkemiz bugüne kadar birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü ve istikrarını koruyabilmiştir. Bunda en önemli etken; hiç şüphesiz, sağlam temeller üzerinde kurulmuş insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, anayasamızın başlangıç bölümünde belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan devlet yapımız, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimiz ve her türlü etnik ve dinsel ayrımcılığı reddeden, hoşgörü, dayanışma, birlik ve beraberliği öngören toplumsal yapımızdır.Tüm çabalara karşın, sağlam bir Atatürk Milliyetçiliği ve Atatürkçü düşüncenin var olması ve Cumhuriyetin anayasal kurumlarının ulusal çıkarlardan ödün vermeyen kararlı duruşu, ülkemizin küresel sistemin egemenliğine tam olarak girmesini önlemiştir. Cumhuriyetin, devrimlerin, varlığımızın ve geleceğimizin korunmasının tek yolu Atatürkçü düşünce sistemidir.
LAİKLİK, TÜRKİYENİN VAROLUŞ FELSEFESİDİR Orgeneral Koşaner, aklın ve bilimin yol göstericiliğinden ve çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkılması hedefinden ayrılmanın söz konusu olamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Cumhuriyet devrimi ile ümmet toplumdan laik ulus devlete geçişte etnik ve dinsel farklılıklara bağlı olmayan, ancak dil, kültür ve ülkü birliği ortak paydasında buluşan siyasal, hukuksal ve sosyal bir birliktelik sağlanmıştır. Ulus devletimizin var olması ve daha da güçlenmesi, bu ortak paydanın herkes tarafından içtenlikle benimsenmesi ve gözetilmesiyle gerçekleşir. Etnik, kültürel, ideolojik ve benzeri nedenlerle farklılık iddiaları, sadece ulusumuza zarar verir. Ülke, ulus, egemenlik unsurları ve yasama, yürütme ve yargı erkleri bakımından teklik öngören üniter devlet, eşitlik ilkesinin korunmasının, bölgecilik, ırkçılık yapılmamasının ve azınlık yaratılmamasının garantisidir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Türkiyenin varoluş felsefesidir. Anayasal düzenimizin temelini oluşturur. Demokrasi, ancak, devlet ve toplum düzeninin akla ve bilime dayalı olması şeklinde ifade edilebilecek laiklik sayesinde kurulup yaşatılabilir. Ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzenimizden, aklın ve bilimin egemenliğinden, cumhuriyetin kazanımlarından ve küreselleşme dayatmalarına karşı ulusal duruş sergilemesinden, değişik amaç ve beklentiler nedeniyle rahatsız olanlar da vardır. Bizlere düşen, cumhuriyetin temel kuruluş felsefesine sahip çıkmak ve ona yönelecek tehditlere karşı daima duyarlı olmaktır.
TERÖRE KARŞI MÜCADELEDE TARAFIZ Orgeneral Koşaner, ülke bütünlüğüne ve ulusal birliğe yönelik etnik bölücü terörün, ülkenin güvenliğini ve huzurunu tehdit etmeye devam ettiğine işaret ederek, etnik terörün, küreselleşmenin yarattığı imkanlardan da yararlanarak, hukuk devletinin ve demokrasinin sağladığı özgürlükleri istismar etmek suretiyle amacına ulaşmak istediğini belirtti. Orgeneral Koşaner, şunları söyledi:
Bölücü terör ve ayrılıkçı hareketin temelinde etnik milliyetçilik bulunmaktadır. Hedefleri ulus devlet ve üniter devlet yapısının ortadan kaldırılmasıdır. Dünyada hiçbir ülke, eli silahlı kişilerin devlet otoritesine karşı çıkmasına, isteklerinin zorla kabul ettirilmesine, vatandaşlarının güvenliklerinin tehlikeye atılmasına müsamaha göstermez ve bu gruplarla muhatap olmaz. Teröre karşı yürütülen mücadele, silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar kararlılıkla sürdürülmeye devam edilecektir. Bunun dışındaki her düşünce teröre taviz vermek olacaktır. Teröre karşı mücadelede tarafız ve böyle olmaya devam edeceğiz.
Orgeneral Koşaner, teröre yönelik mücadelenin devlet tarafından topyekun şekilde güvenlik, ekonomi, sosyo-kültürel, psikolojik harekat ve uluslararası alanda, birbirine paralel ve eş zamanlı yürütülmesinin ve öncelikle örgüte katılımı ve destek sağlanmasını önleyici tedbirlerin alınmasının önem arz ettiğini de vurguladı.
TSK ve güvenlik güçlerine düşen görevin ise teröristleri arayıp bulmak ve etkisiz hale getirmek olduğunu belirten Orgeneral Koşaner, Ancak, silahlı kadro etkisiz hale getirilmeden, sadece diğer alanlarda alınacak tedbirlerle bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir dedi.
BAŞBUĞUN KONUŞMASI Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral Işık Koşanere devreden Orgeneral İlker Başbuğ, Bölge halkının desteğini tamamen kaybeden ve örgüte gerekli katılımları sağlayamayan terör örgütlerinin uzun süre ayakta kalmaları mümkün değildir dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığını Orgeneral Işık Koşanere devreden Orgeneral İlker Başbuğ, İcra edilen operasyonlar neticesinde bölücü terör örgütü daha önce de bir kaç defa yaşandığı gibi yine bir kırılma noktasına doğru yol almaktadır. Bölücü terör örgütünün şu anda içinde bulunduğu durumdan Türkiyenin nasıl istifade edebileceği üzerinde dikkatle durulmalıdır dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığında düzenlenen devir-teslim töreninde konuşan Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelenin, devlet tarafından ve topyekün şekilde esas itibariyle güvenlik, ekonomi, sosyo-kültürel, eğitim ve sağlık dahil psikolojik harekat ve uluslararası alanda birbirleriyle paralel ve koordineli olarak yürütülen faaliyetler olduğunu belirtti.
Bu faaliyetlerin birbirini tamamladığını, faaliyetler eğer bu şekilde yürütülebilirse terörle mücadele sürecinin de kısalacağını ifade eden Orgeneral Başbuğ, Terörle mücadelenin ana hedefi; terör örgütü ve destekleyicilerinin başarı umutlarının yok edilmesidir. Böylece terörle bir yere varılamayacağı herkese gösterilmiş olur. Bunun sağlanması ise terör örgütünün etkinliğinin tam olarak kırılmasına bağlıdır dedi. Orgeneral Başbuğ, sürekli operasyonların icrasının yanında yurt içinde alan kontrolünün tam olarak sağlanması ile sınırların kontrol seviyesinin artırılmasına çalışılmasının da başarı için şart olduğunu söyledi.
Örgüte katılımların önlenmesinin devletin görevi olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, O halde yapılması gereken örgüte çeşitli nedenlerle katılanların örgüte neden katıldıklarının tespitiyle buna karşı gerekli tedbirlerin alınmasıdır diye konuştu.
Orgeneral Başbuğ, bölücü terör örgütüyle mücadelede güvenlik kuvvetlerinin asıl hedefinin, yaşanılan terör eylemlerini kabul edilebilir bir seviyeye getirmek olduğunu belirterek, İcra edilen operasyonlar neticesinde bölücü terör örgütü daha önce de bir kaç defa yaşandığı gibi yine bir kırılma noktasına doğru yol almaktadır. Bölücü terör örgütünün şu anda içinde bulunduğu durumdan Türkiyenin nasıl istifade edebileceği üzerinde dikkatle durulmalıdır dedi.
Sayin LiberTurk siz satilmislardan
bahsedince aklima geldi, yahu bu
Disli"nin trilyon rusvetiyle ilgili is
ne oldu AKP gitti mi onun uzerine de,
Sayin Basbakanimizdan bir ses cikti mi?
Sizin yorumlarinizi o haberin altinda
goremedik?
Elif - İstanbul
28 Ağustos 2008, Perşembe 15:09
"Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni
oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır.
Demokrasi, ancak (...)laiklik sayesinde
kurulup yaşatılabilir." Hay cok yasayin
Pasam, laiklik once gelir, demokrasi
ise ancak laiklik ve "akla ve bilime"
dayali toplum cercevesinde var
olabilir,bu sinirlarin disina
tasmamalidir.Demokrasiyi cogunlugun
sinirsiz gucu olarak algilayan
vatandaslarimiza duyurulur.Bu ulkede
Kurtulus Savasini birtek ordumuz
hatirladigi icin bir tek ordumuz
Ataturk"ten milim sasmadi simdiye
dek.Yoksa is maddi cikarlara kalsaydi
yesil sermayenin pesinden gidebilirdi
bircoklari gibi.
avni baki - Ankara
28 Ağustos 2008, Perşembe 14:50
evet rahatsız oldum sayın mustafa a.
askerin kendi işini bırakıp siyaset
yapmasından,laiklik atatürkçülük adı
altında çeteler kurulmasından,bu
çetelerle üst düzey askerlerin
bağlantısının olmasından,ölen
askerlerin cenazesinde siyasiler
yuhalanırken askeri sorumluların
ellerini ovuşturmasından,kendi
seçtiğim insanların değil ama eli
silahlı kişiler tarafından
yönetilmekten rahatsızım!