Pelin Batu ve Serhan Yavaşın başrollerini paylaştığı Yağmurdan Sonra bir 12 Eylül hikayesi anlatıyor. Yönetmen Turgut, 12 Eylülü yok sayarak gerçekçi noktaya varılamayacağını, 12 Eylülle yüzleşilmesi gerektiğini savunuyor.
Yönetmen Görkem Turgut, "Hikayeme sansür uygulanmadı" diyor.
İSTANBUL - Çıplak Vatandaş, Namuslu, Asılacak Kadın gibi birçok önemli filme imza atan Uzman Filmin yapımında çekilecek Yağmurdan Sonra yakın tarihimizin önemli bir kesitini, 12 Eylül dönemini arka planına alıyor.
Görkem Turgutun yazdığı ve kendisinin yöneteceği Yağmurdan Sonra, 12 Eylül sonrasında cezaevine giren bir yazar ile cezaevi müdürünün karısının kesişen yollarını ve doğan yasak aşkı konu alıyor.
Başrollerde Pelin Batu ile Serhan Yavaşın yer alacağı yapımda Turan Özdemir, Nilgün Belgün ve Demir Karahan da yer alıyor.
Osman Şahinin Üzüm Bağları isimli öyküsünden esinlenilerek, Görkem Turgut tarafından senaryolaştırılan filmin çekimlerine beş gün sonra başlanacak.
Daha önce reji asistanlığı, senaryo yazarlığı yapmış olan ve televizyon için iki film çeken, yönetmen Görkem Turgutla ilk sinema filmini konuştuk.
Filmin hikayesinden bahsedebilir misiniz? Proje nasıl oluştu? Filmin senaryosu Osman Şahinin Üzüm Bağları hikayesine dayanıyor ama hikayenin formatını değiştirdim. Hikayenin ana cümlesine sadık kaldım. Formatı bozmadan yeni bir perspektiften bakarak geliştirmeye çalıştım. Mahkum siyasal bir mahkum olduğu için hikayeyi siyasal bir zemine taşıdım ve dönemi değiştirdim. 12 Eylülü temel alan 1988de geçen bir hikaye haline getirdim.
Yağmurdan Sonranın 12 Eylülü konu alan diğer filmlerinin yanında nasıl bir yeri olacağını düşünüyorsunuz? Türk sinemasının son dönem film yapım tarzlarına baktığımızda suya sabuna dokunmayan konuları seçme gibi bir gayreti var. Sanırım böyle bir izleyici düşünüyorlar. Ben tam tersi, yakın tarihimizde ya da uzak tarihimizde toplumsal gerçekliklerle yüzleşmek gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda bu film tam anlamıyla 12 Eylül filmi değil. 12 Eylülün bizde yaratığı hem erezyonu hem de hala bugüne ve bundan sonrası etkilerine gönderme yapacak olan bir hikaye haline geldi. Bu haliyle siyasi bir film midir tartışılır ama siyasi arkaplanı çok güçlü olan tarihi bir hikayedir diyebilirim.
Filmin başrolünde Pelin Batu var.
12 Eylülü konu alan diğer filmlerden kendinize yakın gördüğünüz bir film var mı? Bu hikaye bağlamında hayır yok.
Sizce konusu 12 Eylül döneminde geçen bir film politik bir film olmak zorunda mı? Tür olarak politik olmak zorunda değil ama şöyle bir sıkıntı var hem genel anlamda hem de sinemamız açısından 12 Eylülü yok sayarak, görmezden gelerek ya da 12 Eylülün etkilerini hafifleterek gerçekçi noktaya varamayız. 12 Eylülü konu alan bir film siyasal bir film olmasa da 12 Eylülün dışında da olamaz. Malesef 2100 yılına kadar da 12 Eylülün toplumsal etkilerini yaşayacağız. O yüzden 12 Eylülle yüzleşmeliyiz.
Filmin bütçesi ne kadar? Filmin bütçesi net değil. Şu anda aldı başını gidiyor... Kültür Bakanlığı kredisi ile start verdik. Ama şu anda bu kredinin üç katına çıkmış durumdayız.
Kültür Bakanlığının desteği olduğu için soruyorum. Hikayenize sansür uygulandı mı? Hayır kesinlikle olmadı. Öyle bir durumda ısmarlama bir şey haline gelir. O zaman da bir anlamı olmaz. Ama zatan böyle bir durum gerçekleşmedi.
Günümüzde yapılan sanat filmi popüler film ayrımında Yağmurdan Sonra nerede duruyor? Filmimiz iki sınıfa da girmiyor. Bu ayrımlar kaygan zeminler. Film kendi şansını yaratır ne olacağını bilemeyiz ama Yağmurdan Sonra böyle bir sınıflandırmaya sokamayız.
Oyuncu seçimi yaparken kıstaslarınız nelerdi? Oyuncu seçerken iki kıstasım oldu. Birincisi magazin medyasında çok yer almamış isimler olmasını istedik. Filmin bir çizgisi, hikayenin kendine ait bir imajı var. O imajı bozacak bir isimle çalışmak istemedim. İkincisi de elbette ki oyun güçleriydi. Ama oyun güçleri sadece oyuncuların yetenekleri ile ilgili değil. Bu karakterlerin ne kadar üzerine kafa yorabilecekleri ile de ilgili bir şey. Bu anlamda bütün cast beni tatmin etti.