Ben boşta gezen çevreci değilim, Çevrecilerin daniskasıyım diyen Başbakan Erdoğanın sözlerini çok vahim bulan Yeşiller Partisine göre bu sözler çevrecilere karşı zor kullanılacağının göstergesi.
İSTANBUL - NTVMSNBCye konuşan Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakanın çevrecilere yönelik sözlerini şöyle değerlendirdi: Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiyede. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakanın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...
Kendisini, Sürdürülebilir yaşam için, ekolojik, paylaşımcı ve çoğulcu bir toplumun kurulması yolunda mücadele eden şiddet karşıtı, demokratik bir siyasi parti olarak tanımlayan ve 30 Haziran 2008de kurulan Yeşiller Partisi, önümüzdeki günlerde nükleere karşı sürekli eylem başlatacağını açıkladı. Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Başbakanın çevrecilere ilişkin sözlerinin çevreciler tarafından nasıl anlaşıldığını NTVMSNBCye değerlendirdi:
BAŞBAKANIN SÖZLERİNİN HEMEN ARDINDAN... Boş vakit meselesi... Başbakanın bu lafları söylemesi aslında bu kadar iyi niyetli ele alınamayabilir. Çünkü çevrecilere ilişkin müdahaleleri aynı anda tetikliyor. Doğrudan doğruya çevrecileri karşısına almaya yönelik, alaycı bir ifade. Sinopta nükleer santrale karşı eylem yapan gençler çok sert bir şekilde bastırıldılar, göz altına alındılar. Bunlar Başbakanın sözlerinin hemen ardından oldu. Hayrettin Karaca: Ben boşta gezmiyorum
NÜKLEERCİ POLİS DEVLETİ Mİ GELİYOR? Nükleerci polis devleti mi geliyor? Nükleer santrale karşı çok ciddi bir tepki var Türkiyede. Bunları bastırmak için polis devleti kurallarını uygulamaya karar vermiş olsalar gerek ki... Başbakanın sözlerinin de bunun önünü açmak için söylenmiş, çevrecileri hedef gösteren ve onlarla alay eden sözler olduğunu düşünüyoruz. Çok vahim...
BAŞBAKAN NE KADAR DEMOKRATSA O KADAR ÇEVRECİ Başbakan kendini çevreci sanıyor ama, Başbakan Erdoğan ne kadar demokratsa o kadar çevrecidir. Çevrecilikten, çevreden, çevrecilerin ve bizim anladığımız şeyi anlamadığı çok açık. Çok iyi niyetli yorumlamaya çalışıyorum; Başbakanın çevrecilikten anladığı ekolojik dengeleri hiçe sayarak nehirlerin sularını başka yerlere akıtmak, boruların içine hapsetmek, önlerine barajlar kurmak... Bu gibi ne kadar çevre düşmanı yatırım ya da müdahale varsa bunları çevrecilik sanıyor. Başbakanın çevrecilikten ne anladığını sorgulaması gerektiğini düşünüyoruz. Özdemir: Başbakan, yeni Çernobili önlemeli
NÜKLEERE KARŞI SÜREKLİ EYLEM BAŞLATIYORUZ Şu andan itibaren nükleere karşı sürekli eylem başlatıyoruz. İki üç gün içinde programını duyuracağız. Nükleer santral ihalesinin derhal iptal edilmesine yönelik. Bu tür sözler söyleyerek, bizi hedef alarak yapacakları açıklamalarla bizi sindiremezler. Durum çok ciddidir. Türkiyede nükleer santral ihalesinin geçmemesi lâzımdır. Bunun Türkiyenin önünde çok büyük bir bela haline geleceğini düşünüyoruz.
DİYALOGLA DEĞİL ZOR KULLANARAK... Başbakanın sözleri kendi programlarıyla örtüşüyor. AKPnin çevre programını anlayabilmek için doğrudan doğruya başta enerji ve ulaşım konusundaki politikalarına bakmak lazım. Kesinlikle, gelmiş geçmiş en çevre düşmanı politikalardan birini izliyor AKP. Bu anlamda geri adım atmak istemedikleri ve muhalefetten de hoşlanmadıklarının sinyalidir bu. Demek ki bundan sonra bu mücadelenin güçleneceğinin farkındalar. Buna karşı karşılıklı diyalog yoluyla değil zor kullanarak tedbir alacaklarını göstermiş oluyorlar. Biz bu nedenle çok vahim bir gelişme olarak nitelendiriyoruz.
Eski doğu bloğu komşularımızın nükleer
santralleri korkutabilir zaten bunları
kontrolde edemeyiz. Ama kontrolü bizde
olacak bir nükleer santralin ülkemizin
enerji ihtiyacı açısından tartışılmaz
olması gerekir. Bunu eleştiren
kişilerin HES,termik santraller ile
nükleer santrallerin yapımı, kullanım
ömrü gibi kriterleri hakkında hiçbir
bilgisi olmadığını yada art niyetli
olduklarını düşünüyorum. Rüzgar,
güneş, dalga enerjisi gibi seçenekler
ise günümüz teknolojisi ile ancak 5-10
milyonluk ülkeler için çözüm
getirebilir. Yani bu kaynaklara sahip
olmak yakın zaman için yeterli değil.
Güney GÜROL - İzmir
27 Ağustos 2008, Çarşamba 18:43
Cehalet had safhada!
1-) Turkiye Cumhuriyeti"nin yaptigi
uluslararasi anlasmalar geregi , Nukleer
ile ihtiyacin 100% sini uretseniz bile
disardan enerji almakla
yukumlusunuz.Almasaniz da almis gibi
odemek zorundasiniz.
2-) Alternatif enerji yok diyenler ,
buyrun size Çeşme Alaçatıyı gezdireyim
ve bir muhendis olarak teknik bilgileri
vereyim.
3-) Yapilsin diyenler kendi sehirlerinde
isterler mi acaba.
4-) Turkiyenin kullanimi dolan atiklari
atabilecegi bir orta afrika somurgesi
yok.Bknz. Fransa , Almanya , Ingiltere.
Recep Şahin - Antalya
27 Ağustos 2008, Çarşamba 15:48
Türkiye"de işler yolunda gider ve yıllık
en azından %5 büyüme devam ederse, bu
enerji ihtiyacının her sene en az %5
büyüyeceği anlamına gelir ki, 15 sene
sonra ihtiyaç şuan bulunan kurulu gücün
2 eder. Gelinen noktada; şuan
değerlendirmediğimiz rüzgar ve güneş
enerjisinin değerlendirilmesi, yapılması
mümkün barajlar ve enerji hatlarının
iyileştirmesi ile bu ihtiyaç
karşılanamaz. Nükleer enerji bir seçim
değil zorunluluktur. Reaktörlerin yapım
süresi düşünüldüğünde bir an önce
başlamak gerekli.