Türkiyede kriz yaşandığı dönemlerde borcun GSMHye oranının çok yüksek olduğunu, bu oranın o zaman yüzde 70-75 seviyesinde bulunduğunu belirten Çağlayan, Türkiyede bugün siyasi istikrar var. Güçlü bir meclis, güçlü bir iktidar ve ne yaptığını bilen ciddi bir hükümet var. Merkez Bankasının döviz rezervleri, enflasyon, faiz, borç ve bütçe dengesi fevkalade iyi. Bunlardan dolayı Türkiye bir sıkıntı yaşamadı. Eğer 6 yıl önceki ekonomik göstergeler olsaydı Türkiye bugün çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırdı diye konuştu.
Temmuz 2008 itibariyle Türkiyenin 200e yakın ülkeye 128 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamın 2002de 36 milyar dolar düzeyinde bulunduğuna dikkati çeken Çağlayan, bu yıl sonu itibariyle sadece otomotiv sektörünün 30 milyar dolarlık ihracat yapmasının beklendiğini belirtti.
İhracattaki başarının Merkez Bankasının hatalı faiz ve döviz politikasına rağmen yakalandığını söyleyen Çağlayan, polemiğe girmek istemediğini belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
Yüksek faizli ortamda döviz de baskı altında olur. İhracatçı düşük döviz kuruna rağmen 128 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyorsa, demek ki olması gereken bir kura geldiğinde Türk ihracatçısı ve sanayicisinin neler yaptığını siz çok iyi biliyorsunuz. Bu, olması gereken bir kur, olması gereken bir faiz yapısı değil. Bu, ülkeye sıkıntı ve zarar veriyor. Ocak 2002de 1 dolar 1,366 YTL idi, şimdi aradan geçen 6 yıla rağmen 1, 195 YTL. Bu konuda daha fazla konuşmayı meslek kuruluşları başkanlarına bırakıyorum.
Esnafı etkileyen diğer bir faktörün de yüksek faizin ortaya çıkardığı likidite darlığı olduğunu ifade eden Çağlayan, Piyasada para dönmüyor. Bu damarda kan olmamasına benzer dedi.