Başbakan Erdoğanın, çevrecilerle ilgili sözlerine TEMAnın kurucusu, eski işadamı Hayrettin Karacadan yanıt geldi: Boş zamanımızı değil, hayatımızı verdik biz bu işe. Ben boşta gezmiyorum. Başbakan sözleriyle benim kalbimi kırdı. Gücendirdi.
İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Biz boşta gezen çevreci değiliz sözlerini değerlendiren Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı TEMAnın kurucusu, nam-ı diğer Erezyon Dede Hayrettin Karaca, NTVMSNBCye şu açıklamayı yaptı: Başbakan sözleriyle beni gücendirdi; hakikaten gücendirdi... Benim kalbimi kırdı. Ben de bir vatandaşım. Bu beni de etkiledi. Çevreyle uğraşan bir vakfın üyesi olarak ben de alındım doğrusu. Ben boşta gezmiyorum. Çok gücendim... Çevre sorunları nedir; Başbakanımızın bir bilgilenmeye, bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu gördük.
Karaca markasını yaratan, daha sonra TEMAyı kurarak iş adamlığını bırakan ve Türkiyede erozyonla mücadele için çalışan, çok sayıda çevre ödülünün sahibi Hayrettin Karaca, çevrecilerle ilgili sözlerine gücense de, Başbakanın yaptığı büyük bir iyiliktir diyor: Çünkü Başbakana da çevre nedir anlatma imkanı bulduk şimdi. İşte, Karacanın NTVMSNBCnin sorularına verdiği yanıtlar:
BAŞBAKANIN YAPTIĞI BÜYÜK BİR İYİLİKTİR Başbakanın çevrecilere ilişikin algısını çevreciler nasıl değerlendirdi? Başbakan iyi ki böyle söyledi.
Neden? Çünkü çevre sorunları gündeme geldi. Bu, Başbakanın yaptığı büyük bir iyiliktir. Çünkü Başbakana da çevre nedir anlatma imkanı bulduk şimdi.
Daha önce çevre sorunlarını Başbakana anlatmak için imkan bulamamış mıydınız? Bulsaydık herhalde sayın Başbakan böyle söylemezdi, bizi aylak gezdirmezdi. Ben bu işin daniskasıyım demezdi. İyi ki söyledi, ona çok teşekkür ediyoruz. Ben bunu şaka olarak söylemiyorum. Ben Başbakanın bu çıkışlarıyla hiç olmazsa çevre sorunlarının gündeme geldiğini düşünüyorum.
BOŞ ZAMANIMIZI DEĞİL HAYATIMIZI VERDİK BİZ BU İŞE Nasıl değerlendireceksiniz bu imkanı? Başbakan ne derse desin, bugün Türkiyenin çevre sorunları vardır. Dünyanın çevre sorunları vardır. Burada siyasi güçlere bir görev düşüyor mu diye, belirli kuruluşlar, çevre sorunlarına bugüne kadar ne düzeyde ilgi duydular? Çevre sorunlarıyla ilgilenen, bu konuda kendilerine değişik görevler vermiş bir sürü vakıf, dernek var. Bunlara Aylak geziyorsunuz diye; Başbakan affetsin ama çocukça diyeceğim bir yorum... Çevreciler sanki başıboş geziyor. Boş zamanımızı değil, hayatımızı verdik biz bu işe. Başbakanın böyle değerlendirmesi doğru değil. Ama şimdi biz birbirimizi şikayet ederek ve azarlayarak çevre sorunlarını çözemeyiz... O halde sayın Başbakandan rica ediyorum. Hükümetle, bakanlıklarla bir temasımız mı olur; yoksa Başbakanın başkanlığında Türkiyenin çevre sorunları nedir diye bunları tartışacağımız bir platform mu yaratırız... Bunları düşünürüz. Ama artık Türkiyenin çevre sorunlarıyla ilgili Başbakanımızın bir bilgilenmeye, bilgilendirmeye ihtiyacı olduğunu gördük.
BAŞBAKANIMIZIN ANLAMAYACAĞI BİR SORUN DEĞİLDİR BU Yol yapmak çevre sorunu değildir. Ağaç dikmek çevre sorunu değildir. Bunları Başbakanımıza anlatırız. Başbakanımızın da anlamayacağı bir sorun değildir bu. Örneğin Türkiyenin çevre sorunları saymakla bitmez ama bugün en tehlikelisi, kuraklığın getirdiği ve onun sonucu olan bir gıda güvencesidir. Gıda güvencesi bugün bir sorundur. Hükümetlerin, gıda güvencesini artık -bunun şakası kalmadı, bu çocuk oyuncağı değil- ciddiye alması lazım. Kendi kendini besleyen bir ülke olabilme şansını kaybetmememiz lazım. Türkiyenin alması lazım gelen tedbirler var. Benim bir TEMA Vakfı müktesibi olarak toprağa, erozyonla Türkiyenin kaybettiği topraklara sahip çıkan, bunun hallolması için 20-25 senedir mücadele eden bir vakfın kurucusu olarak söyleyeceğim çok şey var. Çoook... Çook söyleyeceğimiz şey var. Başbakan bunu çok iyi yapmıştır. Hakikaten, ciddi olarak söylüyorum; Başbakanın bu yaptığı bir hizmettir. Bir kapı açılmıştır artık. Bize bu kapıdan girip, karşılıklı oturup Türkiyenin çevre sorunu nedir, var mıdır yok mudur, bunu tartışmak imkanını sağladı. Başbakan bunu kabul ederse tabii. Biz bunu zorla yapamayız.
BEN BAŞBAKANI KUTLAMAYA CANI GÖNÜLDEN HAZIRIM Hayrettin Bey, bu konuda sıcağı sıcağına, somut olarak nasıl bir girişimde bulunmayı düşünüyorsunuz? Savunmaya geçerek çare bulamayız biz buna. Çevre sorunu ciddiyse oturur konuşuruz. Başbakanımızın yapacağı çok büyük hizmetler vardır, bu hizmetleri yaparsa tarihe geçer. Biz de onu kutlarız, tebrik ederiz. Ben Başbakanı kutlamaya, tebrik etmeye canı gönülden hazırım. Benim sorunum Başbakan değil. Benim sorunum Türkiye. Gidiyoruz, haberimiz yok.
BAŞBAKANA ANLATMAMIZ LÂZIM İş adamı iken işlerinizi bırakıp bu işe soyunmuşsunuz. Boşta gezen bir çevreci değilsiniz.. Sizin bir çevreci olarak sorununuz Türkiye ise... Başbakan bunu bir sorun olarak görmüyor mu? Bak şimdi; burada erozyonla mücadele için medyadan gördüğümüz destek yetmedi. Yetseydi şayet, Türkiyenin sorunu olmazdı. O halde, peki şimdi en büyük sorun Başbakanı azarlamak, Başbakanı kabahatli çıkarmak için konuşmalar yapmak, beyanatlar istemek değil. Şimdi artık çevre sorunlarını, Başbakanı ikna edebileceğimiz, yalnız hükümetler tarafından değil, halkın desteğini alabileceğimiz bir olay olarak getirmemiz lazım. Gönüllü kuruluşlara ihtiyaç var. Bizim bunu Başbakana anlatmamız lâzım. Bırakın kavga etmeyi... Başbakana sataşmakla, onu kabahatli bulmakla bir yere gidemeyiz. Ama bu Başbakanın yaptığı çok iyi olmuştur. Hiç olmazsa basın bunu olumlu tarafından gündeme getirsin, ne olur... Bunun peşini bırakmayın; erozyonla mücadelenin peşini ne olursunuz bırakmayın...
BAŞBAKAN SÖZLERİYLE BENİ GÜCENDİRDİ Toprakların canına okunmuş. Yani bu dünyanın sonu; yalnızca Türkiyenin sonu değil... Açlık hiçbir şeye benzemez. Yarın, beş-on sene sonra dünyada ihtiyacının üzerinde tahıl üretebilen üç ülke kalacak; Amerika, Arjantin, Avustralya... Bunlar sana buğday vermezse aç kalırsın. Ve yuları takarlar boynuna, seni istedikleri yere götürürler. Seni esir alırlar. Bu açlığın nasıl geleceğini bilmiyoruz, okumuyoruz biz. Başbakan sözleriyle beni gücendirdi, hakikaten gücendirdi. Benim kalbimi kırdı. Ben de bir vatandaşım. Bu beni de etkiledi. Çevreyle uğraşan bir vakfın üyesi olarak ben de alındım doğrusu. Ben boşta gezmiyorum. Çok gücendim.
Sivil toplum kuruluşları ve dolayısıyla
bir STK olan TEMA"nın çalışma yapısı
konusunda bilgi sahibi olmayan bir çok
salt görüşe sahip vatandaşımızın
tepeden inme yorumlar yaptığı açıkça
görülüyor.Bu vatandaşlarımızda açık
arama ve buldukları en ufak noktanın
üzerine odaklanmayla açıklayan bir
psikolojik vaka mevcut.Uzun yıllardır
TEMA"da aktif görev almış biri olarak
paraların nereden geldiği, KOÇ
Üniversitesi, Kaz Dağları ve merak
ettiğiniz bir çok konuda
bilgilendirmeye hazırım.Tabi eğer
gerçekleri öğrenmeye cesaretinz varsa!
aegnor.telrunya@gmail.com,
tutaloguz@yahoo.com / Lütfen Yayınlansn
egemen elver - Çanakkale
27 Ağustos 2008, Çarşamba 22:12
Hayrettin Karacaya helal olsun.sayın
başbakan çevreciliği işte bu çınardan
öğrensin. başbakanımız madem
çevreciydide neden kaz dağların da
altın çıkartmaya izin verdi ozaman.
Yasemin Kurt - İstanbul
27 Ağustos 2008, Çarşamba 18:03
Sayın Karacanın değerli yorumları için
ağzına sağlık..
düşünmeden araştırmadan desteklemeden
değer vermeden sarf edilen diğer
yorumlar için diyecek fazla birşey yok
sadece herşeye rağmen bizim hala
ümidimiz var demek istiyorum ve mesajı
aldığınızı biliyorum..
Sevgiler ,