Bombalı saldırı sonucu 24 Ocak 1993 tarihinde yaşamını yitiren gazeteci Uğur Mumcu 66. doğum gününde Cebeci Mezarlığındaki gömütü başında saat 10.30da başlayan törenle anılıyor.
İSTANBUL - 1942 yılının ağustos ayında Kırşehirde dünyaya gelen usta gazeteci Uğur Mumcu, Ocak 1993te uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfından yapılan açıklamada, Uğur Mumcu güçlü bir yazar, titiz bir araştırmacı, usta bir gazeteci, ödün vermez bir Atatürkçü, bir devrimci demokrattı... 9 Aralık 1974 tarihli yazısında şunları söylüyordu: Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu borumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün ve demokrasinin de tek güvencesidir.
1942- 22 Ağustosta Kırşehirde doğdu. Tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanımın dört çocuğunun üçüncüsü. 1949- 54 Ankarada Ulustaki Devrim İlkokulunda başladığı ilköğrenimini Bahçelievlerdeki Ulubatlı Hasan İlkokulunda tamamladı. 1957-61 Ankara Cumhuriyet Ortaokulunu ve Ankara Deneme Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. 1962- Yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan Türk Sosyalizmi başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı. 1963- Fakültede Öğrenci Derneği Başkanı seçildi. 1965- Hukuk Fakültesini bitirdi ve Cemal Reşit Eyüpoğlunun yanında bir süre avukatlık yaptı. 1965-66 18 Haziran 1965te Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz? başlıklı makalesiyle Yön Dergisinde yazmaya başladı. 27 Mayıs Devriminin özgürlükçü ortamında İnsanlar sadece konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludurlar diyerek Doğan Avcıoğlunun yönetimindeki Yön Dergisinde yazdığı makalelerle bir yandan Mustafa Kemal Atatürkün ilke ve devrimlerini, tam bağımsız bir Türkiyeyi savundu. 1967 30 Haziranda Kitap Toplatmak Anayasaya Aykırıdır başlıklı yazısıyla Kim Dergisinde yazmaya başladı. 18 Ağustosta Anayasaya Saygı başlıklı yazısıyla Akşam Gazetesinde incelemeleri yayımlanmaya başladı. 1968 Dil öğrenmek için İngiltereye gitti. Yazılarına oradan devam etti. 25 Şubatta Akşam Gazetesindeki inceleme yazılarının sonuncusu yayımlandı. 1 Martta Kim Dergisindeki son yazısı, Londradan yolladığı Yeter Artık Beyler oldu. 25 Marttan itibaren aralıklarla Türk Solu Dergisinde yazmaya başladı. 1969 31 Ocakta Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsü Profesörü Tahsin Bekir Baltanın asistanı oldu. 15 Temmuzdan sonra incelemeleri, Milliyet Gazetesinde yayımlanmaya başladı. Asistan olduktan sonra, 13 Kasımda Ankara Barosu Levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı. 1969-71 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinde yazıları yayımlandı. 1970 Ant Dergisi ile Cumhuriyet Gazetesinde makale ve incelemeleri yayımlandı. 24 Marttan itibaren Devrim Dergisinde yazmaya başladı. 1971 12 Martta gerçekleşen darbenin aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. 17 Mayısta gözaltına alındı. Ayrıntı Kitaplarımı İsterim . Bir ay sonra serbest bırakıldı. 12 Temmuzda Ortamda yazıları yayımlanmaya başladı. Dergi, 29 Kasımda çıkan sayısından sonra kanun dışı baskıları protesto etmek amacıyla yayın hayatına son verdi. 27 Ekimde Devrim Dergisine son kez yazdı. askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, orduya hakaret etme savıyla tutuklandı. Pek çok aydınla birlikte, Mamak Askeri Cezaevinde bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edildi ancak, kararın Yargıtayca bozulmasının ardından serbest bırakıldı. 1972 10 Ekimde serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı. 1973 Tuzla Piyade Okulunda 10 Ocaka kadar süren üç aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından kötü hal ve düşünce sahibi diye suçlanarak er çıkarıldı ve Patnosa yollandı. 1974 31 Ocakta askerliğini sakıncalı piyade eri olarak, Ağrının Patnos ilçesinde tamamladı. Bu yaşadıklarını Evet, evet ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem! diyerek, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için sadece maddi tazminat isteğiyle açtığı davayı kazandı ve yedek subaylık hakkını elde etti. 12 Mart döneminde yaşadıklarıyla ilgili bilgi için tıklayınız. Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı ve gazeteciliğe profesyonel olarak, 25 Şubatta Yeni Ortam Gazetesinde Anarşist!.. başlıklı yazısıyla başladı. Yazılarında, hem sorunları dile getirdi hem de hukuka aykırı ve yasadışı uygulamaların üstüne gitti. Tek bir tahrikçi ajan adı veremezsiniz diyen Demirele Bir Hikâyemiz Var başlıklı yazısında, onlarca provokatörün adını belgeleriyle açıklayarak, tüm antilaik, antidemokratik oluşumları uygulamalarıyla belgeledi. Ayrıntı Sormayalım mı? 1975 12 Martta Ayrılırken başlıklı yazısıyla Yeni Ortam Gazetesinden ayrıldı. 18 Martta Denklem yazısıyla Cumhuriyet Gazetesindeki Gözlem başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda da Anka Ajansında çalışmaktaydı. Nisan ayında 12 Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler kitabı yayımlandı. Ekim ayında, Anka Ajansında çalışırken Altan Öymenle birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirelin yeğeni Yahya Demirelin hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitap yayımlandı. Böylece hayali ihracat kavramı kamuoyunun gündemine girmiş oldu. 1976 Mayıs ayında Güldal Homan ile nişanlandı. 19 Temmuzda evlendiler. 1977 Anka Ajansından ayrılarak Cumhuriyet Gazetesinin kadrolu yazarı oldu. Terörün toplumu korkuya, karamsarlığa ittiği günlerde, kalemiyle teröre karşı durdu. Taksimdeki 1 Mayıs katliamının ardından, bu olayı ve bu tür olayları irdeleyen yazılar yazdı. Mayıs ayında oğlu Özgür dünyaya geldi. Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. 1978 12 Mart döneminde yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. Kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanırdı. Bu dönemi anlattığı Sakıncalı Piyade adlı yapıtını, Rutkay Aziz ile birlikte, tiyatroya uyarladı. Sakıncalı Piyade Tiyatro ilk olarak Ankara Sanat Tiyatrosunca (AST) sahneye kondu ve 700 kez sahnelendi. Aralıkta, siyasal yaşamda adı duyulan, belli dönemlere damgasını vurmuş birçok ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı. 1979 Terörün yeniden tırmandığı, gencecik insanların sokak ortasında kurşunlandığı, kahvelere, evlere bombaların atıldığı bir ortamda, tarihin boş yere tekrar etmesini önlemek ve ders alınmasını sağlamak amacıyla, 12 Mart öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak Temmuz ayında yayımlandı. 1980 1980li yıllar başlarken 70li ve 60lı yılları da incelediği, yenilmeyen gücün, halkın örgütlü gücü olduğunu anlattığı yazıları Tüfek İcat Oldu başlığı altında Şubat ayında yayımlandı. 12 Eylül darbesi oldu. Ayrıntı Bundan Sonra . 12 Eylülü gerçekleştiren generaller tarafından partilerin, birçok kitle örgütünün kapatılması gibi sorunların yaşandığı bu dönemi ve uygulamalarını eleştirdi. Terörsüz Özgürlük 1981 Kendi deyişiyle, ..terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak... için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör adlı inceleme kitabı Mart ayında yayımlandı. 13 Mayısta Mehmet Ali Ağca, Papayı öldürme girişiminde bulundu. Ayrıntı Yine Ağca . Daha önce 1979 yılında Abdi İpekçinin katili olarak yakalanan Ağca üzerine çalışma ve araştırmalar yapmıştı, Papa olayı sonrasında irdemelerini yoğunlaştırdı. Haziran ayında kızı Özge doğdu. Bu kitap ile yalnızca, parlamento çalışmalarını engelleyen, kürsülerde yurt ve dünya sorunlarının özgürce konuşulmasını engelleyen sorumsuz bir azınlığın sergilediği çirkinlikler eleştiri konusu yapılmıştır. dediği Söz Meclisten İçeri nin ilk baskısı Ekim ayında yapıldı. 1982 Ağca Dosyası kitabının ardından Kasımda Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. Barış Derneği kapatıldı. Yöneticileri ve üyeleri 141. ve 142. maddelerden suçlanarak tutuklandı. Barış Derneği Davası, 12 Eylül döneminde, Türk aydınlarına karşı topluma göz dağı vermek için açılmış bir davaydı. Mumcu pek çok yazısında bu konuyu ele aldı. 1983 Genel seçimler yapıldı. Birçok politikacının yasaklı olduğu bu dönemde, ekonomik ve toplumsal çarpıklıkları, hukuk dışı uygulamaları gözönüne seren araştırmalar yaptı. Ayrıntı Lozan ve Sevr . Şubatta Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. Bu röportajın NBCde yayımlanmasını isteyen NBC yöneticilerine, hazırladığı röportajı o sırada kapalı olan gazetesi Cumhuriyetten başka bir yerde yayımlamayı düşünmediğini söyledi. 1984 Mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan ancak, Kenan Evrenin imzalayanları vatan hainliği ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar dilekçesinin hazırlanmasına katıldı. Sakıncasız adlı oyunu yazdı. Basındaki yozlaşmanın ve döneklerin sergilendiği, 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkencelerin anlatıldığı oyun, 3 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Hodri Meydan Kültür Merkezinde ve 10 - 27 Mayıs tarihleri arasında da Ankara Sanat Evinde sahnelendi. Uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan Papa-Mafya-Ağca kitabı Haziran ayında yayımlandı. 1985 Haziranda Liberal Çiftlik ve Devrimci Demokrat adlı kitapları yayımlandı. Romaya gitti. Papa davasında uzman tanık olarak bilgisine başvuruldu. 1986 Mehmet Ali Aybarla Türkiye İşçi Partisi (TİP) olgusu ve Marksizm üzerine yaptığı Aybar ile Söyleşi kitabı Temmuz ayında yayımlandı. 1987 Şubatta, yakın tarihimize ışık tutacağını düşünerek, 27 Mayısçılardan Osman Köksalın anı ve mektuplarına yer verdiği kitabı İnkılap Mektupları yayımlandı. Milliyet Gazetesinden Örsan Öymen ile birlikte, Federal Almanyada, eski Adana Müftüsü Cemalettin Kaplan ile cemaati önünde görüştü. Bu görüşme, 10 Şubatta Cumhuriyet Gazetesinde yayımlandı. Mayıs ayında araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve Kasımda da 12 Eylül Adaleti adlı kitapları yayımlandı. 1988 Ağustos ayında Eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) Başkanı Behice Boranla yaptığı söyleşiyi içeren Bir Uzun Yürüyüş yayımlandı. Yine Ağustos ayında, günümüzde de etkinliğini hiç yitirmediği görülen üçlü arasındaki ilişkileri belgeleriyle anlatan yazılarından derlediği Tarikat-Siyaset-Ticaret adlı kitabı yayımlandı. 1989 Özal hükümeti döneminde Milli Savunma Bakanlığına getirilen Ercan Vuralhan, Dışişleri Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkan Yardımcısı iken, diplomatlar ve dış görevdeki personelin güvenliğini sağlamak için aldırılan zırhlı araçlar konusundaki yolsuzluklar üzerine yazılar yazdı. 1990 Yakın tarihimizin pek aydınlanmayan bir bölümünü oluşturuyor.. diye düşündüğü 40lı yılların siyasal çerçevesini çizmek ve koşullarını yansıtmak amacıyla yaptığı araştırma çalışmalarını 40ların Cadı Kazanı adlı kitabında topladı. Ağustosta da diğer bir kitabı Kâzım Karabekir Anlatıyor yayımlandı. 1991 Temmuz ayında en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı. 6 Kasımda onaylamadığı gelişmeler üzerine, 80 arkadaşı ile birlikte, Cumhuriyet Gazetesinden ayrıldı. 1992 1 Şubat - 3 Mayıs tarihleri arasında Milliyet Gazetesinde yazdı. Buradaki yazılarında Kürt sorununu sıklıkla gündeme getirirken yurtdışındaki PKK yayınlarını yakından izledi. 3 Mayısta Milliyet Gazetesindeki son yazısı Gazeteci ydi. Şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı Gazi Paşaya Suikast adlı kitabı basıldı. 7 Mayısta Cumhuriyet Gazetesinde yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden Gazetesine döndü. Hizbullah, PKK ve kontrgerilla konularını irdeleyen makaleler yazdı. Hizbulkontra!.. 1993 13 Ocakta İstanbulda Harp Akademilerinde gazetecilik üzerine bir konferans verdi. Öldürülmeden önce, PKK ve Kürt sorunu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı. Son yazısı Zeyilname . 24 Ocak Pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü.
vurulduk ey halkim unutma bizi.seni
hala unutmadik.bizler su an her gun
vuruluyoruz.bunu kimler mi yapiyor?
keske yasiyor olsaydin ne guzel
olurdu.akp hic bu kadar rahat
olurmuydu?kac gazeteci var senin gibi?
yok yok yok.olsa onlarida
vururlar.bayragini biz
tasiyoruz.gelsinler bizide
vursunlar.son kemalist yere dusunceye
kadar bu ulkeyi kimseye teslim
etmeyecegiz.yasasin cumhuriyet