Tuzla’da, tersane işçilerinin filika testinde kobay olarak kullanılmalarını olağan karşılayıp, Denemede kum torbası olmaz diyen Gisan Tersanesinin kurucusu Mehmet Oyara Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinçten yanıt geldi: Konuştukça batıyor.
İSTANBUL - Tuzladaki Gisan Tersanesinde yer alan 12 bin 500 grostonluk tankerin filikasında, ağırlık denemesi anlamına gelen klas kontrolü filikanın içine kum torbaları konarak yapılması gerekirken, işçiler konarak yapılmış ve deneme 3 ölümle sonuçlanmıştı. Olayda filikanın denize sert bir biçimde düşmesi sonucu Emrah Varoğlu, Ramazan Ergün ve Ramazan Çetinkaya boğulma ve ezilme sonucu yaşamlarını yitirmişlerdi. Bugün Anadolu Ajansına konuşan Gisan Tersanesinin kurucusu Mehmet Oyar, Ben 48 senedir bu işi yapıyorum, bu deneme böyle yapılır, Kum torbası falan bilmiyorum, denemede kum torbası olmaz açıklamasını yaptı. Oyarın açıklamaları üzerine Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinç, NTVMSNBCye değerlendirmelerde bulundu.
KONUŞTUKÇA BATIYOR! Limter-İş Başkanı Dinç, şunları söyledi: Filikaların denize indirilmesiyle ilgili herhangi bir yönetmelik yok. Ne yazık ki bu da yasallarda ne kadar boşluk olduğunun göstergesi. Bu konuda gemi mühendislerinin Türk loydunun görüşleri var. Bu görüşlerde dünyanın başka ülkelerinde de bu tip filika kazalarında nasıl indirileceğiyle ilgili öneriler var. Burada Türk Loydunun hem de gemi mühendislerinin önerileri şu: Bu testler en az insanla yapalır. Bu konuda da ilk başta serbest düşüş denen; insansız, içine 75 kiloluk kum torbaları konularak serbest düşüş yapılması. İkinci testte içine minumum iki kişi, maksimim üç kişiyi geçmeyecek şekilde ve bu işte tecrübeli, uzman olan ekiplerle yapılması gerekiyor. Son testte ise artık içerisine insanları koyup, 19 kişi veya kaç kişiyse bu şekilde bir serbest atış yapılabilir, deniyor. Ama başka hiçbir şekilde hiçbir sürüşte ilk teste içine 19 kişiyi koyup ta serbest düşüşle atılır denmiyor.
BİLE BİLE ÖLÜME... GİSAN tersanesinin patronu herşeyden önce kendini savunmak için konuştukça batıyor. Böyle birşey olamaz. 48 yıldır bu işi yapıyorum diyor. Demek ki bunca yıldır işçileri bile bile ölüme gönderiyormuş. Biraz gemi mühendislerinden veya Türk Loydundan bilgi alsaydı bu işin böyle olmayacağını çok çok iyi bilirdi. Teknik sorunlarda ilk önce danışılması gereken yerler mühendisler ve loydlardır. Bu başka iş ve işçi sağlığı kurallarını dikkate almadığının da göstergesi.
Tuzladaki ölümlerin işçilerin eğitimsizliğine bağlanmasını da değerlendiren Dinç, ölüm listelerinde yer alan işçilerin birçoğunun deneyimli işçiler olduğunu vurgulayarak, Ne kadar eğitirsek eğitelim; yani bir profesör dahi getirsek ortada elektrik kabloları varsa veya bloklar yeterli güvenlikle yapılmıyorsa bir işçinin üzerine 80 tonluk blok düştüğünde profesör dahi olsa kurtulamaz dedi.
80 TONLUK BLOK DÜŞTÜĞÜNDE PROFESÖR DAHİ OLSA KURTULAMAZ İşçiler tamam eğitim alacaklar ama burada işçiler eğitimsizliğinden ölmüyor ki. Veya eğitimsizlik sorunu değil ki. İşverenlerin de bu konuda eğitilmesi gerekiyor ve aynı zamanda. Ne kadar eğitirsek eğitelim; yani bir profesör dahi getirsek ortada elektrik kabloları varsa veya bloklar yeterli güvenlikle yapılmıyorsa bir işçinin üzerine 80 tonluk blok düştüğünde profesör dahi olsa kurtulamaz. Veya elektirik kabloları açıktaysa ona bastıysa, kim olursa olsun onu elektirik çarpar. Ölüm listelerine baktığımızda bunların birçoğu deneyimli işçiler. 5 yıllık, 10 yıllık tersane işçileri ki, 2006da patlamada ölen İbrahim Levent 10 yıllık tersane işçisiydi, ustaydı.
Dinç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelikin tersanelerin kapatılmasına ilişkin sözlerini de şöyle değerlendirdi: Bu hastayı öldürmekle hastalığı ortadan kaldırabilir ama bir de hastalığı tedavi etmek var. Bakan sadece Öldürelim, sorunu komple bitirelim diyor.
TERSANELERİ TAŞIMAKLA SORUN ÇÖZÜLMEZ Biran önce önlemler alınması gerekiyor. Tersane patronlarının eğitilmesi gerekiyor. Aynı zamanda hükümetin de yapması gerekenler var. Bu konuda yasa ve yönetmeliklerin bir an önce çıkarılıp mutlaka mutlaka uygulanması için sıkı denetimlerin yapılması gerekiyor. Tuzladaki kuralsızlıkları, kanunsuzlukları yıllırdır söylüyoruz. Buradaki ölümler devam edecek. Ölümlerin önüne geçmek için sendika olarak bizim bir önerimiz vardı. 2007 yılında bunları belirtmiştik: Tuzlada bir komisyon oluşturalım. Bunun içinde Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Türk Tabibler Birliği, LİMTER- İŞin de içinde olduğu DİSK, GİSPİR, Deniz Ticaret Odası ve bilim insanlarıyla beraber bu komisyonu işletelim ve bunun yaptırım gücü de olsun. Yoksa sadece yönetmelikler, denetimler veya sadece eğitimle ölümlerin önüne geçemeyiz. Çünkü işçi sağlığı ve iş güvenliği birçok bilim dalını da ilgilendiren bir konudur. Böyle bir bilim kurulu olmadan sadece yönetmelikle veya tersaneleri taşımakla sorun çözülmeyecektir. Taşınmayla ancak buradaki ölümleri alırız, Yalovaya Çanakkaleye, Samsuna, Adanaya, Mersine taşımış oluruz. Türkiyenin üç tarafı denizlerle çevrili, üç tarafında da tersanelerde ölen işçilerin haberlerini duyacağız.
ÖLDÜRELİM, SORUNU KOMPLE BİTİRELİM DİYOR Gözlerden, gönülden ırak olsun istiyorlar. Herşeyden önce taşınmayla sorun çözülemeyecek. Bir hasta var elimizde. Bu hastayı öldürmekle hastalığı ortadan kaldırabilir ama bir de hastalığı tedavi etmek var. Bakan gerçekten de sadece Öldürelim, sorunu komple bitirelim diyor. Buradaki sorunu bitirmiş oluruz zannediyor ama öyle değil. Hastalık iyice yayılmış, bu kadar kolay bitirilemez. Ancak bu konunun uzmanları, doktorları bu hastalığı bitirebilir. Bu konuda da Bakanlığın ve Hükümetin de herşeyden önce samimi olması gerekiyor. Tersaneleri buradan kaldırmayı düşünüyorlarsa, radikal önlemler almayı düşünüyorlarsa biz diyoruz ki, o zaman böyle bir bilim kurulu oluşturalım, radikal kararlan alarak örgütlenmenin önündeki tüm engelleri kaldıralım. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri almayan, ölümlere sebep olan tersane patronları yargılansın.