İran şu günlerde savaş olup olmayacağını değil, İsrail ve Amerikanın ne zaman harekete geçeceğini, kullanacağı silah türünü merak ediyor. Ancak savaşın patlak vermesi durumunda kayıplar büyük ve hatta bütün tahminlerden yüksek olacaktır.
LONDRA - Körfezin iki yakasında üçüncü savaşın göstergeleri hızla belirginleşiyor ve gün be gün sıcaklık artıyor. Zira iki hafta önce, Said Celili başkanlığındaki İran heyeti ile, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana liderliğindeki Avrupa heyeti ve Amerikan Dışişleri Bakanı Yardımcısı William Burns Cenevrede görüştü ve bu fırsatta da hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Şu günlerde İran, savaş olup olmayacağını değil, İsrail ve Amerikanın İran nükleer mevzilerini bombalamak için ne zaman harekete geçeceğini, kullanılacak silahın türünü merak ediyor.
BMdeki eski ABD Temsilcisi ve yeni muhafazakar John Bulton, bu savaşın gelecek Kasım ayında, yani Amerikan başkanlık seçimlerinin bitmesinin ardından gerçekleşeceği tahmininde bulundu. Böylelikle savaşın akışı, başkanlık yarışını etkilemeyecek. Fakat savaşın seçimlerden önce patlak verebileceğini ifade edenler de var.
Tıpkı Irak savaşında olduğu gibi, İsrailli yetkililer şu günlerde savaşa hazırlık yapmak ve ABD yönetimi içindeki şüphecileri savaşın gerekliliğine ikna etmek için Washingtona devamlı ziyaret düzenliyorlar. Son dört hafta içinde Savunma Bakanı Ehud Barak, İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi ile Ulaştırma Bakanı Şaul Mofaz, Washingtonu ziyaret ettiler.
Ehud Olmertin halefi olarak Kadima Partisi başkanlığına ve dolayısıyla başbakanlığa aday olması muhtemel isimlerden biri olan General Mofaz, Washingtonda İsrailin İranı vuracağı yönündeki tehditlerini tekrarladı. Mofaz, Şu an zamanla yarışıyoruz. Ancak süratle harekete geçmek gerekli. Çünkü İsrail, nükleer İranı kabul edemez dedi.
İsrail gazeteleri, Avrupalılar ile İranlılar arasındaki son Cenevre görüşmelerinde Amerikalı bir yetkilinin hazır bulunmasını, ABDnin Batılı müttefiklerine bütün barışçıl çözüm ihtimallerinin tükendiğini ve son çare olarak askeri seçeneğe başvurduğu takdirde, kınanmaması gerektiğini ifade etmek amacı taşıdığı şeklinde yorumladı.
BUSH ABDYİ BAŞKANLIK DÖNEMİNDE FELAKETE SÜRÜKLEDİ İranlı yetkililer havanın ısındığını, İsrail ve ABD tarafında savaş davulu seslerinin yükseldiğini hissetmeye başladılar. 300 km menzilli deniz füzesi denemesi yaparak, ABD veya İsrail saldırısına maruz kaldıkları an, Körfezin ağzındaki stratejik Hürmüz Boğazını kapatma güçlerini teyit ederek meydan okudular.
İranlıları savaş ihtimalini baskın olarak algılamaya iten, Demokrat başkan adayı Barack Obamaya yakın danışmalardan birinin aktardıkları. Obama, Kudüse yaptığı son ziyaretinin ardından, hali hazırda İranla gerçekleştirilen müzakereler başarısız olursa, İranın nükleer programını yerle bir etmek için İsrailin İrana karşı askeri operasyonda bulunacağına ikna olmuş.
Başkan George W. Bush, ABDyi iki başkanlık döneminde felaketlere sürükledi. Irak ve Afganistanda iki başarısız savaşa girdi, ülkenin ekonomisini durgunluk dönemine getirdi ve genel bütçeyi 450 milyara varan bir açıkla ağırlaştırdı. Başkan Bushun, yenilgiler ve hayal kırıklıklarıyla dolu siyasi ve askeri kariyerini kurtarma amacıyla İrana karşı askeri seçeneği tercih etmesi uzak bir ihtimal değil.
İsrailin en güvenilir müttefiki başkan Bush, tam bir İran teslimiyeti istiyor. İranlıların bu ortak Amerikan-İsrail fırsatçılığını reddettikleri açık. Zira İranlılar uranyum zenginleştirilmesinin durdurulması dışında her şeyi kabul ediyorlar.
KUVEYTLİLERİN KÖRFEZ DIŞINDA STOK YERİ ARAMASI BOŞUNA DEĞİL Savaş kıvılcımının patlak vermesi durumunda kayıplar büyük ve hatta bütün tahminlerden yüksek olacaktır. Zira Körfezdeki Amerikan üsleri, Hürmüz Boğazı ve petrol kuyularıyla birlikte birinci hedeftir. Bu ise petrolün varil başı fiyatının 300 doları aşması demektir. Bu yüzden ticari alanda en zeki Körfez ülkesi olan Kuveytlilerin, petrollerini bölge dışına stoklama imkanlarını araştırması şaşırtıcı değil.
İsrail de kaybedenlerin başında olabilir. Zira şayet söylenenler doğruysa her boyutta ve ağırlıkta on binlerce İran füzesi İsraile yönelecektir. 40 binin üzerindeki Hizbullah füzelerini de unutmuyoruz.
ABD İRAN DEVRİMİNDEN ÖNCE DE İSTİHBARAT ALIYORDU Çinli stratejist uzman Sun Tzu savaş sanatı adlı meşhur kitabında başarının ilk temel unsurunun sadece düşmanını tanımak değil, kendini de tanımak olduğunu ifade ediyor. Hali hazırdaki ABD yönetimi düşmanını ve kendini tanımıyor. Yoksa kendisini bu alçaltıcı durumda bulmazdı. Şahın devrilişinden dört ay önce (Ağustos 1978) Amerikan haber alma teşkilatı CIA, İranın devrim sürecinde olmadığını ve İran Şahının bir on yıl kadar iktidarını sürdürebileceğini ifade etmişti. Dört ay sonra Şah İrandan kaçtı, Washingtonun kendisini elinin tersiyle itmesi sonrası, dostu Enver Sedatın jestiyle öleceği ve gömüleceği Kahire dışında bir sığınak bulamadı.
Amerikan istihbaratı bu raporu yayınladığı zaman İrana nüfuz etmişti ve hükümeti başkent Tahranda dünyanın en büyük elçiliğine sahipti. Peki şu an düşmanı olduğu ve elçiliği bulunmayan Tahranla nasıl ilişki kurabilir? Körfez ülkelerinin kaybedilecek savaşlara girmek dışında bir şey bilmeyen bu müttefik hakkında endişe duymak hakları.
*Londrada yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, 5 Ağustos 2008, Genel yayın yönetmeni, Arapçadan çeviri: Halil Çelik
Amerika ve Israil harıl harıl savasın
getirecegi yükün hesabı ile
ugrasıyorlar. Oyleki hesaba Rusyayı
bile katıyorlar. Savaş olacak ama asker
İran"a girmeyecek. Sırbistana
yaptıkları gibi ilk önce havadan
ekonomik zarar verecekler.
Mekin istay - Sakarya
31 Ağustos 2008, Pazar 22:17
Savaş çoktan olmalıydı bence.. Türkiye
artık piyon olmadığını.. Sırasıyla
bütün komşularının israilli amerikalı
serserilerce parçalanmasını izleyip
sıranın kendisine gelmesini beklemeden
savaş öncesi durumunu alıp dosta
düşmana dostunu düşmanını bildiğini
göstermesi gerekirdi.. Biz müslümanlar
savaşmak zorundaysak seve seve
savaşırız..Dostomuzu düşmanımızı
biliriz..Türkiye Cumhuriyeti
yöneticileri de biliyordur inşallah...
a.yılmaz - Elazığ
22 Ağustos 2008, Cuma 01:50
İran bır cok yonden onemli stratejik
unsurlara sahıp olan bir ülke. bunların
en önemlisi nufusunun ucte ıkısı 30
yasın altında.iran hem duzenlı hem
silahlı buyuk bır ordusu var.ustelık
dunyanın herhangı bır yerını vurabılecek
fuzelere sahıp.mantık olası bır savası
acık ara ABD kazanır dese de.ABD nin cok
fazla dusmanı var ve ıran yeterınce
direnebilecek güçte tesekkurler