CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi, AK Parti iktidarı döneminde sendikalara ve sendikal örgütlülük hakkını kullananlara yapılan baskılar arttı dedi.
KOCAELİ/GEBZE - Cevdet Selvi, Gebzede, Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesinde işçilere hitaben yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarını eleştirdi. AK Partinin, Türkiyenin gerçeklerine uygun bir parti olmadığını belirten Selvi, 6 yıllık politikalarıyla bunu gösterdiler. Deprem ve sel felaketi gibi aniden değil, gözgöre göre yaşanan bir süreçti. Demokrasi, özgürlük, insan hakları ve uzlaşma konularında 6 yıl boyunca verdikleri hiçbir sözü tutmadılar. Bu konularda çifte standart uygulamalara imza attılar diye konuştu.
Her kesimden insanların AK Partiden dert yanmaya başladığını savunan Selvi, şöyle devam etti:
AK Parti iktidarı döneminde sendikalara ve sendikal örgütlülük hakkını kullananlara yapılan baskılar arttı. 1963-1987 yılları arasında 2 milyon çalışan sendikalıydı, bugün ise 600 bin civarında. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (3 milyon sendikalı var) diyor, ancak 3 konfederasyonun toplam üye sayısı 600 bin. Oysa 13 milyon sendikaya üye olma hakkına sahip çalışan var. Sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin aşıldığını söylüyorlar, ancak çok yerde en doğal demokratik hakkını kullanarak sendikaya üye olanlar işten çıkarılıyorlar. Konuşmasında, CHPnin projelerinden de sözeden Selvi, şöyle konuştu:
CHP olarak biz, toplumun örgütlü olmasını istiyoruz. Demokrasi, insanlar örgütlü olursa kurallarıyla işler ve gelişir, örgütsüz insanlar ezilmeye mahkum olur, demokrasi işleyemez. Bizim temel felsefemiz bu. Biz, parti olarak sosyal adaleti savunuyoruz. Hakeden, üreten, kendi geçimini sağlayan ve ülke ekonomisine katkı sunan insanların ezilmesine izin vermeyiz.
SELVİ: HÜKÜMET HER ALANDA SORUNLAR YARATIYOR CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi, Hükümet, hiç bir eleştiriye, uyarıya dikkat etmediği gibi, önerilerimize de ciddiyetle bakmadı dedi.
Selvi, partisinin Kocaeli İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında da AK Partinin verdiği sözlerin hiç birini yerine getirmediğini, halkın günlük sorunlarını, Türkiyenin birikmiş problemlerini çözmek yerine her alanda sosyal, siyasal, ekonomik ve dış ilişkilerde yeni sorunlar yarattığını savundu.
Teslimiyetçi politika izlendiğini öne süren Selvi, uygulamalar ve politikalar karşısında tüm olumsuzluklara karşı öneriler getirdiklerini bildirdi.
Hükümet, hiç bir eleştiriye, uyarıya dikkat etmediği gibi, önerilerimize de ciddiyetle bakmadı diyen Selvi, Türkiye gibi sosyopolitik, stratejik önemi olan coğrafi konumdaki bir ülkenin yönetiminin kolay olamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye, iç ve özellikle dış odakların rahat vermediği, bölgede oynanmak istenilen oyunların önemli unsurlarından birisi olduğunu dile getiren Selvi, şöyle konuştu:
2002 seçimlerinden 16 ay önce Tayyip Erdoğanın başkanlığında ve yasal olarak milletvekili olamayacağı halde derleme, toplama bir parti kuruldu. Bu parti, cemaatten, tarikattan gelen, Türkiyede rejimi değiştirmek isteyen anlayışın bir araya gelmesidir. Türkiye, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini değiştirme gayretiyle başka süper devletlerin gösterdiği ılımlı İslam anlayışıyla yeniden karşılaşmıştır. Bu ülkeyi sömürmek isteyenlerin, bu bölgeyi kendine bağlamak isteyen uluslararası güçlerin tamamen güdümüne girdi ve teslim oldu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, laiklik karşıtı eylemlerin odağı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine iddianame sundu. 11 yüksek hakimin bulunduğu Anayasa Mahkemesinde, başkan hariç 10u, kadrolaşma suretiyle ve değişik baskılarla laikliğe karşı eylemlerin odağı olduklarına karar verdi. Hazine yardımının yarısının kesilmesiyle yola devam denildi. Ne kurtuldu? Demokrasi, hukuk değil, AK Parti kurtuldu. Kurtuldu, şimdi zamlara devam diye geliyorlar.
REKTÖR ATAMALARI Cevdet Selvi, yeni bir dönemin başlaması gerektiğine değinerek, Hükümet yeni sorunlar yaratmadan, yapay gündemler oluşturmadan, yeni gerginlikler ortaya çıkarmadan, halkın sorunlarını çözmeye başlamalıdır dedi. Rektör atamalarına da değinen Selvi, şöyle devam etti:
Rektör atamaları, ben yaptım oldu anlayışlarının, kadrolaşmadaki pervasızlıklarının somut göstergesidir. Atamalar, son günlerde kısmen de olsa belki olumlu gelişme olur, Cumhurbaşkanlığı tarafından bir tarafsızlık ortaya konur beklentilerine cevap vermeyen şekilde gerçekleşti. Yine belirli bir siyasetin, ideolojinin yansıdığını bu rektör seçimlerinde üzülerek gördük. Cumhurbaşkanı, AK Partinin Cumhurbaşkanı gibi davranmaya devam etmiştir.
İRAN CUMHURBAŞKANI AHMEDİNEJADIN TÜRKİYE ZİYARETİ Selvi, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejadın Türkiyeye yapacağı ziyaretde Anıtkabiri ziyaret etmemesi konusu hakkında da görüşünü şöyle dile getirdi:
Türkiyenin neden böylesine itibar kaybettiğini, diğer ülkelerce önemsenmediğini ortaya koyan bir olaydır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusuna gelinmemesi, bu protokole uyulmaması, topluma, devlete ve ülkeye yapılan saygısızlıktır. Bu ülkenin itibarını, saygınlığını korumak mecburiyetinde, durumunda, sorumluluğunda ve görevinde olan Başbakan ya da Dışişleri Bakanı bu durumu önemsiz görüyorsa, yabancı ülkeler Türkiye Cumhuriyetini daha da önemsiz görür. Türkiye bu nedenlerle tehlikeye gidiyor. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız seyyar oldu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının konutu var, Başbakanlık var. Devlet işi ciddidir, devlet yöneticileri otellerde, onun bunun yanında diz çöküp oturamaz. Devlet ilişkileri saygı, itibar ve birbirine olan güvenle olur. Benim kurucumun önüne gitmeyene, sen Cumhurbaşkanlığı konutunu bırakıp, başka bir takım gerekçeler uydurarak ayağına gidersen, öte tarafta gelenleri turistik bölgelerde, otellerde ziyaret edersen ilk önce bu Cumhuriyete, Türkiye Cumhuriyetine, kurumlarına, nitelik ve özelliklerine saygı duymaktaki zafiyetini ortaya koyarsın, Türkiye bunu hak etmedi. Türkiye Cumhuriyetinde bugüne kadar ne Cumhurbaşkanları ne de Başbakanlar böylesine seyyar görev yaptı. Şimdi seyyar Cumhurbaşkanı, seyyar Başbakanımız var. Bu oturmuş Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana kendisini dünyaya kanıtlamış Türkiye Cumhuriyetinin hak etmediği uygulama ve anlayıştır.