MOSKOVA - Rus İtar Tass ajansına göre, yazarın oğlu Stepan Soljenitsin, babasının Moskovadaki evinde öldüğünü söyledi. Haberde, Soljenitsinin kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. 1970te Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülen Soljenitsin, SSCB döneminin en muhalif yazarları arasındaydı.
Rusyanın eski Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl Aleksandır Soljenitsine devlet ödülü vermişti.
YAŞAMI Kuzey Kafkasyadaki Kislovodskda 11 Aralık 1918de dünyaya gelen Soljenitsin, Sovyet Ordusunda 1939-1945 arasında 4 yıl görev yaptı ve 1942 yılında yüzbaşı rütbesiyle İkinci Dünya Savaşına katıldı. Cephedeyken yazdığı mektuplarda Stalini eleştiren Soljenitsin tutuklandı ve 8 yıl bir kampta hapis cezasına çarptırıldı.
Soljenitsin, Sovyetler Birliğinin Hitler ile uzlaşma yolu bulmasının savaşı önleyebileceğini, bu yüzden Sovyet halkının savaştan dolayı yaşadığı yıkımdan Stalinin Hitlerden daha fazla sorumlu olduğunu iddia ediyordu.
Savaş bittikten sonra Moskova yakınlarındaki bir hapishaneye konulan Soljenitsin, 1950de Kazakistanda siyasal tutuklular için kurulan özel bir kampa gönderildi ve 3 yıl burada kaldı. Soljenitsin, ondan sonraki yıllarda da istenmeyen kişi ilan edildiği için sürgüne gönderildi.
Kazakistanın Kok Terek köyünde öğretmenlik yapmaya başlayan yazar, bu dönemde kansere yakalandı ve bir süre Taşkentte tedavi gördü.
Komünist Partinin yeni lideri Nikita Kruşçev tarafından başlatılan Stalinin etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlar çerçevesinde hakları geri verildiği için Ryasanda çalışmasına olanak tanındı.
1962de İvan Denisoviçin Bir Günü adlı kitabını çıkaran Soljenitsin, bu öyküsünün başarısı üzerine kendini tamamen yazarlığa vererek, zorunlu çalışmayı anlatan Stalin karşıtı bu yapıtıyla Kruşçevin takdirini kazandı ve bir yıl sonra Sovyet Yazarlar Birliğine kabul edildi.
Ancak, Matrenin Dvor ve Dlya Polsu Dela adlı öyküleriyle tekrar Komünist Partinin hedef tahtası haline geldi. Soljenitsin, 1966da ülke dışına çıkma yasağı aldı ve 3 yıl sonra da Yazarlar Birliğinden çıkartıldı.
Yaşadığı dönem boyunca çeşitli cezalara çarptırılan Aleksandr Isayeviç Soljenitsin, çalışma kampları hakkındaki kitabı Gulag Takımadaları ile Nobel Edebiyat Ödülü kazandı.
Kitabı kapitalist ülkelerde yayınlanırken, eseri bu ülkelerde Sovyet karşıtı propagandanın önemli ögelerinden biri oldu. Yazar, kendisine politik nedenlerle verildiği iddia edilen Nobel Edebiyat Ödülünü ise 4 yıl sonra alabildi. Sovyet hükümeti, 1974 yılında Soljenitsinin vatandaşlığını iptal ederek, yazarı sınır dışı etti.
İsviçrede 2 yıl kaldıktan sonra 1976da ABDye yerleşen Soljenitsin, bu dönemde, Vietnama Amerikan müdahalesini destekledi ve Vietnamda Amerikalı tutsakların köleleştirildiğini iddia etti.
Soljenitsin, 1974 Portekiz Devrimine karşı Amerikanın müdahale etmesi gerektiğini savunarak, ABD ve Sovyetler Birliği barışı hakkında yazan Amerikalı yazarları da sert şekilde eleştirdi. Soljenitsin, Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık 20 yıl yalnız bir hayat sürdü. Sürgüne gittiği Batıyı da beğenmemiş ahlaki çürüme içinde bulmuştu.
Sovyetler Birliğinin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçovun yönetimi sırasında 1989da yeniden Yazarlar Birliğine alınan Soljenitsinin sürgünüyle ilgili karar da 1991 yılında resmen kaldırıldı.
Rusyaya 1994 yılında dönen Soljenitsin, parlamento önünde yaptığı konuşmada Rusyanın kendisine göre hatalarla dolu demokrasiye geçiş şeklini eleştirdi.
Devleti çökertmekle suçladığı Boris Yeltsinin 1998de verdiği devlet ödülünü reddeden Soljentsin, aynı ödülü, övgüler yağdırdığı Putinin elinden geçen yıl almıştı.
YAPITLARI Soljenitsinin romanları, hapis ve savaş deneyimlerini anlatır. Ivan Denisoviçin Yaşamında Bir Gün (1962) ve İlk Çember (1964) adlı eserleri hapis sahneleri içerirken, Kanser Koğuşu (1966) adlı eseri de bir bir hastahanede geçer.
Hapishane ve hastane imgelerini toplumsal simgeler olarak kullanarak yazar, eserlerinde devrimci ideallerle sert politik gerçeklikler arasındaki çelişkileri göstermeye çalışmıştı.
Soljenitsin, Kırmızı Tekerlek adındaki 4 ciltlik uzun tarihsel romanının ilk cildi olan Ağustos 1914te (1971) 1914 yılındaki Birinci Dünya Savaşını anlatır. Yazar, 1989da yayımladığı birinci cildin genişlettirilmiş ve yeniden düzenlenen halinde 1917 ekim devriminin tarihsel önemine vurguda bulunur. Sovyet Hükümeti, 1960ların sonu ve 1970lerin başında, Soljenitsini romanlarında ülkesini küçük düşürdüğü için suçlamış ve yazarın üzerindeki Sovyet baskısı özellikle 1973te Pariste yayınladığı Sovyet hapishanelerindeki durumun anlatıldığı 3 ciltlik Gulag Takımadaları 1918-1956 romanından sonra artmıştır.
dünya edebiyatının gerçek yazarları
tek tek aramızdan ayrılarak bizzat
beni iyice karamsarlığa
sürüklüyor.paul auster in "dahi-büyük
yazar"kabul edildiği bu dönemde en
azından halen kundera ya da hayalet jd
salinger ile avunmamız mümkün.
gerçek A. - İstanbul
04 Ağustos 2008, Pazartesi 10:06
Enteresan, Amerikayı hiç mi eleştirmemiş ?
Belkide bunu yapsaydı dünyada
sığınabileceği yer olmazdı.
RESAT SAHİN - Hatay
04 Ağustos 2008, Pazartesi 03:52
bir karşıdevrimcinin ölümü...amerikan
sineması yakında filmini yapar...