Kralı, ülkesi ve Kutsal Roma Katolik Kilisesi adına topu topu 300 adamıyla Aztek İmparatorluğunu fethedecek derecede olağanüstü hırsı olan Cortes, tüm zamanların en büyük macerası kabul edilen yolculuğuna doğru yola koyuldu. Balta girmemiş ormanlar içinde ilerleyen bu gözüpek kaşif, o zamanın dünyasının belki de en güzel şehri olan Aztek İmparatorluğunun gizemli başkenti Tenochititlana vardı. İmparator Montezumayı tutsak alan Cortes, Azteklilerin saldırısı üzerine geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun ardından başlayan ve yaklaşık bir sene süren bitmek bilmez savaşın sonunda Cortes zafer kazansa da İspanyol savaşçıların dörtte üçü hayatını kaybedecekti.
BİR MEDENİYET VE HAYALİN YOK OLUŞU
Aslında bu olağanüstü hikayenin kalbinde yatan iki farklı kültürün birbiriyle çatışması. Yeni Dünyanın en büyük ve kana susamış medeniyeti olan Aztekler ile Tanrı inancı ve açgözlülüğün motive ettiği İspanyol askerleri arasındaki bu karşılaşma bir medeniyetin ve bir hayalin yok oluşuyla sona erecekti.
HİLEKARLIK, İKİYÜZLÜLÜK VE ALTIN SEVGİSİNİN SONU
 |
|
Ulysses kalıbında bir savaşçı olan Cortesin bir general olarak yetenekleri, kıvrak zekasına, hayalgücüne ve nefes kesici cesaretine dayanmaktaydı. Ancak karakterindeki kusurlar da bir o kadar tehlikeliydi. Hilekarlık, ikiyüzlülük ve Tanrı sevgisini altın sevgisiyle eş değerde tutacak bir vicdana sahip olan Cortes, bir medeniyetin bir diğerini nasıl tarih sayfalarından silebildiğinin sembolü haline geldi.
SAVAŞÇILAR
Bir Medeniyeti Tarihten Silen Komutan:
Cortes
Cumartesi 21.00