Araplar soruyor: Türkleri yanlış mı tanıdık?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Araplar soruyor: Türkleri yanlış mı tanıdık?

“Türk dizileri, kültürel ve sosyal yapı olarak sanılandan ve alışılandan farklı bir Türk ailesi sunuyor. Acaba hata Türk toplumuyla ilgili yanlış kanaatimizde mi saklı, yoksa dizilerde sunulan yanlış tabloda mı?”


 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Ziyad Bin Abdullah Elderis*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:07 TSİ 25 Temmuz 2008 Cuma

LONDRA - Arap ve Körfez ülkelerindeki izleyicilerin genci yaşlısı, erkeği kadını, şu an MBC ekranlarında gösterimde olan iki Türk dizisini, ‘Kaybolan Yıllar’ (Ihlamurlar Altında) ve ‘Nur’u (Gümüş) izlemekle meşgul olduğu kadar, hiç bir şeyle meşgul olmamıştı. Her ne kadar oyuncuların kendileri, oyunu sergileyişleri ve dizilerin yönetmenliği, Türkiye’yi doğunun Meksika’sı haline getirecek kadar güzel olsa da, ben bu dizilere yüksek reyting getiren etkenleri ele alacak kadar drama yorumcusu değilim. daha çok dizilerin kültürel ve sosyolojik içeriğinden bahsetmek istiyorum. Türk dizileri, en azından Türk toplumuyla ilgili alışılmış veya kültürel olarak sanılandan farklılık arz eden bir Türk ailesinin sosyal yapısını sunuyor. Acaba hata Türk toplumuyla ilgili yanlış kanaatimizde mi saklı, yoksa dizilerde sunulan yanlış tabloda mı?
Haberin devamı


İKİ DİZİ GAYRIMEŞRU CİNSEL İLİŞKİ ÜZERİNE KURULU
Adı geçen iki dizi çoğunlukla meşru olmayan cinsel ilişki ve evlilik kurumu dışı hamilelik etrafında dönüyor. Bu evlilik dışı hamilelik, babanın yemek masasında basit bir azarlamasıyla geçiştiriliyor. Azarlama nerdeyse çorba içimi süresiyle sınırlı kalıyor. Hatta ana yemek tabağına geçmeden önce, masum kız hamile kalmasına ve kendisini bu cenini korumasına iten sebepler hususunda babayı ikna ediyor. ‘Medeni’ baba, daha çocuğun babasının kim olduğu belirlenmeden, gelecek torununu kollama sözü vererek yemeğini yiyor!!. Peki araştırmacıların dediği üzere, doğulu adet ve geleneklerini sürdüren Türk toplumunun gerçek tablosu bu mu?

Türk toplumu, kültürel dinamiklerinden ödün verme noktasında en inatçı ve milliyetçi toplumlardan biri olarak bilinir. Askeri kurumun uyguladığı laik rejimin, 1923’ten bu yana Türkiye’yi yönetmesine rağmen, Türk toplumunun (uygulama ve kimlik Müslümanlığı tartışmalarını bir yana bırakırsak) yüzde 99’unun Müslüman olduğu gerçeğini değiştirmedi. AKP’nin iktidara gelmesi, başörtünün siyasi tartışmalara dönmesi ve artan Türk hacılarının sayısı, Kemal Atatürk’ün közün üzerine kül döktüğünü gösteriyor.

Arap ülkelerinde ‘Gümüş’ etkisi

Bir ülke ve halk olarak Türkiye hakkındaki uzmanlığım sınırlı. Laik olan Türk arkadaşlardan birine, iki tablodan hangisinin doğru olduğunu sormuştum. Bana ‘Türk dizilerinde izlediklerinizin, genelleştirilmesi zor. Fakat sınırlı ölçüde doğru’ demişti.

TÜRKİYE AB İÇİN İMAJINI MI İYİLEŞTİRİYOR?
O halde Türk dizilerinin bu küçük tabloyu büyütmesine yol açan sebep ne? Bu sadece dramatik bir ihtiyaç mı, yoksa belirli bir grup için turizm pazarlaması mı? Yahut bizdeki Türk imajının lekelenmesi, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin kabulüne hazırlık bağlamında AB nezdindeki imajının iyileştirilmesi için mi?

AB, birliğe üye olarak kabulü için Türkiye’ye birçok şart koşuyor. Türkiye, üyelik için ödünler sunmaya ve şartları yerine getirmeye hazır, ancak Türk halkı Avrupa’nın kara kaşı için kendi adetlerini ve kavramlarını değiştirmeye hazır mı?

DANİMARKALI GAZETECİ BU DİZİLERİ GÖRSEYDİ...
AB üyeliğine kabul ve Avrupa’nın adetleriyle uyum sağlamak noktasında Türk kadını önemli rol oynuyor. Danimarkalı bir gazeteci iki toplum arasındaki sosyo-kültürel farklılığı şöyle gündeme getiriyor: ‘Türkiye’de aile toplumun çekirdeğini oluşturur ve bu durum aile reisine lider bir konum ve tahakküm kurma hakkı verir. Avrupa’da ise bu kabul edilemez. Çünkü aile değil, birey Avrupa toplumunun çekirdeğidir.’ Bu gazeteci ‘Ihlamurlar Altında’ ve ‘Gümüş’ dizilerinde, tüp bebeğe veya evlilik dışı ilişkiye hoşgörülü bakan aile reisinin tutumunu izleseydi, düşüncesi biraz değişebilirdi.

AB’nin sağlık kriterlerine uymadığı için, kokoreç gibi Türk yemekleri bile, Türkiye’nin AB üyeliğini tehdit ediyorsa; Türk kızlarının da davranışlarının Avrupalı kızların kuralları, adetleri ve özgürlükleriyle uyumlu olması gerekli.

Her halükarda AB üyeliği meselesinde halk referandumu gereklidir. Türk halkının Batı kabilesine üyelik için, doğulu adetlerinden ve geleneklerinden daha fazla ödün verip vermeyeceğini göreceğiz. Türk toplumu acaba bu ödünleri verecek mi, yoksa Türk dizisi sadece toplumun Osmanlı evlerinde göremediği isteklerini mi yansıtıyor?

* Londra’da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, Suudi Arabistanlı yazar, 16 Temmuz 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

nihat  - İstanbul
19 Ağustos 2008, Salı 13:06  
Bu 2 dizi kesinlikle Türk milletinin örf,adet ve dinini yansıtmamaktadır,eger ki! bu dizilerin ana fikrinde Türk milleti"nin yaşam biçimi anlatılıyorsa. AB"ye girecegiz diye dinimizden örf ve adetlerimizden vaz geçmemiz bekleniyorsa şahsım adıma konusuyorum ben yokum...Bizi AB"ye alacaklarmış,niye!!! çünkü babasız cocuk dünyaya getiren Müslüman bu olaylara göz yumuyor artık,hadin oradan AB"ndeki ülkelerin yaptığı yanlış hataları biz niye yapalım.Babasız cocuk dünyaya getirmek günah değilmidir veya cahıllik değilmidir,bizim bu tür olaylara göz yumucağımıza geleceğimizi eğitmemiz gerekmetedir.

yorumcu  - Ankara
12 Ağustos 2008, Salı 01:04  
sayın izleyici arkadaşım, birincisi İslamda laiklik yoktur (bu gerçek vural savaşın refah partisini kapatmak için açtığı davadaki iddianamedeki dayanaklardan biridir ve Kuran ayetlerinden de delillendirilmektedir.) ikincisi madem laiklik asker baskısıyla uygulanmıyor 28 şubat harekatı neyin nesi ve en ufak İslami değerlere bile en sert tepkiler neden en önce askerlerden geliyor? (bu arada aynı durumdan katkat fazla olan durumlarda hristiyan ve yahudilere en ufak bir tepki gösterilmediği de ayrı bir gerçek örneğin istanbulun göbeğinde ortodoks patriği bağımsız birmakammış gibi davranabilmişti...

Eren Baydaroğlu  - Bursa
07 Ağustos 2008, Perşembe 14:01  
Toplam bir sayfalık bir senaryonun üzerine yüzlerce bölüm çekilmesiyle meşhur,toplum hayatını yansıtmak bir yana,toplumu oyalamak üzerine tasarlanmış ve entrika ve dizginsiz hayal gücü dışında somut hiçbir unsur barındırmayan yerli dizilerimizin bir Arap yazar üzerinde bıraktığı izlenimler doğrusu şaşırtıcı.Kaldı ki bu dizilerimizi ihraç etmeye başladığımız-özellikle Arap ülkelerine- bir dönemde,bu dizilerden yola çıkarak sosyo-kültürel analiz yapmak ne kadar sağlıklıdır?Kanımca bu dizilerde yansıtılmak istenen,toplumun mevcut durumu değil gelmesi istenen durumudur.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları