İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Bahattin Uzan, Tacettin Pak ve Mustafa Akarın yanı sıra Cem Uzan ve annesi Melahat Uzanın da aralarında bulunduğu 24 tutuksuz sanık katıldı.
Duruşmada kimlik tespiti yapılan Cem Uzan, GP Genel Başkanlığı görevini yürüttüğünü, evli ve 4 çocuk babası olduğunu, aylık geliri bulunmadığını söyledi.
Anne Melahat Uzan ise ev hanımı olduğunu belirterek, herhangi bir geliri olmadığını kaydetti.
Daha sonra söz alan Cem Uzan, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, bu suçlamaların hiçbirinin yerinde olmadığını ifade ederek, mahkemeye 22 sayfalık savunma dilekçesini sundu.
Uzan, 1994ten sonra İmar Bankası, İmar Off-Shore Limited ve bu gruba bağlı tüm firmalarla ilişkisinin kesildiğini anlatarak, Bunun nedeni biraz da aileseldir ve bir kısmı da aynı soyadı taşıdığım kişilerle görüş ayrılığımdan kaynaklanmaktadır. Kendi özel işlerimi kurdum ve 1996dan 2002ye kadar yurt dışında yaşadım ve çalıştım. Bunun birçok kanıtı dilekçemde mevcuttur dedi.
Bu dava ve daha önceki sonuçlanan davada yargılanan, gerek İmar Bankası gerekse İmar Off-Shore Limited, Merkez Yatırım ve diğer tüm firmalarda görev yapan üst düzey yöneticileri tanımadığını kaydeden Uzan, bazı kayıtlarda 21 Aralık 2000e kadar görevde olduğuna yönelik ifadeler bulunduğunu, ancak bu tespitlerin doğru olmadığını söyledi.
BABAMLA HUKUKİ İHTİLAF YAŞADIM
Babası Kemal Uzan ile aralarında çıkan hukuki ihtilafın mahkemelere de intikal ettiğini vurgulayan Cem Uzan, diğer taraftan İmar Bankası ana dava dosyası kapsamında yargılanan ve haklarında cürüm işlemek için teşekküle dahil olma suçundan verilen karar kesinleşen sanıklarla ilgisinin de bulunmadığını belirtti.
İddianamede geçen 4 şirkete para aktarma iddialarının sorulması üzerine de Cem Uzan, söz konusu iddiaları kabul etmediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
Bu şirketlerde yönetim kurulu üyesi olduğum ifade edilmektedir. Buna bir itirazım yok, ancak bu şirketlerde kimlerin imzaya yetkili olduğu açıkça bellidir. Yine bu şirketlerle ilgili olarak bir kredi açılmış, para aktarılmış ise bilgi sahibi değilim. Ayrıca, söz konusu şirketlere belli para aktarılmış ise bunun da yasal olduğunu düşünüyorum. Ancak bu firmaların aldıkları kredileri, faizleriyle birlikte geri ödediklerine dair tespitler vardır. Bu konuda TMSFnin beyanları mevcuttur.
İmar Off-Shore Limitedde hiçbir zaman yöneticilik yapmadığını dile getiren Uzan, ilk kurulduğunda yüzde 1 oranında hissesi olduğunu, bunun da daha sonra satıldığını söyledi.
Duruşmada, TMSF avukatı Mehmet Kalay, İmar Bankası A.Şye 3 Temmuz 2003te el konması üzerine aynı gün saat 17.00de İmar Bankası avukatının notere giderek Cem Uzan, Murat Hakan Uzan ve Ayşegül Uzanın hisselerinin tamamını ve Kemal Uzanın hisselerinin büyük kısmını başkalarına devretmeye yönelik noter bünyesinde girişimleri olup olmadığının Cem Uzandan sorulmasını istedi.
Bunun üzerine Cem Uzan, bu konuyla ilgili alakası bulunmadığını ve bilgi sahibi olmadığını anlatarak, böyle bir başvuru yapılıp yapılmadığını da bilmediğini kaydetti.
MELAHAT UZAN
Duruşmada Cem Uzanın annesi Melahat Uzan da suçlamaları kabul etmeyerek, mahkemeye 7 sayfalık dilekçe sundu.
Ev hanımı olduğunu ve şirket işleriyle ilişkisi bulunmadığını kaydeden Melahat Uzan, fiilen de Uzan grubuna bağlı şirketlere veya İmar Bankasına giden, orada çalışan bir kişi olmadığını söyledi.
Melahat Uzan, söz konusu şirketlerde hangi işlemin yapıldığı konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade ederek, Bazı şirketlerde çok küçük miktarlarda hissedar olduğumu biliyorum. Bunlar, eşimin bana sormadan yaptığı işlemlerdir. Hissedar olduğum şirketlere girmiş değilim diye konuştu.
Tutuklu sanık Mustafa Akar da iddianamenin kendisine iletildiğini ve savunma için süre istemediğini belirterek, suçlamaları kabul etmediğini ve kendisine avukat tayin edilmesini istemediğini söyledi.
Yapacağı savunma teknik açıklamalar gerektirdiği için yazılı savunma hazırladığını dile getiren Akar, 50 sayfalık dilekçeyi mahkemeye sundu.
Akar, İmar Bankası ile ilgili açılan başka bir davadan tutuklu olduğunu belirterek, halen suçsuz olduğunu düşündüğünü ve bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduğunu kaydetti.
SANIK GÜLSEN YALÇININ AÇIKLAMALARI
Sanık Gülsen Yalçın da suçlamaları kabul etmediğini ve önceki savunmalarını tekrarladığını ifade ederek, mahkeme heyetine 2 sayfalık yeni bir dilekçe verdi.
1990da İmar Bankasında memur olarak işe başladığını dile getiren Yalçın, daha sonra Kemal Uzanın sekretaryasında sekreter olarak devam ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:
Kayıtlara göre ben de birçok grup şirketinin yönetim kurulu üyesi ve hissedarı olarak gözüküyorum. Bunların birçoğunda bankaya el konulmadan 1.5 hafta kadar önce yoğun bir şekilde hisse devirleri işlemleri başlatılmıştı. Bu işlemler sırasında ben istemeden birçok şirketin yönetim kurulu üyesi haline getirildim. El konulmadan 1.5 hafta kadar önce sanıklar Kemal, Murat Hakan, Cem, Yavuz ve Bahattin Uzanın grup şirketlerindeki hisselerinin başka kişilere devredilmesi işlemleri başlatıldı. Bu devir işlemleri hummalı bir şekilde sürmüştür.
TALİMATLAR KEMAL UZANDAN
Yalçın, bahsettiği süre içerisinde hisse devirleri sırasında kendisinin de çalıştığını belirterek, kendilerini yönlendiren 3 kişilik avukat grubu olduğunu, bunların da Kemal Uzandan talimat aldığını bildirdi.
İmar Bankasının bu hisse devirlerinde yapılan işlemlerde yer almadığını dile getiren Yalçın, bunların arasında İmar Off-Shore Limitedin olup olmadığını da bilmediğini, ancak yapılan hisse değişikliklerinin Uzan grubuna ait diğer şirketlerle ilgili olduğunu bildiğini söyledi.
Gülsen Yalçın, İmar Bankasına el konulduktan sonra Uzan grubu şirketlerinin yönetiminin Cem Uzana geçtiğini de belirterek, bundan sonra onun talimatıyla bu şirketlerde işlem yapılmaya başlandığını ve Cem Uzanın, daha önce hissedarı olduğu şirketlerde, el koyma kararından sonra daha da aktif hale geldiğini kaydetti.
Bunun üzerine söz alan Cem Uzan, Yalçının kendisiyle ilgili beyanlarını kabul etmediğini söyledi.
Uzan, mahkeme başkanının sorusu üzerine, evinde yapılan aramalarda İmar Off-Shore Limited ile ilgili bazı kayıt ve belgelerin bulunduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapılan aramalar sırasında bir kilitli kasanın alındığını ve TMSF tarafından açılan bu kasadan çıkan kişisel ziynet eşyalarının haczedildiğini bildirdi.
Duruşmada söz alan diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek, beraat talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kemal, Yavuz, Murat Hakan ve Cem Uzanın, suç işlemek için örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık ve devlete karşı dolandırıcılık suçlarından 9 ile 31er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması, ayrıca bu kişilerin zimmet suçundan 21er yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ayşegül Uzanın da aralarında bulunduğu 21 şüphelinin, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, nitelikli dolandırıcılık ve devlete karşı dolandırıcılık suçlarından 8 ile 28er yıl arasında hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu kişiler hakkında da zimmet suçundan 21er yıldan az olmamak üzere hapis cezası talebinde bulunuluyor.
İddianamede, diğer 8 sanığın da nitelikli dolandırıcılık ve devlete karşı dolandırıcılık suçlarından 7 ile 25er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.