“Mad Men” Emmy’ye 16 dalda aday
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Sinema

“Mad Men” Emmy’ye 16 dalda aday

Televizyon dünyasının “Oscar”ları olarak bilinen Emmy Ödülleri’nin adayları belli oldu. “30 Rock” 17, e-2’de yayınlanan “Mad Men” dizisiyse 16 dalda aday gösterildi.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV
Güncelleme: 14:32 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi

İSTANBUL - 60’ıncı Emmy Ödül Töreni, 21 Eylül Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece, NTV ve CNBC-e’de simultane çeviri ya da orijinal sesiyle canlı olarak yayınlanacak.
Haberin devamı

HANGİ DİZİ HANGİ DALDA ADAY?
* 17 dalda aday gösterilen “30 Rock” ve 16 adaylıkla e-2’de yayınlanan “Mad Men” dizileri ilk göze çarpanlar yapımlar.

* 12 dalda aday gösterilen CNBC-e dizilerinden “Pushing Daisies” de ödül gecesinin iddialı yapımlarından.

* Bir başka CNBC-e dizisi “Two and A Half Men”in başrol oyuncusu Charlie Sheen, “komedi dalında en iyi erkek oyuncu” adayları arasında.

* “Drama dalında en iyi erkek oyuncu” adayları arasında Man Men’den Jon Hamm var.

* CNBC-e dizilerinden “The New Adventures of Old Christine” başrol oyuncusu Julia Louis-Dreyfus’a komedi dalında en iyi kadın oyuncu adaylığı getirdi.

* Dexter’dan Nip-Tuck’a, Desperate Housewives’dan Chuck’a CNBC-e ve e-2’de gösterilen pek çok dizi de çeşitli dallarda aday gösterildi.

Video: Adayları izleyin

MAD MEN HAKKINDA...
Mad Men, bir nevi “zaman yolculuğu” gibi işleyen öykülerden oluşuyor. Anlattığı olay tesadüfen geçmiş bir döneme denk düşmüyor. Aksine, o “dönem”in kendisi dizinin anlattığı şeyin önemli bir parçası: İnsanların adetleri, önyargıları, neyin “normal” bulunup neyin sıradışı, hatta “aşırı” bulunduğu.

1960’ların Amerika’sında, devrin özellikle eğlence ve iş dünyasının kalbi olan New York’ta reklamcıların hayatını anlatan Mad Men’de “geçmiş”in bu tarafı önemli bir yer tutuyor. Dizinin bir ilginç yanı, reklamcılığın bir tür “altın çağ” kabul edilen bu yıllardaki şekline şemaline ve gelişimine bir pencere açmaksa, bir başka ilginç yanı da dönemin alışkanlıklarını ve davranış biçimlerini yeniden ziyaret etmek.
“Zaman yolculuğu insanlığın en büyük fantezilerinden biri” diyor dizinin yaratıcısı Matthew Weiner. “Ve bir dizi eğer doğru yapılırsa, belli bir doku ve gerçeklik düzeyine sahip olursa, gerçekten inanılmaz bir deneyim. O döneme yapılan bu yolculuğun içinde mizah ve ilgi çekici bir hikâye de bulunması cabası.”

60’LARA GÖRE NORMAL VE ANORMAL
Özellikle bugün “siyasi doğruluk” tabir ettiğimiz açıdan biraz sarsıcı bir dünya bu: Irka, dini inanca ve özellikle de cinsiyete göre ayrımcılığın sıradan olduğu, muhtemelen günümüz Amerikan şirketlerinde doğruca cinsel taciz davasına uzanacak vaziyetlerin ofisteki “kızlar” tarafından her gün sineye çekildiği bir dünya. Herkesin işyerinde püfür püfür sigara tüttürdüğü, hatta içki içtiği bir dünya. Bazı açılardan günümüze kıyasla çok daha tutucu görünüme sahip, bazı açılardan ise -özellikle insanın dediklerinin ve yaptıklarının çevreye etkisi söz konusu olduğunda- günümüzdekine kıyasla daha serbest bir dünya.
İşte bu dünyaya girişimizi, reklamcı Don Draper (Jon Hamm) üzerinden yapıyoruz. Kendisi hayali reklam ajansı Sterling Cooper’ın kreatif direktörü. Tam da Amerika’da bir “serbestleşme trendi”nin başlangıcını simgeleyen 60’larda çoğunun gıpta edeceği bir işe sahip Draper. Fakat işinin doğası gereği, sürekli baskı altında.

REKLAMCILIĞIN ALTIN ÇAĞINDA…
Draper ve diğer Sterling Cooper çalışanları, gözde bir mesleğe sahip, gündüz yüksek tempoda çalışıp akşamları yüksek tempoda eğlenen profesyoneller. Önlerinde çeşitli kapılar açık duruyor, ne de olsa her şeyin beyaz erkeklerin lehine işlediği bir dünya Mad Men’inki (ve “cinsel devrim” henüz çehresini göstermese de, nişanlı ya da evli erkeklerin başka kadınlarla birlikte olmasının sıradan olduğu bir dünya).

Öte yandan, her şey onların rahatına göre biçilip şekillendirilmiş gibi görülürken, Mad Men’in şık reklamcılarının hayatında muazzam bir boşluk olduğu da rahatlıkla görülebiliyor. “Yarı iyimserlik, yarı refah hissi vardı o zaman, ki bana sorarsanız günümüzü epey çağrıştırıyor bu” diyor Matthew Weiner. “O sırada çok sayıda insan New York’a üşüşüyordu ve buna eşlik eden bir hedonizm vardı. Ama aynı zamanda o kibar, bastırılmış, resmî atmosfer de vardı. Dizide de bütün erkekler kendine ‘Hepsi bu mu yani?’ diye, bütün kadınlar ise kendine ‘Neyim var benim?’ diye soruyor.”

Dizinin yaratıcısı Weiner, aslında öykünün tohumunu yıllar önce atmış. Adını duyurmasını sağlayan diziden, yani The Sopranos’tan önce. Weiner yedi yıl önce Mad Men’in pilot bölümünün senaryosunu yazdığında TV kanalları 60’lı yıllar reklamcılarının dünyasında geçen bu öyküyü dizi yapmaya yanaşmamış, ama senaryo Weiner’e yazar olarak The Sopranos’un kapısını açan anahtar olmuş. The Sopranos yaratıcısı David Chase ona ileride Mad Men’i yapmasında yardımcı olma vaadinde de bulunmuş. Yıllar sonra, Weiner bu hayalini gerçekleştirmiş durumda.

BAŞROLDE NİSPETEN YENİ BİR YÜZ
Dizinin başrolünde, yani Don Draper karakterinde Jon Hamm var. Hamm, TV dizilerinde tam anlamıyla yeni değil; yedi yıldır çeşitli dizilerde görünmüş. Öte yandan, çok tanınmış bir yüz de değil. Hamm’i “eski moda bir erkeksiliğe ve zekâya sahip olmasının yanı sıra komik ve yakışıklı da olduğu için” seçtiğini söyleyen Weiner, çoğu izleyicinin aktörü tanımayacak olmasının diziye faydası dokunacağı görüşünde: “Oyuncuyu başka bir rolle ilişkilendirmezseniz, ona o rolde gerçekten inanıyorsunuz.”

DİZİNİN OYUNCULARI
Dizinin diğer rollerindeyse kimi yine nispeten yeni, kimi epey tanıdık olan oyuncular var. Örneğin Draper’ın çalıştığı Sterling Cooper reklam ajansının ortaklarından olan Roger Sterling karakterindeki John Slattery, CNBC-e izleyicilerine bir başka diziden epey tanıdık gelecek: Kendisi Desperate Housewives’ta Gabrielle Solis’in yeni kocası (ve yeni Belediye Başkanı) Victor’ı oynuyor.
“Yeni kız” Peggy rolünde izlediğimiz Elisabeth Moss, küçük yaştan beri sinema filmlerinde (Imaginary Crimes, Heart of America, Girl, Interrupted) ve TV dizilerinde (Invasion, The West Wing) oyunculuk yapmış.
Dizinin diğer bir aktrisi January Jones da sinema filmlerinde deneyime sahip. Mad Men’in Betty’sini sinemada Bandits, Taboo, American Wedding ve Tommy Lee Jones’un yönetmenliğini yaptığı The Three Burials of Melquiades Estrada’dan hatırlayabilirsiniz.

Pete Campbell rolünde izleyeceğimiz Vincent Kartheiser de Another Day in Paradise, Mastermind, Crime and Punishment in Suburbia ve Alpha Dog gibi sinema filmlerinde rol almış, daha çok sinemada çalışmış bir oyuncu. Ancak Angel dizisinin hayranları onu hiç şüphesiz her şeyden önce Angel’ın oğlu Connor olarak hatırlayacaktır.
Joan rolündeki Christina Hendricks ise Without a Trace, Cold Case, Las Vegas gibi CNBC-e dizilerine konuk olmuş bir dizi oyuncusu. Ken rolündeki Aaron Stanton ise sinema ve TV oyunculuğuna adım atalı daha iki sene olmuş.

MAD MEN NEDEN BAŞARILI?
İşinin ehli profesyonel bir ekip tarafından hazırlanan Mad Men’i başarıya götüren özellikleri şöyle:

1. Don Draper bilmecesi:
Don Draper muhteşem bir görünüme, güce ve yaratıcı zekaya sahip. Fakat tam bir kadın avcısı, yalancı ve kim bilir daha ne özelliklere sahip. İnsan bu adama karşı ne hissedeceğini şaşırıyor. Küçümseme mi kıskançlık mı ya da merhamet mi? Yoksa hepsi birden mi? Dizinin yapımcısı Matthew Weiner “Onu daha çok seveceğiz. Don kendi kendine onu insan yapan şeylerden uzaklaşıp uzaklaşmaması gerektiğini soruyor. Aslında kendisi de bir noktada sahtekar olduğunu biliyor. Artık bir şeyler hissetmek için çabaladığını göreceksiniz” diyor. Don kendisi ve geçmişiyle barışabilecek mi bilinmez, ama kesin olan bir şey varsa o da bu kadar çok yönlü ve kendi içinde çelişkili bir baş karaktere sahip olması Mad Men’i daha da heyecan verici kılıyor.

2. Mekan, mekan ve mekan... Menken’ın mağazasının mermer lobisi, Deelite Coffee Shop ve ahşap bar... Dizinin sanat yönetmeni Dan Bishop böyle bir Manhattan’ı nasıl bulmuş olabilir? “Los Angeles’ın şehir merkezinde. Bu yerlerin çoğu 1920’li yıllarda inşa edilmiş ve sonra hiç el sürülmemiş” diyor Dan Bishop.

3. Daktilolar: Dizinin yapımcıları o dönemin detaylarına bağlı kalmaya çalışmış olsa da birkaç şeyi atlamışlar gibi görünüyor. Dizide kullanılan IBM Selectric daktilolar bize her ne kadar o dönemi hatırlatsa da ortada küçük bir hata var. O daktilolar 1961 yılında piyasaya sürüldü. Yani dizinin geçtiği zamandan tam bir yıl sonra. Ancak dizinin set dekoratörü Amy Wells’in bu konudaki mazereti hazır. 1960’ta çıkan modellerin çok sesli çalıştığını söylüyor. “Orası bir reklam ajansı ve IBM için bir kampanya düzenliyorlar. Bu yüzden IBM onlara bir yıl önce bir numune yollamış olabilir. Kimse aksini iddia edemez, değil mi?” diyor.

4. Etkileyici kıyafetler: Dizinin kostüm tasarımcısı Janie Bryant o dönemin modasını yansıtmak için her şeye başvurduğunu söylüyor. “60’ların modasını yansıtmak için özellikle Look ve Esquire dergilerine baktım. Sürekli Spiegel mağazalarının kataloglarını karıştırıyordum. O dönemde kadın modasına canlı renkler hakimdi. Değişik mavi tonları ve garip yeşil tonları çok kullanılan renkler arasındaydı. Kadın modasının aksine erkekler daha muhafazakar giyiniyordu. Alfred Hitchcock’un North by Northwest filmi o dönemin erkek modası için bir esin kaynağı olmuştu.”

5. Yarı kaçık ev kadınının günlüğü: January Jones’un canlandırdığı Betty Draper karakterinin kontrolü yitirişini izlemek gerçekten heyecan vericiydi. Komşusunun güvercinlerini silahla vurmaya kalkışması ve çamaşır makinesiyle yaşadığı ufak macera onun mutsuzluğunun içten içe attığı çığlıklardı.. Weiner “onun hikayesi aslında annelerimizin hikayesi” diyor Betty hakkında. Bundan Betty’nin özgürleşme sürecinin yakında, belki de ikinci sezonda gerçekleşeceği sonucunu çıkarabiliriz.



6. Hayat bir partidir! Ya da öyle miydi? Her ofiste bir barın bulunduğu, yüksek sosyetenin martini eşliğinde yemek yediği zamanları düşünürsek 60’lı yıllar insana gerçekten çok cazip görünüyor. Acaba gerçekten de öyle miydi? Her ne kadar birinci sezon sorunsuz gibi görünse de bu kadar içki ve eğlencenin ne gibi sonuçlara yol açtığını ileride göreceğimizi söylüyor Weiner. “Bu davranışların hiçbiri sonuçsuz kalmayacak.”

7. Dizinin kalbi: Peggy dizinin neşe kaynağı. Bu sezonun hikayesi Peggy’nin kendisine yapılan cinsel baskılara dayanamaması üzerine kuruluydu. Bir gün reklam yazarı olma hayalleri kuran sekreter Peggy, baskılarla baş etmenin yolunu yemek ve çalışmakta buldu. “Böylece kendini gizleyip erkekler arasında yer edindi” diyor Weiner. Peggy’yi canlandıran Elisabeth Moss, karakterinin bu duruma göre değişen görüntüsüne prostetik ve dolgu malzemeleri sayesinde ulaştığını söylüyor.

8. Aksesuarlar: Eğer Don’un ilginç sigara küllüğü, Midge’nin plakçaları ve Betty’nin ekoseli termosu eBay’de satılsa, aksesuar sahipleri zengin olurdu. Dizide kullanılacak aksesuarları bulmak için tüm süpermarketleri, nalbur dükkanlarını ve interneti karış karış dolaşan Scott Buckwald, “Bu aksesuarların yüzde 98’i artık hiçbir yerde satılmıyor” diyor. Dizide dikkat çeken eşyaların bir kısmı bizzat Mike Weiner’ın annesine aitmiş.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

fb28  - Giresun
18 Temmuz 2008, Cuma 00:27  
doğuş yayın grubuna böyle dünyaca kaliteli dizileri ekrana getirdiği için çok teşekkür ediyorum.çalışmalarınızda başarılar diliyorum

ensarpoyraz  - İstanbul
17 Temmuz 2008, Perşembe 23:23  
mad men   bugüne kadar izlediğim en iyi dizilerden biriydi.gerek senaryosu gerek görüntü ve içerik olarak da mükemmel bir çalışmaydı.oyuncu kadrosunun ciddiyetle sahiplendikleri roller ve karakterlerde görevlerini bir heyecanla yerine getiriyorlar.bence ödülü hak ediyorlar..

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları