Fazıl Sayın bestelediği Nazım Hikmet Oratoryosu, Frankfurt Kitap Fuarı konuk ülke Türkiye projesi programında yer alacağı çok önceden açıklanmıştı. Ne var ki, yapılan bir değişiklikle eserin yerine Yunus Emre Oratoryosunun Frankfurtta sahnelenmesi kararı alındı. Almanyanın Münih kentinde bulunan Fazıl Sayla telefon bağlantısı yaptık.
GAZETEDEN ÖĞRENDİM
Hatırlarsanız Aralık ayında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, beni yemeğe davet etmişti. Orada Nazım Hikmet Oratoryosunun önce Moskovada sonra da Frankfurt Kitap Fuarında seslendirilmesine çok sevindiğini söylemişti. Zaten Mart ayındaki Frankfurt Kitap Fuarında da Nazım Hikmet Oratoryosu açılış gecesi performansı olarak gözüküyordu. diyen Fazıl Say, daha sonra Nazım Hikmet Oratoryosunun olamayacağıyla ilgili bir takım muallaklar doğduğunu söyledi:
Ben de dünkü gazetelerde kesin olarak olamayacağını, Yunus Emre orotoryosunun gideceğini okudum. Yunus Emre Adnan Saygunun güzel bir eseridir. ancak bize hiçbir açıklama yapılmaması biraz onur kırıcı bir durum.
BİR YIL ÖNCESİNDEN BUNUN PROGRAMINI YAPTIK
Açıklama yapılmaması dolayısıyla hem organizasyonu hemde bakanlığı kınamak istediğini belirten Say, Çünkü Ekim ayı programımızı, biz bir yıldır bunun üzerine kurmuştuk. Genco Erkal, Zuhal Olcay ve ben. Bizim hiçbirimizin programları bu şekilde haber verilmeden değiştirelemez. Son bir yıldır, ekim ayından sonra gelen bir çok konseri kabul etmedim, reddettim. Genco bey keza turnesini erteledi. Bu madi manevi bir kayıba da dönüştü. Kendilerine sorduğumda, anladığım kadarıyla, bakan bey bir röportajında Nazımın Frankfurtta çalınmasını ideolojik olarak yanlış olduğunu söylemiş, bunun sebebini bilmiyorum. Herhalde bunu kendisi daha iyi açıklar dedi.
BÜTÇENİN KISITLANDIĞI SÖYLENDİ
Herhalükarda bu açıklamayı çok mantıksız bulduğunu dile getiren Say, Festivali orada organize eden Görün Taner ise sorunun bir bütçe sorunu olduğunu söyledi. Halbuki Mart ayında gözüken Nazım programı, aynı Nazım, aynı bütçeydi. Görgün Taner, bütçenin devlet tarafından kısıtlandığını söyledi. Durum budur. Biraz madur durumda kaldık. Ama sonuçta Türkiyede böyle bütün bunlar işliyor. Yani insanlar, hükümetler kendi işlerine gelen şekilde programlarını organize ediyor dedi.
KONUSU NAZIM OLAN BİR ESER KİTAP FUARINA ÇOK YAKIŞIRDI
Hatırlarsanız 2003 yılında Metin Altıok, AKP hükümetine zorluklar çıkmış., sonra da bir nevi sansür uygulaması olmuştu. Daha sonra da hiçbir gelişme olmamıştı diyen Fazıl Say, şöyle devam etti:
Nazım Hikmet Oratoryosuna yurtdışı için önce söz verilmesi sonra da götürülmemesi kararları, benim konumumdaki sanatçı için çok büyük dramlar değil aslında. Çünkü benim yurtdışında yılda 100- 120 konserim var. Bunlardan bir tanesinin olup olmaması çok mühim değil. Zaten müzisyenlerin yeri müzik festivalleridir yani kitap festivalleri değildir aslında. Ama ben konusu Nazım Hikmet olan bir eserin kitap fuarına çok yakışacağına, bunun çok doğru bir karar olduğuna, güzel bir iş olacağına gerçekten gönülden inandım. Çünkü bu eser bir edebiyat müzik buluşmasıdır. Nazım Hikmet, Türkiyenin en tanınan edebiyatçılarından biridir. 20. yüzyılda ideolojik olarak bir sanatçının ne olursa olsun şairane dehalığını ve ahümanizmini, romantizmini bu şekilde dışlamak çok yanlış olur diye düşünüyorum. Sonuçta, birçok sanatçı kominist. Almanya özellikle komünizmin doğduğu ülke. Yani bu hiçbir sanatçı için ceza değildir, değer kaybı değildir. Bu bir dönemdir, bu bir tarihtir. Bir kültür tarihidir. O yüzden ideolojik olarak ne söylenirse söylensin yanlış olacaktır.
HÜKÜMETİN BU DERECE İŞLERE KARIŞMASI TALİHSİZLİK
Tarihi eğiştiremeyiz. Nazım Hikmetide değiştiremeyiz. Herşeyi olduğu gibi kabul etmeliyiz. diyen Say, şöyle devam etti:
Yani 2008 Almanyasında ya da dünyasında durum elbetteki değişir. Nazım bugün yaşasaydı elbette farklı şeyler yazıyor olacaktı. Ama önemli olan onun dehasıdır diye düşünüyorum. Bunu buradaki sanatçılar için talihsizlik olarak görüyorum. Hükümetin bu derece işlere karışmasına, bu derece özgürlükleri kısıtllayıcı şeyler yapmasına ben kendi açımdan, bu enerjik yıllarımı, bu eserleri üretirken, daha da eser üretecekken, hiçbir teklif almama ve yazdığım eserlerinde seslendirmesinde sürekli sekteye uğramasıyla karşılaşmayı, talihsizlik olarak düşünüyorum. Talihsiz bir dönem. O yüzden inşallah işler düzelecektir, inşallah bu yaklaşımlar değişecektir diye düşünüyorum.