Su Yasası neden çıkmıyor?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Su Yasası neden çıkmıyor?

Tapulu araziden çıkan su, tapu sahibinin mi? İhtiyacı olanı kullanıp, artanı satabilir mi? Canına tak eden vatandaş kaçak kuyu açarsa ne olur? Belediyeler su kaynaklarını kapmak için nasıl savaşıyor? Su Yasası neden çıkmıyor?


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 00:20 TSİ 17 Temmuz 2008 Perşembe

İSTANBUL - Devlet Su İşleri’nin eski hukuk müşavirlerinden Özdemir Özbay, Su Yasası Taslağı’na “Su, insan hakkıdır” görüşüyle destek veren bir hukukçu. Özbay, NTVMSNBC’ye su kaynakları ve susuzlukla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Özbay, 2006 yılı başında AB direktifleri ve 11 ülkenin su kanunları dikkate alınarak hazırlanan Su Yasası Tasarısı’nın, 2006 sonunda yürürlüğe geçirileceği sözü verilmesine rağmen, Enerji Bakanlığı’ndan öteye geçemediğini, bunun anlaşılabilir olmadığını söyledi.
Haberin devamı


SU KAYNAĞI-YERALTI SUYU NE DEMEK?
Dünyanın her yerinde ve hukuk literatüründe “kaynak” dediğimiz zaman, pınar, dere, çay, çağlayan, yeraltı-yerüstü suyu, hatta atık su, arıtılmış su dahil, nerede su varsa bunların hepsini kapsar. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde çalıştığım dönemde hazırladığımız Su Yasası Taslağı’ndaki tanımlar bölümünde, Avrupa Birliği’nin tanımlarına paralel biçimde bütün bu saydıklarımızı “kaynak” olarak kaydetmiştik. Yeraltı suyu kaynağı farklı bir şekilde ele alınmalıdır. Çünkü zaten bütün sular yeraltından gelmektedir. Ama sondaj yoluyla yeraltı suyu tabakasına ulaşıp çıkarılan suyla, kendiliğinden bir fay kırığından yeryüzüne çıkan su farklıdır. Bu şekilde çıkan su, su hukukunda yeraltı suyu değildir, kaynaktır. Bunun adı “pınar”dır. Esas yeraltı suyu, insanın zorlamasıyla veya kuyu kazarak sondajla çıkarttığı sudur.

PİYASADA SATILAN KAYNAK SUYU
Piyasada satılan kaynak suyu ise iki türlü elde edilebilir. Doğal bir su kaynağı, örneğin Kızılırmak’ın başında çıkan ya da Sakarya’nın doğuşunda çıkan su da kaynaktır, ama Devlet Su İşleri’nin kuruluş kanununda 500 litre/saniyenin üzerinde kendiliğinden çıkan sular “kamuya ait sular” olarak geçer ve bu su devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Devlet planlar, istediği gibi kullanır. Birkaç kaynak birleşerek 500 litre/saniyenin üzerinde bir su meydana getiriyorsa, onlar da Devlet Su İşleri’nin denetimi altındadır ve kamuya ait sulardır.

YERİN ALTINDAKİ SU TAPUYU İZLEMİYOR
Bunların dışında suyun bir tarladan çıktığını varsayalım. O tarla, bahçe ya da arazi, o yerin üzerindeki mülkiyeti, tapuyu takip etmiyor. Yani tapulu arazideki suyu kullanıp, artanı satamaz. Çünkü o su da kamuya aittir. Artan suyu şişeleyip satmak istiyorsa Maliye Bakanlığı’ndan kaynağı kiralar, karşılığında hazineye kira öder, ondan sonra satar. Eğer suyu zorlayarak, sondajla çıkarmak isterse, önce “falanca yerde arama yapacağım” diye Devlet Su İşleri’ne başvurup “su arama ruhsatı” alır. İzin alırsa önce su kaynağını bulur. Bulduğu suyu mevzuata uygun olarak kamu kurumları laboratuvarlarında tahlil ettirir. Sonrasında Devlet Su İşleri’nden ikinci kez ruhsat almak için başvurur, DSİ onay verirse, işletme ruhsatı alır. Maliye’ye gider, aynen kendiliğinden çıkan pınarı kiralamış gibi, kirasını öder.

VATANDAŞIN CANINA TAK EDERSE!
Genelde şöyle olaylar oluyor. Çok kurak yerlerde içme suyu amaçlı değil ama, vatandaşın canına tak dediği için tarla ve hayvan sulama için kaçak kuyular açılıyor. Tabii Devlet Su İşleri’nin elinde bir jandarma gücü yok. Bunları bulursa polis ya da jandarma kanalıyla kapattırıyor. Ama gidip tekrar açıyor. Bunu engelleyemiyorsunuz.

BELEDİYELER KENDİ ARASINDA KAPIŞIYOR
Büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde büyükşehir belediyelerine “yeraltı suyu çıkartma ruhsatı” verme yetkisi verildi. Büyükşehir belediyeleri ile ilgili kanunun kapsamı genişletildi. Bu özellikle İstanbul ve İzmit’te çok büyük problem yarattı. İstanbul ilinin sınırları ile İzmit ilinin sınırları aynı zamanda Büyükşehir Belediye sınırı olarak kabul edildi. Kartal’da veya oraya yakın bir alanda büyük bir yerleşim alanının içme suyuna ihtiyacı var ve bir kuyu açıldı, diyelim. Büyük bir boya fabrikası var, o da orada bir kuyu açtı ve aşırı tüketim yaptı, diyelim. Yeraltı sularının sınırları, yerüstü belediye sınırlarıyla aynı izdüşümde değil ki. Üstteki sınıra göre siz yetki verirseniz, mahalli idareler arasında kapışmaya neden olursunuz. Nitekim şu anda İzmit’le İstanbul arasında, Sapanca Gölü dolayısıyla yargıya intikal etmiş konular var. Oysa bütün bunlar DSİ’nin kapsamında değerlendiriliyor iken DSİ, “Sana şu kadar lazım, şunu veririm” derdi. Böyle devam etseydi bu çatışmalar, tartışmalar olmayacaktı. Bütün bunları çözmek üzere hazırlanan Su Yasası Tasarısı, AB direktifleri ve 11 ülkenin su kanunları dikkate alınarak, 2005 sonu, 2006 yılı başında hazırlanmıştı. Ancak bugüne kadar maalesef Enerji Bakanlığı’ndan öteye geçemedi. Oysa Avrupa Topluluğu’na da 2006 sonunda parlamentoya sunulacağı sözü verilmişti.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları