Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve diğerleri mahkeme boyunca çok rahat görünüyorlardı. Hatta o kadar rahatlardı ki zaman zaman uyuklamayı ihmal etmediler; kafaları elleri arasında sanıklara ayrılan bölümünü demirlerine dayanarak kestirdiler.
SALONDAN İNCİLER
Sanıklar, hem sanık hem de müdahil avukatların soruları sırasında birbirlerine laf atmaktan geri kalmadılar, avukatlarla en hafif tabirle gayri ciddi polemiğe girdiler. Hatta bazı diyaloglar gayri ciddi bile değildi.
Avukat Fuat Turgutun Erhan Tuncele sorduğu Eskişehirdeki sevgilin İsrailli miydi? sorusu ne kadar anlamsızsa Tuncelin yanıtı da bir o kadar laubaliydi: Evet sevgilim İsrail Cumhurbaşkanının kızıydı. Bir başka soru: Agosa girmeden önce seni Etyen Mahçupyan mı aradı? Ogün Samastın yanıtı: Hayır, Jenifer Lopez.
Yasin Hayal mahkemenin bir aşamasında BBP lideri Muhsin Yazıcıoğluna mesaj yollamayı da ihmal etmedi: Muhsin Yazıcıoğluna selamlarımı yolluyorum Müslümanlar, Alperenler gönlünü ferah tutusun. BBP iktidara gelene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Peki, bu ne anlama geliyordu. Samast, ya Ben dimdik ayaktayım. Yalnız bırakmayın diyerek aba altından sopa gösteriyor, ya da Beni terk ederseniz kendinize dikkat edin demek istiyordu.
Mahkeme devam ederken sanıkların sık sık tuvalete gidip gelmesi, salona girerken Ogün Samastın salondaki bir kadını tehdit etmesi, kadının buna karşılık elini boğazına götürerek soldan sağa doğru çekerek bıçak işareti yapması göze çarptı.
ÖZDEMİR: ÇOK LAUBALİ BİR HAVA VAR
Salonda bulunan Avrupa Parlamentosu Yeşiller üyesi Cem Özdemir sabah seansında gidişat konusunda şunları söylüyordu: Çok gayri ciddi, çok laubali bir hava var. Belki ben Almanyadan geldiğim için buradaki havayı bilmiyorum. Büyük bir karmaşa var. Eğer soruşturma da böyle devam ediyorsa durum hiç iç açıcı değil.
Duruşmanın en önemli yanı Yasin Hayalın eniştesi Coşkun İğci ifadesini yinelemesiydi: Jandarma İstihbarat elemanlarına cinayeti önceden ihbar etmişti. Jandarma astsubayların ifadeleri de bunu durumu doğruluyordu. Hatta astsubaylar üstlerine haber vermiş ancak Alay Komutanı Ali Özün bu ihbarı değerlendirmediği ve örttüğü iddia edilmişti.
Ali Öz, Trabzondan tayin edilince de astsubaylar durumu itiraf etmişlerdi. Polis muhbiri Erhan Tuncel de cinayeti işlenmeden önce 5-6 kez engellediğini ancak buna rağmen amiyane tabirle irtibatları tarafından satıldığını ima etti. Polisteki bağlantılarının kendisine güvence verip yarı yolda bıraktıklarını söylüyordu. Yani, olayın daha derin bağlantıları var derken bir yandan da o kişilerin isimlerini bilmediğini bazılarının kod adları ile tanıdığını söylüyordu. Ama ben önemli biriyim demekten de çekinmiyordu. Uzun uzun ne anlama geldiği belli olmayan detaylar anlattı.
KÜÇÜK BALIK, BÜYÜK BALIK
Erhan Tuncelin, mahkeme heyeti karşısındaki rahat tavrı, rahat anlatımı dikkat çekiyordu ama konuyu uzatıp anlamsız detaylara girince, Avukat Kezban Hatemi patladı. Hatemi, mahkeme başkanından bağırarak müdahale etmesini istedi. Hakim bey bu saçmalıkları dinlemek zorunda değiliz. Lütfen nereye varacağı belli olmayan bu sözlere bir son verdidir demek zorunda kaldı.
Evet, mahkeme salonunda Hrant Dinki öldüren ve azmettiren zanlılar vardı. Ama genel kanı salondaki sanık bölümde oturanların küçük balıklar olduğu yönündeydi. Büyük balıklara ulaşmadan herhangi bir sonuca varılamayacağı düşünüyordu Avukatlar birkaç kişinin mahkum edilerek davanın belirsizliğe havale edilmesi endişesi taşıyorlar.
Cinayetin uzantı ya da uzantılarının olup olmadığının ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu yüzden avukatlar bütün davaların birleştirilmesi ve İstanbulda görülmesini talep ettiler.
BİRLEŞTİRİLME REDDEDİLDİ
Ne mi oldu? Talep reddedildi.
Ancak mahkemenin medyaya açıldığı ilk gündeki havanın önümüzdeki duruşmalarda da devam etmesi halinde bu davanın da tarihe havale edilen siyasi cinayetler rafındaki tozlu dosyalar arasında yer alacağı endişesi bir hayli yaygın.

Ogün Samast büyüdü, dava basına açıldı


Coşkun İğci ifade verdi: Jandarmayı uyardım


Sanıklar ve avukat alenen dalga geçiyor


Hrantın Arkadaşları: Türkiye için namus davası
