Şener NTV’de açıkladı: Ben de varım
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Şener NTV’de açıkladı: Ben de varım

Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye’nin bir merkez siyasi oluşuma ihtiyacı olduğunu belirterek “Ben de varım, diyorum. Yeni bir siyasi oluşum için kararımı verdim” dedi.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:15 TSİ 07 Temmuz 2008 Pazartesi

ANKARA - Cumhurbaşkanı seçimi ve erken seçim nedeniyle gündemin sıcak olduğu dönemde adı cumhurbaşkanı adaylığı için geçerken, milletvekili adayı olmama kararıyla sürpriz yapan Abdüllatif Şener, bugünlerde kapatma davası ve Ergenekon soruşturması nedeniyle sıcak günler yaşanırken bir sürpriz daha yaptı. Milletvekili adayı olmayarak üniversitede hocalığı tercih eden, siyaseti ise AK Parti MKYK üyeliğiyle sınırlı olarak sürdüren Şener, parti kuracağını açıkladı. Şener, NTV canlı yayınında yeni parti ve Ergenekon operasyonu konusunda önemli açıklamalar yaptı.

Haberin devamı

NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün Abdüllatif Şener ile yaptığı röportajın tam metni şöyle:

Bu kurulmasını istediğiniz parti ne zaman kuracaksınız ve bir de siyasi yelpazenin neresinde yer alacak?

Abdüllatif Şener: Önce Türkiye’deki siyasi manzaraya bakmak lazım, aslında Türkiye’ye bir bütün olarak bakmak lazım. Türkiye uzun bir süredir siyasette kutuplaşmaların verdiği sıkıntıları yaşıyor. 22 Temmuz 2007 seçimlerine giderken yaşanan bu kutuplaşma gerginleşme karşılıklı risk tehdit tehlike algılamaları 22 Temmuz seçimlerinden sonra günümüze kadar ulamıştır. Ve seçimlerden sonra 1 yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen Türkiye’de aklıselim Türkiye olaylarını değerlendirecek iradeyi ortaya koymamıştır henüz.

Bu bir ülke için en büyük felakettir. Çünkü başta siyaset olmak üzere bütün kurumlar ülkede var olan sorunları çözmek için vardırlar. Ve bu ülkede yaşayan insanların sıkıntıları dertleri var. Bunların çözümü için devlet denen bir kurum bunun lat kurumları var. Siyaset yargı güvenlik üniversiteler hepsi. Ama geldiğimiz nokta itibariyle bu kurumlar arası güvensizlik çatışmalar ve yaşadığımız süreçler hepsi birlikte ele alındığında Türkiye’nin hızla bu ortamı geride bırakmaya ihtiyacını olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’nin var olan ihtiyacı normalleşmek bu ortamdam çıkmaktır. Bu ortama gelişle bağlantılı olarak ilk hafızalara gelen şey siyasi tartışmalardır. Kutuplaşmaya dayalı bir siyaset biçimidir tarzıdır. Bu bir yılı aşkın süredir devam etmiştir ve neticede de bu ülkede yaşayan Türkiye’de her şeyin daha doğru daha güzel olmasını isteyen herkes bir siyasi boşluk olduğuna kanaat getirmiştir.

Siyasetin bu gidiş tarzının yanlış olduğuna siyasetin bir çözüm üretmeye yeri olmakla birlikte bu yapının çözüm üretme yeteneğinin kalmadığına aksine varlığıyla sorun oluşturduğuna bu ülkede yaşayan her duyarlı insan kanaat getirmeye başlamıştır. Tüm bu süreç yaşanırken bende 16 yıllık aktif siyaset hayatından sonra 22 Temmuz seçimiyle milletvekili adayı olmayacağımı açıkladım milletvekilliğini bıraktım bakanlığı bıraktım üniversitede hocalığa başladım öğrencilerim var yazdığım makaleler var tamamladığım kitaplarım var. Ama bununla birlikte her rastladığım sokakta üniversitede çarşıda bana her rastlayan vatandaşımız hep siyasi konularla bağlantılı olarak konuştu. Yani ben siyasette olsam da olmasam da insanlar hep benimle siyaset konuşma eğilimini gösterdiler hep ülke sorunlarını gündeme getirdiler. Türkiye’nin değişik konularını benimle birlikte tartışma ihtiyaçlarını ifade ettiler. Ve son zamanlarda 8-10 aydır da Türkiye’nin yeni bir siyasi oluşuma ihtiyacı olduğunu siyasi tecrübesi olan insanların bu gidişe seyirci kalamayacaklarını anlatmaya başladılar.

Peki kurmayı planladığınız partinin hedef kitlesi ne olacak sayın bakan?

Abdüllatif Şener:
Bu duyarlılık sadece belli bir kesime ait değil bu ülkede yaşayan herkese ait.

O zaman parti hem sağa hem sola herkese açık bir merkez partisi mi olacak?

Abdüllatif Şener: Henüz ben bir şey söylemedim ama burada bir durum tespiti yapmak zorundayız. Şu anda kullandığımı sağ sol gibi kavramlar Türkiye’deki vatandaşların çoğu tarafından hatırlanmıyor pek çok vatandaşımızda bu kavramları bilmiyorlar. Türkiye’de genç bir nüfus var bunlar gerçekten nüfusun ağırlıklı kesimini ifade ediyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 50’ye yakın kısmı 25 yaşın altındadır. Bende bu gençlerle beraberim üniversitede. Bizim gençlik yıllarımızda veya bizim jenerasyonun çok telaffuz ettiği bazı kavramlar ve ifadeler gençlerimizin söylemlerinde yok. Olaylara dünyaya siyasete bakışlarında da yok.

Yani Türkiye’de sağcılık nedir diye sorduğunuzda solcu olmak nedir diye sorduğunuzda bilmiyorum bunun anketini yapan var mı sokaklarda dolaşan insanların yüzde kaçı aynı şeyleri anlıyor. Bu kavramlar artık çok kullanılan kavramlar olmaktan çıkmıştır. Merkez sağ partimi merkez sol partimi veya sağ mı sol partimi gibi yaklaşımlar karşısında söylenebilecek şey şudur; Türkiye’nin bir merkez siyasi oluşuma ihtiyacı vardır. Toplumun her kesimine açık temel çağdaş ilkeler etrafında çatısı oluşturulabilecek bir siyasi oluşuma ihtiyacı vardır. Bunu söylediğimiz zamanda bir sağ partimi bir sol partimi tartışmasının ötesinde şeyler ifade etmiş oluyorsunuz. Tabi biz bunları teorik olarak konuştuk ama henüz bir şey söylemiş değilim.

Bu süreci belirledikten sonra Türkiye’de yaygın bir seçmen kitlesine bir vatandaş kitlesine yeni bire anlayış doğrultusunda yeni bir siyasi oluşum ihtiyacı olduğunu buna da ön ayak olması gereken herkesin katkıda bulunması gerektiğini ifade etmesi düşünce etrafında benimde yoğunlaşamama yol açmıştır. Şu ana kadar vermiş olduğum sinyallerde de zaten aktif siyaset yapabileceğimi ifade etmiştim. Bugün geldiğim nokta itibariyle bir siyasi oluşum Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum böyle bir oluşumun oluşabilmesi için bir çalışmanın başlatılması gerektiğini üşünüyorum. Ve bireysel olarakta böyle bir çalışmanın içinde bulunmam gerektiğini düşünüyorum.

Ama illa genel başkanlık şart değil mi?

Abdüllatif Şener: O anlama söylemiyorum. Ülkenin sorunlarını üstlenecek ülkedeki sorunları gidecek vatandaşın taleplerini karşılayacak bir yapılanmada öncülük yaparak bir yeni siyasi oluşumun meydana getirilmesi kurulması benimde sorumlulukların arasındadır diye düşünüyorum.

SİYASETTE BOŞLUK VAR
Bir iktidar partisine yönelik bir kapatma davası var. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi kapatılsın ya da kapatılmasın her halükarda bu parti gündeme gelecek mi yoksa sadece kapatılırsa mı gündeme gelmesi planlanıyor?

Yaşadığımız koşullar pek çok şeyin yenilenmesini gerektiriyor bana kalırsa. Şu andaki siyasi görüntünün de yenilenmesi lazım. Siyasette bir boşluk vardır bana göre bu boşluğun doldurulması gerekir. Dolayısıyla şu anda önemli olaylar var Türkiye’de, ülkenin yaşadığı önemli hadiseler var. Bu önemli hadiselere rağmen siyasetinde kendisini yenilemeye ihtiyacı var ama mevcut siyasi partilerin bu yenilemeyi yapma iradesini göstermediklerini görüyoruz. O nedenle siyaset kültürünü yenileyecek siyasetin kendini yeniden düzene sokacak güçlü bir siyasi harekete ihtiyaç vardır diye düşünüyorum.

Kimlerle temas halindesiniz çünkü basında size temasta bulunduğunuza dair bir takım isimler yer alıyor ki bunların çok büyük bir çoğunluğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nde daha önceden görev yapmış insanlar. Bunlar doğru mu böyle bir grupla mı yola çıkıyorsunuz yoksa bir takım doğayen gibi isimler vardır mesela Süleyman Demirel gibi ya ada Hikmet Çetin gibi isimler var onlarla da temasınız oldu mu?

Abdüllatif Şener: Evet söylediğim şey onun için baştan başlayalım diye ifade etmiştim. Söylediğim şey yeni bir siyasi oluşum oluşturmak için karar vermeyi ifade ediyor. Yoksa bir şey başlamış olmayı o başlamayla bağlantılı bir kadro oluşturmuş olmayı ve buna bağlı bazı işlemleri tamamlamış olmayı ifade etmiyor. Sizin sorduğunu ise hem başlamış hem de belli bir mesafe almış kadrosunu belirlemiş bir harekete yönelik bir soru. İş bu noktada değil ben farklı bir şey söylüyorum. Türkiye’nin ihtiyacı var bu ihtiyacı karşılamak için bende varım diyorsunuz ve başlayacağım diyorsunuz.

CUMHURBAŞKANLIĞI İDDİASI HAYALİ YAKIŞTIRMA
Türkiye’nin ciddi sorunları var dediniz hemen akla kaçınılmaz olarak Ergenekon konusu8 geliyor. Siyasi kulisler de ki spekülasyonlar bir tanesi de bir darbe sonrası sizin cumhurbaşkanlığınız Sinan Aygün’ünde başbakanlığı şeklindeydi eminim sizinde kulağınıza gelmiştir. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? Birileri size cumhurbaşkanlığı olup olmayacağınızı sorduğu size teklif getirdi mi? Birde genel olarak sizde neticede bir sene evveline kadar bakanlık hatta başbakanlık yardımcılığı yaptınız. Sizin görevde olduğunuz sürede kabine toplantılarında Ergenekon konusu gündeme geldi mi nasıl geldi?

Abdüllatif Şener: Bildiğiniz gibi son günlerde Türkiye’nin en temel gündem maddelerinden biri bu Ergenekon olayıdır. Bunun ne olup olmadığıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmak zor iddianame yok. O bakımdan bu gelişmelerle ilgili bir değerlendirme yapmayacağım. Ancak bu olay üzerinden bu olayla bağlantılı veya bağlantısız fısıltı yoluyla yalan yanlış haberler yayanlarında var olduğunu görüyoruz. Temel sorunlardan biri budur. Henüz iddianame ortaya çıkmamış kimin neyle suçlandığı açıklık kazanmamış ve bununla bağlantılığı gelişmelerin ne olduğu henüz bilinmiyor ve gizli kalması gereken şeyler bunların tamamı. Ama bu rağmen bakıyorsunuz belli yayın organlarında sanki bazı ipuçları ele geçirilmiş gibi bir takım haberler ve sızıntılarla kamuoyu yanlış yönlendirilmeye çalışılıyor. Yani sürecin sağlıklı sürdürülebilmesi açısından yanlış bir hadisedir.

İkincisi yine bu gerçeğe dayanmadan olaylarla ilgisi olmadığı halde yansımayan hadiselerden biri böyle bir oluşum Sinan Aygün’ü başbakan beni de cumhurbaşkanı olarak düşünüyormuş diye bir fısıltı haber gibi yer aldı. Bunun aslının astarının olacağını hiç tahmin etmiyorum. Bir kere ben kabinede bulunduğum dönemde de bu Ergenekon operasyonuna benzer bir operasyonunun varlığından haberdar değildim. Görevde bulunduğum dönemlerde de birilerinin darbe hazırlığı içerisinde olduğuyla ilgili bilgi benim kulağıma gelmedi. Şimdi bu operasyon nedeniyle bunlar tartışılıyor ve konuşuluyor. Ancak şöyle bir baktığınız zaman bu niyetle ortaya çıkmış bir oluşum bir hareket var olsa bile bunun bilmem Sinan Aygün’ü başbakan olarak beni cumhurbaşkanı olarak düşünmüş olması mümkün değil. Bu olsa olsa birilerinin hayali yakıştırmalarından ibarettir. Şimdi böyle bir oluşumun şimdi karşılıklı durum değerlendirmesi yaptığımız zaman yani mantıklı ve makul bir düşünce platformu aradığımız taktirde böyle bir oluşumun cumhurbaşkanı olarak benden başka bulacağı kimse kalmamış mı beni getiriyor. Böyle bir şey olamaz.

Türkiye’de genel olarak bir darbe tehdidi görüyor musunuz siz?

Abdüllatif Şener: Bu farklı bir durum. Türkiye darbelerin olmadığı bir ülke değil. 1960’da 70’de 80’de bunları yaşamıştı 28 Şubat sürecini de Türkiye yaşamıştır. Dolayısıyla Türkiye darbelerin olmadığı bir ülke değil. Ama gerek dünyadakji gelişmeler Türk demokrasisindeki gelişmeler Türkiye’nin dünyayla ilişkileri darbe olayını gittikçe Türkiye’nin gündeminden uzaklaştırmaktadır. Fakat zaman zaman açatışma ortamı derinleştikçe ve karşılıklı tehdit algılamaları derinleştikçe insanlarda ister istemez böyle bir riskte hala var mı sorusunu sorduruyor. Nitekim şimdi siz bunu sorma ihtiyacı duyuyorsunuz. Ama Türkiye’nin demokratik yapısına güvenmek lazım kurumlarına güvenmek lazım demokrasi içerisinde kendi sorunlarını aşacağına inanmak gerekir Türkiye aydınlığa doğru geleceğe isabetli geleceğe kendi demokratik kurumlarıyla ulaşabilir buna da inanmak gerekir.

Kimileri Ergenekon soruşturmasını anayasa mahkemesinin Adalet ve Kalkınma Partisine yönelik kapatma davansının bir rövanşı olarak görüyor bu yönde yoğun spekülasyonlar var. Hatta sayın Baykal’da bu davanın Ergenekonu kastederek savcısı oysa avukatı da benim dedi keza söylediğiniz gibi çok net kutuplaşmalar var. A caba Ergenekon bir takım şüphelerin ötesinde bir rövanş arzusuyla başlatılmış bir soruşturmamıdır bu konudaki düşünceniz nedir?

Abdüllatif Şener: Şu anda o kadar çok bilinmeyen var ki bu bilinmezlik ortamında değer yargısı ifade edecek şeyler söylersek isabet etmiş olsak bile bunun bir değeri olmaz. Ama ne olup bittiğini iyi görmek lazım. Türkiye’de ne oluyor ne bitiyor. Birincisi siyaset cephesine bakıyoruz siyaset cephesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan 4 tane siyasi parti var. Bir iktidar partisi 3 tane de muhalefet partisi var. Ve şu anda iktidar partisi hakkında bir kapatma davası var ve kararın verilmesinde yakın bir döneme girilmiştir. Bir muhalefet partisi DTP hakkında da kapatma davası var. Bu parti hakkında açılmış olan kapatma davası da en az iktidar partisi hakkında açılmış olan kapatma davası kadar önemlidir. Mceliste 4 tane grubu bulunan parti var bunun yarısı hakkında kapatma davası açılmış durumdadır. Hatta milletvekili sayıları itibariyle değerlendirecek olursanız bu kapatma davaları doğrudan doğruya meclisteki milletvekillerinin büyük çoğunluğunu doğrudan etkileyecek niteliğe sahiptir. Türkiye’de ki siyasi manzara bu.

Bu manzara iyi bir manzara değil. Ama diğer bir tarafta da başka bir manzara var o da en az siyasette gördüğümüz kadar önemli bir süreci fade ediyor. Ergenekon hadisesi nedeniyle üst üste tutuklamalar devam ediyor. Bir yılı aşkın süredir gözaltına almalar tutuklanmalar devam etmekle birlikte henüz bir iddianame ortaya çıkmamıştır. Ve tüm kamuoyu bunu bekliyor iddianame de neler göreceğiz diye bunu bekliyor. Ama bunu beklerken şu görüntüyü de ister istemez hep birlikte izliyoruz. Tutuklanan önemli isimler var, iş dünyasının yakından bildiği, kamuoyunun yakından tanıdığı. İşte Sinan Aygün Ticaret Odası Başkanı, o tutuklandı bazı generaller kuvvet komutanlığı yapmış isimler yine aynı şekilde Ergenekon davası nedeniyle tutuklandılar.

Ve bunlara baktığınız zaman ömrü hayatı terörle mücadeleyle geçmiş insanlar terör örgütü yönetmek ve üyesi olmak iddialarıyla haklarında dava açılmasını bekliyorlar ve tutuklanıyorlar. Bu böyleyse vahim bir durumdur. Bunun böyle olduğuna inanmak daha vahim bir durumdur ama eğer bu böyle değilse o çok daha vahimdir. Şimdi siyasetin manzarası ortada Ergenekon davası nedeniyle ortaya çıkan tablo ortada ve bu tablonun bu bütünün içerisinde bu ülkede vatandaşlarımızın dertlerini sorunlarını çözecek olan devleti oluşturan tüm kurumalar var. Siyaset kurumu var güvenlik birimleri var iş dünyası var yargının kendisi zaten bu sürecin içerisinde ve bu kurumlar arasında karşılıklı güvensizlik endişe kaygılar var.

TÜRKİYE’NİN SEÇİME İHTİYACI VAR
Peki çıkış yolu nedir sayın bakan?

Abdüllatif Şener: Ülkenin sorunlarını dertlerini çözmesi gereken yapının karşılıklı kaygılar içerisinde ve bir takım sorunların kendi içinde ürediği bir tabloyu yapıyı kamuoyuna takdim eder bir görüntü içerisinde olmaları gerçekten Türkiye’nin çok hassas bir dönemden önemli bir dönemden geçtiğini açıkça göstermektedir. Bu görüntüler ve gelişmelerden bu ülkede yaşayan hiç kimse karşı çıkamaz. Bu süreç herkese zarar verir size de bana zarar verir köyde yaşayan insana da esnafa da işverene de bu ülkede yaşayan herkese zarar veren bir süreçtir.

Vatandaş sıkıntıda ekonomik krizden bahsediyoruz şu anda adı konulmamış bir ekonomik kriz var zaman işsiz köylü esnaf hepsi geçim sıkıntısında üretimini sürdürebilme kazancını sürdürebilme mücadelesi içerisinde. Piyasa durmuş. Bu ülkede yaşayan herkesin ve her kurumun zarar gördüğü bu süreç içerisinde kimin kazançlı çıkacağı üzerinde düşünmesi gerekir ben bu ülkede hiç kimsenin kazançlı çıkacağını düşünmüyorum. Ama kim kazançlı çıkabilir tüm ulus olarak bunu düşünüp çözümleri ona göre aramamız lazım bu ortamın en kısa sürede normalleşmesi lazım. Ama normalleşme dediğimiz şey kolay değil işte çıkış dediğimiz şey o nasıl çözülecek normalleşmedi lazım. Normalleşme dediğimiz şey kolay değil. Şimdi bir iddianame 1 yıldır hazırlanamıyor ben size soruyorum iddianamesi bir yılda hazırlanamayan bir dava açıldığı taktirde kaç senede neticelenir? 5 yıldan önce neticelenme sonuçlanabilme ihtimali var mı? Hukukun temel kuralıdır yargı biri hakkında kesin kararını vermemişse suçlu olduğuna hüküm vermemişse o insan masum sayarsınız. Türkiye’nin bildiği tanıdığı bu ülkede yaşayan herkesin uzaktan yakından izlediği isimlerin zan altında olduğu bir sürecin 5 yıl sürdüğünü belki daha fazla sürdüğünü düşünün bu nasıl bir algılamadır nasıl bir tablodur.

Anayasa mahkemesinin kapatma konusunda vereceği kararın normalleşme yolunda yetmeyeceğini Ergenekon konusunda da biran evvel sonuç gerektiğini söylüyorsunuz?

Abdüllatif Şener: Toplumdaki algılamaların değişmesi gerektiği gibi bu belirsiz ortamı Türkiye’ye zarar veren süreçleri hızlı tamamlamak kanaatindeyim. Nasıl partiler açılan kararlar hızla neticelendirilmelidir diye işte sayın başbakanda değişik çevrelerde ifadelerde bulunmuşsa diğer yargı süreçlerinde hızlanması bu ülkedeki normalleşme açısından önemlidir siyasette yeni bir yapılanmada normalleşme açısından önemlidir gereklidir diye düşünüyorum. Ama tüm toplumun bu ülkede yaşayan insanların belli bir önyargıya sahip olmaktan öte belli bir önyargıya sahip olmadan önce bu süreçlerin kimi kazançlı kimi zararlı çıkacağı üzerinde iyi, düşünmeleri gerekir. Ve ülkemizi zarar sokacak hiç bir sürecin tarafı ve karşıtı olmamak gerekir.

Siz yakın gelecekte bir seçim öngörüyor musunuz?

Abdüllatif Şener: Ben sanki bir seçimle Türkiye’deki bu ortamın yenilenmesinin normalleşmeye katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yakın gelecekte bir seçime ihtiyacı vardır diye düşünüyorum.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları