Danıştay Başsavcısı Çölaşan, siyaset yapmadıklarını belirterek 2001den beri demokratik yüzlerini Avrupaya sunuyorlar. Ama ne yazık ki siyasi görüşleri doğrultusunda Türkiyeyi dönüştürmek istiyorlar. Yargı kendisini her koldan savunmaktadır dedi.
ANKARA - Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), Dünya Yargıçlar Birliği (IAJ) ve Demokrasi ve Özgürlük İçin Avrupa Yargıçları Birliği (MEDEL) tarafından Ankarada düzenlenen Kuvvetler Ayrılığı ve Yargıda Örgütlenme Özgürlüğü konulu uluslararası sempozyumda konuşan Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, Türkiyede seçimle gelenlerin, demokrasiyi içselleştiremeyenlerin, seçimle gelmeyenlerin yetkilerini kabul etmek istemediklerini söyledi.
Tansel Çölaşan, Biz siyaset yapmıyoruz, yargı kuruluşları kendi varlıklarının savunmasına geçtiler. Kendi kurumumuzu, yargı bağımsızlığını savunma noktasına geldik. Yargı, kendi bağımsızlığını savunma noktasına niye gelsin? Bizi ellemeyin, bağımsız, tarafsız kalalım diyoruz. Hiçbir dönemde bu kadar kötü noktaya gelinmemişti diye konuştu.
Sözlerinin siyaset yapmak olarak algılanmamasını isteyen Çölaşan, şu ifadeleri kullandı:
2001 yılından beri demokratik yüzlerini Avrupaya sunuyorlar. Ama ne yazık ki, siyasi görüşleri doğrultusunda Türkiyeyi dönüştürmek istiyorlar. Yargı kendisini her koldan savunmaktadır diye konuştu.
TÜRKİYENİN GERÇEK YÜZÜ GÖSTERİLMİYOR ABye uyum sürecinde, demokratikleşme noktasında ABnin, siyaset aracılığıyla değil doğrudan ilgili kuruluşlarla bağlantı kurması gerektiğini söyleyen Çölaşan, Çünkü siyaset aracılığıyla Türkiyenin gerçek yüzü gösterilmiyor dedi.
Hukuk devleti olmanın ön koşulunun, adil yargılama garantisi ve yargı bağımsızlığının sağlanması olduğunu ifade eden Çölaşan, bağımsız yargıyı sağlamanın, yasama ve yürütmenin sorumluluğunda bulunduğunu kaydetti. Yargıçların özgür iradeyle örgütlenmesinini hukuk devletinin gereği olduğuna işaret eden Çölaşan, Bu nedenle YARSAV önemlidir ve arkasındayız dedi.
İKTİDAR YARSAVI KAPATMAYA ÇALIŞIYOR Siyasi iradenin yargıda özgür bir örgütlenmeyi kabul edemediğini söyleyen Çölaşan, yasamanın, kendilerine uygun dernek kurmak amacıyla YARSAVa alternatif olarak rafta duran Yargıçlar ve Savcılar Birliği Kanun Tasarısı Taslağını ele aldığını anlattı. Çölaşan, bu taslağın kanunlaşması halinde, diğer birlikler kendiliğinden sona erer hükmü gereğince YARSAVın kapatılmasının amaçlandığını ifade etti.
Bunun Anayasa ve kanunlara aykırı olduğunu savunan Çölaşan, siyasetin Avrupada başka bir yüz gösterdiğini ama içeride bu söylediklerini uygulamadığını savundu. Çölaşan, Özellikle yasama, yürütme aynı çoğunluk partisinden olduğu zaman, karşısında özgür ve bağımsız bir yargı da yargının bağımsız örgütlenmesini de istemiyor dedi.
SEÇİMLE GELDİĞİ İÇİN İSTEDİĞİNİ YAPAMAZ Kuvvetler ayrılığı ilkesiyle doğan yargı bağımsızlığı kavramının, hukuk devleti için en önemli unsur olduğunu vurgulayan Çölaşan, şöyle konuştu:
Bağımsız yargı yoksa hukuk devleti de yoktur. Bunlar genel sözler ama çok önemli sözler. Her gün kullanıyoruz ama duyan yok. Demokrasi ancak seçilmişlerin hukuka saygılı olmaları, yargı bağımsızlığını kabul ve sağlamaları -sadece kabul değil sağlamak da onların görevi- ile mümkündür. Hukuk devletinde yasama, yürütme seçimle geldiği için her istediğini yapma hakkına sahip değildir. Çağdaş, demokratik standartlara, evrensel kurallara uygun davranmak zorundadır. Hukukiliği ancak bu şekilde sağlayabilir. Onun dışında polis devleti olmaktan öteye de gidemez. Bu bağlamda, bağımsız yargıyı içine sindirmeli, özgür örgütlenmeyi kabul etmelidir.
Haklısınız Laik, Atatürkçü cumhuriyeti
sonuna kadar koruyacaklarını itiraf
ediyorlar. Ya siz niye itiraf etmiyor
sunuz? Niye hukuku, anayasayı arkadan
dolanmaya çalışarak "laik cumhuriyeti
yıkmak, Atatürk ve devrimlerini yok
etmek istediğinizi itiraf etmiyor sunuz?
kesim kesgin - Ankara
08 Temmuz 2008, Salı 09:15
2001’den beri demokratik yüzlerini
Avrupa’ya sunuyorlar. Ama ne yazık ki
siyasi görüşleri doğrultusunda
Türkiye’yi dönüştürmek istiyorlar.
iyi ki siyaset yapmamış.
ahmet turna - Düzce
07 Temmuz 2008, Pazartesi 23:47
özgürlükten kasıt acaba sadece türban
özgürlüğü mü? yoksa türbanla boğulmak
istenen kişi hak ve hürriyetleri mi?
AKP temel hak ve hürriyetlerin
üzerindeki kısıtlamaları kaldırsa da
türban sadece kişisel tercih haline
gelse...