Habertürkte Basın Kulübü programına konuk olan Baykal, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Baykal, Ergenekon soruşturmasına ilişkin sorular üzerine, Başbakan Tayyip Erdoğanın geçen yıl Ümraniyede bulunan bombalardan başlayarak bir hesaplaşma arayışı içine girdiğini savundu.
Bu hesaplaşmanın AK Parti hakkındaki kapatma davası karşısında şekillendiğini ileri süren Baykal, Türkiyede hiç bir dava siyasetle bu kadar içli dışlı olmamıştır dedi.
7 Temmuzda darbe olacakmış da bizi kurtarmışlar. Bunlar uyduruk senaryolar diyen Baykal, Anı defterinin sahibini çağırıp konuşmadılar bile dedi.
Baykal, Ümraniyeden önce Danıştay saldırısını bu noktaya getirmeye çalıştılar. O olmayınca şimdi Ümraniyeden buraya getirmeye çalışıyorlar diye konuştu.
Niye şimdi çıktı bu? Kapatma davası olmasaydı böyle bir şey olur muydu? sorusunu yönelten Baykal, Ergenekon soruşturmasının hukuki değil siyasi olduğunu savundu. Baykal, esas çıkış noktasının bir misilleme bir hesaplaşma olduğunu iddia etti.
OKKIR ÖLDÜ, ÜZÜLMÜYOR MUSUNUZ?
Baykal, Başbakan savcıysa ben avukatım sözlerinin anımsatılması üzerine, şunları söyledi: Bir başbakanın bir hukuk sürecinin içine bu kadar dahil olması şaşırtıcıdır. Yoksa, hukuk işler. Başbakanın dahil olmasından, müdahil olmasından, yönlendirmesinden kaynaklanmıştır. Başbakan savcı gibi davranıyor. Bana da avukatı mısın? dediler? Demokrasilerde muhalefet halkın avukatıdır. Milletvekili, milletinin adına söz söyler. Biz, milletin temsilcisiyiz. O nedenle biz bütün mağdurların, mazlumların hakkı çiğnenmiş olanların avukatıyız. Örneğin Kuddusi Okkır. İzlerken üzülmüyor musunuz? Ergenekonun kasası diye aldılar içeriye, hastane masraflarını ödeyecek parası yoktu, cenazeyi taşıyacak parası yoktu kadının. Bunun elbette avukatıyız. Bunun hesabını sorarım. Eğer bir ülkede Başbakan davaların savcısıysa ben muhalefet lideri olarak davanın avukatıyım.
Baykal, Ergenekon soruşturmasına ilişkin olarak, İktidarın elini bu işten çekmesi gerekmektedir. Yargının saygın unsurlarının ağırlıklarını koyarak olayın kendi zemini içinde değerlendirilmesi gerekir. Bu olursa ortada tahribat, kutuplaşma kalmaz diye konuştu.
Baykal, Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün devreye girmesine işaret ettiler. Sizce Cumhurbaşkanı ne yapsın? sorusu üzerine, şunları kaydetti:
Aslında keşke, böyle bir tablo karşısında toplumda yönlendirici bir durumda, etkili olabilecek bir Cumhurbaşkanı söz konusu olabilseydi. Asıl sorun, sıkıntı belki buradan kaynaklanıyor. Sorunu doğru takip edecek, yargıya müdahaleleri etkisiz kılacak, bunları onaylamadığını söyleyecek, buna izin vermeyecek, durun diyecek, savcılığa, adliyeye siyasi müdahaleleri uygun görmediğini ifade edecek, adliyeye sahip çıkacak, siyaseti ayıracak, topluma güven verecek, merak etmeyin, böyle hesaplaşma olamaz, her şey kendi kuralları içinde işliyor, Anayasa Mahkemesindeki dava elbette kendi kuralları içinde işleyecektir, bu soruşturma elbette işleyecektir diyecek ve bunu söylediği zaman da inandırıcı olacak bir Cumhurbaşkanı olsaydı. Bugün maalesef böyle bir tablo yok. Sorun da zaten buradan kaynaklanıyor. Sorunu bu noktaya gelmesini önlemeye çalıştık Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında.
Emekli Orgeneral Özkökün önerisinin iyi niyetli bir temenni olduğunu belirten Baykal, Cumhurbaşkanı elinden geleni yapmaya çalışacaktır ama sınırlar var. O da bir şey yapamayacağını görüyor dedi.
Anayasa Mahkemesi AK Parti hakkındaki kapatma davasıyla ilgili olarak karar aldıktan sonra artık Türkiyenin yeni bir Türkiye olacağını belirten Baykal, dava reddedilirse AK Partinin değişim geçirmesi ihtiyacının olmayacağını söyledi. Baykal, Böyle karar çıkarsa onlar ferahlayacaklar, rahatlayacaklar. Bu karar ile hesap sorma ihtiyacı da ortadan kalkacak dedi.
Ergenekon soruşturmasının, Anayasa Mahkemesindeki davanın sonucu ne olursa olsun bu sonuçtan etkileneceğini savunan Baykal, Kapanma olsa da olmasa da etkilenir dedi. Baykal, bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Gülün bu süreçte kendisini aramadığını söyledi.
Baykal, AK Partinin kapatılması durumunda Parlamento çoğunluğunda değişim olmayacağını ancak Başbakanın ihtiyacı doğrultusunda seçimin gündeme geleceğini ifade etti.