İRAN DA BU SÜREÇTEN GEÇTİ
Siz bayağı gerginsiniz anlaşılan. Bahsettiğiniz agresif yapının ömrü ne kadar olacak sizce?
G.D.: İstanbul fethedildiği zaman Bizan İmparatorluğu ya teslim edecekti şehri ya da doğu ya da batı Romadan yardım alacaktı. Ancak hangisinin boyunduruğu altına gireceği arasında bile kararsız kalmıştı. Bugünkü ortamda AKPnin taahhüt ettiği şeylerin bir zamanı var. Belli bir zaman sonra bitecek. İranda da başta liberaller ve solcular desteklemişti. Ama bugünkü hale sadece 30 yıl içinde geldiler. Malezyada yalnızca 15 yıl içinde olan oldu.
Madem bir tehlikenin yaklaştığını düşünüyorsunuz ne yapmak gerekiyor sizce?
G.D.: Bugün şunu düşünmek lazım. Bu adamlar yarın sizinle beraber olacaklar mı? Bütün bunlar özgürlük adına yapılıyorsa yarın da işleri bittiği zaman yanınızda olmaları lazım. İğneyi kendimize batırmak lazım biraz da. Kemalizm geldiğinde çok doğru bir zamanda gelmiş çok doğru bir ideolojiydi. Ama onun da bir ömrü vardı. Değiştirmek gerekiyordu. Atatürkü putlaştırmamak gerekiyordu. Şimdi ise İslamla Kemalizm karşı karşıya geldi. Köşe yazarları bile artık Kemalizme ya da CHPe daha fazla yüklenir oldular. Çünkü onları birer direnç olarak görüyorlar. İki tarafın da açmazı var ve kavramlar birbirine girdi. Bakın şimdi de laik elitist diye bir şey çıktı mesela.
Siz ne anlıyorsunuz laik elitist kavramından?
G.D.: 15 sene önce böyle bir kavram yoktu ortada. AKPnin yarattığı birşey bu. Mağdur insanları arkasına alıp, bakın yıllardır bu elitler en üst mevkilere yerleşti, şimdi bizim zamanımız geldi diyorlar. Bunu da tarikatlarla çok iyi becerdiler.
Sizin kafanızdaki ideal parti nasıldır?
G.D.: Benim bir arkadaşım bir gün bana parti kursam adı 1 mayıs olurdu demişti. Ben de onun üyesi olabilirdim. Merkez sağcı birinin aramızdan çıkacağını zannetmiyorum.
B.H.: Açıkçası en son seçimde hiçbirimiz nereye oy vereceğimizi bilemedik. Bizi anlatan bir parti hala yok.  |
|
YENİ ANAYASA ŞART
Neden bulamıyorsunuz ki?! Ortada her ideolojiyi yansıtan bir parti var. Hatta fazlaca var sanki...
D.D.: Bizde bir yanlış var. Mesela bir parti var Kemalist, bir parti var İslamcı, bir parti var birşey. Her parti çok uç saflarda görünüyor. Avrupada ise çok farklı. Kemalizme sahip çıkmalıyız ama cumhuriyetin bazı noktalarında modernizeye gitmeliyiz. Yenilikler yapmalıyız. Baktığın zaman aşırı sol hala aynı şeyden bahsediyor. CHP aynı şeyden, MHP aynı şeyden bahsediyor. Ama dünya değişiyor. Oy verecek parti bulamıyorsun.
Hiç mi aklınıza yatan birileri çıkmıyor?
G.D.: Geçen seçimlerde Baskın Oran ve Ufuk Uras aday olduğunda ben sevinmiştim açıkçası. Büyük bir kesim de destek olmuştu onlara. Ufuk Urası zaten tanırım ve çok saygı duyduğum bir insandır. Mecliste kadife ceketini giyerek farklılığını gösteren bir milletvekili kendisi. Ama o farklılığına rağmen Kamer Genç kadar sesi çıkıyor mu, muhalefet yapıyor mu görmüyoruz. Solcu iyimserliği yapmamızın ve oraya bir kişinin bile gitmesi iyidir dememizin bir anlamı yok o zaman. Denize atılmış bir kesmeşekerdir bu.
Ufuk Uras da Kamer Genç gibi çiçek mi sulamalı sizce?
G.D.: Hayır. Ama sesini daha çok duyurmalı. Belki de medyada çok yer bulamıyor. Ama daha aktif olmasını beklerdik.
B.H.: Oraya giden bir CHPliden daha iyi olduğu da kesin ama.
G.D.: Bir çaba var ama bu çaba keşke tek kişilik bir çaba olmasa. Türkiyenin bir geleneği var. Hala köy kahvelerini gezmeniz gerekiyor. Bu gerçeği değiştiremezsiniz. İstanbul entellektüelleriyle ülkeyi değiştiremezsiniz. O zaman sizin yaptığnız da elitistlikten farksız olmaz. Ama herşeyden önce yeni bir anayasa hazırlanmalı bence. Tabi bunu kesinlikle AKP yapmamalı.
Kim yapmalı?
G.D.: Akademisyenler yapmalı mesela.
1 MAYISTA YÜRÜYEN TÜRBAN İÇİN DE YÜRÜMELİ
Çok alternatif bir öneri oldu bu. Daha reel bir çözüm öneriniz var mı herkesin yapması gereken?
D.D.: Bence insanlar gözünü açmalı önce. 1 mayısta yürüyen insan türban için de yürümeli. Bunu yaparken karşısındaki insanın da bunu yapıp yapmayacağını bilmeli. Köprü ücretlerine zam geliyor. Kimse sesini çıkarmıyor. Türkiyede bir sürü aç ve işsiz insan var ama biz bunu normal karşılıyoruz. Neden? Çünkü Nardiste caz dinleyip Gülben Ergeni kapak yapan gazeteciler bize Türkiyeyi anlatıyorlar. Onlar kendi özel hayatları açığa çıkmasın diye önümüze çiğ şeyler koyuyorlar.
B.H.: Geçenlerde bir film izledim. İngiltere kralı köylerde geziyor ve halktan birileri çıkıp hepimiz açız diye bağırmaya başlıyor. Kralın muhafızları yaka paça adamı alıp götürüyorlar. Düşünüyorsun, değişen birşey yok. Bugün başbakana da açız diyen bir insanı korumaları çekip götürüyor.
İ.H.: Ananı da al git demiyor ama.
Madem memnun değilsiniz gidişattan. Bir öneriniz var mı yoksa sonsuza dek susacak mısınız?
G.D.: Klasik eğitim şart lafı var ya. O doğru. Bütünüyle çok okuyan bir millet değiliz. Çok okuduğunu iddia edenin de doğru şeyler okuduğunu zannetmiyorum. Kültür anlayışı 60larda değişmiş zaten. Rusların Çekoslovakyayı neden işgal ettiğini belki bir müzisyen bilmemeli ama sokakta bir yürüyüşe katılan insan bunu bilmeli ki neden yürüdüğünü iyice kavrasın.
Çok okumak... Bu uygulanabilir. Başka?
B.H.: Türkiyenin rönesansa ihtiyacı var bence. Sadece politik anlamda değil. Yaşam alanlarının belirlenmesiyle, tüketimle, üretimle her anlamda bir rönesansa ihtiyacımız var.
G.D.: Kentliyle varoşun da uzlaşması gerekiyor sanırım. Herkesin birbirinden öğreneceği birşeyler olduğunu kabul etmek gerekiyor. Sosyolojik bir devrimden çok sanatsal bir devrim yapmak bile çok zor burda.
Umutlu musunuz?
B.H.: Realist olarak baktığınızda bile her çöküşten çıkış olmuştur. Bu süreçler ağrılı olur. Bu da öyle bir dönem bence. Umudumuz olmasa bu ortamın içinde uğraşmaya devam etmezdik.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |