Fransız Senatosunun Dışişleri ve Savunma Komisyonu başkanı Josselin de Rohan, laiklik ve Kıbrıs sorununun Türkiye konusunda Fransızların kafalarındaki soru işaretlerinin giderilmesi bakımından öncelikli konular olduğunu savunuyor.
PARİS - Fransız Senatosunun Dışişleri ve Savunma Komisyonu başkanı Josselin de Rohan, bazı Fransız milletvekillerinin Türkiyenin gelecekteki AB üyeliğinin Fransada zorunlu halk oylamasına götürülmesi yönünde başlattıkları girişimin Senato tarafından geri çevrilişi ve Türk-Fransız ilişkilerini NTVye değerlendirdi. De Rohan, laiklik ve Kıbrıs sorununun önemine işaret ederken, Fransızların Türkiyeyi tanımadığını söylüyor.
Fransız Senatosu, Anayasa değişikliği paketi çerçevesinde Meclisin kabul ettiği Türkiye maddesini iptal kararı aldı. İptal kararının gerekçesi nedir? Söz konusu önerge açık biçimde Türkiyeyi hedef alıyordu. Saygı duyduğumuz dost ve müttefik bir ülkeye karşı ayrımcılık yapıldığını gördük. Yaralayıcı bir madde olarak görülebileceğinden bu metnin Fransız Anayasasına girmesi kabul edilemez düşüncesindeyiz. Bu nedenle AB üyeliklerinin onaylanması için hangi yolun seçileceğinin, cumhurbaşkanının takdirine bırakılmasını öngören formüle geri döndük.
Karar Senatoda ezici oy çoğunluğuyla alındı. Şimdi ne olacak? Ulusal Meclise geri gidecek. Anayasa reformunun geçmesi için, Senato ve Meclisin Anayasanın tüm düzenlemeleri üzerinde görüş birliğine varmaları gerekiyor.
Senato ile Meclis bu konuda çarpışabilir mi? Bir çarpışma olacaktır. Bunun da ne kadar süreceğini göreceğiz. Sonrası ne olur bilemem.
Anayasa değişikliği için Senato ve Meclisin birleşik oturumda hangi tarihte toplanacağı şimdiden belli mi? Şimdilik 21 Temmuz olarak öngörülmüş durumda ama değişebilir.
Tüm Avrupada olduğu gibi Fransada da bir Türkiye tartışması var. Ancak Fransadaki tartışma Türkiyeyi yaralayıcı bir uslupta gerçekleşiyor. Nedir bunun gerekçesi? Bu izlenimin doğru olduğunu sanmıyorum. Fransa bu tavra sahip tek ülke değil. Almanya ve Avusturya da aynı çekincelere sahipler. Sorun, Türkiyenin tam anlamıyla coğrafi olarak Avrupada olmamasından kaynaklanıyor. Yasal planda Türkiye henüz Avrupa Birliği ile tam uyum içinde değil. Türkiyenin AB üyeliği öncesinde gerçekleştirmesi gereken müzakere başlıkları var. Fransızların, devletin laikliği gibi bazı konularda önem verdikleri konular var. Laiklik tartışmasının Türkiyede devam ettiğini de biliyoruz.
Türkiyede aylardır devam eden bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz? AB yasalarıyla uyum dışında Fransızların Türkiye konusundaki kararlarında iki konunun ağır basacağı düşüncesindeyim. Birincisi laiklik tartışması. Atatürkten bu yana Türk devletinin laik olduğunu ve nüfusun önemli bir bölümünün bu ilkeye bağlı olduğunu biliyoruz. Ancak İslami partinin iktidara gelmesinden bu yana laiklik konusundaki gelişmeler, hatta laikliğe çelmeler, kafalarda soru işaretleri yaratıyor. İkincisi ise Kıbrıs sorunu. Kıbrıs AB üyesi bir devlet. Türk ordusunun Kıbrısta bulunması bir sorun. Fransa biliyorsunuz KKTCyi tanımıyor. Bu sorunların mutlaka çözüme kavuşması gerekiyor.
Bir yanda Fransız Meclisinde yüzde 5 kriterini yaratan milletvekilleri, diğer yanda ise Senatoda daha akil bir ses var. Nasıl oluyor da bir parti içinde Türkiye konusunda bu denli geniş bir uçurum bulunuyor? Büyük bir siyasi partide her zaman değişik akımlar mevcuttur. Herkes aynı yönde yürümez, herkesin analizi aynı olacak diye bir şey yok. Demokrasi böyle. Gayet de normal. Ben partinin, Türkiyeyle müzakerelerin zaman alacağını düşünen kanadındanım. Bu müzakereler belki de sonuca ulaşmayacak. Ama bu, ayrımcı bir tutumda bulunmak ve Fransız Anayasasına yabancı bir ülkeyi hedef alan düzenleme yerleştirmek için gerekçe olamaz. Olursa da Fransa tarihinde bir ilke imza atılmış olacak. Bu da kanımca hiç yerinde bir karar olmaz.
Fransız siyasilerin Türkiyeyi iyi tanıdıklarını söyleyebilir misiniz? Birçok önyargı var. İnsanlar Türk tarihini yeterince tanımıyor. Türk toplumunun karmaşık sorunlarından da haberleri yok. Tabii bizim de kendi sorunlarımız var. Bizleri birbirimizden ayıran engelleri nasıl aşabileceğimizi görmek için AB tarafından çizilmiş çerçevede Türkiyeyle diyalog bizim çıkarımıza. Belki de söz konusu anlaşmazlıkları hiçbir zaman aşamayacağız. Türkiyenin Atlantik İttifakının çok önemli bir parçası olması, uluslararası güvenlik sisteminde önemli rol oynaması, iyi yönetilen güçlü bir ordusunun bulunması ve Yakındoğuda istikrar için konumu olağanüstü öneme sahip. Bir diğer deyişle Avrupanın Yakındoğuya giriş kapısı. Sonuç itibarıyla, statüsü ne olursa olsun Türkiye bizim için Atlantik İttifakı işlerinde seçkin rol oynuyor. AB içinde olası bir ortaklık öncesinde her zaman ortak olmalı ve mümkünden öte sıkı ilişki kurmalıyız. Fransanın Türkiyenin dostu olduğunu da eklemek isterim. Fransanın Türkiyede kültürel çıkarları vardır. Türkiye Franszıların en tercih ettiği tatil ülkelerinden biridir. Bu da Türkiyeye gösterdiği ilginin kanıtıdır. Ekonomik çıkarlarımız da var, saklamamak gerek. Türklerin de öyle. Bu nedenle birbirimizi daha iyi anlamalı ve dinlemeliyiz. Dolayısıyla bizimki gibi büyük tarihi olan ve kendisine saygıyı hak eden koca bir ulusun gururunu yaralayacak her türlü girişime karşıyım.
Türk hükümetine, Türk siyasilere veya Türk sivil toplumuna Türkiyeyi Fransada daha iyi tanıtmak için ne tavsiyede bulunurdunuz? Gönderilecek en iyi sinyaller adalet, demokrasi, insan hakları ve azınlıklara saygı, mesela Kürtler, konularındaki gelişmeler olacaktır. Laiklik konusunda, Türkiyede İslamizmin ılımlı olduğunu biliyoruz ama Türkiyenin diğer dinlere karşı da hoşgörülü davranması arzumuzdur. Bu alanda bazı ilerlemeler kaydedilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Yasama konusunda, Türk toplumunun Avrupada yıllar önce kabul edilmiş kriterlere doğru ilerlemesi mesela. Herkes biliyor ki Avrupada her ülkenin kendine has özellikleri var. Türkiyenin de öyle. Türkiyeden bu özelliklerinden vazgeçmesini isteyecek değiliz. Burada gereken, demokrasi, insan hakları ve dinsel hoşgörü gibi alanlarda örneğin Avrupa değerlerinin ortalamasıyla arada çok derin uçurumlar olmaması.