Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozynin Türkiye özel temsilcisi Pierre Lellouche, Türk-Fransız ilişkilerinin düzelmesi için iki ülkenin karşılıklı olarak birbirlerine jestler yapmalarının gerektiğini söylüyor.
PARİS - Fransa bugünden itibaren AB dönem başkanlığını devralıyor. Fransa cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozynin Türkiye özel temsilcisi Pierre Lellouche, bu çerçevede Türk-Fransız ilişkilerini ilk kez NTVye değerlendirdi. Lellouche, ilişkilerin düzelmesi için Fransa ve Türkiyenin karşılıklı olarak birbirlerine jestler yapmalarının gerektiğini söylüyor. Türkiyenin Fransız şirketlerine uyguladığı gizli ambargo ile hava koridorunu ve limanlarını Fransız silahlı kuvvetlerine kapatmış olmasının Fransayı olumsuz etkilediğini gizlemiyor. Laiklik ve kadın hakları konularının Fransa için özel öneme sahip olduğunu belirtmekle birlikte, AK Parti hakkındaki olası bir kapatma kararı konusunda çekincelerini dile getiriyor.
Neden bazı Fransız milletvekilleri Fransız Anayasasına gelecekteki AB üyelikleri için yüzde 5 kriteri koymaya gerek duydular? Bu düzenleme, hem gereksiz hem de Türkiye ile ilişkilerimiz açısından sıkıntılı. Buna karşı çok mücadele ettim. Senatonun meclisten geçen düzenlemeyi geri çevirmesinden ötürü memnunum. Fakat, bu metnin bir geçmişi var. Sarkozyden önce başkan Chiracdı. Chirac Türkiyenin aday ülke olmasını ve Fransa ve diğer ülkelerin desteğiyle müzakere sürecinin başlamasını sağlamıştı. Tek sorun, Chirac Fransızlara haber vermeyi unutmuştu. Türkiye sorunu Avrupa Anayasası antlaşması tartışıldığı sırada gündeme geldi. Avrupaya karşı olan bazı muhalifler Türkiyeyi mazeret olarak kullandılar. Türkiye=Müslüman=İslam=Göç=Terörizm vs...dediler. Türkiye konusu böylelikle referanduma karşı kullanılan argümanlardan biri haline geldi. Ardından Sarkozy geldi. Sarkozy, Türkiyenin Avrupaya ait olmadığını söylüyor. Türkiyenin Avrupaya girmesine karşı. Türkiyenin bir şekilde Avrupaya bağlanmasına karşı değil ama Avrupanın azami sınırlarına ulaştığını düşünüyor. Türkiyenin Avrupaya girmesine hayır, ama madem ki Fransa Chirac döneminde müzakereleri başlattı, öyleyse müzakereler devam etmeli diyor. Fakat müzakerelerin üyeliğe götürmesini istemiyor. Chiracın referandumla ilgili Anayasa maddesi de Sarkozy tarafından kaldırılıyor. Sarkozy bu maddeyi artık istemiyordu. Referandum şartı ortadan kalkmaktaydı. İşte bu anda, Sarkozynin ve benim mensubu olduğumuz Halk Hareketi Birliğine (UMP) mensup bazı milletvekilleri Türkiyenin girmesine izin veremezsiniz, Türkiye hakkında referandum lazım dediler. Bu milletvekilleri, işin başında öngörülmemiş yeni bir madde hazırladılar, yani o söz konusu meşhur önergeyi hazırladılar. Önerge bazı UMP milletvekilleri tarafından imzalandı, bunların arasında partinin genel sekreteri Deveciyan ve diğerleri de var. Bu önergede nüfusu ABnin toplam nüfusunun yüzde 5ini geçen ülkeler için referandum gerekir deniyor. Bununla hedeflenen tek ülke Türkiye.
TÜRKİYEDE PSİKOLOJİK TUTUMU ANLIYORUM Bu önerge gerekli miydi? Elbette değildi. Kıbrıs gibi bazı konular nedeniyle zor yürüyen müzakere süreci 10-15 yıl sürecek. Sarkozy bu dönem içinde başkansam referandum düzenleyeceğim dedi. Aslında konu saçma. Zira, 3 seçenek var. Ya işler iyi gider, Türkiye değişir, tüm müktesebatı kabul eder, Avrupa Türkiyeyi kabul eder, sorun kalmaz, bu durumda referanduma gerek dahi kalmaz. İkinci hipotez, işler iyi gitmez, Türkiye kriterleri yerine getirmez, Türkiyenin içindeki sorunlar öyle bir hal alır ki süreç yoldan çıkar, amaca ulaşılmaz, böyle bir durumda da referanduma gerek kalmaz. Ya da üçüncü bir hipotez, ara bir durumda oluruz, burada da zaten mevcut anayasa referandum olasılıkları öngörüyor. Sonuç olarak, bu yapılan hem gereksiz hem de sıkıntılı.Çünkü bu biz Fransızlar kadar, dost bir ülkeye karşı da hakarettir. Eğer biz Fransızlara Siz yeterince Avrupalı değilsiniz, yeterince iyi değilsiniz deseler, biz de bunu çok yadırgarız. Ben Türkiyedeki psikolojik tepkiyi çok iyi anlıyorum. Fransız laik sistemi, Fransız dili, Galatasaray, kültürel etkileşim, Kanuni Sultan Süleyman ve Fransız kralı 1inci François müttefiktiler. Fransa ve Türkiye arasında eski bir dostluk mevcut. Dolayısıyla tüm bu olup bitenler üzücü. İki tarafın iç politika hatalarından kaynaklanıyor. Fransız tarafı olarak reformlar konusunda, ceza kanunu, türban ve daha biçok konuda jestler beklediğimizi söylemeliyim. Ama bu reformlar gelmedi. Samimi olalım, Kıbrıs konusunda, Türkiye çok yol aldı. Ama Kıbrısta bu denli önemli bir orduya sahip olma ihtiyacınız var mı? Bu Türkiyenin imajına zarar veriyor. Kıbrısın Türk tarafında kim hangi riskle karşı karşıya? Barışçıl bir çözüm bulmanın zamanı geldi. Ermenistan konusunda da keza öyle. Bu soykırım meselesi gündeme geldi. Biliyorsunuz Fransada önemli bir Ermeni topluluğu var. Hava koridorunu açtınız, uçaklar Erivan ile İstanbul arasında gidip geliyor. Neden karayolu da açılmasın? Açılınca da sorun kalmaz. Türkiye başbakanı barış adamı olur, herkes de memnun kalır. Türkiyeden politik jestler elde etmekte çok zorlanıyoruz, siz de Fransadan tatmin değilsiniz. Benim de işim bu nedenle biraz hassas. De Rohan: Laiklik ve Kıbrıs konuları ağır basacak
FRANSADA MODERN TÜRKİYE HAKKINDA CEHALET VAR Fransız meclisindeki önergeye dönecek olursak, bu sadece Avrupa karşıtı, İslam karşıtı veya Ermeni lobilerinin girişimleriyle açıklanabilecek kadar basit mi? Milletvekilleri bu kadar mı bu lobilere açıklar? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Her şeyin temelinde Fransada modern Türkiye hakkındaki büyük cehalet yatıyor. Fransızlar Türkiyeye tatile gidiyorlar, otele giriyorlar, belki biraz İstanbulda Kapalıçarşıyı geziyorlar ama Türkiyeyi tanımıyorlar. Türkiye Avrupada ve Fransada bir imaj çalışması yapmadı. Bu konuyu geçmişte birçok Türk başbakanıyla görüştüm. Türkiye 40 yıldır Avrupaya aday. Bu aynen bir seçim kampanyasına benzer. Seçmenlerinize kur yapmanız lazım. Avrupa bir kulüptür. Dolayısıyla Türkiyenin kendisini tanıtması gerekiyor. Avrupanın en fazla nüfusa sahip ülkesisiniz. Türkiyenin bir bölümü çok modern, bir bölümü değil. Laiklik ile İslam arasında bir diyalektik var. Tüm bunlar gerçek sorunlar ve açıklanmaları gerekiyor. Tarihleri birbirlerinden tamamen farklı olan Avrupa ülkelerine Türkiyeyi pazarlamayı bir ayıp olarak görmemek lazım. Kendi partimde gözlemliyorum, meslektaşlarımın çoğu Türkiye hakkında hiçbir şey bilmiyor. Çok sayıda kadın milletvekili ve politikacının kafasında Türkiye, kadınların kötü muamele gördüğü, eşit haklara sahip olmadığı, türbanın olduğu bir ülke. Hükümetin türban lehinde attığı her adım da, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olsa da, burada pür dikkat takip ediliyor. Fransa derinlemesine laik bir ülkedir. Kadın-erkek eşitliği temel bir konudur. Kadın özgürlüğü de öyle. Çok sayıda Fransız kadını için, buna kadın milletvekilleri de dahil, kadının başını bağlamaya mecbur bırakıldığı ya da politik sorumluların eşlerinin başlarını bağlamak zorunda kaldığı bir ülkeyi AB üyesi yapmak kabul edilemez bir durum. Bizler burada, ben de dahil, okulda türbana karşı bir yasa oyladık. Sonuç olarak laiklik ilkesine çok bağlıyız. Türkiye değişim içinde, modernleşiyor. Modernlik ile İslami gelenek arasındaki bu çelişkiyi yaşıyor. İslami gelenek, kadının toplumdaki yeri karmaşık konular. Bu gerilimi yansıtan çok sayıda Türk dostum var. Ancak bu, kamuoyunu hazırlama, eğitme, açıklama işi Fransada yapılmadı. Bu nedenle, ya Müslümanları ya da Avrupayı sevmeyen, Ermeni olan, her türlü demagog çıkıyor karşınıza. Türkiyenin kafasına vuruyorlar, çünkü kolay. Milletvekili meslektaşlarımın Fransanın Türkiyede ne derece angaje olduğundan haberleri yok. Bir Fransız üniversitesi, çok sayıda Fransız lisesi, önemli ekonomik yatırımları var. Bu yatırımları da kaybetmek üzereyiz. Çoğu tehdit altında. Ama Türkiyede çok önemli politik ve ekonomik varlığımız mevcut. Dış politikada, Ortadoğuda, terörle mücadelede, Afganistanda ortak politik kimliğe sahibiz, ortak çıkarlarımız var. İnsanlar bunları bilmiyor.
FRANSA NABUCCO PROJESİNDEN DIŞLANDI Sizin bir özelliğiniz de cumhurbaşkanı Sarkozy tarafından özel bir Türkiye misyonuyla görevlendirilmiş olmanız. Nedir bu misyon? Sarkozy, daha cumhurbaşkanı seçilmeden, Türkiyenin AB üyeliği konusunda kendisiyle hemfikir olmadığımı biliyordu. O Türkiyenin Avrupada yeri yok derken, ben Hayır, 5-10-15 yıl da alsa Türkiyenin kendisini kanıtlamasına izin vermeliyiz, kapıyı yüzlerine kapatmamalıyız diyordum. Sarkozy bu konuda görüş birliği içinde olmadığımızı biliyor. Buna rağmen, ilişkilerin bozulmasını engellemek amacıyla beni bu misyonla görevlendirdi. Sarkozynin Türkiye konusundaki tutumu çok net. Halk tarafından o seçildi, ben değil. Fransa AB dönem başkanlığını devralıyor. Haliyle şimdi her iki tarafın tutumlarına saygı çerçevesinde ilerlemeye çalışmak gerekiyor. Türkiyeye reformlarını gerçekleştirmesi için zaman tanımak gerekiyor. Mümkünse yeni müzakere fasılları da açılmalı. Şu anda bulunduğumuz gergin durumdan kaçınmakta da fayda var. Türkiyede Fransız şirketlerine yönelik az çok gizli yaptırımlar söz konusu. İki ülke arasında askeri alanda ilişkiler donmuş vaziyette. Fransa AB dönem başkanı oluyor Fransız şirketlerine yönelik yaptırım konusunda somut bir örnek verebilir misiniz? Son aylarda bazı önemli terslikler yaşandı. Bunların en önemlisi Gaz de Franceın Nabucco projesinden dışlanması mesela. Büyük kontratlar ilerlemiyor. Zorluk yaşıyoruz. Ekonomik zorluklar mevcut. NATOda müttefik olmamıza ve Sarkozynin NATO ile yakınlaşma çabalarına rağmen iki ülke arasında askeri işbirliğinde zorluklar yaşanıyor. Halbuki Afganistanda beraber çalışıyoruz, ama ikili düzeyde işler iyi gitmiyor.
FRANSA DÖNEM BAŞKANLIĞI TÜRKİYE KARŞITI OLMAYACAK Askeri işbirliğinde sorun var derken neyi kastediyorsunuz ? Fransız askeri uçaklarının özel izin olmaksızın Türk hava sahasını kullanması yasak örneğin. Fransız savaş gemilerinin dostluk ziyaretleri için de olsa Türk limanlarına yanaşmasına izin verilmiyor. Bu durum en azından 1-2 yıldır böyle. Tüm bunların iyi bir durum yarattığını söyleyemem. Bugün her iki taraf da birbirinden jestler bekliyor. Enerji konusuda Türkiye Avrupa için temel bir ülke. Kültürel planda gelecek yıl Fransada bir Türk Mevsimi düzenlenecek. Şahsen bu zor dönemin atlatılması için elimden geleni yapıyorum. Fransa, ortamı yatıştırıp, Türkiye ile dostça bir ilişki yaratmak istiyor. Herhangi bir düşmanlık beslemediği gibi, tüm bunlara çözüm bulunması için gerçek bir iradeye sahip. Fransanın AB dönem başkanlığı Türkiye karşıtı olmayacak. Ortamın yatışması için mesajlar gönderdik. Ama bakın, 13 Temmuzda Pariste başkan Sarkozynin lanse edeceği zirveye tüm Akdeniz liderleri bekleniyor. Türkiyenin katılımı konusunda ise bugüne kadar bir yanıt almış değiliz.
Sarkozy Türkiyeden jest mi bekliyor? Dürüst olmak gerekirse, herkes birbirinden jest bekliyor. Bunu biliyorum. Zaten sorun da burada. Şahsen, ben Türkiyenin demokratik reform sürecine devam etmesini arzuluyorum. Türban davaları çok önemli.
Türban konusu sizi çok mu endişelendiriyor? Fransız kamuoyunda çok önemli etkiye sahip bu konu. Türkiyenin laik karakteri önemli. Türk demokrasisi çok önemli. Gazetecilerin, azınlıkların - Ermeniler veya diğerleri- ifade özgürlüğü çok önemli.
Parti kapatma davaları? Benim için bir yargı kararını yorumlamak çok güç. Bu Fransada yasak olan bir şey. Yabancı bir ülke söz konusu olduğunda daha da güç. Söyleyebileceğim tek şey, Fransada da demokrasiyi tehdit eden aşırı uç hareketleri yasaklayan yasalarımız var. Fakat, demokrasiyi tehdit eden aşırı uç grupları cezalandırmak ile demokratik biçimde seçilmiş bir hükümetin gidişatını değiştirmek için adaleti buna alet etmek arasında fark var. Hassas bir konu. Görüş belirtmek bana düşmez. Bir demokrasinin aşırı uçlara karşı kendisini savunması normaldir. Bunun için mahkemelerin olması da normal. Adalet ve mahkemelerin demokratik bir seçimin gidişatını değiştirmesi de ayrı bir sorunsal. Bu işle başa çıkmak Türkiyenin kendi meselesidir. Bu konuda yorum yapmak Fransaya düşmez. Bunun ötesinde bir yorum yapamam. Türkiyeyi çok seviyorum. Orada çok dostum var. Bana çaprıcı gelen de halklarımız arasındaki bu yakınlık. Fransa da Türkiye de büyük uluslar, yüzyıllardır Avrupanın tarihinde önemli rol oynamış eski imparatorluklar. Gururlular, büyük kültüre sahipler. Ben Türkiyede yaşananlara saygıyla yaklaşıyorum. Muhtemelen uzun zaman alacak tarihi bir fenomen. Türkiye Atatürk ile yüzünü Avrupaya çevirdi. Erdoğan ile ABye girme başvurusunda bulunuyor. Türkiyenin bunu denemesini sağlamalıyız, bu herkesin çıkarına. Eğer Türkler isterse başarabilirler de. İstemezlerse de kendilerinin bileceği iş.
Türkiye ile Fransa arasında karşılıklı jestler beklendiğini söylüyorsunuz... Eğer bugün gerilim yaşanıyorsa ilişkilerde, Türk tarafında Fransadan beklentiler var. Fransız tarafı da reform görmek istiyor. Aksini söylersem dürüst olmaz. Karşılıklı bir tatminsizlik mevcut. Bu durumun iki halk arasında var olan gerçek dostluğu etkilediğini sanmıyorum. Ben Türkiyenin refom sürecinde son yıllarda gösterdiği etkileyici sonuçların devamını diliyorum. Açılımın devamını diliyorum. Avrupanın refah düzeyi yüksek, açık, demokratik, laik bir Türkiyeye ihtiyacı var. Eğer Türkiye oyunun kurallarını kabul ederse Avrupada yeri olacaktır. Aksi halde başka yollar bulunacaktır.
bir dönemler kapitülasyonlarla ayakta
duran fransa şuan nasılda türkiye ile
oynuyor,pes yani..
Verda Sunerdem - Adana
01 Temmuz 2008, Salı 18:31
AKP, AVRUPA BİRLİĞİ UĞRUNA SİZE GÖKTE
YERDE NE VARSA VERDİ, DOYMAYAN AÇGÖZLÜ
CANAVARSINIZ SİZ.
özgür - Aydın
01 Temmuz 2008, Salı 17:17
Türkiye, her yağmur yağdığında
açabilecekleri bir şemsiye, onu tutan
ıslanmaz!Tarihten gururdan sözediyor
mösyö, ama ilişki düzeyine
baktığımızda pek bişey göremiyoruz,
Fransa"da.Atlantik"te yazlıkları
(ada/devlet) var bunların hatta askeri
üs kimi!Ne, gurur mu!?Bu konuda
cesarete/hatırlatmaya ihtiyacımız yok
zaten.