Kapatma kararının üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen sorunun çözümü için YouTube yetkilileriyle Türk yetkililer bir türlü bir araya gelemeyince arabulucu formülü gündeme geldi.
İSTANBUL - Abant Zirvesinde bir araya gelen yaklaşık 60 kişi, internet sitelerinin erişime kapatılmasıyla ilgili sorunları iki gün boyunca 68 başlık altında tartıştı. Hakim, savcı, akademisyen, internet sitesi sahiplerinin buluştuğu toplantıda tartışma başlıkları arasında YouTubedan sözedilmese de, özel sohbetlerde konu dönüp dolaşıp 5 Mayıstan bu yana Türkiyeden erişimi yasak olan YouTubea geldi. YouTube 24 Temmuza kadar faaliyet (yetki) belgesi almazsa sorunun nasıl çözüleceği belirsiz. Milyonlarca kullanıcısı olan internet sitelerinde suçu işleyen kişinin bulunması ve cezalandırılmasının neredeyse imkansız olduğunu belirten hukukçular, şu anki durumu havanda su dövmek olarak niteledi. Bazı hukukçular ise özel nitelikli bir ceza yasası çıkarmak yerine internetle ilgili teknik düzenlemeleri içeren bir yasanın çıkarılmasının daha doğru olacağını ifade etti.
Zirvede YouTubea erişimin kapatılması üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen her iki tarafın bir araya gelmemesine dikkat çekildi. 24 Temmuza kadar faaliyet belgesi alması gereken YouTubeun hala harekete geçmemesi üzerine bir arabulucuya ihtiyaç duyulabileceği ifade edildi. Zirvede seslendirilen görüşler şöyle:
YOUTUBETAN SES YOK! Son kapatma kararından sonra YouTube yetkililerinin konuya kayıtsız kalması, Bu durumu kendi lehlerine kullanıyorlar ve Reklamın kötüsü olmaz anlayışıyla hareket ediyorlar yorumlarına neden oldu. Türkiyeden yüzde 10 gibi yüksek oranda kullanıcıya sahip olmasına rağmen YouTubeun Türkiyeyi çok büyük bir kayıp olarak görmediği de söylentiler arasında yer aldı.
Türk yetkililer, faaliyet belgesi almaya gerek kalmadan sivil insiyatif kurulmasının sağlanabileceğini ve YouTube yetkililerinin teklif getirmelerinin beklendiğini ifade etti. Video: NTVMSNBC kapatma krizini ilgililere sordu
HUKUKÇULAR SANSÜR KELİMESİNDEN RAHATSIZ 5651 sayılı yasada sayılan suçların içinde terör suçları gibi önemli konularda bir düzenleme bulunmamasını da eleştiren hukukçular, yasanın eksik düzenlendiğine dikkat çekti. İnternette işlenen suçlarla ilgili verilen kararların sansür olarak değerlendirilmesinden rahatsız olan savcı ve hakimler, Beğensek de beğenmesek de yasayı uygulamak zorundayız. Sansür yok, yasa uygulanıyor. Biz, interneti kısıtlayan ya da yararlanmaları önleyen bir mantık içinde değiliz dedi.
YAPTIĞIMIZIN SANSÜR OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Nadi Türkaslan ise Biz, interneti kısıtlayan ya da yararlanmaları önleyen bir mantık içinde değiliz. Yaptığımızın sansür olduğunu düşünmüyorum. Biz sadece yasaları uyguluyoruz. İnternet sitelerine tüm erişimin engellenmesi değil de teknik olarak elveriyorsa ilgili kısmın içerikten çıkartılması daha yerinde olacaktır. Mevzuat (5651 sayılı yasa) buna izin vermiyor. Bizim bu konuda bir takdir yetkimiz yok. Yasanın istediği içerikten çıkartılmasından maksat, sözkonusu materyalin tüm veri tabanından çıkartılması. Bu konuda bir yorum yoluna gidilemez dedi.
INHOPE GİBİ GÖNÜLLÜ KURULUŞLARLA ENTEGRE OLUNMALI 5651 Sayılı yasa ve İlgili Mevzuat Gereği Site Erişime Kapatmaları Çalıştayında üzerinde durulan önerilerden biri de Siber Suçlar Sözleşmesinin imzalanması gerektiğiydi. Gönüllü internet sivil toplum insiyatiflerinin oluşturulması, yurtdışındaki INHOPE gibi gönüllü internet kuruluşlarıyla entegre olunması üzerinde durulan konu başlıklarıydı. Çalıştayın sonuç bildirgesi daha sonra Ankara Barosu tarafından kitap olarak basılacak.
AVRUPANIN EN İHBARCI ÜLKESİ HOLLANDA iİki aydır Avrupa Bilgi İhbar Merkezleri INHOPEye üyelik için uğraştıklarını belirten Telekomünikasyon Kurumu İnternet Daire Başkanı Osman Nihat Şen, Hollanda örneği üzerinde durdu. Şen, Hollandada internet denetiminin 11 yıldır gönüllülük esasına dayalı olarak yapıldığını, 44 bin ihbarla Avrupanın en ihbarcı ülkesinin Hollanda olduğunu söyledi.
(Devam)..Bir de bu kadar yanıp
tutuşacağınıza açın kendiniz bir video
sitesi !! Yatırımınız sadece birkaç adet
Sabit disk.500GB"lık.Fiyatlar çok düştü
zaten. İndirin YouTube"dan
videoları(özel yazılım
lazım).Çözünürlüğü küçücük videolar, hiç
yer tutmaz. Yükleyin sitenize. Aradaki
başıboş/saçma videoları da silin, yer
kaplamasın. Alın size "YouTubeTürkiye"
veya "Temiz YouTube" Hatta "Temiz Yutub"
:)(isim hakkı başınıza bela
olmasın).Alın reklamları, götürün siz de
paraları :) İşte fırsat yeni bir pazar
doğdu.Ne diye bu kadar tantana? Umarım
Proxy ile ulaşımı da en yakın zamanda
engellerler.
Özgür Pekeren - Yurt Dışı
14 Ağustos 2008, Perşembe 21:45
(Devam)..Sonra adamlar diyor ki "Biz her
ülkenin dediklerini mi yapacağız"
Tabiiki yapacaksın! Sen benim manevi
değerlerimi kullanarak pis paranı kazan,
sonra da kimseyi takma, bu ne pişmişlik
yahu! Ne zannediyorlar bunlar
kendilerini?! Pazarladıkları benim BEN!!
"Kafasını toprağa gömmüş" diyen arkadaş
da önce kendi kafasını bir dışarı
çıkarsın da neler döndüğünün farkına
varsın.Aptal-aptal YouTube"da vakit
geçireceğine geçmişine biraz saygılı
olsun.Sokakta kimse kendine laf
söyletmez,ama bizi biz yapan
değerlerimiz yerlerde sürünsün kimsenin
umrunda bile değil! Utan,YouTube"u
savunan Türkiye!
Özgür Pekeren - Yurt Dışı
14 Ağustos 2008, Perşembe 21:44
Yasağı kınayanları ben de eshefle
kınıyorum! Yazıktır siz cahillere! Şimdi
ben alsam elime megafonu burada(Berlin)
çıksam sokakta içinizden birisinin adını
bağırarak almanca veya türkçe size
küfretsem ne ciddiye alırsınız ne de
umrunuzda olur.Ama aynı şeyi bir de
evinizin kapısının önünde yapsam
-Almanca bile yapsam- hemen polis
çağırırsınız.Biraz mantıklı olun!Bana ne
elin gavurunun benim değerlerime
küfredildiğini duymasından,ne anlarlar
ne de ilgilenirler.Bu videolardaki amaç
bizim kapımızın önüne pislemek.Biz de
bunu yaptırmayacağız!Bunları Türkiye
görmesin yeter,,,