İngilterede Financial Times gazetesi, bugün Türkiyeyi konu eden özel bir ek verdi. Ekin giriş yazısında, Nuri Bilge Ceylanın Cannesda söylediği sözler anımsatılarak, Ceylan, yalnızlıktan kültürel dışlanmışlığı kastediyorsa yanılıyor deniyor.
BBC TÜRKÇE/LONDRA - Financial Times gazetesinin bugün verdiği Türkiye ekinde, günbatımında Ayasofyaya odaklı bir İstanbul fotoğrafının eşlik ettiği ilk yazı Vincent Boland imzalı. Yönetmen Nuri Bilge Ceylanın, Cannes film festivalinde Üç Maymun filmine verilen ödülü alırken, yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum dediğini hatırlatan Boland, Türkiyenin güzel olduğuna hiç kuşku yok diyor, ama Ceylan yalnızlıktan kültürel dışlanmışlığı kasdediyorsa yanılıyor diyor.
Boland, yine de daha genel anlamda bakıldığında, hızla gelişen, Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanan Türkiyenin dünyayı şekillendiren fikirler ve rüzgarlardan şaşılacak kadar uzak göründüğünü ve bu anlamda yalnız sayılabileceğini kabul ediyor.
Türkiyede laiklik tartışmalarının geldiği noktayı özetleyen Financial Times yazarına göre, bu yalnızlıkta, bizzat kendisi tarafından yaratılan demokratik kurumları modernleştirmeyi başaramayan, hatta onlara kuşkuyla yaklaşmaya başlayan Kemalist ideolojinin önemli bir rolü var.
BİRÇOK ÜLKE TÜRKİYENİN BAŞARILI OLMASINI ARZULUYOR Boland satırlarını şöyle sürdürüyor: İkinci dünya savaşından bu yana Amerika Birleşik Devletlerini ve Batı Avrupayı şekillendiren bireysel haklar, devletin vatandaşın hizmetinde olması, etnik çeşitlilik, hatta çok kültürlülük gibi entellektüel, siyasi ve toplumsal tartışmalar Kemalizmin sert yüzeyinde çok bir iz bırakmadı. O, kararlı bakışlarını, hala aynı 1920lerde ve 1930lardaki gibi Türkiyenin üzerinde gezdirmeye devam ediyor. Türkiyenin dinamikleri ilginç bir tartışma konusu olabilir tabi. Fakat, bunda biraz da tekerleğin yeniden keşfi gibi bir yan da var. İspanya, İrlanda gibi ülkeler yakın geçmişte devletle din arasındaki ilişkileri yeniden tanımladılar örneğin. Türkiye biraz çevresine baksa, onlardan bazı ipuçları alabilir. Aslında Avrupa, Amerika ve İslam ülkeleri halklarının çoğu Türkiyenin başarılı olmasını arzuluyor.
TÜRKLER NE KADAR DOSTU OLDUĞUNU PEK GÖRMÜYOR Boland, Avrupa Parlamentosu 2004 yılında Türkiyenin Avrupa Birliği üyeliğini oylarken, Avrupalı milletvekillerinin, üzerinde Türkçe Evet yazan dövizleri kaldırdığını hatırlatıyor ve Ertesi gün bu fotoğraf bütün Türk gazetelerinin birinci sayfalarında yayımlanmıştı. O günlerde bu destek bir çok Türkü çok şaşırtmış ve duygulandırmıştı. İşte bu tepki, Türkiyeye has bir tuhaflığı yansıtıyor. Türkiyenin dostu yok değil aslında. Yalnızca Türkler, ne kadar çok dostları olduğunu pek görmüyor gibiler. diyor.
Financial Timesın ekinde, aynı yazara ait çok sayıda makale var. Bunlardan ekonomiyle ilgili olanında yazar, son yılların ekonomik büyüme döneminin şimdilik sonuna gelinmiş göründüğü sonucuna varıyor. Ekte ayrıca Türkiyedeki enerji, konut bankacılık sektörlerine ve yabancı yatırımlara ilişkin değerlendirmeler ile gençler arasındainternet kullanımı, Almanyada doğan Türklerin kimlik arayışları üzerine yazılar var. Türkiyede toplumun önde gelen isimleri olarak ise İlker Başbuğ ve Nuri Bilge Ceylan gibi isimler gösteriliyor.
Siyasi iki değerlendirmede ise AKP hakkındaki kapatma davasının yarattığı belirsizlik ve laik elitin ayrıcalıklarını kaybetme korkusu temaları işleniyor.
Ekte konuk yazar olarak bir makale kaleme alan Prof. Soli Özel de Türkiyede yaşanan varlık savaşının kazananı olmayacağını belirtirken, bu tür krizlerde kazanan taraf olmayacağı, Türkiyenin AK Partinin kapatılmasının yol açacağı bir istikrarsızlığın bedelini ödeyemeyeceği uyarısında bulundu.
HRİSTOFYAS: KIBRISTA ANLAŞMAYA BÜYÜK ENGEL VAR Öte yandan Financial Times gazetesi bugün dış haberler sayfalarında, Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyasla bir mülakata yer veriyor.
Röportajda Hristofyas, adanın onlarca yıldır devam eden bölünmüşlüğüne son verecek bir anlaşmanın büyük bir engele çarptığını söylüyor. Güney Kıbrıs Rum yönetimi liderine göre Ankara, adadaki Rum ve Türk toplumlarından iki tamamen ayrı halkmış gibi bahsederek, ikisinin de ayrı ve kapsamlı egemenlik hakları olması gerektiğini ima ediyor.
Hristofyas eğer kendi kaderini tayin hakkı olan iki halktan bahsederseniz, o zaman felsefeniz adayı bölmektir. Bunun yerine bir cumhuriyet içinde hakları korunmuş iki toplumdan söz etmek gerekir diyor.
İnsanımız anlamamakta ısrar ettiği, ne
kadar anlatılsa da idrak yollarını
tıkadığı bir gerçek var ki o da,
uluslararası ilişkilerdeki dostluk,
yalnızlık vb. romantik durumların
anlamsızlığıdır. Nuri Bilge Ceylan
sanatçı duyarlılığından beslenen naif
ve güzel ifadelerinin insanımızın his
dünyasında kıpırdanmaya neden olması
doğaldır. Lakin bunları eksen alarak
ortaya koyulan "fikirler?" bütün bir
karmaşık ilişkiler dengesini
romantikleştirmek üzerinden kendini
rahatlamak dışında faydasızdır.
Uluslararası ilişkilerde anlamını idrak
edemediğimiz konu "ülkelerin ulusal
çıkarları" bakış açısıdır.
adnan kotaman - Yurt Dışı
10 Haziran 2008, Salı 15:00
yonetmenimiz dogru soylemis.ama ne
kadar da alinmislar.gercek yuzlerine
bi tokat gibi vurmus.turkiye yi avrupa
birliginin disinda tutacaksiniz.bunu
sagir sultan bile biliyor.ayrica
kemalizme ve laiklige niye bu kadar
saldiriyorsunuz?turkiyenin
ilerlemesinin onundeki engel kemalizm
mi?dogruyu soyleyin inanalim.dogru
olan ulkemin temelinden kemalizmi ve
laikligi cikardiginizda turkiye deki
butun kaleler dusecek.canakkale
gecilmez.bunu bizden iyi
biliyorsunuz.ama televizyon gazete
satin alarak bir ulke
fethedilebilir.akp bunun farkinda mi?
ertug öktem - Iğdır
10 Haziran 2008, Salı 14:25
sömurulmekten kurtulmamız şart bu
faizlerle başka ulkeleri finanse etmeye
devam etmemiz olanaksız imal edemeyip
dışarıdan almdıgımız basit şeyleri
mutlaka memleketimizde uretmemiz
gerekiyor ve devletimizin bunları direk
makina destgi vermesi şart.bizim
kendimizden başka dost yok başka
turkiye yok....