Duruşmada söz alan avukat Cem Alptekin, bu davanın basit bir cinayet davası değil 30 yıl önce gerçekleşen bir katliamın davası olduğunu ifade ederek, uzun süreli uğraşları sonucu davanın 1995 yılında açılabildiğini söyledi.
Alptekin, delil toplanmasına ilişkin talepleri kabul edilmesine karşın MİT ve İçişleri Bakanlığından talep edilen belgelerin gönderilmediğini ifade ederek, mahkemenin yargılamayı yürütüp sonuçlandırmasının önünün bağlanmak istendiğini öne sürdü. Suç tarihinden bu yana 30 yıllık süre geçtiği için davanın zaman aşımının düşünülebileceğini dile getiren Alptekin, ancak yeni yasal düzenlemelerle zaman aşımı süresinin değiştiğini kaydetti.
Hazırladığı 23 sayfalık yazılı dilekçesini özetleyerek okuyan avukat Hilmi Hanta da 16 Mart olayının ülkenin içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, suçun sadece cinayet olmadığını kaydetti.
Hanta, mahkemenin bu davada basit bir cinayetten fazlasını araştırdığını belirterek, davalara katılmadıkları son 5 yıllık zaman sürecinde sadece yakalama kararı bulunan sanığın akıbetinin sorulduğunu ifade etti.
Hanta, Bu dava kapatılmamalıdır. Bu, haksız yere hayatlarını kaybedenlere borcunuzun gereğidir dedi.
Yeni TCKda zaman aşımı süresinin 45 yıl olduğunu anımsatan Hanta, Sanık açısından yapılan yargılama sonucunda varılacak en lehe sonuç aklanma kararıdır. Yargılamanın mahkumiyet ya da aklanma ile sonuçlanmadan davanın zaman aşımı süresinin dolmasıyla bitmesi sanık için belirsizlik halini oluşturan bir durumdur. Maddi gerçeğin elde edilmesi için deliller toplanamadığından davaya devam edilmesi gerekir. Maddi gerçek devlet arşivlerinde öylece durmaktadır. Maddi gerçeğe ulaşmak için naip hakim tayin edilerek Özel Harp Dairesi, MİT Müsteşarlığı ve Bölge Başkanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve 3. Kolordu Komutanlığı arşivlerinde olay öncesi ve sonrasını kapsayacak şekilde araştırması ve delil toplamasına karar verilmesini talep ediyoruz şeklinde konuştu.
Mahkeme heyeti de avukat Hantanın talebini yazılı dilekçesiyle ibraz ettikten sonra naip hakim konusunda talebin değerlendirilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
İstanbul Üniversitesi Merkez Binasından 16 Mart 1978de çıkan gruba Eczacılık Fakültesi önünde bombalı ve silahlı saldırıda bulunulması sonucu 7 öğrenci ölmüş, 41 öğrenci de yaralanmıştı.
Bu olaya ilişkin yakalanan ve o dönemde İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yargılanan Sıddık Polat beraat etmişti.
Aynı eyleme karıştığı iddia edilen Zülküf İsotun ise Elazığda yine olayın faillerinden olduğu belirtilen Latif Aktı tarafından öldürüldüğü öne sürülmüştü.
Bu olayın üzerinden 17 yıl geçtikten sonra Zülküf İsotun babası, annesi ve kız kardeşlerinin verdiği bilgiler doğrultusunda haklarında yeni dava açılan eski polis memuru Mustafa Doğan ile Latif Aktı ve Özgün Koçun Taammüden adam öldürmek ve yaralamak suçlarından 7şer kez idam ve 41er kez 20şer yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor.