SAKLANAN ANAHTARLAR
Bizim Filistin adlı kitabımı yazarken Gazzedeki mülteci kamplarını ziyaret ettiğimizde, eski ahşap sandıklar açılmış ve yıllardır saklanan paslı anahtarlar ve tapular gösterilmişti. Yaşlı bir kadın topraklara dönmesinin çok zor olduğunu bilmesine rağmen belki bir gün umuduyla saklıyordu paslı anahtarları. Hatta 30 dakika uzaklıkta bulunan Aşkelondeki evini gidip görmemizi rica etmişti, ağlayarak.
Aynı manzaralara Beyruttaki Sabra ve Şattila mülteci kamplarında tanık olmuş ve geri dönüş umudu çok zor da olsa en azından topraklarını bir kez daha görmek isteyen Filistinlilerle karşılaşmıştık. Mısır, Suriye ve Ürdünde de benzer örneklere rastlayabilirsiniz.
 |
| Filistinliler "Nakba" için Ramallah'ta da gösteri düzenledi. |
İngiliz manda yönetimi döneminde Yahudi yeraltı örgütlerinin terör yöntemleriyle Filistin halkını topraklarından sürmeye başladığı bilinir. Üstelik manda yönetimi, nelerin yaşanacağını bile bile Filistinden çekilmiş, ardından Yahudi örgütlerin saldırıları katliam boyutuna varmıştır.
NANKÖR FİLİSTİNLİLER
60. yılda tartışılan konuların başında BMnin 1947deki Bölünme Planı geliyor. Filistinlilerin bu planı kabul etmesi halinde bugünlere gelinmeyeceğini, bugün üzerinde çalışılan planın daha geri olduğunu iddia edenler var. Yani Filistinlileri nankörlükle suçlayanlar mevcut. Doğru. 1947 planı bugüne göre ilerideydi. Ancak o günün şartlarında kabul edilmemesi de çok normaldi. Yani, topraklarınızdan kovulacaksınız, her şeyinizi kaybedeceksiniz ardından önerilen bölünme planını kabul edeceksiniz. Böyle bir şeyin olacağını söylemek mümkün değil. Ancak, mümkün olmayan bir başka şey de 1948de topraklarından kovulanların evlerine geri dönebilmeleri. Bu gerçekçi değil. 60 yıl içinde çok şey değişti. Filistinliler de Tel Aviv, Hayfa civarındaki köylerine dönemeyeceklerini biliyorlar. Oraları artık işgal edilmiş bile olsa İsrail toprağı ve bunu geri döndürmek mümkün hatta gerçekçi değil. Öte yandan toprağa el koymanın bir karşılığı olmalı. Zaten daha önceki müzakerelerde bu kayıpların tazmin edileceği konuşulmuş, Filistinliler 1948e dönülmeyeceğini kabul etmişlerdi. Öte yandan işin maddi boyutu bir yana psikolojik olarak tarihi bir haksızlığın iadesi gerekiyor.
YAPIŞIK İKİZLER
Soli Özel Sabah gazetesinde aynı konuda yazarken yapışık ikizler deyimini kullanmış İsrail ve Filistin için. Benzetme doğru ancak birbirinden ayrı yaşaması zor olan bu ikizlerin birisinin çok fazla besili, çok fazla dış destekli olduğunu, baskı ve işgali bir var oluş politikası olarak benimsediğini söylemek gerekir. Yani arada müthiş bir dengesizlik, çok büyük haksızlıklar, güç dengesizliği söz konusu. |
| Nakba dolayısı ile Filistinliler gökyüzüne siyah balonlar bıraktı. |
1967 savaşından sonra topraklarına el konulmaya devam edilen Filistinliler sürekli geri adım atmasına, küçücük, birbirinden koparılmış toprak parçalarına mahkûm edilmelerine rağmen hala İsrail bir anlaşmaya yanaşmıyor. 1967 öncesi sınırlarda, başkenti Kudüs olan, mültecilerin makul oranda geri döndüğü veya tazminatlarının ödendiği topraklarda kurulacak bir devleti kabul eden Filistinlilerin bu talebi bile kabul görmüyor. İsrail iki devletli çözüm derken bu makul öneriyi bile kabul etmiyor. Çünkü 1967 sınırlarından daha fazlasını istiyor. Kudüsün bir bölümünü bile vermiyor. Zaten hali halihazırda fazlasına sahip. Özetle Filistinlilerin yerleşecekleri topraklar yüzde 15lere kadar düşmüş durumda.
BARIŞA YANAŞMAMAK
Yani 60 yıl önce toprağın tümüne sahip olanlar yüzde 15ine sıkıştırılmaya çalışılıyor. Daha birkaç ay önce Annapolis Konferansında 1967 sınırlarını kabul ettiğini açıklayan İsrail, görüşmeler devam ederken bile yeni Yahudi yerleşim birimleri inşa etmeyi sürdürüyordu. Yani anlaşma yapılana kadar elde edilen toprağı daha arttırma çabasından başka bir şey değil bu. Üstelik 1967 sınırların ihlal eden dev yerleşim birimlerini zaten bırakmak istemiyor.
60. yılda çözümün iki alternatifi var. Birincisi ideal ama gerçekleşmesi zor olan. Yani tek devletli iki uluslu demokratik bir İsrail- Filistin devleti.
Diğeri ise 1967 öncesi sınırları adil olarak çizilmiş, Filistinlilere tüm haklarının iade edildiği yan yana yaşayan iki devlet.
Filistinliler kendi içlerindeki savaştan dolayı önlerini göremiyor ve zemin kaybetmeye devam ediyorlar. İsrail ise sürekli olarak toprak elde etmek için yasadışı tüm yolları kullanıyor. Sadece kendi planını kabul ettirmeye çalışıyor. Bunun dışında hiçbir öneri getirmiyor, hiçbir esneklik göstermiyor. Zaten barış adına yapılanlar sadece içi boş manevralar.
Unutmamak gerekiyor ki Filistinliler adil bir çözümle bağımsızlığa kavuşmadan Ortadoğuda kimse rahat bir uyku uyuyamayacak. Bu koşullarda da Nakba devam eder.
Bir Filistinli diplomat şöyle söylemişti: Filistin sorununu anlamak için tabii ki okumak gerekiyor. Ama 1948den bu yana bakacağınız birkaç harita durumu çok iyi özetler.
Evet, haritaya bakarsanız siz de durumu net olarak görürsünüz.