Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından, Yargı Şehidi Mustafa Yücel Özbilgin konulu slayt gösterisi sunuldu. Özbilginin gençlik yılları, valilik görevinde bulunduğu dönem ve Danıştay üyeliği dönemine ilişkin fotoğraf karelerinin yanı sıra saldırıdan sonra Danıştayın önü ve Anıtkabirdeki törenlere ilişkin fotoğraflar yer aldı. Bu sırada Özbilginin eşi Sema Özbilgin ile Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ve bazı Danıştay üyelerinin gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
BAŞKANVEKİLİ ÖNBİLGİN: SALDIRI BİR DÖNÜM NOKTASI
Törende konuşan Danıştay Başkanvekili Gönül Önbilgin, Yaşadığımız yıllar içinde meydana gelen ve büyük infial duyduğumuz ancak zaman geçtikçe küllendiği sanılan bazı olaylar tarihimizin uzun vadede incelenmesi sırasında saklı kaldıkları yerlerden çıkarlar, sosyal ve siyasal yapımızın oluşumunda etkili olurlar dedi.
Önbilgin, 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştaya yapılan saldırının da Türkiye Cumhuriyeti tarihi içinde dönüm noktası olacak olaylardan biri olduğunu söyledi.
Danıştayın 140. kuruluş yıl dönümünün geçtiğimiz günlerde kutlandığını hatırlatan Önbilgin, yüksek mahkemenin verdiği kararlar ve içtihatları ile idari rejimin ve demokrasinin Türkiyede yerleşmesi ve gelişmesi yönünde çok büyük katkılarda bulunduğunu ifade etti.
Anayasanın verdiği yetkiye dayanarak Türk milleti adına karar veren yargıçların gerçek adaletin sağlanması için tamamen teknik ve her türlü siyasetten arındırılmış bir düşünce yapısı içinde hareket ettiklerini anlatan Önbilgin, şunları kaydetti: Yüksek mahkememizin üyeleri, uzmanlıkları, bilgi ve görgüleri, belirgin üst düzey yetenekleri ile mesleğin aşamaları içinde hukuk nosyonunun kazanmış; konusunun uzmanı olan, karar verme yeteneğini, mesleğin vakar ve onuruna uygun davranışları temayüz etmiş; en az 25-30 yıllarını meslek içinde geçirmiş hakimler arasından seçilmiş kişiler olup kararlarını Anayasamıza, kanunlarımıza, üstün hukuk kurallarına ve vicdani kanaatlerine göre dikkat ve itina ile vermişlerdir. Değerli meslektaşım, bu memleketin yetiştirdiği Cumhuriyet çocuğu, bu memleketin kaymakamı, valisi ve bir yüksek yargı üyesi olarak üstün hizmetler vermiş Mustafa Yücel Özbilgin, belirttiğim bütün değerlere sahip, sayılan ve sevilen bir kişi olarak büyük bir özveriyle görevini ifa ederken, dairesinin hain bir saldırıya uğraması sonucu hayatını yitirmiştir dedi.
SINIRSIZ VE ÖLÇÜSÜZ BEYAN
Son yıllarda Türkiyenin sosyal yapısındaki değişikliklerin hukuk ve siyaset ilişkilerini etkilediğini anlatan Önbilgin, Herhangi bir gerekçeyle yargı kararlarını kendi siyasi çıkarlarına uygun bulmayan kişi ve kuruluşlar basın özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü adı altında gerek yazılı gerekse görsel basında yargı kararları hakkında eleştiri yaparken sınırsız ve ölçüsüz beyanda bulunmuşlar, halen de bulunmaktadırlar dedi.
Önbilgin, konuşmasını şöyle sürdürdü: Anayasamızda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilen Türkiye Cumhuriyetinde egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, millete ait bu egemenlik yetkisinin anayasada belirtilen kuvvetler ayrımı ilkesine göre; yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanılacağı, bu organlar arasında bir üstünlük sıralaması olamayacağı; üstünlüğün ancak anayasa ve kanunlarda bulunduğu gerçeği göz ardı edilerek, yargı kararlarını diledikleri gibi eleştiren ve bu kararları veren yüksek yargıçların kişiliklerini hedef alacak şekilde yapılan beyanlar toplumu şekillendirmeye ve siyasi çıkar sağlamaya yönelik olmuştur.
YARGIÇLARIN KARARLARI ELEŞTİRİLİRKEN...
Yargı kararlarının eleştirilemez olmadığını da ifade eden Önbilgin, Ancak, gerek devlet deneyimi gerekse bilgi birikimiyle donatılmış, anayasaya, kanunlara ve vicdani kanaatlerine göre hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerine ve kamu yararı ilkelerini, kararlarına her türlü siyasi görüşten arındırılmış olarak yansıtan konularında uzman yargıçların kararları eleştirilirken bunun belirli bir seviyede yapılması gerektiği açıktır dedi.
Önbilgin, şunları kaydetti: Yeterli bilgiden yoksun olma veya hukukun üstünlüğünü kendi çıkarlarına feda etme gibi sebeplerle eleştiri dışına çıkılması ve toplumun yönlendirilmeye çalışılması yargıya güveni zedeler ve toplum hayatını altüst edecek sonuçlara neden olur. Unutmamak gerekir ki, Türk milleti adına karar veren yargıya yapılan her türlü saldırı, Türkiye Cumhuriyetine ve demokrasimize yapılmıştır. Yapılan eleştiriler nedeniyle yargısına saygısı ve güveni kalmaya bir toplumun temelleri sarsılmış demektir. Cumhuriyetin kazanımlarını, Atatürk ilke ve devrimlerini, hukukun üstünlüğünü içine sindiremeyenler bilmelidir ki, hiçbir güç, Türk milleti adına yargı yetkisini kullanan mahkemelerimizi, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin ilkelerinden, Atatürkün gösterdiği, bilime ve akla dayalı yolda ilerlemekten ve Türkiyeyi çağdaş dünyanın hukuk düzeyine çıkarmak için çaba göstermekten vazgeçiremeyecektir.
ANITKABİR ZİYARETİ
Daha sonra, Danıştay Başkan Vekili Gönül Önbilgin, Mustafa Yücel Özbilginin eşi Sema Özbilgin ve oğulları, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, saldırıda yaralanan Danıştay 2. Dairesi Başkanı Mustafa Birden ile Danıştay ve bazı yargı organlarının üyeleri Anıtkabiri ziyaret etti.
Önbilgin ve beraberindekiler, Atatürkün mozolesine çelenk koyduktan sonra saygı duruşunda bulundu. Misak-ı Milli kulesine geçen Önbilgin, Anıtkabir Özel Defterine şunları yazdı: 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştayımıza ve sonuçta Cumhuriyetimize yapılan menfur saldırının yıl dönümü nedeniyle idari yargı mensupları olarak huzurundayız. Anayasamızın verdiği meşru yetkiye dayanarak, Türk milleti adına, yargı yetkisi kullanan bir dairemizin görev başında uğradığı hain saldırıda yitirdiğimiz değerli meslektaşımız Mustafa Yücel Özbilgini kaybetmenin üzüntüsünü ilk günkü gibi yüreğimizde taşıyoruz. Cumhuriyetin kazanımlarını, akla ve bilme dayalı ilke ve devrimlerini, hukukun üstünlüğünü içine sindiremeyenler bilmelidir ki, hiçbir güç bizleri demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin anayasasına göre görev sorumluluklarımızı yerine getirmekten ve aydınlık yolunda ilerlemekten alıkoyamayacaktır.
Ziyaret sırasında, Anıtkabirde bulunan vatandaşlar, Danıştay üyelerini alkışlayarak destek verdiler.