Kimi ilgilendirir ayrı, bu yazıyı ben yazdığıma göre, daha başlarken belirtmekte yarar görüyorum: Pek çok şeyle suçlandım bugüne dek, ama döneklik gündeme gelmedi hakkımda. Dolayısıyla, bir gocunma sorunum yok bu konuda. Öte yandan, insanın çizgi değiştirmemiş olmasını bir başına mutlak olumluluk kategorisine sokamayız: İnsan değişir, çizgisini değiştirebilir, doğal sayılması gereken bir durumdur.
Şüphesiz, her değişim döneklik damgası yemez, yemiyor. Öyle sanıyorum ki, döneklikte, taban tabana zıt bir çizgiye yerleşmiş olmaktan kaynaklanan bir vurgu sözkonusu: Bir komünistin antikomüniste dönüşmesi gibi.
İnsanın, bir dönem savunduğu değerlerin tam tersini savunmaya girişmesi bir parça tuhaf gene de: O kadar yanılmışsa, şimdi de bir o kadar yanılıyordur belki - bazılarında yanılma eğilimi şiddetli oluyor, neredeyse doğalarında var bu.
Ama, beni dönek diye vaftiz edilenlerin bir çoğunda göze çarpan bir başka özellik irkiltiyor asıl: Geçmişteki çizgilerine kin ve öfkeyle bakmaları. Kimilerinde öylesine köklü bir nefrete dönüyor ki o durum, şimdiki çizgilerini inandırıcı bulmak da güçleşiyor.
 |
| Cohn-Bendit - Yeşil Parti milletvekili |
Mayıs 68in önde gelen figürlerini göz önüne getirdiğinizde, benzeri bir panoramayla karşılaşabilirsiniz. Çoğu genç, çok genç, düpedüz toy insanlardı olay patlak verdiğinde, oluşmuş çizgilerden dem vurulamazdı. Giderek değiştiler, yumuşak ya da sert hareketlerle yön ve odak değiştirdiler. Gene kişisel olacak, ama dedim ya yazıyı yazan benim, neden olmasın, bana en sağlıklı görünen değişim Cohn-Benditinki: Kızıldan yola çıkıp ekolojik yeşile geçmeyi aşırı bir dönüşüm olarak değerlendirmiyorum. Ayrıca, on yıl kadar önce, birlikte katıldığımız bir açık oturumda kıran kırana tartışmış olmakla birlikte, mücadeleci ve sevimli kişiliğini seviyor, siyasal tavırlarını içten buluyorum.
Mayıs 68in Maocu liderlerinden biri şimdi Kilisenin çatısı altındaymış, niye olmasın?
 |
| Alain Touraine |
Bir başkası, Alain Touraine dostumuz, okkalı bir akademik serüveni sürdürüyor, biraz yılların törpülediği söylenebilir köktenciliğini, o kadarı doğaldır. Ya Glucksmann gibi, neredeyse ağzı köpükler içinde Mayıs 68e çullanan, sol kapsamına giren her şeye yaylım ateş saldıran birine ne demeli? Anlaşılan, 1968in en sıkı dönek kategorisinde böyleleri yeralıyor. Onlara açıkçası, yakınlık duyamıyorum.
Aynı kırk yıl içinde, Türkiyede de, irili ufaklı başkalaşımlardan geçildiğini gördük. Bir yanıyla doğal ve doğruydu bu:
 |
| Glucksman |
Bir yerde, konumda, öğretide, dünya görüşünde aradığını bulamayanların, düş kırıklığına uğrayan ya da yanıldıklarını düşünenlerin güzergâhlarını değiştirmeye hakları vardı, olmalıydı. Tersi kutupta, ki ben onları II. Dünya Savaşının bittiğini bilmediği için ormanda saklanmayı sürdüren Japon askeriyle özdeşleştiriyorum, hiçbir sorusuna yanıt getirmediği halde, bir tür kör iman sahibi gibi konumunu terk etmemeyi biricik meşrû davranış biçimi sayanlar görüyorduk.
Sorun şu ki, biri ya da öbürü olmak şart değildi. Bağımsız bireyler, kendilerine hesap vererek evrim geçirmeyi bilenler, nelerden vazgeçmenin, neleri korumak gerektiğinin farkında olmuş, kalmışlardır. Akıl da, duyarlık da sağlam kılavuzlardır. Ve bizi kördüğüm haline sokan, o ikisini yeterince kullanamamamız, geliştiremememizdir sonuçta. Bir ölçüsüzlükten ötekine öyle gidilmiştir.
Şimdi ondan, yerkürede yeni bir Mayıs 68 kalkışımına, egemen vandal düzene köktenci bir diklenişe dönme ihtiyacı kabarıyor.

Enis Baturun önceki yazılarıKırkıncı yılında Mayıs 68Konuşan bir kuş sanıyorum kendimiBabil (2)Babil (1)Evliya Çelebinin sönmez ışığıSol kol kopuk yaşamakKüçük Prensin uçağını düşüren adamFransıza Fransız kalmakGlucksmanngiller ve Mayıs 68Yeni Romanın Papası öldüGönülçelen VillepinKökü korunan kültür yaşarDevlet ve sanat: Dikenli tel üstün(d)eSimone ve gerisiAlmanya, Kara YıllarTütün kültürünü anlamıyorlarTürk aydınını Parise çekenFransız kültürü gerçekten öldü mü?
