Kırkıncı yılında Mayıs 68
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Cannes
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Kırkıncı yılında Mayıs 68

Mayıs 68, dayak yemeyi hak etmiş bir düzene karşı tekme tokat girişilen bir parantez oluşturmuştu. Sistem, bir daha öyle sopalanmamanın yolunu yordamını bulmakta gecikmedi. Bazı kazanımlar kalıcı oldu gene de. Bizim hâlâ kazanamadıklarımız...

İstanbul, Mayıs 2008

 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:04 TSİ 12 Mayıs 2008 Pazartesi

PARİS - Fransa, Mayıs 1968’in kırkıncı yılını kutluyor, selâmlıyor, tartışıyor birkaç aydır; bir yandan da güncel sorunlarıyla didişiyor, sık sık paralellikler kurmaya çalışarak: “Satın alma gücü”nün artacağına azalması, iş hayatının 35 saatlık hafta üzerinden sorgulanması... Bir de yeni soru atıldı ortaya şimdi: Yılda 37 resmi tatil günüyle Fransa yeryüzünün en tembel ülkesi mi? ABD’de resmi tatil olarak geçirilen gün sayısı 14’müş.
Haberin devamı

Bütün bunlar gerçekten de biribirileriyle bağlantılı ayrıca. Kırk yıl önce patlak veren Mayıs 68 olayları öğrenci ya da gençlik hareketine indirgenemezdi, Fransa’da örneğin, gündelik yaşamı bütünüyle felce uğratmıştı sendikal hareket. Şüphesiz, Paris’teki barikatlarda ve sökülen parke taşlarında simgeleşmişti Mayıs 68, ama dünyanın dörtbir yanında kaynamaya başlamıştı kan.

Hep olageldiği gibi, kişisel olarak beni asıl imrendiren, bugün, ortaya koyulan üretimin nitelikli niceliği. Kitabevi vitrinleri, tezgâhları hıncahınç yeni yayınlarla doldu hemen: Araştırması, yorumu, karşıyorumu, belgesi, belgeseli, albümü ve çocuk kitaplarıyla, antolojileriyle, ansiklopedisiyle kuşatılıyor Mayıs 68: Anlama ve anlamlandırma çabası yüksek düzeyde gene. Televizyon kendisine düşeni yapıyor ayrıca: Açık oturumlar, belgeseller, söyleşi programları ışık tutuyor fenomenin dörtbir cephesine. Daha ne olsun?
Fransa, Mayıs '68

Mayıs 68’i Melih Cevdet Anday’ın “Garip” hareketi için getirdiği yorumla ele alıyorum ben: Köhneleşmiş bir dünyanın üstünde birikmiş süflî yükleri silkeleyerek atmış, tutuculukları yerlebir etmiş, gereksiz ağırlıkları tasfiye etmiş, toplumsal dokuları arıtıp hafifletmişti. Bazen hareketin sokağı alabora etmesi iyidir, kan dolaşımını hızlandırır, ülkelerin beynine oksijen depolar.

Bir dolu aşırılığı olmamış mıydı peki, Mayıs 68’in? Her kalkışım böyledir, züccaciye dükkânına fil girmiş gibi olur bir parça. Gelgelelim, dükkândaki, artık hiçbir müşteriye seslenmeyen külüstür eşya da başka türlü gözden çıkarılamıyor besbelli.

Mayıs 68’in sayısız savsözü, duvar yazısı şık bir güldestede toplandı. Herkes kendi meşrebine göre yapacaktır seçimlerini, benim gözdelerim, Godard’la Debord arası dolaşan iki cümle.

Birincisi: “Toplum etobur bir çiçektir”. Bizde toplumun neredeyse dokunulmazlığı vardır, sağcısı da solcusu da toz kondurmaz ona. Bu hale kim getirmiştir peki bizi? Kimisi “ne var halimizde?” diyecektir; kimi milliyetçileri, kimi sofuları, kimi de laikleri sorumlu tutacaktır. Oysa, bir toplum hangi haldeyse, ondan kendisi sorumludur: “Öteki”ler değil. Sanırım bundan, “etobur çiçek” benzetmesi uygun görünüyor bana.

İkincisi: “Asla Çalışmayın”. Fırın Sokak’taki (Rue de Four) bir duvara yazılmış bu cümleyi bizzat Guy Debord’un kurduğu ve oraya kaktığı söylenir. Doğru ya da değil, yaraşıyor bu yakıştırma.

“Asla Çalışmayın”, Proudhon’un “Mülkiyet hırsızlıktır” cümlesi kadar köktenci, dolayısıyla hiçbir siyasetin benimsemeye yanaşmayacağı bir fikir sunuyor. Fransızlar, 1784 devrimini gerçekleştiren sınıfın devrimci niteliğini çarçabuk yitirdiğini (daha doğrusu geçici bir devrimcilikten muzdarip olduğunu), hızla semirmek için çalışan fakir kitleleri kullandığını Mayıs 68’e gelirken mi anlamışlardı?
Fransa, Mayıs '68

“Asla çalışmayın”, proleteryaya gönderilmiş bir mesaj değildir. Anarşist düşünce, durmuş saatı çağrıştırır ve günde bir (iki) kez doğruyu işaret eder: Burjuvaziyi sallamanın, aşağı çekmenin tek yolu “asla” çalışılmamasından geçerdi.

İşin kötüsü, tembel Fransa, bu savsözü burjuvaların baş tacı ettiğini gösteriyor, kullandıklarının değil. Emekçiler 35 saata içerliyor, 40 istiyorlar. Tüccar ve küçük esnaf durmadan tatilde, sanayiciler yöneticilerini çalıştırıyorlar zaten, düzen böyle sürüp gidiyor işte.

Mayıs 68, dayak yemeyi hak etmiş bir düzene karşı tekme tokat girişilen bir parantez oluşturmuştu. Sistem, bir daha öyle sopalanmamanın yolunu yordamını bulmakta gecikmedi. Bazı kazanımlar kalıcı oldu gene de. Hangileri mi? Bizim hâlâ kazanamadıklarımız galiba.

Enis Batur’un önceki yazıları

  • Konuşan bir kuş sanıyorum kendimi
  • Babil (2)
  • Babil (1)
  • Evliya Çelebi’nin sönmez ışığı
  • Sol kol kopuk yaşamak
  • Küçük Prens’in uçağını düşüren adam
  • Fransız’a Fransız kalmak
  • Glucksmann’giller ve Mayıs 68
  • Yeni Roman’ın ‘Papa’sı öldü
  • Gönülçelen Villepin
  • Kökü korunan kültür yaşar
  • Devlet ve sanat: Dikenli tel üstün(d)e
  • Simone ve gerisi
  • Almanya, Kara Yıllar
  • Tütün kültürünü anlamıyorlar
  • Türk aydınını Paris’e çeken
  • Fransız kültürü gerçekten öldü mü?

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                            Bu habere henüz yorum yapılmamış


    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları